Archive for komik

DEHŞET NEŞET

İzmir’in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, “Doğru cevap ‘makara yere düşer’ olacaktı” demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için. Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı şöyleymiş: “Rüştü ordan gol yemez!”

Dehşet’in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün bi öğrenci Dehşet Neşet’in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet’in sınıfa doğru geldiğini görmüş. Hemen koşmaya başlamış. Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve “Git geç kağıdı al!” demiş.

Dehşet’tin dehşet sorusu
Dehşet Hoca hakkında burada anlatılanlar kesinlikle doğrudur. Neşet lakabıyla o kadar özdeşleşmiş bir insandır ki; çok az kişi onun soyadının ne olduğunu bilir. Ben hem ortaokulda hem lisede fizik dersini Neşet’ten alma şanssızlığına uğramış az sayıda insandan biriyim. Bir sınavda Kepler yasalarıyla ilgili bir soru sormuştu. Sınıfta bir tek baya inek bir arkadaş bu soruyu bilebilmişti. Bu sınavdan tek sıfır alan da o oldu. Çünkü o sorunun cevabı “Daha o dersi işlemedik hocam” olacaktı.

Yaşayan efsane
Dehşet Neşet’in eski bir öğrencisi olarak, onu efsane olarak lanse etmenizi şiddetle kınıyorum. O, olsa olsa “Yaşayan efsane” olarak nitelendirilebilir. Kendisi ayrıca sıkı bir Clint Eastwood hayranıdır. Tahtada elinde tebeşir, fukara İngilizcesi’yle birtakım garip hareketler eşliğinde “this is this, this goes this” diye ders anlatması hala kulaklarımda çınlıyor. Evrensel çekim konusunun ardından yaptığı sınavda, bir gezegenin dünyaya olan uzaklığını milimetre cinsinden sormuştu. Sorunun verileri de kilometre, feet, inch gibi aklına nasıl eserse öyle vermişti. Çevirmeleri yapacağız diye kafayı sıyırmıştık. Yanıt tabii ki “Bu verilerle bu soru çözülemez” gibi dehşetengiz bir şeydi.

Psikopat Neşet
Bir gün öğlen teneffüsünde G Blok’un önünde yemek yiyodum. Dehşet Neşet, 5 Mat B sınıfından çıktı ve beni göstererek, “Gel bakiyim buraya” dedi. Çekinerek yanına gittim. Elimde de tost ve kola vardi. Neşet Hoca, 5 Mat B sınıfını o öğlen cezalandırıp öğle teneffüsüne çıkarmamıştı. Bana, “Ye lan o tostu sınıfın önünde” dedi. Tostu 45 kişinin önünde yemeye başladım. Dehşet Neşet bir yandan da, “İç, kolayı da iç” diyodu. Ama esas olay sonraki cümlede patladı: “Ağzını da şapırdat lan, canlari çeksin!”

Pastadan köprü
Dehşet Neşet orta 2 ve orta 3’de fizik dersimize girmişti. Okul nöbetçisi onun dersinde sınıfa girmeye görsün, tahtadaki fizik problemini ona çözdürürdü. Çocukcağız konuyu bilmediği için çözemezdi. Dehşet’in gazabına uğrayıp genelde ağlayarak sınıftan kaçardı. Ağlattığı öğrencilerin arkasından da “Sümüklüüüü!” diye bağırırdı. Bir de sorduğu soruya doğru cevap veremeyen öğrenciye “Eylül’de gel!” şarkısınının nakaratını söylerdi. Bir keresinde, dönem ödevi olarak tahtadan köprü yapmamızı istemişti. Hepimiz tahtadan köprü yaptık. Ancak annesi yemek öğretmeni olan bir arkadaşımızla ailesi zengin bir diğer arkadaşımızdan pastadan bir köprü yaptırmalarını istemişti. Ödev teslim günü pastalardan birini öğretmenler odasına gönderdi, diğerini ise bizler afiyetle yemiştik.

Dehşet’in kravatı
Dehşet Neşet’in kulak çekiş stili de ilginçti. Elleri kirlenmesin diye, öğrencinin kravatıyla çocuğun kulağını tutar, öyle çekerdi.

Bu soru çözülmez
Ben lise 1’deyken Dehşet Neşet bizim fizik hocamızdı. Bir sınavda sorduğu sorunun cevabı “bu soru çözülemez” olduğu için sonraki sınavda çözemediğim sorulara “bu soru çözülemez” cevabını yazmıştım. E, haliyle fizikten geçebilmek için öbür sömestr bayaa bir çaba sarfetmem gerekmişti. Vektörlerle ilgili bir şeyleri anlatırken sarfettigi “a kar vit di zpidoff dördi kilomaytir peravir iz goink du fuaaaaaaaaaaaaaar” (a car with the speed of thirty km/h is going to fuar) (İzmir fuarı) cümlesi hala kulaklarimda yankılanıyor.

Dehşet’in diğer sorusu
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet’in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa bir sinek takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek cama ağ yapmaz)’dır.

Dehşet teknik direktör olursa
Dehşet Neşet, öğle tatilinde futbol oynayanları seyrediyormuş. Kalecilerden birine kızmış, kulağından yakalayıp bir kenara çekmiş. Maç yapanlar Dehşet’ten korktukları için maçı kesememiş, kalecisi olmayan takım 4 gol yemiş. Bir de hocamız Fenerbahçe’nin ancak kendisi takımın teknik direktörü olduğu zaman şampiyon olabileceğini iddia ederdi. Takıma uygulayacağı müthiş taktiğin devre arası kötü oynayanları odunla dövmek olduğunu söylerdi.

Dehşet’in görünmeyen yazısı
Dehşet Neşet’in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta – tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. “Bakın buraları iyi not edin”, “şekilde de görüldüğü gibi” gibi repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. “Şurayı iyi temizle” filan dedi. Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi soru sormuştu.

Balıklar neden aptaldır?
Dehşet Neşet’in bence en gırgır sınav sorusu “Balıklar neden aptaldır”dı. Dehşet’e göre bu sorunun doğru yanıtı şu olacakmış: Balıklar suyun içinden baktıklarından balıkçılar uzakta görünür. Balıkçı nasıl olsa uzakta diye rahat rahat dolanırken ağa yakalanırlar.

Dehşet’in garip huyları
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi. 2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi. 3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi. 4- Fenerbahçe’nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.

In Torki diziplin iz veri importinıt
Ben 89 mezunuyum. Orta ikideyken sınıfımıza bir yıllığına Amerika’dan bir arakadaşımız gelmişti. Amerika’da büyüdüğü için Türkçesi bozuktu. Birgün bu arkadaşımız Dehşet’e “Sayın hocam” diye hitap edeceğine karıştırıp “Hocacığım” demişti. Dehşet muhteşem İngilizcesiyle “In Torki, diziplin iz veri importinıt” diyip bu çocuğun kulağını (tabii kravatıyla ) çekmiş ve ceza olarak “Eylül de gel” şarkısını ezberlerleme ödevi vermişti.

Yazılı sonucu
Dehşet’in yaptığı yazılıların birinde, bizim sınıftan bir kişi kök üç, bir kişi de kök iki almıştı.

Kar yağarsa
Lise yılları boyunca Neşet Hoca’nın bir öğrencisi olarak anlatılanların tümünü doğruluyorum. Dehşet Neşet’in dersleri her zaman atraksyon dolu geçerdi. Bütün öğrencileri sınıfın en arkasına toplayıp tahtaya karınca duası gibi mini minnacık yazarak ders anlatırdı. Ders sonunda da “haftaya bu anlattıklarımdan sınav olacaksınız” der ve tahtayı sildirirdi. Derste bir tek kelime not alamayan bizler diğer haftayı merakla beklerdik. Bir de her ders yılı başında “Bu yıl kar yağarsa hepinizi fizikten geçiricem” derdi. Ama benim lise yıllarımda İzmir’e hiç kar yağmadı.

Tren, örümcek ve Dehşet
Neşet’ten “Dehşet” bir soru daha: Bir tren …m/s hızla gidiyor. Bu sırada bir örümcek …m/s hızla trenin camına tırmanıyor. Aynı zamanda hızı … m/s olan yağmur damlası trenin camına kaç derecelik bir acıyla gelmelidir ki; örümceğe göre hızı …m/s olsun? Buyrun burdan yakın.

Yangın kolunda integral sözlüsü
Ben Almanca bölümünde okuyordum ama iki sene eğitsel kollarda Dehşet Neşet bizim kollara gelmişti. Lise 2’de Yangın kolunda iken Dehşet, kendi öğrencisi olan Lise Son’lara integral soruları soruyordu. Bu arada sınıfa Orta 1’lerden nöbetçi bir çocuk geldi. Dehşet Neşet çocuğu yaklaşık 5 dakika kaale almadan beklettikten sonra (sınıfa giren nöbetçilerle hiç muhatap olmazdı nöbetçi bir süre bekler sonra sıkılıp dışarı çıkardı) çocuğa integral sorusu sordu. Çocuk tabii ki bilemedi. Dehşet çocuğa ” Lise sona gelince bana hatırlat sana sıfır veriyim” dedi.

Dehşet’ten hayat bilgisi
Dersin konusu elektriksel yüklerdi ve Dehşet sözlü yapıyordu. Tahtaya kimi kaldırsa problemi sorup, hemen akabinde “Nasılsa bilemeyeceksin. Otur yerine” diyordu. Sıra sınıfımızdaki okul ikincisi arkadaşa geldi. (Bu arkadaş bir yıl sonra ÖSS-ÖYS’de Türkiye ikincisi oldu.) Arkadaş rahat, Dehşet ne sorsa bilecek durumda. Ama Dehşet Neşet’in sorusu şuydu “Bir salata tarifi ver bakalım”. Tabii arkadaşımız ve bütün sınıf şoka girdi. Dehşet gayet sakin bir şekilde ünlü açıklamasını yaptı: “Arkadaşlar iyi salata yapmak, iyi fizik bilmekten daha yararlıdır”.

Yorum Yapın

Şu Çılgın Kemalistler! ( Komik , Komedi )


Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) genel kurulunda sarf edilen kimi akıl almaz cümleler, Kemalizmin şişede (veya M.E.B. kitaplarında) durduğu gibi durmadığını ispat eder mahiyette:

Niğde Ulukışla Şube Başkanı Mehmet Karakaya kongrede konuşan herkesin Sezer’i övdüğünü belirterek, “Ancak Sayın Sezer cumhuriyetin yıkılmasına yol açacak yasaları imzaladı.” dedi. Karakaya’nın bu sözlerine tepki gösteren bazı delegeler kürsüye yürümek istedi. Karakaya’nın konuşmasını engellemek isteyenlere divan başkanının izin vermemesi üzerine salondan bir üye ayağa kalkarak “Bu adamı konuşturursanız ve de ADD’den ihraç etmezseniz intihar edeceğim.” diye bağırdı. Bazı üyeler ise bu sırada “Kimse Cumhurbaşkanı’mızı eleştiremez. Sezer’i eleştiren adamın ADD içinde yeri yoktur. Bu adamı atın.” şeklinde bağırdı.

Eskişehir Şube Başkanı Adil German, “Biz bir orduyuz, sokak sokak, cephe cephe savaşmalıyız. Karşımızda ise cumhuriyetle uğraşan iktidar var.” ifadelerini kullandı.

ADD Genel Sekreter Yardımcısı Ersan Barkın, derneğe yönelik eleştirilere tepki göstererek, cumhuriyetin kuşatma altında olduğunu iddia etti ve “Atatürk tabii ki bizim tekelimizdedir.” dedi.

Genel kurulda konuşan üyelerden İsmail Akpar ise ‘Anıtkabir’in Mekke’den daha kutsal’ olduğunu iddia etti. Akpar halka gitmeden salonlarda bir şeylerin değiştirilemeyeceğini ifade ederek “Biz siyasi erki ele geçirmeliyiz. Bunun yolu da halkı ikna etmektir. Ancak bu yolla millete gerçekleri anlatabiliriz. Millete gerçek anlamda Türk olmanın ne demek olduğunu bu şekilde anlatabiliriz. Bu şekilde insanlar aslında Atatürk’ün Anıtkabir’inin Mekke’den daha kutsal olduğunu anlarlar.” diye konuştu.

Bu ifadelerin Kemalizm ile ne kadar bağdaştığını sorgulamayacağım. Çünkü, bağdaşıyor olması durumunda da çok ciddi bir problemimiz var, olmaması durumunda da.

Ayrıca, öyle ya da böyle, elimizdeki Kemalistler bunlar, yapacak bir şey yok.

Sadece şunu sormak gerekli:

Kendi derneklerindeki aykırı düşüncelere karşı tavırları böyle olan insanlar, güçleri yetecek olsa bizlere neler yapmaz?

(İzlenimler’den)

Kaynak : http://irtica.wordpress.com/

Comments (1)

osmanlı donanması

Osmanlı zamanındabizans donanması ile osmanlı donanması
savaşacaklar. Bizans on gemilik muhteşem bir donanma
hazırlar.donanmanın başında andropulos vardır Andropulos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde
heybetli bir heykel gibi durmaktadır.
Ve hemen arkasında yaverleri vardır hep birlikte
Osmanlı donanmasını beklemektedirler.
Yukarıdan gözcü bağırır komutanım Osmanlı donanması 3
gemi ile gözüktü Komutan yaverine döner ve bana kırmızı gömleğimi
getirin eğer savaşta yaralanırsam Kanım belli olupta askerlerin morali bozulmasın der. Hemen kırmızı gömleği giyer veaynı ihtişamıyle
yerinde durur. Gözcü yine bağırır Komutanım o 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü Andropulos tekrar yaverine döner ve hafifçe
mırıldanır bana kahverengi pantolonumu getirin’’

Yorum Yapın

Ottoman Empire ….OSMANLI UYARILARI :)))))

Osmanlı Dönemi Uyarıları

-Kutlamalarda havaya ok atmak tehlikeli ve yasaktır.

– At sırtında iken haberci güvercinle konuşmak yasaktır..

– Dikkat..! Fayton çıkabilir..

– Seyir halindeki sandaldan sarkmak tehlikeli ve yasaktır.

– Seyir halindeyken faytoncuyla konuşmak yasaktır..

– “Kanat takıp uçmak yasaktır” (galata kulesi müdürlüğü)

– 18 yaşından küçük veledlere tütün ve mamulleri satışı zinhar yasaktır…

– Yenicerilik cagi gelmis er kisilerin dikkatine… bu er kisilerin, tecil islemlerinin baslatilabilmesi icin, yoklama suresi gecmeden, tez vakitte kayitli bulunduklari tekke, zaviye ve medreselerden ogrenci belgesi getirmeleri gerekmektedir…

– “Develer sağdan gidiniz” ( Kervan yolları umum müdürlüğü )

– Saray kapısı, park yapmayınız.

– Dikkat, mancınık atış sahası dikkatli geçiniz…

– Idam esnasında cellatla konuşmayınız..

– Viyanadan Musula kadar tam teşekküllü deve kervanlarımız emrinizdedir (Kervansaray Turizm)

– Yenicerilerin kazan kaldirmasi nedeniyle kazan satisi gecici bir sure durdurulmustur.. .

– “Lutfen mendillerinizi cope atiniz” –uskudar belediyesi

– Surlardan sarkmak tehlikeli ve yasaktır..

– Orta asyadan gelip cihad icin yedi duvele giden akincilar, hareket saatiniz gelmistir, lutfen atlarinizin basina…

– Çamurlu nalla avluya girmeyiniz” -(-topkapı sarayı avlu idaresi..)

– Temiz bir cevre icin tezek muayenesini yaptiriniz..

– Faytona orta kapıdan binmek yasaktır..

– Bu alanda Bizanslı avlamak yasaktır…

– Faytonlar için yolcu indirme-bindirme yeri durmak yasaktır..

– Bu alanda cenk eylemek yasaktır..

– Satılan cariye geri alınmaz..

– Viyana 250 km, tahran 1850 km

– 80 yaşından küçüklerin tütün, alkol ve emsallerini içmesi yasaktır.. (4. Murat)

– Lüzumsuz yanan kandilere ufleyunuz..

– En sağ şerit tulumbacılar içindir, lütfen bu şeridi kullanmayınız

– Faytona binince saray kimliğini göstermek mecburidir.. yeniçeri kimlikleri geçersizdir..

– Viyanadayım, gelicem…(kanuni)

– Itinayla karadan gemi yüzdürülür…

– Hanın önüne beygir bağlamak yasaktır…

– Kesici ve delici silahlar sandalcımıza zarar verdiğinden yolculuk boyunca kılıcınızı lütfen kınında tutunuz..

– Savas alanına çocukla girmek tehlikeli ve yasaktır..

Yorum Yapın

Sevgilinizi çıldırtmanın denenmiş ve garantili otuz beş yolu…

1. Orgazm sigarasi’ni orgazm olduktan sonra degil, olurken için…

2. Bütün kadinlar klitorislerinin uyarilmasindan hoslanirlar ve asil olarak bu yolla orgazma ulasirlar. Sevgilinizin klitorisini önce yumusak, sonra hararetli bir biçimde uyarin. “Klitorisine dikkat et sevgilim”, “Klitorisini zararli dis etkenlerden koru”, “Sevgilim klitorisine dikkat et yoksa olacaklara karismam” gibi… bu klitoral uyarilar onu çildirtacaktir.

3. “Sevismenin telefonla bölünmesi” klisesinde bir devrim yapin. Tam sevismenin en heyecanli yerinde “Ben bir telefon edeyim, öyle devam edelim” deyin.

4. Yatakta kulagina açik saçik sözler söylemeniz onu çok tahrik edecek ve içindeki sehveti uyandiracaktir… Dudaklarinizi kulagina yapistirin ve belden asagi konusun, yakinlarina küfür edin. Kesinlikle çildiracaktir.

5. Uzun bir ön sevisme iyidir. Kulak memelerini birer saat öptükten sonra, yarimsar saat de gögüslerini öpün. Katlanmakta israr ediyorsa, tek tek her parmagini dudaklarinizin arasina alin ve en az onar dakikadan önce birakmayin… Kesinlikle çildiracaktir… Çildirmadiysa, ayni islemi ayak parmaklarina inip tekrarlayin.

6. Vücuduna sarap döküp için, yaninda kuru yemisi ihmal etmeyin… Sicak sarap olursa daha da iyi.

7. Erken bosalma, karsilikli tatminin bas düsmanidir. Klasik yöntemi uygulayin. Biliyorsunuz, sevisirken zihninizden matematik hesaplari yaparak, politika ya da futbolu düsünerek konsantrasyonunuzu baska bir yöne çekebilir, böylece bosalmanizi geciktirebilirsiniz… Eger bunlar yeterli olmuyorsa yöntemi biraz gelistirin. Mesela düsünmekle kalmayin, ona da bu konularda sorular sorun, tartismaya çalisin. “Pardon bölüyorum ama, yeni dünya düzeninde global bir sicak savas olasiligi sence de azaldi mi gerçekten”…

8. Sevismeden önce soyunurken, takma dislerinizi de çikartin

9. Birlikteliginizin ikinci yilinda, bilmem kaç yüzüncü sevismenizde, ona “Aman tanrim, sen bakire degilsin” deyin. Olay çikartir, ayrilmakla tehdit edin.

10. Prezervatif sevismede heyecani azaltir. Bu yüzden en iyisi “disari bosalma” yöntemini uygulayin. Tam bosalacakken balkona ya da kapinin önüne çikin, orada bosalin…

11. Sevismeden önce erojen bölgelerini bir keçeli kalemle isaretleyin ve “Yanlis anlama, sana çok zevk vermek istiyorum da o bakimdan yani” deyin.

12. Size “Bu gece olmaz, basim agriyor” deyince, “Sakincasi yok, ben zaten ayak fetisistiyim” deyin.

13. Size sirti dönük biçimde emekleme pozisyonunda sevisirken, ellerinizle gözlerini kapatin ve “Bil bakalim ben kimim?” diye sorun.

14. Onun kollarindayken kendinizi dünyanin en mutlu insani gibi hissettiginizi söyleyin. “Gerçekten, senin kollarinda AIDS sorunumu bile unutuyorum” deyin.

15. Karsisinda yavas yavas dans ederek soyunmaniz onu heyecanlandiracaktir. Burada düzeyi biraz hizlandirin, yenilikler getirin. Cd çalara “Singing In the Rain”i koyun, bastan sona bütün kareografilere sadik kalarak, hiçbir dansi atlamadan, dans edin ve ancak en sonda tümüyle soyunuk kalin…

16. Daha ilk bulusmaniza, elinizde bir kutu vazelinle gidin…

17. Temizlik ve bakim önemlidir… Sevismeden önce ona tahrik edici bir sesle, “Hadi sen soyun, ben banyoya gidip hemen geliyorum” deyin. Sonra banyo yapin, manikür ve pedikür yapin, cilt maskesi uygulayin, eger gerek var gibi görünüyorsa epilasyon yaptirin. Sevgilinizin kollarina tertemiz ve bakimli dönün. Bu onu çildirtmaya yetecektir.

18. Karsilikli mastürbasyon yapmak çok heyecanlandirici bir deneyimdir. Hiç beklemedigi anlarda, mesela o film seyrederken, kitap okurken, yemek yerken, telefonla konusurken karsisinda mastürbasyon yapmaya baslayin…

19. “Sevisirken yanlis kisinin ismini söyleme” faciasinda çigir açin. Ona eski sevgilisinin ismiyle seslenin.

20. Birlikte eve dönerken kolunu oksayin ve “Böylece eve gittigimizde ön sevismeyle vakit kaybetmemize gerek kalmayacak” deyin…

21. Bazen asiriliklar cinsel yasama müthis bir heyecan katabilir… Essinize, onu bir baskasiyla sevisirken görmenin hosunuza gidecegini söyleyin. Gerekli organizasyonu yapin… Sonra ikisini de bacaklarindan vurun.

22. Sevisirken konusmak, birbirine özel sözler söylemek çiftlerin daha fazla zevk almasini saglar… Sevismenin en heyecanli yerinde gözlerinin içine derin derin bakin ve ona “Siz bizim çekoslavakyalilastirabildiklerimizden misiniz, çekoslavakyalilastiramadiklarimizdan misiniz?” demesini isteyin…

23. Seks oyuncaklari iliskinize renk katacaktir… Ona bir vibratör hediye edin ama ondan çok siz kullanin.

24. O orgazm olurken kahkahalarla gülün. “Haa ha haa, suna bak, çok komik. Ne biçim bagiriyorsun yaa… çok iyi yaa…” gibi bir seyler söyleyin.

25. Sevistikten sonra, eger siz bosaldiginiz halde o orgazm olamadiysa, “Bir sifir, yine ben kazandim. Gel bir de tavlada boyunun ölçüsünü alayim” deyin. Kesinlikle çildiracaktir.

26. Diyelim ki onu aldattiniz ve sonra da baristiniz… Bu konuda hassas davranin, gururunu oksayin. Mesela sevisirken, “Yok canim, ben bir aptalmisim gerekten. Ama iyi ki sana dönmüsüm, o hayatta böyle sevisemezdi” deyin…

27. Ona “Nasildim?” diye sorun. Nezaketten “çok iyiydin, müthistin” gibi bir yanit verirse, “Evet haklisin, sen söyleyince benim de dikkatimi çekti” deyin.

28. Onu egzotik deneyimlere sürükleyerek kendi içindeki gizleri kesfetmesini saglayin… Mesela bir “Tao’cu Seks” kitabi alin ve “Eveeeeet, birinci sayfadan basliyoruz. Simdi sag bacagini boynunun arkasina at, sol bacagini da kalçalarinin arasina kivir. Hadi ama acele et, daha seksen iki tane pozisyon var, bu gece hepsini denemeden vallahi seni birakmam” deyin.

29. Açik sözlü davranin. Iliskinizin aksayan yönlerini ancak böyle düzeltebilirsiniz. Sözgelisi ona, “çok kabasin, insan hiç degilse orgazm taklidi yapar” demekten çekinmeyin.

30. Kural tanimayan bir erkek, kadinlar için çok tahrik edicidir. Sevisirken kulagina sunlari fisildayin: “Bu gün 3 kez kirmizi isikta geçtim, ha ha haa. Vergi beyannamesini hala yatirmadim. Buraya gelirken alkollü araç kullandim”…

31. Ona en çok neden hoslandiginizi açikça söylemeniz çok tahrik edici olacaktir: “Sevgilim, benimle sevismeye tenezzül etmen gerçekten çok hosuma gidiyor”…

32. Sevisirken kendinizi izlemek sehveti iyice arttirir. Tam yataginizin karsisina büyük bir ayna koyun. Sevisirken sik sik aynaya dönüp saçinizi düzeltin, makyaj tazeleyin, yüzünüzü inceleyin…

33. Videoya bir porno film kaset takin ve seyrederken, “Adamlar ne biçim sevisiyor yaa! Biz daha nerdeeee…” deyin.

34. Risk duygusu cinsel heyecani arttirir. Sevismenin en heyecanli yerinde telefonla hisse senedi alim-satim islemi yapin.

35. Komik erkekler her zaman seksidir. Sevisirken ona sunu söyleyin: “Alti laz rus ruleti oynamis altisi da ölmüs…”

Comments (10)

KÜFÜRLÜ OLDUKLARI İÇİN AZ BİLİNEN ATASÖZLERİ

Gerçi her tarafından belli nasıl bir yazı olduğu ama gene de belirtelim; rahatsız olabilirsiniz, aşırı derecede küfür ve rahatsız edici söz içerir. Rahatsız olacaksanız lütfen okumayın. (Kaynağından çok emin olmamakla beraber Ömer Asım Aksoy’un Atasözleri Sözlüğü’nden alınmış olabileceğini belirtmek isteriz.)

Atasözü : Kuru bok göte yapışmaz
Anlamı : Bir kişiye yapmadığı kesinlikle bilinen bir suçu yüklemeye çalışmak boşunadır.

Atasözü : Sıçılacak ağız göte yakın gelir:
Anlamı : Kişinin ağır hakaret görmesi, kendisinin buna yol açmasından ileri gelir.

Atasözü : Osuranın burnuna sıçmalı ki koku ala:
Anlamı : Yaptıklarıyla çevresini rahatsız eden kişiyi daha ağır eylemlerle rahatsız etmeli ki davranışının ne denli kötü olduğunu anlasın.

Atasözü : Osurukla boya boyanmaz:
Anlamı : Yeterli olmayan davranışla bir iş başarılamaz.

Atasözü : Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık:
Anlamı : Davranışlarını herkesin beğendiği bir kimse bir gün yanlış bir iş yapabilir. Bu her gün yanlış iş yapanınkinin yanında kınanacak bir durum sayılmaz.

Atasözü : İt boku acından yer:
Anlamı : Kötü, yasadışı yollarla para kazananlar, geçimini sağlamak için başka yol bulamamamışlardır.

Atasözü : Göte yakın yerden et yememeli:
Anlamı : Bir sakınca doğurabilecek işe girişilmemeli.

Atasözü : Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da:
Anlamı : Aynı aileden iyi insan da yetişir, kötü insan da.

Atasözü : Açık göte herkes tükürür:
Anlamı : Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes tiksintiyle karşılar.

Atasözü : Adam olacak çocuk bokundan belli olur:
Anlamı : Bir kişinin yeni başladığı işte ilerleyip ilerleyemeyeceği daha ilk davranışlarından bellidir.

Atasözü : Ak göt kara göt hamamda belli olur:
Anlamı : Aynı sınavdan geçecek olanlardan kimin iyi, kimin kötü durumda olduğu sınavın sonunda belli olur.

Atasözü : A köse, sayilmadik kaç tel sakalin var?
Anlamı : Önemsiz bir kisinin kendini ve yaptigi isi önemli ve zor gösterdigi durumlarda söylenir.

Atasözü : Acikacak diye siçmaya korkar.
Anlamı : Çok cimri insanlar için söylenir.

Atasözü : Açgözlü daya (taya) çocugu.
Anlamı : Kanmayan, doymayan çocuklar ve yetiskinler için söylenir. Daya (taya), sütnine, dadi. (Farsça daye’den)

Atasözü : Ad Ali’nin göt Veli’nin.
Anlamı : Bir isi yapan, bu is için ugrasan kisinin adi anilmaz da bu isten yararlanan kisinin adi anilirsa kullaniliyor. “Ad” zamanla “At” oluvermis. Bu sözü kimileri “kim kime dum duma” anlaminda kullaniyor.

Atasözü : Adam bildim esegi, altina serdim dösegi.
Anlamı : Saygi gösterip yardim edilen kisinin terbiyesiz ve densiz oldugunu ögrenildiginde söylenen bir söz.

Atasözü : Adi ata bindi, ayagi yerde gezer.
Anlamı : Bk: Sanki esege bindi, ayagi yere sürter.

Atasözü : Adi(m) ulu, götü(m) kuru.
Anlamı : Ünü çok fakat sanilanin aksi bir durumda olan insanlarin sözü.

Atasözü : Adim adim yer edeyim, gör sana neler edeyim.
Anlamı : Ne yapacagini sezdirmeden karsisindaki insani yerinden etme çabasina girisecek olanlarin tehdit sözü.

Atasözü : Adimi güveç koy amma, ocak üstüne koyma.
Anlamı : Zor isler yapan biri olarak taninmak isteyen fakat aslinda zor isler yapmak istemeyen kisilerin yandas arayis sözleri.

Atasözü : Adimiz orospu, (fakat, hâlâ) ekmegimizi kuru yeriz.
Anlamı : Yasamak, kazanmak için kötü isler yapan fakat elinde avucunda hiçbir seyi olmayan insanlarin kullandiklari söz.

Atasözü : “Adin ne?” “Mülayim Aga.” “Sert olsan ne halt edersin?”
Anlamı : Diyalog degil, monolog. Sert davranmakla hiçbir sey elde edemeyeceginin bilincinde olmak.

Atasözü : Aga diyeyim sana, yagin bulassin bana.
Anlamı : Yardakçilik yapan, kayirilmak istenen insanlari anlatmak için kullanilir.

Atasözü : Agzi açik ayran delisi.
Anlamı : Aptal aptal bakarak ortalikta salak salak dolastigi düsünülen insanlara giyabinda söylenen söz.

Atasözü : Agzimi yakti as olsa, basimi yardi tas olsa.
Anlamı : Zarar veren ama onu da beceremeyen insanlar için sonradan söylenen söz.

Atasözü : Agzinin domalmasindan Ömer diyecegi belli(ydi).
Anlamı : Yapilan kötülük ardindan söylenen, aslinda her seyi bastan anlayanlarin söyledigi bir söz.

Atasözü : Ah ahisi gitmis, of ofusu kalmis.
Anlamı : Güzel günleri, güzellik dönemi geçmis, çirkin günler, çirkin dönemi baslamis insanlar için kullanilir.

Atasözü : Ahmak islatan (yagmuru).
Anlamı : Öyle bir yagmur ki yagan, semsiyesiz yürüsem bir sey olmaz dersin, ince ince islanirsin. Böyle havalarda yürüyenlere ithaf edilmis bir söz bu.

Atasözü : Ak göt kara göt geçit basinda belli olur.
Akim derken bokum der.
Anlamı : Tutarsiz olan, çeliskili konusan, kendini övmeye çalisirken kötü yönlerini anlatan insanlar için kullanilir.

Atasözü : Aklimi bokuma karistirdi.
Anlamı : Kafasi karisan, dogruyla yanlisi ayirdemeyen, ne yapacagini bilemeyen insanlarin sözü.

Atasözü : Aklim bokuma karisti.
Anlamı : Korku, saskinlik ve panik duygularini ifade etmek için kullaniliyor. Asiri mutlulukta kendini kaydenler için de.

Atasözü : Aklina turp sikayim.
Anlamı : Bir kisiye yanildigini, budalaca düsündügünü söylemek için kullanilir.

Atasözü : Aksayanla aksak, suya gidenle susak.
Anlamı : Baskalari ne yaparsa onu yapan insanlara söylenen bir söz. Susak, bati yörelerinde su tasimak için kullanilan genis agizli testi.

Atasözü : Aksam ahira, sabah çayira (nahira).
Anlamı : Yiyip, içip yatmaktan baska hiçbir sey yapmayan insanlara. Nahir, kirlara otlatmaya gönderilen davar (koyun-kuzu-koç) sürüsü.

Atasözü : Aksam Haci Mehmet, sabah eskici Yahudi.
Anlamı : Bazen iyi ve dürüst görünen kurnaz, dalavereci, cimri kisiler için.
Herhalde o zamanlar “Haci” kavraminin içi bosalmamisti ki olumlu gösterildi.

Atasözü : Aksam kavurur, sabah savurur.
Anlamı : Zar zor kazandigini günübirlik harcayan, gelecegi düsünmeden yasayan kisiler için.

Atasözü : Aksam yezit diye öldürdüler, sabah sehit diye namazini kildilar.
Anlamı : Önce acimasizca suçlayip öldüren sonra da üzülen griplar için söylenirmis. Zaman geçtikçe güncelligi artiyor.

Atasözü : Al Allah kulunu, zapteyle delini.
Anlamı : Kimsenin engelleyemedigi, sonunu düsünmeden korkusuzca bir ise atilan kisilerin ardindan söylenir.

Atasözü : Al daglardan kengeri, ver devenin agzina.
Anlamı : Bedavadan isini gördüren ve haksiz kazanç saglayanlar için.

Atasözü : Al sana bir kaya, nerene (nereye) dayarsan daya.
Anlamı : Bir sorunun nasil çözülecegini bilemeyen ya da sorunu baskasinin sirtina yükleyen bir insanin sözleri.

Atasözü : Alacagin bir igne, çeligin okkasindan sana ne!
Anlamı : Ugrasi alanini daha büyük konularla ilgilenerek abartan kimselere.

Atasözü : Alacagina sahin, verecegine karga.
Anlamı : Alirken bütün gücünü kullanan, verirken bin dereden su getiren insanlar için kullanilir.

Atasözü : Alavere, dalavere, Kürt Mehmet nöbete.
Anlamı : Bütün yükü dümen çevirerek bilgisiz ve kimsesiz kisilerin üstüne atmakla ilgili bir söz. Daha o zamandan, kim bilir ne zamandan.

Atasözü : Alçacik alçacik damlar, bedava gitti bizim amlar.
Anlamı : Ev kadininin gelin gittigi evde (bazen yillar sonra bile) emsal gelinlere kiyasla yoksul görünen evinin alçak tavanina bakip, iç geçirmesi.

Atasözü : Aldi haberi, gitti kabari kabari.
Anlamı : Sevindirici bir haber alip, gerektiginden fazla övünerek gidenlerin ardindan.

Atasözü : Alin (derisi) degil, davul derisi.
Anlamı : Arsiz ve utanmayan kisiler için söylenir.

Atasözü : Alismis kudurmustan beterdir.
Anlamı : Bir seye alisti mi ondan kurtulmak çok zordur anlaminda.

Atasözü : Ali Faki’ya yazdirdik, daha beter azdirdik.
Anlamı : Uzmani sanarak gittikleri birinin durumu daha da karistirmasi.

Atasözü : Ali kiran bas kesen.
Anlamı : Çevrede terör estiren, sorumsuzca her istedigini yapan tek kisi için söylenir.

Atasözü : Almazsin, satmazsin, pazarda isin ne?
Anlamı : Ilgi alanina girmeyen konu üstünde gereksizce duran kisilere söylenir.

Atasözü : Alti aylik seyisligi var, kirk yillik at boku (fiski) eşeler (karistirir).
Anlamı : Deneyimsiz fakat çok bilmis gibi davranan, beceriksizlik yapan, ortaligi karistiran kisilere…

Atasözü : Altta kalanin cani çiksin.
Anlamı : Herkesin basinin çaresine bakmasini, güçsüz duruma düsmemesi gerektigini söylüyor…

Atasözü : Am budalasi.
Anlamı : Kadinlarin etkisinde, akli fikri kadinlarda ve cinsellikte olan kisi.

Atasözü : Am bulmus, killisini ariyor.
Anlamı : Amacina erismis, bir seyleri elde etmis daha da iyisini istiyor, elindekini begenmiyor anlaminda kullanilir.

Atasözü : Amasyanan bardagi, biri olmazsa bir daha.
Anlamı : Begenmedigini atip, bir baskasini alanlarin sözü.

Atasözü : Amı olanin imanı olmaz.
Anlamı : Kadinlar için söylenen bu sözü sanirim erkekler çikardi, nedendir ben bu sözü yasli bir teyzeden duydum.

Atasözü : Anadan siska, ne yapsin muska.
Anlamı : Kökü çürük, tedavisi olanaksiz kisiler için söylenir.

Atasözü : Anan turp, baban salgam.
Anlamı : Görgü, bilgi sahibi olmayan insanlarin yetistirdigi çocuklar için kullanilir.

Atasözü : Anasi sarmisak, babasi sogan.
Anlamı : Görgü, bilgi sahibi olmayan insanlarin yetistirdigi çocuklar için kullanilir. Bk: Anan turp, baban salgam.

Atasözü : Anasini bellemek.
Anlamı : Birine (özellikle erkekler için) en duyarli konuyu örnek göstererek büyük bir kötüllük yaptigini söylemek.

Atasözü : Anasini satayim.
Anlamı : Bir durumu önemsememek. Ne olursa olsun, varim anlaminda.

Atasözü : Anasini sattigim.
Anlamı : Birine bela okumak. Lanetlemek.

Atasözü : Anasini sattim.
Anlamı : Bu isi yoluna koydum, basariyla sonuçlandirdim, siyirdim, kivirdim.

Atasözü : Anasinin -körpe- kuzusu.
Anlamı : Nazli, zor islere, sikintiya gelemeyen gençlere söylenir.

Atasözü : Anasinin gözü.
Anlamı : Çikarci, hileci, dalavereci, kurnaz kisiler için.

Atasözü : Anasinin nikâhi.
Anlamı : Uzak bir yer.

Atasözü : Anasinin nikâhini istemek.
Anlamı : Sattigi malin karsiliginda çok fazla bedel istemek.

Atasözü : Anladimsa Arap olayim.
Anlamı : Konuyu anlamayan insanlar, Arap olmak belirgin bir ayriksilik yarattigi için olsa gerek, bu sözü kullanirlar/di.

Atasözü : Anlasildi Vehpi’nin kerrakesi.
Anlamı : Bu masum deyim, isin iç yüzünün anlasildigi, amacin belli oldugu zamanlarda kullaniliyor. Kerrake, ses olarak kötü bir seyi çagristirir gibi görünse de, aslinda bilim adamlarinin bir zamanlar giydigi ince kumastan yapilmis üstlüge verilen ad.

Atasözü : Ar namus tertemiz.
Anlamı : Namus ve utanma duygularindan tamamen siyrilmis.

Atasözü : Arabanin tekerine çomak sokmak.
Anlamı : Yolunda giden bir isi engellemek. Bk: Tekere çomak sokmak.

Atasözü : Aralari sekerrenk (oldu) aldi.
Anlamı : Dostluklari bozuldu. Sekerrenk Farsça’dan gelen, sariya çalan renk anlaminda bir kelime.

Atasözü : Arı satmis (yemis), namusu kiraya (tellala) vermis (arkasina atmis).
Anlamı : Namus duygusundan uzaklasmis, utanmaz, kötü yola sapma noktasina gelmis kisiler için kullanilir.

Atasözü : Arik altindan tarla bagislamak.
Anlamı : Çikar yolu göstermek, bu sözü vermek.

Atasözü : Arka kapidan çikmak.
Anlamı : Bir sey ögrenmeden okul ya da isten ayrilmak, mezun olmak.

Atasözü : Arkadas degil, arka tasi.
Anlamı : Aslinda zarar veren, sikinti yaratan sözde arkadaslar için kullaniliyor.

Atasözü : Arkasi mihrapta.
Anlamı : Güçlü ve saglam kisi/lere yaslanmis.

Atasözü : Arkasi yufka.
Anlamı : Yaslandigi, dayandigi, güvendigi kisiler güçlü ve saglam degil.

Atasözü : Arpali bugdayli oturmak.
Anlamı : Bir toplantida kadinli erkekli karisik oturmak.

Atasözü : Arpalik yapmak.
Anlamı : Çikar kaynagi olarak belledigi bir yeri ve kimseyi sürekli olarak sömürmek. Arpalik, bilindigi gibi eskiden kimi din büyüklerine aylik olarak verilen para.

Atasözü : Arpaya katsan at yemez, kepege (yal’a) katsan it yemez.
Anlamı : Bir kisinin o anda sözü geçen is için uygun olmadigini belirtir. Ise yaramaz adam. Efendim, köylerde evcil köpeklere et degil, suyla karistirilmis kepek verilir. Kimi bölgelerde bunun adi yal’dir.

Atasözü : Arsini ile alir, sindisi ile keser.
Anlamı : Bu söz, isine gelen konuyu ya da bir seyi istedigi gibi kullanan, yürüten kisilere yakistirilir. Arsin, bilindigi gibi eski bir uzunluk ölçüsü. Sindi, isim; “makas”in Osmanlica’daki karsiligi.

Atasözü : Art ayagiyla kulagini kasir.
Anlamı : Densizce dayranislarda bulunan, asagilik kisilere söylenir.

Atasözü : Asim asim olmak.
Anlamı : Birinden sürekli bir sey istemek, asilmak.

Atasözü : Aslan sütü.
Anlamı : Argo degil. Saka yollu raki.

Atasözü : As deliye kaldi.
Anlamı : Durumdan yararlanacak digerlerinin ortadan kalkmalariyla firsatin bir kisiye kalmasi.

Atasözü : Aska gelmek.
Anlamı : Heyecana kapilmak, cosku içinde olmak.

Atasözü : At anasi.
Anlamı : Iri yari, erkeksi kadinlara bir yakistirma. Bk: Dev anasi.

Atasözü : At çalindiktan sonra, ahirin kapisini kapamak.
Anlamı : Is isten geçtikten sonra önlem almak. Bk: Halayik sikildikten sonra kapiyi kapar.

Atasözü : At elin, it elin, bize ne!
Anlamı : Orali olmayan, baskasinin isine karismayanlarin kullandigi bir söz.

Atasözü : At görür aksar, su görür susar.
Anlamı : Gördügü her seye özenen, gerekmese de sahip olmak isteyen kisilere söylenir.

Atasözü : Ata et, ite ot vermek.
Anlamı : Bir kisiye isine yaramayan bir seyi ya da yetkin olmadigi bir görevi vermek. Bk: Itin önüne ot, atin önüne et koymak.

Atasözü : Ata nal çakildigini görmüs, kurbaga ayaklarini uzatmis.
Anlamı : Hakeden bir kimsenin karsisinda bunu haketmemis bir kisinin gocunmasi, istekte bulunmasi. Kisinin kendini bilmemesi.

Atasözü : Atam bilir atasini, ben bilirim ötesini.
Anlamı : Karsidakilerin nereden nereye geldiklerini, soyunu, sopunu, ne mal olduklarini bildigini iddia eden kinayeli söz.

Atasözü : Ates almaya mi geldin?
Anlamı : Birinin gelip hemen gitmesine söylenir.

Atasözü : Ates bacayi sardi.
Anlamı : Durum tehlikeye girdi, olan oldu.

Atasözü : Ates olsa cirmi kadar yer yakar.
Anlamı : Meydan okuma sözü. Çok güçlü olsa ne kadar zarar verebilir ki? Her seyi göze almak. Cirmi, Arapça hacim, büyüklük, oylum.

Atasözü : Atese vursan duman vermez.
Anlamı : Eli siki, çok cimri kisilere söylenir.

Atasözü : Ayrani yok içmeye tahtirevanla (atla) gider siçmaya.
Anlamı : Durumuna, yoksulluguna bakmadan gösteris yapmaya, varsillar gibi davranmaya çalisan insanlar için söylenen bir söz.

Atasözü : Az koy da, sen koy.
Anlamı : (Ok: Az ko da, sen ko.) Çok kandirilan, dostlarindan kazik yiyen bir insanin yakinisi. Bazen de, önerinin yani sira yardim da isteyen bir insanin kullandigi söz.

Atasözü : Alışmadık Götte tuman (Don) Durmaz.
Anlamı : Bir insan bir şeyi içine sindiremezse o işte başarılı olamaz.

Atasözü : Şanssız Deveyi Çölde Kutup Ayısı Sikermiş.
Anlamı : Çok şanssız olmak.

Atasözü : Eşşeği Siken, Ossuruğuna Katlanır..
Anlamı : Hamama giren terler.

Atasözü : İmam Ossurursa, Cemaat (çatır-çatır) Sıçar.
Anlamı : İnsanlar, liderlerinin yaptığını yapar.

Atasözü : Zaman Kötü, Kolla Götü.
Anlamı : Kendine dikkat et.

Atasözü : İşini Bilmedik Çavuşlar, Döner Götünü Avuçlar.
Anlamı : Başarısız olmak.

Atasözü : Ölüyü Çok Yıkarsan, Ya Ossurur Ya Sıçar.
Anlamı : Çok özenilen işler sonuca varmaz.

Yorum Yapın

BİR ACEMİNİN AZERBAYCAN MACERALARI

Aşağıdaki yazıyı kimin yazdığı meçhul ama gayet ilginç…

BİR ACEMİNİN AZERBAYCAN MACERALARI

Azerbaycan’ın adını işyerinde telaffuz etmeye başladığımızda yani 1992-1993 yıllarında, orası bizim için kapalı bir kutuydu. Azerbaycan, çok çok eski olan Rus cihazlarından oluşan haberleşme ağını yenilemeye, köylerine, kasabalarına telefon hizmeti götürmeye çalışıyordu. Tabii dünyaya pencerelerini açtıktan sonra da ilk iş olarak; dil, kültür, din birliği olan kardeş ülke Türkiye’den yardım istemişlerdi. Bizler de Türkiye’nin en önemli iki telekomünikasyon şirketinden biri olarak güzel projeler yapmak için kolları sıvadık.

İlk defa Direktörümüzün Azerbaycan ile telefon konuşmasına şahit olduğumda şok oldum. Konuştuğu kişi dönemin Haberleşme Bakan Yardımcısı’ ydı ve bizim patron, hiçbir samimiyeti olmamasına rağmen “sen” diye hitap ediyordu. Azerice’de “siz” kavramı yoktu. Görüştüğünüz kişi Bakan da olsa “sen” diye konuşabiliyordunuz. Birinci dersimizi aldık.

Karşılıklı görüşmeler için Bakü’ ye gittik. Havaalanında dakika bir, gol bir hatamı yaptım. Üniformalı birini göstererek, Azerice’de benden daha tecrübeli bir arkadaşıma “bu adam subay mı?” diye sordum. Arkadaş: “sus, adamı peşimize mi takacaksın, burada subay bekar demek” dedi. Bizdeki “subay” ne demek söylemedi.

Bizi karşılayan Azeri arkadaş, arabaya binerken kendisinin dalda (arkada) gideceğini benim de kabaga (öne) oturmamı söyledi. Otelin önüne gelince şoför; “abla sen burada düş, ben arabayı saklayıp gelirim” dedi. Yani ben ineceğim, o da park edip gelecek. Sonra düşmenin inmek yerine her yerde kullanıldığını “merdiveni boşver, gel asansörle düşelim” dediklerinde daha iyi kavradım. Ama bunu bilmeyen arkadaşlarımız Azerbaycan Havayolları ile yaptıkları bir uçuş sonunda, Bakü’ ye beş dakika içinde düşecekleri anonsu ile hayatlarını film şeridi gibi bir-iki saniye izleme fırsatını bulmuşlar. Bir diğerimiz de Bakü’ ye telefon edip montaj ekibimizin varıp varmadığını öğrenmek istemiş, telefondaki Azeri: “uçak Bakü üzerinde fırlandı, fırlandı, Sumqayit’ e düştü” demesiyle feryat figan ortalığı birbirine katmıştı. Anladık ki uçak Bakü’ ye inememiş, bir iki tur atıp, başka bir şehre inmiş.

Azeriler çok misafirperver. Herhangi bir ikramı reddetmek çok ayıp. Sizi ağırlamak için paralanıyorlar. Altı saat boyunca yemek yenilebiliyor. Bizi o dönemin gözde bir lokantasına götürdüler. Adı Gülistan. Ordan burdan konuşulurken, çok değerli bir şairlerinin başka bir ülkede rahmetli olduğunu ve sümüklerini Bakü’ye getirmeye çalıştıklarını söylediler. Biz yine anlamsız anlamsız bakınca, sümüğün kemik anlamına geldiği ve Türkçe sümüğün karşılığının da “burun suyu” olduğu anlaşıldı. Sonra bana sümüklü et (pirzola) sipariş edildi. Şu anda Bakü’deki Migros yani ???????? Store’un camlarında “sümüklü et şu kadar, sümüksüz et bu kadar” ilanlarını görmek mümkün. Bu arada garson yanımıza yaklaştı ve yan masadaki adamların arkadaşımızı Sefer Bey’e okşattıklarını söyledi. Tabii okşanmaya maruz kalmış arkadaş da kolay kolay okşanacak bir tip değil. Bıyıklı ve iri cüsseli olan arkadaşımız acayip bozulup, “kim okşatmış beni, bu da ne demek” şeklinde horozlandı. Okşatmanın – benzetmek olduğunu zar zor anlayarak rahatladık. Rus kızların dansları ve “Ada Vapuru Yandan Çarklı” şarkısı eşliğinde yemeğimizi bitirdik. Ertesi gün seherde bizi otelin kabağından aparacaklarını söylediler. Yani sabah, otelin önünden alınacaktık.

Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses acayip rağbet görüyordu. Bir de o zamanlar Cuma akşamları TRT’de yayınlanan “Bir Başka Gece” programı çok seviliyordu. Hatta Cuma gecelerine denk gelen düğünlere “Bir Başka Gece” programı süresince ara veriliyor, düğün ahalisi TV salonuna geçerek hep birlikte programı seyrediyordu. Sonra düğüne bırakılan yerden devam ediliyordu. Daha da enteresanı önemli bir iş toplantısının ortasında üst-makamın ofisinin (genelde her ofiste irice bir TV var) kapısı tık tık çalınıyor, departmandaki sekreterler sessizce kenara diziliyor ve sabah saatlerinde verilen Brezilya dizisi hep birlikte seyrediliyordu. Tabii bizim toplantı devam ediyordu etmesine ama Azeri yöneticisinin gözleri de sık sık televizyona kayıyordu. En zevklisi Azerbaycan-Türkiye futbol maçını Azeri televizyonundan, Azeri spikerin anlatımıyla seyretmek: Türk Milli Yığma Komandoları. Türkiye Milli Takımı anlamında. “Türk kapıcısı (kaleci) topu gapı aralığından depti, yirmibirinci dakka olmasına rağmen maç heç heç (0-0) devam etmekte” gibi sevimli cümlelere rastlıyorsunuz. Ya da bir Amerikan filmini Azeri dublaj ile seyretme şansını yakaladıysanız Robert Redford’un “men yahsiyem, istemirem. Sen nicesin?” şeklinde konuşmasına gülmekten kırılıyorsunuz. (Bu arada Arap ülkelerinden birinde iş için bulunan arkadaşım bir filmde: R. Hudson’a barmenin ne içeceğini sorduğunu ve onun da elhamdüllah oruçluyam dediğini söyledi. İnanamadım, yazmış da olabilir). Bu arada bizler de onları Türkiye’ye davet ettik. Hatta bir yöneticinin eşi rahatsızlandı ve doktora götürmek görevi bana düştü. Amerikan Hastanesi’nden randevu aldık. Kadın; “oynaklarım, sümüklerim, kıçım ağrıyor, derman yuttum geçmedi” dedi. Doktorda Hakan Şükür bakışları oluştu. Yani “eklemleri, kemikleri ve bacakları ağrıyor ve ilaç almasına rağmen geçmiyor” dedim. Neyse tahliler filan, derman bulundu.

Comments (3)

Older Posts »