Archive for seks

Cinsellik kadınları güzelleştiriyor


Seks hayatı düzenli kadınların güzel ve sağlıklı kaldıkları belirlendi.

Güzel olmak için yalnızca kremler ya da bitki özleriyle bakım uygulamak gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Artık güzelleşmenin seks yaparak da mümkün olduğu kanıtlandı. 3 bin 500 Amerikalı kadın üzerinde araştırma yapan bilimadamları, cinsel yaşamından memnun olan ve uzun yıllar seks yapan kadınların genç ve güzel kaldığını ortaya çıkarttı.

Mutluluk hormonu salgılanıyor
Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Haftada 3 defa seks yapan kadınlar, en az 10 yaş daha genç ve güzel görünüyorlar!

Stresi de önlüyor
İyi bir cinsel hayatın, beyin için de yararı büyük. Bunun sebebi ise beynin cinsel ilişki sırasında normalden çok daha fazla çalışıyor olması. Üstelik seksle birlikte başağrısı, stres gibi sorunlar da son buluyor. Kısacası, hem genç ve güzel kalmak hem de sağlığınızı korumak için uzmanlar seksi öneriyor.

Comments (28)

O çok ‘özel’!


Sevdiğiniz erkeğe, eşinize olan duygularınızı ona ne ölçüde hissettiriyorsunuz?

Onu dinleyin

Psikolog Dr.Alon Gratch konu ilginizi çekmese de onun heyecanla size anlattığı şeyleri dinlemeniz gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: �Diyalog kurmanın erkekler için duygusal bir anlamı var. Politika ya da spor hakkında sohbet ederek aranızda bir bağ kurabilirsiniz. Fakat konuşmanız esnasında çocukların her gün kıyafet kirletmesinden şikayet eder ya da ona konuyla alakasız birşeyler sorarsanız onu dinlemediğiniz düşüncesine kapılabilir�.

Erkek arkadaşlarıyla zaman geçirmesine izin verin

Eşinizin / sevgilinizin en iyi arkadaşı olduğunuz bir gerçek. Fakat arada bir kendi arkadaşlarıyla evin dışında vakit geçirmek istemesi çok doğal. Psikolog Dr. Joann Magdoff konuyla ilgili bakın neler söylüyor: �Erkekler dışarıda vakit geçirerek enerji toplar�.

Dışarıda vakit geçirmesine izin verin dediysek bu her geceyi dışarıda arkadaşlarıyla takılarak geçirecek manasına gelmiyor tabi. Diyelim ki 3 yaşın altında iki tane çocuğunuz var. Ona ayda bir kez nefes alması için gece çıkabileceğini söyleyin. Tabi siz de kendinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Eğer ikiniz de ilgilendiğiniz şeyleri yapmaya fırsat bulursanız başka bir deyişle evliliğiniz içinde kendinize biraz alan bırakırsanız flört dönemlerinizde birbirinizden etkilenmenize yol açan yönlerinizi sonsuza kadar korursunuz.

Onu düşündüğünüzü her fırsatta gösterin

�The Truth About Love� adlı kitabın yazarı Pat Love partnerimizi düşünerek yaptığımız birçok hareketin ilişkiye olumlu etki ettiğinin altını çiziyor ve ekliyor: �Sigarasının bitmek üzere olduğunu fark ettiğimde yenisini alıp ona veriyorum ve bu davranışım onu çok sevindiriyor. İşinde çok stresli günler geçirdiği bir dönemde ev için yapmakla yükümlü olduğu bir işin sorumluluğunu üzerinden alın. Örneğin kasap alışverişini yapıyorsa o dönemde bu alışverişi siz üstlenin. Ona da kendine ayıracak daha çok zaman kalsın. Bu davranışınız karşısında sizin onu ne kadar düşündüğünüzü anlayacak�.

Onu takdir ettiğinizi belli edin

Erkeklerin öz güveni işteki, yataktaki ve özel hayatındaki başarısıyla doğru orantılıdır. O hayatının sonuna kadar yaptığı işlerde annesinin onayını almak isteyecektir. Şu durumda hayatında onay beklediği o kadının yerini siz almış oluyorsunuz. Dr. Gratch konuyla ilgili bakın neler söylüyor: �Maaşına zam yapıldığında ona �Oley! Eve daha çok para girecek� demek yerine �Sonunda senin ne kadar başarılı bir adam olduğunu gördüler� deyin�.

Ona annelik yapmayın

Arabayı yavaş sürmesini, ailesini düzenli bir şekilde aramasını ya da sağlığına dikkat etmesini söyleseniz bile o bunları yapmak istediğinde tavsiyelerinize uyacaktır. Bu tarz konularda ona fazla yüklenirseniz her şey geri tepebilir. Dr. Gratch şunları söylüyor: �Ona annelik yaparsanız bir çocuk gibi davranır. Sorumsuz davranışlarını kontrol etmeyi bırakarak ona en güzel hediyeyi verirsiniz. Yaptığı hatalardan ders almayı öğrenmeli�.

Hayal kurmasını engellemeyin

Bir gün size gelip �İleride Afrika�ya gidip bir süre orada kalacağım� derse ona sakın �peki ya çocuklara kim bakacak?� demeyin. Hayatımızın bu aşamasında elimizde birçok şey yapmak için imkan varken aslında bize bunları yapacak çok az zaman ve imkan kalıyor. Herkesin hayalleri var. Bırakın o da hayaller kursun. Yazar Love şöyle konuşuyor: �Çok uçuk bir hayali olabilir. Böyle bir hayal için tepki verirken ona destek olmak mı istersiniz yoksa hayallerini kursağında bırakmak mı?�

Yorum Yapın

Kadınlar seksi nasıl yaşıyor


Erkeklerin cinsel yaşamdan beklentilerini aşağı yukarı biliyoruz: Zevk, heyecan, tutku ve eğer mümkünse ufak tefek oyunlar… Oysa kadınlar için durum biraz daha karışık, çünkü biz seksi çok daha farklı boyutlarıyla yaşamanın peşindeyiz.

Cinsellik hem erkekler, hem de ka­dınlar için hayatın vazgeçilmez bir parçası… Ancak bu, iki cinsin seksi aynı şekilde yaşadığı anlamına gelmiyor.

Erkekler için cinsel hazzın temelinde biyolojik bir ihtiyacı karşılama ve rahatlama içgüdüsü ağır basarken ka­dınlar, bambaşka duygu ve düşüncelerle yatağa giriyorlar. Yani toplumsal önyargı­ların aksine erkekler sekse daha meraklı oldukları halde cinsel ilişkide klasik kalıp­larla yetinirlerken, kadınlar ilişkiye renk katmak için büyük çaba harcıyor, hayatlarının her alanı gibi cinsel yaşamlarını da ara ara gözden geçirilip yenilenmesi gereken bir bütün olarak görüyorlar. Üstelik bu sır­lardan bazıları, yüzyıllardır devam eden ve her toplumda kabul gören birtakım basma­kalıp düşünceleri de yalanlıyor. İşte kadın­ların cinselliği nasıl yaşadığına dair bazı ipuçları ve bilinmeyen gerçekler…

Daha fazla hareket istiyorlar: Demiştik ya, erkeklerin sekse daha meraklı olmaları onların daha yaratıcı oldukları ve tutkulu bir cinsel yaşam yolunda daha fazla çaba gösterdikleri anlamına gelmiyor. Aksine, kendine ve partnerine ön sevişmeyi çok gö-renler bile var. Onlar için asıl olan, cinsel birleşme ve boşalma anı. Oysa kadınlar için cinsel birleşmenin öncesi ve sonrası da en az kendisi kadar büyük önem taşıyor.. Onlar daha hareketli, yeniliklere daha açık, farklı tatlar alabilecekleri, değişken bir cin­sellik arayışı içindeler. Zaten uzun vadeli ilişkilerde ister istemez monotonlaşan cin­sel hayatı yeni bir heyecan dalgasıyla ta­zelemek için çaba gösterenler de çoğun­lukla kadınlar oluyor. Seksi bir iç çamaşırı, romantik bir akşam yemeği, küçük sürpriz­ler, yeni fanteziler… Genellikle bu tarz fi­kirlerin arkasında erkekleri bulmak pek mümkün değil. Onlar kendilerine sunulan zevklerin tadını çıkarmakla yetiniyor ama daha durağan, daha klasik ve daha tek renkli bir cinsel hayattan da şikayet etmiyorlar. Yani kadınlar için seks, erkekler için olduğundan çok daha farklı bir anlam taşıyor. Evli kadınlar da seksi seviyorlar; Evliliğin aşk­la birlikte cinsel zevki de öldürdüğü yolun­daki bütün tezler palavra… Evli kadınların çoğu, seksi “bitmeyen bir balayı” tadında yaşamanın hayalini kuruyorlar.

Kocalarının onlara hep aynı tutkuyla sarılmasını, yıllar sonra bile ilk sevişmenin heyecanıy­la sevişmeyi, kocalarıyla aralarındaki sevgililik ilişkisinin ve tutkunun sürmesini isti­yorlar. Oysa çoğu erkek kendini sevgilisi ya da nişanlısı konumundaki kadını nikaha kadar elinde tutmak ve etkilemek zorunda hissetse bile, nikahtan sonra gevşiyor ve ilişkiyi cinsellik de dahil her yönden boşluyor. Evliliğin kaçınılmaz olarak rutinleşme tehlikesine düştüğü dönemlerde bunu fark eden ve durumu değiştirmek için çaba gös­teren genellikle kadın oluyor. Ancak tabii ki bu tek taraflı çaba yeterli değil ve ilişki­nin her açıdan olduğu gibi cinsellik yönün-den de sıradanlasma tuzağına düşmesi ka­çınılmaz. Yine de ne olursa olsun kadınla­rın evlenince yatakta tembelleştikleri ya da evli kadınların seksi sevmedikleri düşüncesi son derece yanlış…

Cinselliği aşkla birlikte yaşamak istiyorlar: Pek çok kadının hayatında en az bir adet tek gecelik ilişki, sadece fiziksel çekimden yola çıkılarak yaşanan bir cinsellik, salt be­densel hazları tatmin uğruna gerçekleşen bir sevişme vardır. Ancak bütün bunlar, ka­dınların cinselliğe duygularını da karıştır­dıkları gerçeğini değiştirmiyor. Onlar için aşk, paylaşım, şefkat ve ilgi “mükemmel teknikten” önce geliyor. Cinsel tatmin an­cak duygusal tatminle bütünleştiğinde an­lam ve değer kazanıyor. İster yeni başla­yan bir ilişkide olsun, ister yıllardır süren bir beraberlikte, her kadın cinselliği yaşa­dığı erkek için özel olmak ve onda hayranlık uyandırmak istiyor.

Kadınların çok bü­yük bir kısmı, hatta savunma mekanizma­larını çalıştırıp aksini iddia edenler bile sek­si sadece seks olarak görmeyi başaramı­yor, özellikle ilk sevişmeden sonra ciddi bir beklenti içine giriyor, erkekler gibi rahat rahat kapıyı arkalarından çekip çıkamıyor, o en mahrem anların izlerini üzerlerinde taşıyorlar. Karşı tarafın bakış açışı farklı ol­duğu zaman da hayal kınklığına uğruyor, acı çekiyor ve bunalıma sürükleniyorlar. Onlar için nitelik nicelikten önce geliyor: İş­te kadınlarla erkeklerin sekse bakış açıları arasındaki en büyük farklardan biri… Er­kekler nasıl ki yemek konusunda pek seçi­ci davranmıyorlarsa, yatakta da önlerine her konanı “yiyebiliyorlar.” Ama bugüne kadar kaç kadınla birlikte oldukları, cinsel tatmin ve erkekliğin ispatı açısından büyük önem taşıyor. Kadınlarsa tam aksine nite­likten çok niceliğe önem veriyorlar. Erkeklere has “Ne sevişsem kar…” düşüncesinin yerini kadınlar da “Bir kere olsun, tam ol­sun” fikri alıyor. Tatmin edici olmayan, hiç­bir anlam ifade etmeyen, özelliksiz ve tat­sız seks, kadınların tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Yani onlar için sayı değil, ka­lite belirleyici… Haftada bir kere gerçekle­şen, ama fantezilerle zenginleştirilmiş, renk­li, eğlenceli ve yaratıcı bir sevişmeyi her gün yaşanan yavan, sıradan, öylesine bir cinsel ilişkiye bin kere tercih ediyorlar.

Seks hakkında konuşmaktan korkmuyorlar: Cinsellikten söz etmenin erkeklere has bir özellik olduğu düşüncesi de bir başka yan­lış düşünce… Çünkü arkadaşlarla bir araya gelince cinsel içerikli espriler yapmak, bel­den aşağı fıkralar anlatmak, dünyaca ünlü bir seks ilahesini çok beğendiğini ve onunla bir gece birlikte olmak için her şeyi yapabileceğini söylemek ne yazık ki seks hak­kında konuşmak anlamına gelmiyor. Asıl önemli olan gerektiğinde sorunlardan bah­sedebilmek, onları çözmeye çalışmak, is­tekleri ve şikayetleri dile getirmek, gerek­tiğinde bazı değişiklikler yapmaya cesaret edebilmek… Bunu da erkekler değil, kadın­lar yapıyor. Onlar cinsel hayatlarını gözden geçirme, kendilerini eleştirme, duygularını ve beklentilerini dile getirme, yani genel olarak seksten bahsetme konusunda çok daha cesurlar.

Erkeklerse arkadaşlarıyla konuşurken aslan kesildikleri, cinsellik hak­kında atıp tuttukları halde iş ikili ilişkiye geldiğinde, yani bu konuyu sevdikleri ve ya­taklarını paylaştıkları kadınla konuşmaları söz konusu olduğunda tuhaf bir biçimde suskunlaşıyor, içlerine kapanıyor ve bu tip konuşmaları gereksiz bulduklarını belli eden hareketler yapıyorlar.

Kaynak: Kanal Elele

Comments (22)

Kadınınızı Sekse Hazırlayın


Uyarılmak sadece erkeklere özgü bir duygu değil! Kadının arzularını kamçılayan afrodizyaklar da var. İşte size kadının gizli noktalarını tanıma fırsatı

Fıkır fıkır bir Latin müziği eşliğinde yapılan dans, lüks ve ihtişam içinde yaşanan bir hayat, erkeksi kalın bir ses tonu kadını çıldırtan etkenlerin sadece birkaçı… Uzmanlara göre, bir kadını baştan çıkaran, cinsellik güdülerini harekete geçiren uyarıcılar şöyle sıralanıyor:

İlle de tango
Dans etmek, zaten erotizmi çağrıştıran bir aktivitedir. Özellikle de Güney Amerika dansları, kadın ve erkekten oluşan çiftin kıvrak hareketlerinden oluştuğu için cinsel sinyaller yayar. Fakat bu dansların içinde tango çok özel bir yere sahip. O, Arjantin’in dünyaya en güzel armağanı. Soylu, duygusal, ateşli, tutku dolu, vahşi ve kıpkırmızı… Tam bir afrodizyak.

Lüks hayat
Kadınlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar lüksü severler. Altınlar, pırlantalar, kristaller, mücevherler, pahalı arabalar, kürkler, görkemli evler ve yüzme havuzları onları her zaman etkiler. Bunlar bakma, dokunma ve kendini kaybetme isteği uyandıran detaylardır. Onlara sahip olsalar da olmasalar da.

Parfümü azımsamayın
Parfümler, uyarıcılar arasında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Çiçeksi olanlar masumiyetin erotizmini, baharatlı ve keskin olanlar şehveti ve vahşi seksi, kadınsı olanlar ise dişi bedeninin o kendine özgü cinselliğini yansıtırlar. Kadının kendini seksi hissetmesi için seksi bir koku sürmesi yeter de artar bile. Üstelik kokusuyla yarattığı hava yalnızca kendisinde değil, erkeklerde de cinsel çağrışımlar uyandırır.

Brezilya büyüsü
Eskiden çılgın aşkların ve erotizmin tapınağı İtalya olarak kabul edilirdi. Tabii bunda İtalyan erkeklerin de büyük payı vardı. Oysa artık seksin merkezi Brezilya. Sıcak iklimiyle, müziğiyle, dansıyla, buram buram cinsellik kokan tropik havasıyla kadınları müthiş tahrik ediyor.

Şampanya kadehi
Kadınlar erkek vücudundan hoşlanmalarına rağmen, biçimi kendi vücutlarına benzeyen objeleri görünce seksi hatırlıyorlar. İnceliğin ve zarafetin sembolü olan şampanya kadehleri onlara romantizmi ve ateşli geceleri çağrıştırıyor.

Bronz ten uyarır
Güneşin sarı-sıcak ışığını anımsatan, buğday rengi bir tene hiçbir kadın dayanamaz. Süt beyazı bir erkek vücudu ise çoğu kadına itici gelir. Bronz ten, kadınlarda dokunma isteği uyandırıyor. Bütün bir yaz mevsimini plajda kavrularak geçirmelerinin sebebiyse, aynı isteğin erkeklerde de olduğunu düşünmeleridir.

Seks romanları
Seks, ten temasından önce kelimelerle başlar ve bu da erotik romanları kadınların gözünde çok ‘iştah açıcı’ hale getirir. Bu romanlar seksi sözcüklerle dile getirerek okurların hayal güçlerini harekete geçirir, fantezilerini ateşler ve anlatılan sevişmeyi kafalarında canlandırmalarını sağlar.

Erkeksi ses
Kadınlar tüm duyu organlarıyla yaşar demiştik. Tarkan’ı seyretmekten haz alırlar, kremalı çilek yemekten, güçlü kaslara dokunmaktan da. Tok ve davudi sesli bir erkeğin onlara anlattıklarını da dinlemekten aynı derecede haz alırlar. Çoğu zaman böyle bir ses görüntünün dahi önüne geçer.

Comments (2)

Cinsel IQ’nuz kaç?

Avrupa Cinsel Tıp Derneği’nin Londra’daki kongresinde ünlü kadın seksolog Dr. Carmita Abdo, erkeklerin cinsel tatmin ve mutluluğunu ölçen 10 soruluk bir ‘Cinsel IQ’ testi sundu.

Dr. Abdo’nun geliştirdiği test, cinsel yaşamın ve seksin kalitesini ölçmek için uluslararası standartlar içeriyor. Yani ülkelere göre değişen bir şey değil, her yerde geçerli… Brezilyalı Dr. Abdo, Sao Paulo Üniversitesi Tıp Fakültesi yöneticilerinden. Psikiyatri Enstitüsü Cinsel Bozuklukların Tedavisi Kliniği’nin başında. Hazırladığı test, ereksiyon kalitesiyle cinsel tatmin arasında doğrudan bağlantı olduğunu gösteren araştırmalardan yola çıkılarak geliştirildi. Cinsel ilişki kalitesi, ön sevişme, ereksiyon, cinsel birleşme ve orgazm gibi ilişkinin tüm aşamalarını kapsayan 10 soruluk bir anket. Dr. Abdo, cinsel IQ testinin, kişinin cinsel tutumlarını hem duygusal hem de fiziksel açıdan değerlendiren basit fakat etkili bir çalışma olduğunu söylüyor. Dr. Abdo’ya göre, cinsel IQ, ‘yatakta iyi olmak’ konusunda objektif bir değerlendirme sağlıyor. ‘Böylece her zaman büyük ilgi ve spekülasyon konusu olan cinsel performansın yeterince iyi olup olmadığı değerlendirilebiliyor’ diyor.

10 soruluk test

Bu test erkekler için hazırlanmıştır. Cinsel yaşamlarının son altı ayına bakarak aşağıdaki 10 soruya cevap vermeleri gerekiyor. Cevaplardan her biri, cinsel doyumun sıklığına ve derecesine bağlı olarak 1 ile 5 arasında bir puanla değerlendiriliyor. Hiçbir zaman seçeneği 1 puan, nadiren 2, zaman zaman 3, çoğu zaman 4, her zaman 5 puan olarak hesaplanıyor. Puanların toplamı 2 ile çarpıldığında 100 üzerinden ‘Cinsel IQ’ puanı ortaya çıkıyor. Yalnız burada önemli bir nokta var. Lütfen sorulara dürüst yanıtlar verin.

1. Libidonuz cinsel ilişkiyi başlatmaya yetecek kadar yüksek mi?
1 2 3 4 5

2. Cinsel çekiciliğinizin, partnerinizi yatağa gitmeye ve doyurucu bir cinsel ilişkide bulunmaya yöneltecek kadar yüksek olduğunu düşünüyor musunuz?
1 2 3 4 5

3. Ön sevişme sürecinin hem sizin hem de partneriniz için zevkli ve doyurucu olduğunu düşünüyor musunuz?
1 2 3 4 5

4. Partnerinizin cinsel doyuma ulaşması sizin cinsel performansınızı etkiliyor mu?
1 2 3 4 5

5. Ereksiyonunuzu, cinsel ilişkiyi doyurucu bir orgazmla sonuçlandırmaya yetecek kadar koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

6. Cinsel olarak uyarıldığınızda, penisiniz, cinsel ilişkiyi doyurucu bir orgazma taşıyacak kadar sertleşiyor mu?
1 2 3 4 5

7. Cinsel etkinlik sırasında penisinizin sertliğini koruyabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

8. Boşalma sürecinizi kontrol edebiliyor ve böylece cinsel etkinliği siz istediğiniz sürece uzatabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

9. Seks sırasında orgazm olabiliyor musunuz?
1 2 3 4 5

10. Cinsel performansınız sizi yatakta daha maceracı olmaya (örneğin farklı pozisyonlar denemeye, vb.) veya daha sık seks yapmaya yöneltiyor mu?
1 2 3 4 5

Sonuçlar

80-100
Ateşli aşk yaşamı

Cinsel bakımdan kendimden çok memnunum ve seks yaşamımın zevkini sonuna kadar çıkarıyorum. Ön sevişme, ereksiyon, orgazm, her şey iyi.

60-80
Sıcak aşk yaşamı

Seks yapmaktan zevk alıyorum, fakat geliştirmem gereken bazı noktalar var. Örneğin belki biraz ön sevişmeden daha fazla zevk almaya çalışmam gerekiyor.

40-60
Soğuk aşk yaşamı

Cinsel yaşamımın daha iyi olabileceğini görüyor, üzülüyorum. Bu konuda en büyük sıkıntım yeterince konsantre olamamam.

20-40
Hayal kırıklığı

Seks yaşamımdan yeterince doyum sağlamadığımı hissediyorum. Sorun nerede acaba? İstesem de olmuyor. Ciddi bir ereksiyon problemim var.

0-20
Sadece hüsran

İyi bir kitaptan, seks yaşamımdan aldığım zevkten daha fazla zevk aldığım şeklinde ciddi endişelerim var. Ya da ne bileyim bir futbol maçından.

Kaynak: Komsu.Net

Yorum Yapın

Seks Yogası

Cinsel enerji, en yaratıcı enerjidir. Eğer derinliklerine bakarsanız, büyük ve yaratıcı olanaklarını görebilirsiniz. Seksin sadece küçük bir yanı çocuklarınızı size sağlamış olmasıdır. Öteki, yani daha yüksek yanı, sizin sonsuzlukta yaşayabilmenize imkan oluşturmasıdır. Cinsel enerji, yaşam enerjisidir. Bedenin gerçeğini kavrayan kişi, evrenin gerçeğini de kavrayacaktır.” Uzakdoğu kökenli “seks yogası” olan “tantra”nın felsefesini özetleyen bu cümleler Uzakdoğulu bilge Bhagwan Shree Rajneesh’e, takipçileri tarafından kullanılan adıyla Osho’ya ait, “Okşanırken tatlı prenses, sevişmeye ebedi yaşam gibi katıl”, “Öteki yalnızca bir kapıdır. Bir erkekle sevişirken aslında varoluşun kendisiyle sevişiyorsun”, “Seks yalnızca başlangıçtır, son değildir. Ama başlangıcı kaçırırsan, sonu da kaçırırsın”. Bu cümleler de seksi temel enerji olarak alıp, onu dönüştürme ve yaşamı daha doyumlu bir hale getirme yöntemlerini içeren seks yogasının özünü anlatıyor.

Zamanımızda cinselliğimizle yüz yüze gelmek konusunda önceki dönemlere kıyasla daha çok ilerleme kaydediyoruz. Sigmund Freud ve takipçilerinin çalışmaları, “cinsel tabu”cular ve toplumsal hayatın “gönüllü ahlak polisleri” gibi, insanların seks yaşamlarının karanlık köşelerde, utanç içinde yerine getirilmesi gereken müstehcen, onur kırıcı ve önemsiz bir şey olarak tanımlama eğiliminde olanları, yollarından döndürdü. Batı’da seks ancak Freud’dan sonra daha rahat bir şekilde açığa çıkabildi. Oysa binlerce yıl önce Uzakdoğu, seks konusundaki kompleksleri aşmış ve onu yaşamın bir parçası olarak kabullenmişti.

Seks yogasında, kadın ve erkeğin cinsel ilişkisi, insan yaşamının tamamlayıcı bir parçası ve daha gelişmiş bir insan ırkına doğru evrimsel gelişmenin bir parçası olarak algılanıyor. Sevgi, şefkat, saygı, onur ve kutsallık, insanın daha göze görünür olan diğer fiziksel nitelikleri kadar, onun bir parçası olarak görülüyor. Seks yogasmda dişi, erkekten daha aşağı değil, biri diğerine zıt değiller; fakat her ikisi de yaşamın daha yüksek, daha tam ve daha derin zevklerini yansıtan bir birliği arıyor ve buna ulaşıyorlar. Seks yogası, bu birliğe hazırlanmak için eğitim ve disiplin sağlıyor. Bu bilgi, kadim tantra bilgeliğine’ dayanıyor. “Tantra yoga”, insan cinselliğiyle ilgilenen tek yoga türü. Karmaşanın yerine zevk, çaresizliğin yerine umut sunuyor. Hem de izlediği yöntemler ve öğrettiği adımlarla sadece yatakta değil; hayatın her alanında.

Seks ayininden utanmayalım

20 yıldan uzun bir süre jinekoloji ve psikosomatik tıp konusunda çalışmalar yapan, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık gibi pek çok konuda araştırmaları bulunan Omar Carrisun, “Tantrik düşünce ve yöntemler, doğru eşle, doğru zamanda ve doğru bir zihin durumunda yapılan cinsel birleşme, yaşamda yeni bir boyuta giden kapıyı açmanızı sağlar” diyor ve şöyle devam ediyor: “Günümüzde çok fazla erkek ve kadın kendilerini aslında hoşlanmadıkları kişilerle cinsel birleşme yaşamak zorunda hissediyorlar. Bu deneyimi, asgari bir zevk, azami bir yetersizlik ve hüsran duygusu hissederek aynı kişiyle ya da farklı eşlerle tekrarlıyorlar. Oysa seksin bir zorunluluk değil de seçim olduğunu, eşlerin de utanç verici, yavan bir süreçteki bir piyondan daha değerli ve arzulanabilir olduğunu düşünselerdi, ıstırapları sona ererdi.”

Seks yogası öğrencileri olan guruların söylediklerine göre, tantranın cinsel prensiplerini içten bir şekilde inceleyip uygularsanız, cinsel birleşmenin tacı olan kendinden geçme anını, şimdi bildiğiniz gibi kısacık birkaç saniyeden bir saat ya da daha fazla bir zamana yayabilirsiniz. Bu aslında uzatmadan da öte. “Tantrik seks”, yorgunluk ye tükenmeyle değil, tam gevşeme ve yeniden canlanmayla sona eriyor.

Osho, seks yogasının temelleri olan “sutra”ları şöyle sıralıyor: “Birinci sutraya göre, cinsel birleşme süresince, başlangıçtaki ateşi korumaya özen gösterin ve ateşi sonlandıran közleri önleyin, ikinci sutra’ya göre kucaklaşma anı duyularınızı yapraklar gibi sarsıyorsa, kiminle kucaklaştığınıza bakmadan kendinizi bu sarsıntıya bırakın. Üçüncü sutraya göre hiç bir dokunuş olmadan, sadece birleşmeyi hissetmenin bile bir dönüşüm olduğunun farkına varın.”

Osho, tantra felsefesini gündelik hayatın bir parçası yapmanız için başka birkaç öneride daha bulunuyor: “Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşını görüp sevindiğinizde, bu sevinci her yanınıza sindirin. Bunu, hoş hissettiğiniz pek çok farklı anda yapabilirsiniz. Öfkelendiğiniz zaman sizde bu öfkeyi uyandıran insana odaklanmayın; öfkenize odaklanın. O kişiye içinizde yatan bu gizli gücü açığa çıkardığı için minnet duyun. O sizde bir yere çarptı ve o çarptığı yerde aslında gizli bir yara vardı. Sadece bunun farkına varın. Sonra olumlu ve olumsuz duygularınızla ilgili farkındalıklarınızı kendiniz için kullanın. Farkına varmanız, bir şeyi derinleştiriyorsa bu iyi bir şeydir. Bir şey, farkına varmanız sayesinde yavaş yavaş yok oluyorsa bu kötüdür.”

Seksin sekiz yönü

Tantrik Hindu metinlerinde cinsel birleşmenin sekiz yönü olduğu anlatılıyor: “Smarnanam” yani düşüncenin sekse odaklanmasına izin vermek, “kirtanam” yani bir başkasıyla seks konuşmak, “keli” yani karşı cinse eşlik etmek, “prekshenam” yani flört etmek, “guhyabhashanam” yani karşı cinsle samimi konuşma yapmak, “sarrtkalpa” yani cinsel ilişki arzusu, “adhyavasayam” yani kendini ona vermek için kesin karar ve “kriyanishpatti” yani fiziksel birleşme.

İşte seks yogası, tüm bu aşamaların farkına varmayı, orada gizlenen gücü açığa çıkarmayı ve bedeninizi kullanmayı öğretiyor. Omurganın seks yogasında büyük önemi var. Çünkü omurga, varlığın merkezi ekseni. Her biri farklı sinir sistemlerine bağlı olan omurlar da, omurilikten kuyruksokumuna kadar uzanan merkezi omurilik kanalı da seks yogası için yaşamsal. Çünkü tantra uygulamaları, bu geçit boyunca “kundalini” denilen, uyuyan gizemli gücü, omurganın tabanından başa doğru yükseltiyor. Kundalini, yükselirken beyne doğru giden yoldaki, adlarına “çakra” denilen, yedi güç merkezini harekete geçiriyor. Çakralar Uzakdoğu bilimlerine göre insanların yaşam enerjilerini aldığı ve beden içinde döndürürek dağıttığı yerler.

Eğer seks yogası yapmak istiyorsanız, nefes alma tekniklerini öğrenmelisiniz. Gün içinde çok kısa aralar dışında nefes her iki burun deliğinden eşit olarak akmıyor. Bunun yerine yaklaşık 24 dakika boyunca sol burun deliğinden çıkıyor, sonra bu kadar süre için sağ burun deliğine geçiyor. Omurgadaki sağ ve sol oluklarda yer alan enerji kanalları, burun deliklerine kozmik enerji taşıyorlar. Sağ burun deliğinden akan akım eril, elektrikli, sıcak ve astral görüşe göre ateş kırmızısı renginde. Gurular bunu “güneş nefesi” diye adlandırıyorlar. Sol burun deliğinden akan yaşamsal hava ise dişi, manyetik, serin ve astral görüşe göre soluk beyaz renkte. Buna “ay nefesi” deniyor. Seks yogası konusunda deneyimli olanlar, nefeslerinin sağ ya da sol burun deliğinden akışını kontrol ederek günlük hayatlarındaki pek çok konuya hükmedebiliyorlar. Örneğin genel olarak fiziksel çaba, tutku, kuvvet ya da mücadele içeren tüm eylemler, seks, aktif sporlar, kumar ve hile ya da yarışmalar, nefes sağ burun deliğinden akarken kişiye başarı vaad ediyor. Müzik yapmak, dans, ibadet, herhangi bir konuda kursa başlamak, bilimsel çalışmalar, tohum ekmek, düğün törenleri gibi aktivitelerse, nefes sol burun deliğinden akarken daha doyurucu oluyor. Tantrayı ileri düzeyde uygulayanlar nefes akışını sadece irade ile kontrol edebiliyorlar. Tantrik metinlerde, gün doğumundan gün batımına kadar sadece sol burun deliğinden, gün batımından gün doğumuna kadar da sağ burun deliğinden nefes alınmasının hastalıkları uzak tuttuğu. Ömrü uzattığı ve bilgelik bahşedeceği de iddia ediliyor.

Nefes akışına hakim olmak, tüm tantra uygulamalarında işlevsel bir devamlılık
sağlıyor. Hindistan ve Tibet’te neredeyse guru sayısı kadar farklı nefes alma tekniği var. Ama tüm seks yogası yöntemlerinin üç soluma aşamasıyla ilişkisi bulunuyor: Nefes alma, tutma ve nefesi verme. Temel nokta, bu soluma döngüsünün üç anı arasında doğru oran kurarak ahenk sağlamak. Çünkü nefes almak, insanın bioritminin formunu da belirliyor. Solunum oranını yavaşlatıp hızlandırırsanız hem fiziksel, hem de” zihinsel değişiklikler ortaya çıkıyor.

Tantracılar, düşüncelerini kontrol etmek istedikleri kişinin solunum oranına dikkat ederek, istedikleri herhangi biriyle telepatik iletişim kurabiliyorlar. Hatta bu şekilde diğer kişinin soluma hızını artırabiliyor ya da yavaşla tabiliyorlar.

Renklerin sekse etkisi

Hindistan ve İran’daki ilk gizemcilik okullarından bazılarında müritler yıllar boyunca tek bir rengin doğasını ve etkisini incelerlermiş. Örneğin mor ışık, dişi hormonların faaliyetini artırıyor, kırmızı ışık erkek üreme organlarını harekete geçiriyor. Seks yogasının asıl odak noktasını oluşturan gizli cinsel birleşme ayinine hazırlananlar, arınma safhasında renkleri kullanıyorlar. İnsan bedenindeki yedi enerji merkezi yani çakra, yedi renge karşılık geliyor. Kuyruk sokumunun olduğu kök çakra kırmızı, göbeğin iki parmak altındaki çakra sarı, göğüs kafesinin altındaki güneş çakrası sarı, kalbimizin olduğu yerdeki çakra yeşil, boğazımızın bulunduğu yerdeki çakra mavi, alnımızın ortasındaki çakra çivit ve kafamızın tepesindeki çakra mor renge sahip.

Nefes ve renkler kadar sesin de tantrada büyük önemi var. Yapılan araştırmalar bir araba kornasından çıkan 90 desibellik bir gürültünün bile kalbe pompalanan kan miktarını iki katına çıkardığını ortaya koymuş. Tantraya göre alfabenin her harfin çıkarmamızı sağladığı sesin, bir enerji titreşim gücü bulunuyor. Örneğin tantra metinlerine göre “Om” sesi tüm yaradılışı kapsıyor. Güç sözlerinin en büyüğü olarak kabul edilen bu söz, doğru bir şekilde söylendiği zaman bedende ve zihinde ahenk ve denge yaratıyor. Sesler üzerinde deneyimler yaşamak, tantrayı öğrenen kisiye kendi iç sesini duyma ve farklı iç seslerin ne anlama geldiğini ayırt edebilme yeteneği kazandırıyor.

Koku eğitimi de tantranın önemli adımlarından biri. Her yaşamın kendine özgü bir kokusu bulunuyor. Kötü bir yaşam da tıpkı azizlerin yaşamı gibi belli bir koku yayıyor. Bir keresinde ünlü Fransız dedektifi Vidocq şöyle demiş: “Beni bin kişilik bir kalabalığın ortasına koyun. Sadece koku duyusuyla ahlak yasalarını ihlal edenleri ayırt edeyim.” Vidocq, suç içeren her mesleğin kendine özgü bir kokusu olduğunu ve kendisinin bunları ayırt edebildiğini söylüyordu. Mesleğindeki sürekli başarısı belki de bunun bir kanıtıydı.

En afrodizyak kokular

Tantraya göre koku, insanın en eski içgüdüleri olan seksi ve dini güdüleri etkilemenin en kadim yolu. Güzel kokuların gizli gücünü bilen eski uygarlıklardaki rahipler ve büyücüler bedene sürülen yağları ve değerli merhemleri öyle güçlü bir şekilde hazırlamışlar ki, bunların bir kısmının kokusu binlerce yıl dayanmış. Kokunun gücünün en büyük ispatı ünlü fahişelerin ve büyüleyici kadınların tarihlerinde yer alıyor. Hem kutsal, hem de din dışı edebiyat, erkekler üstündeki tuhaf güçlerini çoğunlukla sihirli parfüm sanatına borçlu olan İsrail kralı Ahab’ın karısı İzabel, Samson’un Delilah’sı, Kleopatra, Kraliçe Josephine gibi kadınların hikayeleriyle dolu. Shakespeare, “Antomus ve Cleopatra” adlı oyununda Nil kraliçesinden şöyle bahsediyor; “O kadar parfüm sürmüştü ki, rüzgarlar sevdalanmıştı”.

Örneğin seks açısından en ünlü kokulardan ve afrodizyak yönü çok güçlü olan tek bir misk tanesi bile, hacminde dikkate değer hiçbir eksiklik olmadan birkaç milyon küp havayı kokutabiliyor. Ama tek damlası bir odayı uzun süre kokutan miskin yarım kilosu 40 bin dolara satılıyor. Her zaman misk kokusuyla dolu dantel bir mendil taşıyan Kraliçe Josephine’in de en sevdiği kokuymuş bu. Söylentilere göre Napolyon’un tutkusunu alevlendirmek için bunu o kadar çok kullanırmış ki, dairesinin duvarlarından yıllar sonra bile bu koku yayılıyormuş.

Sesk yogası uzmanlarının da özellikle kullandığı kokular var. Onlar kokulardan, kundalini enerjisinin çöreklendiği kuyruk sokumunu uyarmak için yararlanıyorlar. Seks ayinlerinde daha çok misk, yasemin, paçuli, hint sümbülü, sandal ağacı ve safran kullanıyorlar. Bazı tantracılar cinsel ritüeller sırasında partnerlerinin bedenlerinin farklı bölümlerini farklı parfümlerle sıvıyorlar. Eller için yasemin yağı, yanak ve göğüsler için paçuli, kasıklar için misk, uyluklar için sandal ağacı ve ayaklar için de safran. Siz de bunu sevişirken deneyin; ancak sentetik kokulardan kaçının.

Bu yöntemleri iyi bilmenin ötesinde iyi bir seks yogası uygulayıcısı olmak istiyorsanız, tutkuları, tembelliği, asılsız bilgiyi ve öfkeyi de aşmış olmanız gerekiyor. Benzer şekilde zeki, duyularını kontrol edebilen, tüm varlıkları incitmekten kaçınan, her zaman ve herkese karşı iyi olan, saf ve inançlı olanlar tantra eğitimine kabul ediliyorlar. Obur, aşırı derecede sekse düşkün, arsız, açgözlü, cahil, ikiyüzlü, zevk düşkünü ve ayyaşlar özel olarak reddediliyorlar. Cinsel birleşme yani seks ayini, ancak uygun bir hazırlanma döneminden ve yeterliliğin ispatlanmasından sonra gerçekleşiyor. Bu süreç genellikle bir yıl alıyor.

Seks yogasının cinsel birleşme aşamasına ancak bundan sonra geliniyor. Bu noktada, eğer bu aşamayı birlikte kat ettiğiniz bir eşiniz yoksa kendinize sizin gibi tantrayı öğrenmiş bir partner seçmeniz gerekiyor. Değişik sevişme pozisyonları, orgazm olmamak için kendini tutma yöntemleri ve saatler sürebilen bir teslimiyet, yani asıl eğlence ve gelişim ise bundan sonra başlıyor. Çünkü bu noktadan sonraki birkaç yıl süren deneyim süresince kuyruk sokumundaki kundalininin yılankavi gücü, doğal bir şekilde yukarıya doğru hareket etmeye başlıyor. Bu durum astral bedendeki tüm çakralarınızı harekete geçirse de, en güçlü etki cinsel organlarda yoğunlaşıyor ve bir dereceden sonra tamamen sizi sarmalayan güç ve eylem alanınız olan auranıza boşalıyor.

Bu konuyla ilgileniyorsanız Osho’nun Okyanus Yayınları’ndan çıkan “Tantra Öğretisi” ve Omega Yayınları’ndan çıkan “Tantra, Spritüellik ve Cinsellik” isimli kitaplarıyla, Omar Garrison’un Okyanus Yayınları’ndan çıkan “Tantra/Seks Yogası” adlı kitabına göz atabilirsiniz.

Comments (1)

Güzelliğin tarifi

Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar

Hayatımızdaki öncelikleri sıralarken pek çoğumuz için güzellik; sağlık ve mutluluk gibi kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net bir tarifi de yapılamamıştır.
Pek çok kişiye güzelliği nasıl tarif edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve bunların hiçbiri bizi tam olarak tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çalışılır hep. Güzellik bize keyif veren, hayran kaldığımız formların ve oranların bir kombinasyonudur. Güzellik kalıp ve hacim arasında bir dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
Güzellik herkese göre değişen tamamen psikolojik bir bakış açısıdır.
Güzellik sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik bir his ve hayranlık oluşturan bir duygudur. Hatta güzelliğin bir görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
Bir kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması gereken en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. Bir şey bir insanın hoşuna giderse, o şey o insan için güzeldir.
Bana kalırsa, “Güzellik insanı sevindiren bir şeydir ama bir insanı sevindiren başka bir insanı da sevindirecek” diye bir kural yoktur. Güzellik tamamen bireysel bir histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net bir şekilde kabul edilmelidir.
Güzellik kavramı sadece yüz, ses, vücut veya zarif görünüm için geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
Bir insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği tarif etmenin birçok yolu vardır ve bunlar birçok kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile güzellik arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa güzellik geçicidir. İngilizcede bunu anlatan bir deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç olarak tüm bu irdelemelerden sonra, bir insanın güzel olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiçbir önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa olarak özdeşleşmek ama asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe sadece göz karar vermiyor, kafa ve kalp de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
Güzellik kadınların erkeklere hazırladığı bir tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede daha iyi kabul edilmek için beğenilme isteğidir. Son 10 yılda büyük gelişmeler olmasına rağmen hayat şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar için daha sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları gibi makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden güzel olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, hayran kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil, daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek hayatı güzelleştirmek için yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. Ama sadece uzun yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar.
Herkesin bildiği gibi güzellik sonsuz değil. Ama aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. Bir kişi sadece 20 yaşındayken mükemmel bir görünüme sahip olabilir ama bütün hayatı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı olan ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, bana gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı bir hanımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin bir sesle bana, “Bir kişi artık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

Güzellik üzerine özlü sözler
“Güzellik mutlaka özel ve şahsi bir tecrübedir. Güzellik seyredenin gözünde ve kafasındadır.” (David Hume)
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar verdi, neden bunun yerini ayak tabanı olarak seçmedi.” (Elizabeth Taylor)
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” (Salvador Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak bir tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları zaman kimsenin ‘Bir zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan bir gencin yine de cazibesi vardır ama ruhu genç olmayan bir güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00’da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.

Comments (1)

Older Posts »