Archive for ilim

G Noktası Nedir

Alman Jinekolog Ernst Grafenburg�un bulduğu bu nokta ( Grafenburg noktası ), Vajina ön duvarında yer alan basınç uygulanması ile orgazma neden olan yapıdır. Burası duyarlılığı en yüksek olan bölgedir. İdrar yolunun vajinaya en yakın olduğu yerdir. Ancak bu nokta üzerine çeşitli şüpheler vardır, bazı araştırmacılar bu noktanın vajinanın daha yukarısında olduğunu ileri sürerken bazıları ise vajen ön duvarında herhangi bir yerin uyarılmasının heyecan dalgalanması yaratabileceğini iletmişlerdir.

Her kadında G noktası bulunmayabilir. G noktası uyarıldığında orgazm oluşur. Bazı durumlarda ise orgazmla birlikte bir boşalma da gözlenir. Bu boşalma bir miktar idrarın çıkmasıdır. G noktası uyarılan kadınların hepsinin boşalmayacağı gibi bu hissi yaşayanların ancak 6 orgazm deneyiminden birinde görüldüğü rapor edilmiştir.

İşaret parmağınızı vajinaya doğru ilerletip ön duvarını parmağınızla hissettiğinizde yaklaşık parmağınızın 1 ve 2. boğumları arasında kasların birleştiği birleşke olarak hissedebilirsiniz. Vajina kaslarının yoğunlaşmasından meydana gelen bu noktaya parmağınızla basınç uyguladığınızda hazzı duyumsarsınız.

* ABC Yayınları, Anna Hopper, Cinsel Yaşam Kılavuzu, adlı kitapdan alınmıştır. Adı geçen kitabı Cinsel Eğitiminizi sağlamak için tavsiye ederiz…

Yazar: Vajinismustedavisi.com

Yorum Yapın

GERDEK GECESİ

İlk Gece ( zifaf gerdek gecesi ) ( cinsel ilişki ) “Aman aceleye getirme!” uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.

Kadının ilk cinsel ilişki`ye (koitus) karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?” Bu kadın ilk cinsel ilişki`sindebüyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır. Erkeğin tipik tepkisi,çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır (zamansız eja-külasyon). Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.

Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler, üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hâlâ bir yaşındaki gibi “sendeliyorsa”, durum değişir.

Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.

Kadın bundan önce hiç cinsel ilişki`de bulunmamışsa, onun bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.

“İlk gece”de cinsel ilişki sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı penis bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapmalıdırlar, ilk cinsel ilişki`nin heyecanı sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon sırasında daha az can acısı duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.

Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.

Âdet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye alışmıştır.

Buna rağmen genç kız, ilk cinsel ilişki çocukluktan kalan “iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir. Biz dönelim ilk gece`ye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen kadının ilk cinsel ilişki sırasındaki heyecan arasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.

Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.

Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar sağlayabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerinliği yüzünden tam erekslyon (penisin dikleşip sertleşmesi) olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.

Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artınr ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.

Sımsıkı sarılışmak. Öpüşmek. Okşamak. Sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır: Bu ilk sevişme yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir

KAYNAK : Cinselyasam

Comments (28)

bebeğim çocığ

çılgın iş .

çılgın girintili .

oynatmayıbenş kardeş .

her şılgın , iş çocuk bebe yavru . araştırıyom. Bu benler beni ilgilendiriyor. o ben uyumlu oluyoruz.

çok şeker çocklar zeki , hızlı atik , sağlıklı , maybe karanlık konu. fazla öttüm.
o 2 benli kızı bulavağım. biri göz altında yakın diğeri çapraz yanak burun simetri. kız kayboldu. karanlık konu çok. gelin olsa yakacam dünyayı.

kızın beyni çok özel. çocuğumuz çok delirtir. ( Yahudi ) benden kalırsa 🙂
Çok karanlık biirisi . Arıyorum bulacağım . evde var .

çok bebeksi .

evcil hayvan yetiştritoyuz

Comments (1)

Eğitimli gençlerin %23.4’ü işsiz

“Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasında, eğitimli gençlerin yüzde 23.4’ünün işsiz olduğu görüldü.Araştırmada işsiz gençlerin yüzde 40’ını, ilk kez iş arayanlar oluşturmakta.

Gençlerin yarısı umutsuz – 21 / 06 / 2007 16:47

“Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasında eğitimli gençlerin yüzde 23.4’ünün işsiz olduğu görüldü. İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iş arayanlardan oluştuğu ifade edilen araştırmada, 15-24 yaş grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en şansız kesim olduğu kaydedildi.

Araştırmada, gençlerin istihdamındaki başlıca sorunun eğitimden, çalışma hayatına geçişte yaşandığına işaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceğinin altı çizildi. / Genel itibar , girişimci tarağı , ilim irfan itikat, çok sebep, taranacak birileri /

ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Hakan Ercan tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasına göre, gençler için iş imkanının yaratılmasının Türkiye’nin uzun dönemli ekonomik istikrarı ve büyümesinin önemli bir bileşenini oluşturuyor. / alan yaratın. Ser best ekonomi , iş kurulum kolay , patent kolay. örnek şahsiyet fazla göster. Seminer yol . Derin görüş . emin aadım /

İstihdamda 2005-2006 döneminde yaşanan olumlu gelişme, gençler arasındaki işsizlik oranlarına yansımadı. Gençler arasındaki işsizlik oranı, son iki yıl içinde yaklaşık yüzde 18 oldu. Araştırmada, bu oranın Türkiye’nin AB ile aynı düzeyde olduğu tek işgücü piyasası göstergesi olduğuna dikkat çekildi. / Silkelerim aB yi /

2050 YILINDA TÜRKİYE’NİN NÜFUSU 98.5 MİLYON OLACAK

Türkiye’nin yakın dönemdeki yıllık nüfus artışı yüzde 1.4 seviyelerinde gerçekleşirken, nüfus momentumu nedeniyle 15 yaş ve üzerindeki çalışma çağındaki nüfusun ise yılda yüzde 1.88 oranında arttığı görüldü. Nüfusun, 2025 yılında 88 milyona, 2050 yılında da 98.5 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. / Yok ben üreticem bu konuda şüphem yok diyor aksakallı dede 🙂 / sırıtarak kaç çatıyor 🙂 /

Kentsel nüfus oranının ise 2025 yılında yüzde 85’e ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de nüfus artış hızının düşmesine karşın çekirdek ailelerin, geleneksel aile modelinin yerini alması nedeniyle hane sayısındaki artışın devam etmesi bekleniliyor. Buna bağlı olarak da dayanıklı tüketim mallarının tüketimi ve konut talebi artacak.

2020 YILINDA NÜFUSUN YÜZDE 70’İ ÇALIŞMA ÇAĞINDA OLACAK

0-14 yaş grubunun yaklaşık 20 milyon düzeyinde sabit bir seyir izlediği dikkat çekilirken, bunun eğitimin kalitesine olumlu etki yapacağı vurgulandı. 15-44 yaş grubundaki artışın geçmiş yıllara oranla düştüğü gözlendi. 2020’den sonra bu yaş grubunun 40 milyon civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Araştırmada, nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin, 2020 yılında çalışma çağında olacağının altı çizildi. Kadınının, gelecekteki iş gücüne katılma oranının artması nedeniyle kentlerdeki işsizlik oranı giderek artacak.

İŞ ARAMADA 15-24 YAŞ GRUBU EN ŞANSIZ KESİM

İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iş arayanlardan oluştuğu ifade edilen araştırmada, 15-24 yaş grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en şansız kesim olduğuna işaret edildi.

Bu yaş grubundaki gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 18.7 olduğu görülürken, eğitimli gençlerin arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 23.4 olduğu kaydedildi. Lise ve meslek okulu mezunlarının yüzde 24.8’inin işsiz olduğu belirtilen araştırmada, en düşük oranların bir okuldan mezun olmayanlardan ve ortaokul mezunlarından oluştuğu vurgulandı.

Bunun nedenin ise eğitimli gençlerin yüksek ücret istemesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Araştırmada, gençlerin istihdamındaki başlıca sorunun eğitimden, çalışma hayatına geçişte yaşandığına işaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceğinin altı çizildi.

(ANKA)

çok şeker bırı ilak , kayalık bir korun kabarıkım , kitap , kalın , kamaştım , kitap , korut , karkut , kitab , alim bir kaza son

Yorum Yapın

30 yıllık nişan yüzüğüm bile sorgulanır oldu

Eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, sol siyasetin önemli isimlerinden biri. AK Parti’ye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından bizzat davet edildi. Dört gün önce Meclis’te parti rozetini taktı.
CHP eski genel sekreteri Ertuğrul Günay, Meclis’te 29 Mayısta yapılan törenle AK Parti’ye katıldı.

Ancak bu kısacık süre bile Türkiye’deki şekilciliğin geldiği boyutla yüzleşmesine yetti. Katıldığı bir televizyon programında 30 yıldır taşıdığı nişan yüzüğü sorgulandı. Günay’ın parmağındaki beyaz renkli platin yüzük için ilginç ifadeler kullanıldı: “Gümüş yüzük taşıyor. Yüzüğü sağ eline takıyor.” Günay, bu tabloyu şöyle özetliyor: “Türkiye’de şekilden yola çıkan, ufuksuz bir siyaset var.” Günay, bunları ‘marjinal çevreler’ olarak tanımlıyor. Tercihinin genel olarak olumlu karşılandığını, bazı CHP teşkilatlarının bile kendisine destek verdiğini kaydediyor. Eski partisinden AK Parti’ye oy kazandıracağı düşüncesinde. Yeni partisine yapılan baskıları ise CHP içinde demokrasi mücadelesi veren Bülent Ecevit’e yöneltilen haksız suçlamalara benzetiyor.

Eski CHP Genel Sekreteri, “Neden AK Parti?” sorusuna tek cümleyle cevap veriyor: “Demokrasinin yanında durduğumu göstermek için.” Cumhuriyet mitinglerinde AK Parti karşıtlığı oluşturulduğuna dikkat çekerken 15-20 milyon oy almış bir partiyi dışlamanın demokrasinin önemli ayaklarından birini çökertmek anlamı taşıdığını kaydediyor. Günay, AK Parti’yi ‘Büyük Halk Partisi’ olarak tanımlıyor. Hükümetin sosyal politika alanındaki icraatlarını bu tanıma delil olarak gösteriyor. Dünya standartlarında solun değişimci, sağın statükocu olduğunu belirtirken, Türkiye’de tablonun farklı olduğuna işaret ediyor: “AK Parti, değişimci; CHP statükocu.”

“AK Parti’ye katılmasaydı ne yapacaktı?” Günay, bu soruya şöyle cevap veriyor: “Doğru bildiklerimi anlatmaya devam edecektim. Bir fikir adamı olarak üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında ve medyada konuşmaya devam ederdim.” Günay, “bakanlık pazarlığı yapıldığı” yönündeki iddialara ise tepkili. “Bunu saygısızlık sayarım.” Erdoğan’ın kendisine “Demokratileşme, toplumu kucaklama hareketi içinde faydalı olacağınızı düşünüyorum.” dediğini aktaran Günay, “Adım atarken etrafımdakilerden dirençle karşılaşsaydım bunu yapamazdım.” diyor. AK Parti’nin maruz kaldığı baskıyı CHP içinde bir dönem demokrasi mücadelesi yürüten Bülent Ecevit’in durumuna benzeten Günay şöyle devam ediyor: “Hükümet, ekonomiyi yıkılmayan bir sağlamlığa kavuşturdu. Sosyal hizmet alanında önemli işler yaptı. AB sürecini başarıyla yürüttü. Buna rağmen vehimler üretiliyor, niyetler okunuyor. Haksız tartışmalarla suçluyorlar. Ecevit ve CHP’ye karşı da yapıldı bunlar. Bu karalamalarla demokrasi dışı arayışa sürükleniyor ülke.”

Yorum Yapın

İstanbul’da AB-Türkiye enerji zirvesi

Ankara’da Dışişleri Bakanları düzeyinde yarın yapılacak Türkiye-AB Troykası toplantısının ardından Salı günü İstanbul’da düzenlenecek üst düzey konferansta Türkiye ile AB arasındaki enerji işbirliği tartışılacak.
“Türkiye ve AB: Avrupa Enerji Politikası’na Doğru Hep Birlikte” başlıklı konferansa Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Enerji Bakanı Hilmi Güler ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’ın yanısıra, Avrupa Komisyonu’nun Enerji ve Genişlemeden Sorumlu Üyeleri Andris Piebalgs ve Olli Rehn de katılacak.

Avrupa Komisyonu ve Türkiye tarafından Conrad Hotel’de düzenlenecek konferansa Brüksel’de büyük önem veriliyor. Türk hükümeti ve Avrupa Komisyonu’nun üst düzey temsil edileceği İstanbul’daki konferansta AB enerji şirketleri yöneticileri ve enerji uzmanları da hazır bulunacak.

İstanbul’daki konferansta “kilit siyasi ve ekonomik aktörler”in AB’nin ve Türkiye’nin gelecekteki enerji güvenliğini sağlamadaki zorluklar ve fırsatların tartışılacağı belirtiliyor.

Nitekim, yarın Ankara’da yapılacak Türkiye-AB Troykası toplantısının ardından İstanbul’a geçerek konferansa katılacak Olli Rehn, konferansa ilişkin açıklamasında “AB ile Türkiye, güvenlik, ekonomi ve medeniyetler diyaloğu gibi alanlarda “ortak temel stratejik çıkarları”nın olduğunu belirterek “Bu, AB’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini açmasının nedenlerinden biridir” dedi.

TÜRKİYE’NİN AB’YE YÖNELİK ENERJİ YOLLARINDA KİLİT RÖLÜ OLABİLİR

Olli Rehn, İstanbul’daki konferansı “enerji stratejisini görüşmek için büyük bir fırsat” olduğunu savunurken de AB ve Türkiye’nin enerji alanında işbirliğinin derinleştirilmesinden çok büyük bir kazanç elde edebileceklerini de vurgulamıştı.

Andris Piebalgs ise, AB ve Türkiye’nin enerji alanındaki yakın işbirliğinden kazanacak çok şeyler olduğunu belirterek Türkiye’nin AB’nin enerji kaynaklarını sağlamlaştırmasına yardımcı olabileceğini söyledi. Türkiye’nin de AB enerji piyasasına entegrasyonun, bir iç enerji piyasasını oluşturmasını mümkün kılacağını vurgulayan Piebalgs, “Türkiye, Avrupa’ya yönelik enerji yollarında kilit bir rolü oynayabilir” ifadesini de kullandı.

/ Önemli bir konu olarak görülür. Aynı önemi Başka değerlerimize Göstermeliyiz. Yoksa önemliyiz. Becerdim. Orta asya , Arabistan , Arap ülkeleri ile de aynı türde toplantılar gerekebilirç /

ANKA

Yorum Yapın

yangın

Picasa SlideshowPicasa Web AlbumsFullscreen

Yorum Yapın

Older Posts »