Archive for göğüsler

Göğüsleri dikleştirmenin yolları…

Yapısında hiç kas olmayan tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sutyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirirler. Estetik açıdan huzursuzluk yaratan bu durumdan kurtulmak için birkaç masaj tekniği ve alınacak önlemle estetik operasyona gerek kalmadan göğüslerinizi istediğiniz forma sokabilirsiniz.

Göğüs bakımı için yapmanız gerekenler

” Güneşe çıkmadan önce mutlaka koruyucu ürünler kullanın.
” Göğsünüzde oluşan küçük sivilceleri dikkate alın ve gerekirse bir uzmana görünün.
” Göğüslerinize de yüzünüze verdiğiniz önemi verin ve bakım yapın.
” Göğüs bölgenizi sık sık nemlendirin. Düzenli olarak nemlendirici bir krem ile masaj yapın.
” Sutyen alırken sıkı olmamasına dikkat edin ve alttan destekli olanları tercih edin.
” Çok sıcak su ile duş almayın çünkü sıcak su ile duş almak göğüslerin sarkmasına neden olur.
” Her banyodan sonra göğüslerinize soğuk su ile masaj yapın.
” Göğüslerinize sert hareketler yapmaktan kaçınmalısınız özellikle de bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyorsa, sert masajlar yapmaktan kaçının.
” Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.
” Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyumayı tercih edin ve sürekli yüz üstü yatmamaya çalışın.
” Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.
” Çok sık kilo alıp vermeyin. Düzensiz bir şekilde kilo alıp vermek, bir süre sonra göğüslerde elastikiyet kaybına yol açıyor. Ayrıca dokular zayıflar ve göze hoş görünmeyen çatlaklar oluşur.
” Özellikle günde yarım saat boyun, omuz ve kolları çalıştırıcı egzersizler yapın.
” Sigara içmemeye özen gösterin çünkü sigara vücudunuzdaki hücre yenilenmesini olumsuz etkilediği gibi göğüslerinize de zarar verir.

Göğüs kanseri Kendi kendine muayene

Kadınlarda çok sık görülen meme kanserine erken teşhisin yapılması ve kanserin önlenmesi için 20 yaşından itibaren evde kendi kendinize kontrol yapmaya başlamalısınız.

” Göğüsleriniz çıplak şekilde ayna karşısına geçin. Her iki kolunuzu yanlara doğru serbest bırakın, omuzlar dik olacak durun. Önden ve her iki yana dönerek memelerin büyüklüğüne, simetrisine, derinin rengine, şekline, meme başlarına meme altı bölgelere, koltuk altlarına bakın. Meme büyüklüğünün aynı olmaması normaldir. Aynı gözlemi kollarınızı yukarı kaldırdıktan sonra veya her iki kolunuz başınızın arkasındayken tekrarlayın. Bu sırada memeler, meme başları ve koltuk altı bölgelerine bakın. Kabarıklık olup olmadığına dikkat edin. Ellerinizi belinize, leğen kemiklerinin üzerine kuvvetle bastırın.

Omuzlarınızı hafifçe çıkararak öne doğru eğilin. Önden ve her iki yandan göğüslerinize bakın. Deride, çekinti, çökme olup olmadığına dikkat edin. Meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, memelerden birinde büyüme, meme başlarında çökme ve kepekli lezyonlar olup olmadığına dikkat edin.

” Elinizin üç orta parmağının yastık bölümleriyle, küçük dairesel hareketler çizerek baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlayın. Sağ meme için sol, sol meme için sağ elinizi kullanın. Göğsünüzün tümünü yoklayarak muayene edin. Aynı muayeneleri diğer göğsünüzde tekrarlayın. Parmaklarınıza vücut losyonu veya sabun sürerek kayganlığı artırarak, daha rahat muayene edebilirsiniz. Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme bölgesini muayene edin.

Elinizi kaldırmadan kaydırarak birbirine paralel dikey çizgiler çizerek veya köprücük kemiğinin altından başlayarak saat ibresi yönünde giderek iç içe geçen daireler çizerek veya meme başında sonlanan şekilde tüm memenizi muayene edin. Elinizin başparmak ve işaret parmakları arasında meme başlarını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin.

” Yatarak muayene edeceğiniz taraftaki omuz altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirin. Aynı taraftaki kolunuzu başınızın üstüne koyun. Diğer elinizin 3 orta parmağın yastık bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru arttırarak muayeneye başlayın. Kolunuzu yana koyun, diğer elinizle koltukaltı bölgesini muayene edin. Diğer elinizin baş ve işaret parmakları arasında meme başını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin. Diğer göğsünüzü de aynı şekilde muayene edin.

” Muayene için en uygun dönemler adet gören kadınlarda adetin bitimini takiben 5. ve 7. gün arası, menopozdaki kadınlarda her ayın aynı günü, emziren kadınlarda emzirmeyi takiben, göğüslerdeki sütü boşalttıktan sonra, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

Hürriyet
Yayın Tarihi : 23 Haziran 2007 Cumartesi

Comments (24)

Şimdi popo popüler

Çok değil birkaç yıl önce Hülya Avşar, şarkısının klibinde poposunu ekrandan yüzümüze doğru sağa-sola salladığında bir hayli afallamıştık. Gerçi biz popoyu severdik. ‘Yemekte salça, kadında kalça’, büyüdüğümüz topraklarda bu sevgiyi dışa vuran en özlü ifadeydi. Ama popoyla böylesine ayan-beyan karşı karşıya kalmak, pek alışık olduğumuz bir durum değildi. Göz ucuyla ve ilgiyle baksak da ekrana, yine de gördüklerimizi yadırgadık.

Aradan birkaç yıl geçti ve şimdi ekranda sular seller gibi akıp giden popolara artık olağanlaşmış bir ilgiyle bakıyoruz. Bu ‘popo fırtınası’nı yadırgamadan izlemek, bunun nedenleri üzerine düşünmekten de alıkoyuyor bizi.

Poponun altın çağı

Evet, bir popo fırtınası esiyor! Jennifer Lopez’den sıkılan ya da bunalan Shakira’ya, ondan kaçan ‘Nez’e tutuluyor bu fırtınada. Neredeyse ekranda starların yüzlerinden çok popolarıyla haşır neşir oluyoruz.

Dünya pazarında kendine yer edinmiş ‘yerli jean’in reklamında onu giydiğimizde çok güzel olacağımızı, popolara ‘zoom’ yaparak anlatıyorlar bize. Güzellik popodan geçiyor yani!

Çocukluğumuzdan beri televizyondan ve sinemadan yüzlerini hafızalarımıza işlediğimiz ‘Charlie’nin Melekleri’ artık popolarını dönüyorlar afişlerinde.

Popo, günümüzde gerçekten altın çağını yaşıyor. Ama aslında hiçbir zaman gözden ırak olmadığını biliyoruz.

Poponun insan türünün dişisinde erkeğine kıyasla çok daha ‘belirgin’ olduğu bir gerçek. İnsana yakın diğer maymun türlerinin dişilerinin poposunda yalnızca ‘kızışma’ döneminde kendisini gösteren şişkinlik, insan dişisinde süreklilik kazanmış. Bu, kadın poposunun her daim erkeğin ilgisine ve gözlerine açık bir çekim bölgesi olmasını koşullayan ‘evrimsel-biyolojik’ bir etken.

Belki de buna bağlı olarak, insanlık tarihinin ‘estetik’ bakımdan izlenebilir en erken dönemlerinden itibaren popo, popülerliğini ilan etmiş. ‘Taş Devri’nin sonlarına doğru görülmeye başlayan ve sanatsal yaratıcılığın ilk örneklerinden sayılan kil, fildişi ve kemikten yapılmış kadın heykelciklerinde çok açık şekilde tespit edebiliyoruz bunu.

Bu heykelciklerde kadın vücudunun göğüs, karın ve kalça bölgesinin abartılı biçimde tasviri göze çarpıyor. Ancak yine de vücudun odak noktasını kalçalar oluşturmakta gibi. Heykelcikler, bedenleriyle kıyaslanmayacak irilikte kalçalara sahipler. Antropologlar, bunun esasen kadının doğurganlık ve üretkenlik timsali olmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyorlar (M. Özbek, Dünden Bugüne İnsan, ss. 122-123).

Göğüsler ve karnın bu bakımdan önemini anlamak mümkün, ama poponun alabildiğine görkemli bir şekilde tasvirinin sadece bunlarla ilişkili olduğunu düşünmek, pek tatmin edici değil. Bu yüzden bunun kadın kalçalarının erotik çekiciliğine duyulan tutkunun artistik yansıması olarak yorumlanabileceğini öne sürenler de var (D. Morris, Sevmek Dokunmaktır, s. 46). Her ne olursa olsun, ‘kadında kalça’nın taş devrinde bile insanların imgelemini harekete geçiren bir bölge olarak ortaya çıktığı kesin.

Poposever toplumlar

Poponun böylesi abartılı temsili, ilginç bir şekilde on binlerce yıl sonra, modern zamanların eşiğinde tekrar karşımıza çıkıyor. 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa, giysilerin altına yerleştirilen yastıklar, karkaslar veya çelik yaylar aracılığıyla kadınların popolarının normalden çok büyük ve göze batacak şekilde sergilenmesine sahne oluyor. ‘Kadında kalça’, o dönemde de modanın odak noktası.

Sonra bu âdet terk ediliyor ve günümüzün daha atletik ama hayli de biçimli popo boyutları giderek ‘genel-geçer’lik kazanıyor. Ancak bizim de içerisinde yer aldığımız Akdeniz havzası halkları ve onlarla organik bağlantı içindeki Latin kökenli Güney Amerika toplumları açısından durum farklı. Poponun kadında en çok önemsenen bölge olmasının bu toplumlarda bir ‘kültürel karakteristik’ haline geldiğini kaydetmek gerek.

Meme satmaz, popo satar!

Bu noktada çarpıcı bir örneği hatırlatmakta da yarar var: Playboy, Penthouse gibi erkek dergileri Türkiye pazarına ilk girdiklerinde beklediklerini bulamamışlardı. Neden sonra anlaşıldı ki dergilerin ‘kadın’da daha çok göğüsleri öne çıkaran tarzı, Türk erkeğinin ‘zevki’ne hitap etmiyor! Bu yüzden, tıpkı ondan çok sonra Türkiye’ye giren ‘McDonald’s’ın hamburgeri ayranla satması gibi, Playman’i de o zaman popo ile Türkiye’de satılır hale getirmek mümkün olmuştu!

Her yerde seks var

Yaşadığımız ‘elektronik’ iklimde ‘popo’ ile yoğun haşırneşirlik ise daha yakın zamanlara tarihlenen bir gelişme. Belki giderek çokkültürlü hale gelen dünyada kültürlerarası etkileşimin, belki de özellikle kültür endüstrisine hâkim Amerika’da ‘Hispanik’ (İspanyol kökenli) kültürün giderek öne çıkmasından kaynaklanıyor bu, kim bilir?

Ama bilinen, göze ‘değen’ her yerde son zamanlardaki popo artışının, onun ta en baştan beri bilinen cinsel çağrışımıyla ilişkili olduğu. Çünkü cinsellik, günümüzde çok satıyor.

Cinselliksiz aşktan, aşksız cinselliğe

Cinselliğin içerisinde yer almadığı ‘masum’ aşkları anlatan melodramların tarih olduğu bir dönemdeyiz. Âşıkların beyaz perdede birbirlerine sarıldıkları anda daha ileri gidecekleri kaygısıyla kararan perdeler, yatağa doğru devrilen âşıkları kadrajına almayarak ufuklara doğru gezintiye çıkan film kameraları çok gerilerde kaldı. Cinselliği dışlayan masum (ama bir o kadar da gerçekdışı) aşkların birer ‘kültürel temsil’ olarak dünyamıza hakim olduğu zamanlardan hayli uzaktayız. ‘Masumiyetin sonu’nu yaşadığımız ‘şimdiki zaman’ daha çok bir ‘aşksız cinsellikler’ çağı. Bu çağın kültürel temsili de tabii çok başka oluyor.

Bu başkalık, cinselliği hayli vurgulu ve merkezi biçimde öne çıkarıyor popüler kültür öğelerinde. Filmlerde, kliplerde, şovlarda ve reklamlarda yani… İşte o zaman ‘J.Lo’, ‘Shakira’ ve ‘Nez’ popolarını konuşturuyor daha çok. Mankenler, aktrisler ‘çok güzel oluyor’ popolarıyla. Ve ‘Charlie’nin Melekleri’ son epizod ‘Tam Gaz’da popolarıyla ‘afiş(e)’ oluyorlar.

Taş devrinden bugüne popo

Popo geçmişte de bazı dönemlerde günümüzde olduğu kadar ‘görkemli’ biçimde insan topluluklarının gündemindeydi. Taş devri insanı, kadın kalçasına yönelik erotik tutkusunu, sanatsal yaratıcılığına da yansıtmıştı. Yapılan kadın heykelciklerinde en abartılı işlenmiş bölgelerden biri, popoydu.

Tayfun Atay / Milliyet Popüler Kültür

Comments (2)

KADINLARIN ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

KADINLAŞMA

Ergenlikte kızlarda da, erkeklerde olduğu gibi vücut yapı ve fonksiyonlarında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. Kızlarda ergenlik değişiklikleri şunlardır:

· Göğüslerde büyümenin başlaması,
· Cinsel bölgede kıllanma,
· Vücut ölçülerinde hızlı artış,
· Adet görme,
· Koltuk altında kıllanma,
· Kalçaların genişlemesi, göğüslerin olgunlaşması ile kadınsı görünüm.

Göğüslerin Gelişimi

Ergenlik dönemindeki bir çok değişiklikten sorumlu olan kadınlık hormonu (östrojen), göğüslerde büyümenin başlamasına neden olmaktadır. Göğüslerin büyümeye başlaması kalıtsal ve çevresel özelliklere göre büyük farklılık gösterir. Genelde 10-14 yaşları arasında gelişimin başlaması beklenir. Göğüslerin şekli, büyüme hızı, büyüklüğü kalıtsal özellikler ve çocuğun beslenme durumuyla ilgilidir. 3-4 yıl içinde gelişimini tamamlayan göğüsler ergen kızın ilgi odağındadır. Cinselliğin konuşulmadığı, ayıp sayıldığı toplumlarda kızlar göğüslerinin büyümesini başlangıçta saklamak isterler. Bu istekle, kızların geniş giysileri tercih etmeleri, elbiselerin göğüs kısımlarını çekerek bollaştırmaya çalışmaları, bazen öne eğilerek göğüslerini saklama gayretlerine sıkça rastlanır.

Kıllanma

Ergenlik döneminde göğüslerin tomurcuklanmaya başlamasından yaklaşık bir yıl sonra cinsel bölgede kıllanma başlar. Bundan 1-2 yıl sonra koltuk altında da kıllanma ortaya çıkar. Erkeklerden farklı olarak kızlarda kıllanma, belirtilen bölgelerle sınırlıdır ve kıllanan bölgenin kılsız bölgelerle olan sınırları belirgindir.

Kıllanmaya paralel olarak cinsel bölgenin deri renginde koyulaşma oluşur ve deri kıvrımları belirginleşir. Derideki bu değişiklikler bazı ergenleri huzursuz eder, hatta hastalık endişesine bile sebep olabilir.

Bazı kızların bıyık bölgesindeki tüylerde koyulaşma ve kalınlaşma oluşmaktadır. Bu hal aşırı ise ve vücudun diğer kısımlarında da kıllar ortaya çıkıyorsa, hormon bozukluğundan şüphelenilmelidir.

Adet Görme

Ergenlikten sonra, yaklaşık ayda bir kez olan vaginal kanamaya adet görme denilmektedir. Adet ergenliğin kesin işareti sayılmaktadır. Adetin başlaması ortalama 13 yaş civarındadır. Göğüslerin gelişmeye başlamasından yaklaşık iki yıl sonra adeti beklemek daha isabetlidir.

Bazı kültürlerde, kızların ilk adeti sevinçle ve kutlamalarla karşılanır. Çocuğa hediyeler alınır. Bazı kültürlerde de olay son derece gizlidir. Çocuk durumunu annesine bile çekinerek söyler, hatta bazen annesine de söyleyemeden kendi kendine temizlenmeye çalışır. Çocukta ergenlik değişiklikleri başladığında adet konusunda bilgilendirilmesi, kanamanın sebebi, ne yapması gerektiği, petleri kullanması ve kirlenmiş petlerini nasıl, nereye atacağının öğretilmesi birinci derecede annenin görevidir. Ancak eğitilmiş çocuklar vücudunda olan değişikliklerden rahatsız olmayacaklardır.

Kadın Hormonları

Anne karnındaki ceninin kromozomlarına uygun cinsel organlarının gelişmesinde, ergenlikteki değişikliklerin tamamında, cinsel ve üreme fonksiyonlarında östrojen adlı kadınlık hormonu rol oynamaktadır.

Östrojenin salgılanmasında, beyinden salgılanan hormonlar (FSH ve LH) düzenleyici rol oynamaktadır. Bu hormonlar, yumurtalığa etki ederek kadınlık hormonlarını salgılatırlar.

ADET

Ergenlik döneminden menopoza kadar, kadının üreme organlarında peryodik değişiklikler meydana gelmektedir. Yaklaşık bir ay süren peryodlarda, kanama olan günlere, adet kanaması veya kısaca adet denilir. Kadındaki aylık değişimlerin tamamına da kadın peryodu denilmektedir.

Adet kanaması, kanama dönemi belirli aralıklarla olduğu için muntazam anlamında “Regl”, her ay akmak anlamında “Menstruasyon”, kirlenmeye neden olduğu için “Kirlenme”, rahatsızlık oluşturduğu için ‘Hastalanmak” gibi çeşitli kelimelerle ifade edilmektedir.

Eski kültürlerde adet kanaması dönemlerinde kadınlarda bir uğursuzluk olduğu düşünülürmüş. Böyle kadınlar, bereketi azalır diye yemek yapmaz, sofraya oturmaz, tarlada çalışmaz hatta kimseye dokunmazlarmış. Böyle uç noktalarda olmasa da, günümüzde de kanama döneminde kadınların madden ve manen kirli olduklarına dair düşünceler mevcuttur. Oysa kanama, neslin devamı ve üremeye yönelik vücut fonksiyonlarının bir yansıması bağlamında özel bir anlam taşır. Kanamanın oluşturduğu maddi kirlenme ise tabii bir şeydir. Temizleyerek giderilebilir.

Adetin Oluş Mekanizması

Beyinden salgılanan hormonların etkisiyle, yumurtalıktaki sessiz duran yumurta hücrelerinin biri veya birkaçı olgunlaşmaya başlar. Aynı anda yumurtalıktan östrojen adlı hormon salgılanır. Bu hormon, rahim içini döşeyen dokuya (endometrium) etki ederek kalınlaşmasını ve gelişmesini sağlar. Yaklaşık 14 gün sonra, beyinden salgılanan LH adlı hormonun düzeyinin aniden yükselmesi neticesinde, yumurtalıkta gelişen ve olgunlaşmasını tamamlayan yumurta hücresi serbest kalır. Bu olaya yumurtalama (ovulasyon) denilmektedir. Yumurta hücresi tüpler içerisine alınarak, rahim içine doğru ilerletilir. Bu sırada yumurtalıkdan progesteron adlı hormon daha fazla salgılanır. Bu hormon da rahim içindeki dokunun daha da kalınlaşıp gelişmesini sağlar. Bunun amacı rahimi, döllenmiş yumurtanın yerleşmesine hazırlamaktır. Tüplerdeki yumurta spermle karşılaşır, döllenir ve rahime yerleşirse, adet kanaması olmaz. Döllenme olmazsa, rahim iç dokusunu geliştiren hormonlar salgılanmaz. Gelişmesi ve devamlılığı için gerekli hormon desteğinden yoksun kalan rahim içindeki doku, kanama ile dökülür. Kanama, gebelik için hazırlanmış rahim dokusu tamamen atılıncaya kadar devam eder.

Kadın Peryodu ve Adet Kanamasının Süresi

Adet kanamasının birinci günü, kadın peryodunun birinci günüdür. Gelecek kanamadan bir önceki gün ise son gündür. Bu sınırlarla adet peryodu kadınların %65’inde 28±3 gündür. Tüm kadınlar dikkate alındığında periyot 18 gün kadar kısa, 40 gün kadar uzun olabilmektedir.

Adet kanamasının süresi ise ortalama 5±2 gündür. Ancak herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın, daha kısa ve daha uzun kanama süreleri de görülmektedir.

Kadın peryodu genellikle aynı sürelerde devam etmekle beraber 1-2 günlük oynamalar da normaldir.
Ancak gün oynamalarının beş günü geçmesi seyrektir. Kanama müddeti de yine her kadın için belirli süre devam eder. Kadınlar ne zaman ne miktar kanamaları olacağını tahmin edebilirler.

Ergenlik dönemi başlangıcında, hem peryodun toplam süresi hem de kanama süresi düzensizdir. Keza menopoz öncesinde de adetler düzensizleşir.

Adet Kanamasının Miktarı

Ergenlik dönemi başlangıcında kanama azdır. Bazen bir kaç damla kadar olabilir. Bazı kızlarda adetlerden önce vaginal akıntılar görülebilmektedir. Bunlar adet ile karıştırılmamalıdır. Adetler düzene girdikten sonra, kanama miktarı genelde hep aynı olur. Kanamanın toplam miktarı ortalama 130 cc’dır. Ancak, normal kadınlarda kanama miktarı 13 cc kadar az, 300 cc kadar çok olabilmektedir. Kanama, 2. günde en fazladır. Kanama miktarı petlerle ölçülebilir. Petler ortalama olarak 20-30 cc kan emebilmektedir.

Adet Öncesi Rahatsızlık

Bazı kadınlarda adet kanamasından yaklaşık bir hafta önce başlayıp kanama olana kadar devam eden sinirlilik, huzursuzluk, baş ağrısı, göğüslerde hassasiyet, vücutta su tutulmasına bağlı ödem dediğimiz şişkinlik, kasıklarda ve karnın alt kısımlarında ağrılar gibi belirtiler görülebilmektedir. Şikayetler bazı kadınlarda, günlük hayatı etkileyecek kadar şiddetli olabilir.

Adet öncesi rahatsızlığa, hormonlardaki değişikliklerin sebep olduğu sanılmaktadır. Kesin bir tedavisi yoktur. Şikayetlere yönelik bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu dönemde ailenin veya eşin duygusal desteği gereklidir. Yemekte tuzun azaltılması, şekerli yiyecekler yerine bol proteinli diyet bazı kadınlarda fayda sağlamaktadır.

Adet Sırasında Ağrı

Adet sırasında bazı kadınlarda, karnın alt kısmında, kalçalara, sırta ve uyluklara yayılan ağrılar görülebilmektedir. Bu ağrılar kadınların %10’unda şiddetli olabilir.

Adet sırasındaki ağrılar iki tipte olmaktadır. Ağrıya sebep olabilecek hiçbir anormallik olmaksızın görülen birinci tip ağrı daha çok genç kızlarda söz konusudur. Bu tip ağrıya, kanama sırasında rahim kasılmalarının neden olduğu düşünülmektedir. Kanama konusundaki huzursuzluk ve korku, ergenlik dönemindeki kızlarda ağrıyı kolaylaştırıcı bir faktördür. Bazen ağrıyla beraber baş ağrısı, bulantı, kabızlık veya ishal, sık idrara çıkma görülebilmektedir. Bazı kızlarda da adet öncesi rahatsızlık, adet sırasındaki ağrı ile devam ederek, günlerin önemli kısmının sıkıntılarla geçmesine neden olur.

Genç kızlardaki, ağrılı adet şikayetleri yıllar geçtikçe azalır, genellikle hamilelikten sonra da ortadan kalkar. Tedavide gençlere, bedenlerinde bir anormallik olmadığı belirtilip olayın sebepleri açıklanmalı, böylece rahatlatılmaya çalışılmalıdır. Karnın alt kısmına sıcak tatbiki ve bazı ağrı kesiciler de faydalı olabilir. Şiddetli durumlarda ilaçlar kullanılmaktadır.

İkinci tip adet ağrılarına rahim ve diğer komşu organlardaki hastalıklar sebep olmaktadır. Bu tip ağrıların önceden olmayıp daha sonradan ortaya çıkması karakteristiktir. Rahim ağzının daralması, bazı tümörler, kronik iltihabi hastalıklar ve endometriosis gibi bir çok hastalığın sebep olabildiği bu tip ağrılı adetlerde kadın doğum uzmanına danışılması gereklidir.

Adet Döneminde Temizlik

Adet dönemlerinde temizliğe her zamankinden daha fazla dikkat edilmelidir. Bu dönemde hem kanamanın neden olduğu kirlenme hem de rahim ağzında mikropların yukarı geçişini önleyen salgının yokluğu, enfeksiyonlara sebep olabilir. Özellikle tuvaletten sonra su, sabun ve temizlik kağıdı kullanılmalıdır.
Temizlik bir alışkanlıktır. Çocuklara küçük yaştan itibaren öğretilmezse, ergenlik döneminde öğretilmesi daha zordur. Kendini temizleyen, temiz hisseden kişilerde kendine güven duygusunun daha kolay kazanıldığı bilinmektedir.

Adet kanaması sırasında kullanılan bezler temiz olmalıdır. Günümüzde hazır pet ve tampon kullanımının yaygınlaşması, bezlerin oluşturduğu sakıncaları ortadan kaldırmıştır.

Vagina içine yerleştirilen tamponlar, daha rahat hareket imkanı sağlamak açısından avantajlıdır. Fakat tamponların uzun süre yerlerinde tutulmaları sakıncalıdır. Vaginal tamponlar, yüksek ateş, titreme, baş dönmesi, halsizlik, kendini kaybetme belirtileri ile ortaya çıkan ve bazen ölümcül olabilen toksik şok sendromu denen hastalığa neden olabilmektedir.

Tamponlar kullanılmak isteniyorsa,

· Geceleri çıkartılarak, pet ile değiştirilmelidir.
· Kızlık zarına zarar verebileceğinden bakire kızlar tarafından kullanılmamalıdır.

Adet sırasında kullanılan koku önleyici ve temizlik maddelerindeki kimyasal maddeler bazı kişilerde allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Yeni kullanılmaya başlanan bir malzemeden sonra kaşıntı, kızarma, ödem gibi belirtiler ortaya çıkarsa allerjiden şüphelenilmelidir.

Adet sıvısı normalde kokusuzdur. Ancak iltihaplanma söz konusu olduğunda koku ortaya çıkar. Genelde temizliğine dikkat eden, tamponu veya peti zamanında değiştiren kadınlarda koku sorunu olmaması gerekir.

Adet Görmemek

Normal adet mekanizmasında rol oynayan hormonlardaki dengesizlikler, yumurtalık ve rahimdeki bazı hastalıklar adet bozukluklarına veya adet görmemeye neden olabilmektedir. Adet görmeme, ergenlikten itibaren olabildiği gibi, normal devam eden adetlerin kesilmesi şeklinde de görülebilir.

Adet görmeme, bazen hastalık belirtisi olmayıp fizyolojik hadiselere bağlı olabilir. Bunlardan önemlileri:

· Gebelik dönemi,
· Emzirme döneminin ilk zamanları,
· Menopozdan sonra.

Aşırı spor, egzersiz, diyet, stres gibi birçok dış faktör yumurtalamanın olmamasına, hormon dengesinin bozulmasına ve dolaylı olarak adet kanamalarının kesilmesine neden olabilmektedir. Bazı sporcuların güçlenmek için kullandıkları ilaçlar da adet bozukluğu yapabilmektedir.

Seyrek Adet Görme

Ergenlik çağının başlangıcında ve menopoza yakın dönemde adetlerin seyrek olması normaldir. Bu dönemler dışında, kadın periyodunun 40 günden uzun sürmemesi gerekir.

Kadın periyodu 40 günden uzun sürüyorsa ve ek olarak başka rahatsızlıklar veya üreme bozukluğu varsa nedeni araştırılmalıdır.

Sık Adet Görme

Periyodun 18 günden kısa olmasıdır. Sık adet görme durumunda, seyrek adette olduğu gibi nedene yönelik araştırmalar yapılmalıdır. Bazen hiçbir anormallik tespit edilmeyebilir.

Kanamanın Miktar ve Süresinin Fazlalığı

Adet kanamasının 7 günden, miktarının da 300 cc’den fazla olmaması gerekir. Kanama miktar ve süresinin fazlalığı, bünyesel olabildiği gibi bazı hastalıklardan dolayı da ortaya çıkabilir. Kadında kansızlığın önemli sebeplerinden biri adet kanamasının fazlalığıdır. Kanama miktarında fazlalığın bazı nedenleri şunlardır:

· Kan hastalıkları,
· Rahim içi araçlar,
· Rahim hastalıkları.

Anormal Vaginal Kanamalar

Adetin sık olması, kanamanın miktar ve süresinin çok olması, adet dışı zamanlarda kanama, ergenlikten önce ve menopozdan sonra görülen kanamalar anormaldir. Kadın üreme organlarının hastalıklarının ve kanserlerinin bazen tek belirtisi vaginal kanama olabilir. Bu nedenle kadınlar, olağan dışı her tür kanamalarını dikkate almak ve gerekli tetkikleri yaptırmak zorundadırlar.

DIŞ CİNSEL ORGANLAR

Kadın dış cinsel organları, vagina girişi, klitoris, büyük ve küçük dudaklardan oluşur. Vagina ve klitoris arasında idrar deliği, vaginanın arkasında ise anüs yer alır.

Vagina Girişi

Yanlarda büyük ve küçük dudaklar, önde klitoris ve idrar deliği, arkada anüs ile sınırlanmıştır.

Büyük ve Küçük Dudaklar

Büyük dudaklar, gelişim safhalarında, erkekteki torbaların karşılığıdır. Yağlı cilt altı dokusundan oluşan büyük dudakların renginde, ergenlikten sonra koyulaşma görülür. Büyük dudakların içinde salgı bezleri bulunur.

Küçük dudaklar, büyük dudakların iç kısmında bulunurlar ve vagina girişiyle devamlılık gösterirler. Küçük dudakların önde birleştiği yerde klitoris ve onun da üzerinde klitorise ait sünnet derisi mevcuttur. Küçük dudakların rengi daha koyudur. Cinsel uyarılma ile renklerindeki koyulaşma artar, kan ile dolarak daha belirgin hale gelirler.

Klitoris

Cinsel fonksiyonda çok önemli yeri olmasına rağmen, kadın cinsel organları arasında yapısı en az bilinenidir. Klitorisin, bir baş kısmı ve yanlarda, vagina girişinin yan kısımlarına doğru uzanan kol kısımları mevcuttur. Dışarıdan sadece baş kısmı görülür.

Klitoris dokusu, penisin baş kısmındaki dokuya benzer. İç yapısı süngerimsi bir dokudan oluşmuştur. Cinsel uyarılma sırasında kan dolaşımı artar, içinde biriken kan nedeniyle bir miktar şişme oluşur. Ancak dış zarı ince olduğundan, penisteki gibi sertlik oluşmaz.

Klitoris çok zengin bir sinir ağına sahiptir. Bu nedenle kadınlardaki cinsel uyarılma merkezlerinin en önemlilerinden birisidir.

İdrar Deliği ve Kanalı

Vaginanın ön kısmında, klitorisin arkasında bulunan idrar deliği, cinsel organlara çok yakın komşuluğu nedeniyle önem kazanmaktadır. İdrar kanalı, vaginanın ön duvarına bitişik olarak yukarıya doğru devam eder ve 4-5 cm’lik uzunluktan sonra mesaneyle birleşir.

İÇ CİNSEL ORGANLAR

Kadınlarda iç cinsel organlar vagina, rahim ve yumurtalıklardan oluşmaktadır.

Vagina

Vagina, yukarı doğru uzanarak rahim ağzı (serviks) ile birleşen yaklaşık 10 cm uzunluğunda bir kanaldır. Vagina duvarları normalde birbirine değecek şekilde durur.

Vaginanın ileri derecede esneyebilme özelliği mevcuttur. Bu sayede vagina, çocuğun doğumuna müsaade edecek kadar genişleyebilir. Vagina çevresinde gevşek ve elastiki dokuların olması da cinsel ilişkide rahatsızlık oluşmasını engeller.

Vagina duvarı enine deri kıvrımları ihtiva eder. Duvarı ve çevresi çok zengin kan dolaşımına sahiptir. Cinsel uyarılma ile bu bölgenin kan dolaşımı daha da artmaktadır.

Vagina İltihapları

Bazı mikroorganizmalar vaginanın iltihaplanmasına neden olabilmektedir. Vaginada iltihap oluşturan bazı mikroplar da cinsel yolla bulaşmaktadır. Kötü hijyen durumunda da vagina iltihaplanması kolaylaşmaktadır. Vagina iltihabında, vaginada akıntı, kaşıntı ve cinsel ilişki sırasında ağrı ortaya çıkar. Vagina iltihapları, iltihaplanmaya neden olan mikroba karşı etkili ilaçlarla tedavi edilebilmektedir.

Vagina Temizliği

Cinsel bölgenin dış temizliğine dikkat edildiğinde, vagina için özel bir temizliğe gerek yoktur. Normal şartlarda vagina salgıları, içindekileri dışarı atar ve vaginadaki asidik ortam hastalık yapıcı mikropların üremesine engel olur.

Vagina iltihaplanmalarına neden olan mikroplar sıcak ve nemli ortamlarda daha iyi ürerler. Bu nedenle sentetik, naylon çamaşırlar yerine, teri emen pamuklu çamaşırlar tercih edilmelidir.

Annelerin, küçük kızlarının cinsel bölgelerinin temizliğine dikkat etmeleri gerekir. Çocuk büyüdükçe temizlik alışkanlığı kazandırılmalıdır ve kendini nasıl temizleyeceği öğretilmelidir. Özellikle büyük tuvaletten sonraki temizleme işlemi önden arkaya doğru yapılarak, vaginanın kirlenmesi engellenmelidir.

Kızlık Zarı

Vagina girişinin hemen arkasında, kızlık zarı olarak adlandırılan ince bir deri zar bulunur. Zarın orta kısmında bir veya birkaç delik bulunur ki bu sayede adet kanının dışarı akması mümkün olur.

Kızlık zarı cinsel ilişkide yırtılır ve yerinde belli belirsiz artık dokular kalır. Kızlık zarı bekaretin sembolü olması yanında, genç kızlar için ilk ilişkide kanama ve ağrı endişelerine kaynaklık eder. Bu nedenle, üzerinde çok konuşulur ve bir çok soruyu akla getirir.

Rahim ve Tüpler

Rahim (uterus) ters duran armut şeklinde, yaklaşık 6-7 cm. uzunluğunda, duvarı oldukça kalın kas dokusundan oluşmuş bir organdır. Duvarındaki kalın kas yapısı nedeniyle iç boşluğu, dış hacmine göre çok küçüktür. Bu organ, içinde çocuğun büyümesine izin verecek kadar genişleyebilen bir doku özelliğine sahip olması nedeniyle de ilginçtir.

Rahimin iç boşluğu özel bir doku ile kaplıdır. Endometrium adlı bu doku, kadın periyodu boyunca, önce döllenmiş yumurtanın yerleşmesi için kalınlaşıp gelişmekte, döllenme olmayınca da adet kanaması ile dışarı atılmaktadır.

Rahimin ince olan alt kısmı vagina ile devamlılık gösterir. Rahimin vagina ile birleştiği bölgeye rahim ağzı (serviks) denir. Bu kısmın özel bir yapısı vardır. Normalde buradaki açıklık bir milimetre kadardır. Ancak, doğum sırasında çocuğun geçebileceği kadar genişler. Rahim ağzında mukus adı verilen jöle kıvamında bir salgı mevcuttur. Bu salgının çok önemli fonksiyonları vardır:

Rahimin geniş olan üst kısmının her iki yanında yaklaşık 10 cm. boyunda, dış çapı 0.5 cm. olan tüpler bulunur. Tüpler yumurtalık ile rahim boşluğu arasında yer alırlar ve yumurtanın iletiminden sorumludurlar. Tüplerin yumurtalık tarafındaki uçları eldiven parmağı gibi uzantılar gösterirler. Bu uç serbest olup yumurtaya yapışık değildir. Yumurtalıktan serbest kalan yumurtayı yakalayıp içine alır.

Rahim Kanseri

Menopozdan sonra vaginal kanama ile kendini belli eden, rahmin iç yüzeyini oluşturan dokudan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Genellikle 50-70 yaşlarında ortaya çıkar. Hiç doğum yapmamışlarda daha sık görülmektedir.

Rahim Boynu Kanseri (Serviks Kanseri)

Rahimin boyun kısmında gelişen kanserler, en sık görülen kadın kanserlerinden biridir. Daha çok 40-55 yaşlarındaki kadınlarda görülür. Rahim boynu kanseri, cinsel ilişkiden sonra vaginal kanama, adetler arasında veya menopozdan sonra kanama ve vaginal akıntı gibi belirtiler verir.

Cinsel organ siğilleri, genital herpes denen uçuklar, erken yaşta cinsel ilişkiye başlamak ve çok kişi ile cinsel ilişkide bulunmak rahim boynu kanseri için risk faktörleridir. Risk grubundakilere, kanser taramaları yapılmaktadır.

Rahim Boynu İltihapları (Servisit)

Rahim boynu iltihapları hafif vaginal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı, bazen ilişkiden sonra kanama belirtileri ile kendini belli eder. İltihaplanmaların bir kısmı cinsel yolla bulaşan mikroplarla oluşmaktadır.

Tüplerin İltihapları (Salpenjit)

Daha çok alt cinsel organlardaki mikropların yukarıya çıkması neticesinde meydana gelir. Tek başına tüplerden ziyade komşu bölgelerin iltihabıyla beraberdir. Alt karın bölgesinde ağrıya neden olur.

YUMURTALIKLAR

Karnın alt kısmında, rahimin ve mesanenin yan kısımlarında bulunan yumurtalıklar yaklaşık 3 cm. boyunda, yumurta şeklinde organlardır.
Yumurtalıklar, sessiz halde bekleyen olgunlaşmamış yumurta hücrelerine sahiptirler. Ergenlikten sonra bunlardan bir veya birkaçı her ay olgunlaşarak yumurtalama dediğimiz olayla serbest kalır.

Yumurtalıkların yumurtalama dışında, önemli bir diğer görevi hormon salgılamaktır. Östrojen ve progesteron adlı kadınlık hormonları buradan salgılanırlar.

GÖĞÜSLER

Göğüsler, ergende ve gençte cinsel duygularla, evlilikte cinsel uyarılma ve bebeğin beslenmesi ile, menopozdan sonra da hastalıkları ile hem erkek hem de kadınların gündeminde kalan organlardır.

Göğüslerin gelişimi ve daha sonraki fonksiyonları hormonların kontrolündedir. Periyodun kanamaya yakın ikinci dönemindeki hormonlar göğüslerdeki kan dolaşımını ve salgıyı arttırarak, göğüslerde hafif şişmeye ve hassasiyete neden olmaktadırlar. Bazı kadınlarda, adet öncesi göğüs hassasiyeti daha belirgindir. Bu değişiklikler ve hassasiyet adet kanamasıyla beraber ortadan kalkar.

Göğüsler Simetrik midir?

Normalde her iki göğüs birbirine benzer. Ancak, tüm detaylarıyla simetrik değillerdir. Göğüslerden biri diğerinden hafifçe büyük veya sarkık olabilir. Ancak göğüslerin görünümünde daha sonradan oluşan tüm değişiklikler anormal kabul edilip nedeni aranmalıdır. Çünkü, meme iltihaplarında, selim ve habis urlarda göğüslerin dış görünümü de değişebilmektedir.

Göğüslerin Sarkık Veya Dik Oluşu Neye Bağlıdır?

Doğum ve emzirmelerden sonra göğüslerde sarkıklık olması normaldir. Yağ dokusunun fazlalığı, daha erken yaşlarda sarkmaya neden olabilir. Düzenli spor yapmak ve formda kalmak göğüslerin görünümünü güzel yönde etkileyecektir.

Göğüslerin Büyüklüğünün Süt Vermekle İlgisi Var mıdır?

Memelerin büyüklüğünden ziyade içindeki süt üreten dokuların fonksiyonu önemlidir. Büyük olmasına rağmen az, küçük olmasına rağmen çok süt üreten memeler olabilmektedir. Bu nedenle meme büyüklüğü ile süt miktarı arasında ilgi kurulmamalıdır.

MENOPOZ

Kadınlarda, belli bir yaştan sonra aylık periyodların ortadan kalkması ve buna bağlı olarak adet kanamasının kesilmesi olayına menopoz adı verilmektedir. Kadının genel sağlık durumu ve kalıtsal özelliklerine bağlı olarak menopozun ortaya çıkış yaşı değişir. Ortalama 50-55 yaşlarında menopoz dönemi başlamaktadır.

Menopoz genellikle tedricen ortaya çıkar. Önce adetler düzensizleşir. Kanama miktarı bazen artar bazen azalır. Bu düzensiz adet dönemi yaklaşık 2 yıl devam eder. Daha sonra kanamalar tamamen kesilir.

Menopoz 40 yaşından önce, herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın ortaya çıkarsa “erken menopoz”dan bahsedilir. Bu durum kalıtsal ve bünyesel nedenlerle ilgili olabilmektedir. Bazı kadınlarda da erken yaşlarda, yumurtalıkların alınmasını gerektiren ameliyatlardan sonra ya da radyasyon ve bazı ilaçlara bağlı yumurtalık hasarında erken yaşlarda menopoz gelişebilmektedir. Bu durum erken menopozdan farklıdır.

Menopozun sebebi:

Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının durmasına bağlıdır. Yaşla beraber yumurtalıklar, beyinden salgılanan hormonlara cevap vermemeye başlar ve yumurta olgunlaşamaz. Bunun neticesinde östrojen ve progesteron adlı hormonların kandaki seviyesi azalır. Bunun neticesinde de rahimdeki periyodik değişimler ve adet kanaması oluşmaz.

Menopoz belirti ve şikayetleri:

Menopoz, sessiz ve şikayetsiz olabilmesi yanında bazen de günlük yaşamı, genel sağlığı etkileyen önemli belirtilere ve şikayetlere neden olur:

· Sıcak basmaları ve terleme, kadınların %75’ini etkileyen rahatsızlıklardır. Genellikle bir yıldan az sürer. Bazen 3-5 yıla kadar uzayabilir.

· Yorgunluk, huzursuzluk, uykusuzluk ve sinirlilik, hem hormonların azalmasına hem de yaşlanma hissi ve kadınlık rolünün değiştiğini düşünmeye bağlıdır.

· Çarpıntı gibi kalple ilgili şikayetler sıklaşır.

· Hormonlardaki azalmaya bağlı olarak vagina duvarında incelme ve kuruluk meydana gelir. Bu durum hem vagina enfeksiyonlarına eğilimi arttırır hem de cinsel fonksiyonlarda aksamaya neden olabilir.

· Menopozda mesane ve idrar yollarında enfeksiyonlar daha kolaylıkla meydana gelir. Bunlara bağlı olarak sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi şikayetler ortaya çıkar. Keza bu dönemde idrar kaçırma problemleri ile daha fazla karşılaşılır. Bu durum ise hormon azlığı yanında alt karın organlarının adale ve bağlarının gevşemesi ile de ilgilidir.

· Bulantı, gaz şikayetleri, hazımsızlık, kabızlık veya ishal görülebilir.

· Osteoporoz adı verilen, kemiklerin yoğunluğunun ve direncinin azalması menopozdaki kadınların en önemli sağlık problemini oluşturur. Fiziksel aktivitenin azlığı kemiklerdeki problemi ağırlaştırır. Sonuçta, kemiklerin zayıflaması ile ufak travmalar bile kırıklara neden olabilir.

Comments (2)

Güzel göğüsler için

Estetik ameliyat olmak istemeyen kadınlar artık yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletlerle iri göğüslere kavuşabiliyor. Kısa süre öncesine kadar yalnızca yurtdışında satılan bu tabletler, şimdi Türkiye’de… Sarımsak, fesleğen, hurma, havuç ise kadınların ‘hizmetinde’ olan lezzetler arasında…

Diri göğüslerin sırrı doğada

Güzel ve sıkı göğüslere sahip olmak isteyen kadınlar fesleğen, nar, patates ve hurma gibi besinleri yemeli.

Her kadın diri ve biçimli göğüslere sahip olmak ister. Genetik olarak ‘güzel’ göğüslere sahip olmayan ya da hızlı kilo alıp vermekten kaynaklanan deformasyondan şikayet eden kadınlar ise ya kozmetik sektöründe ya da estetik kliniklerinde çare arar. Şimdi ise kadınlar için yepyeni bir ‘buluş’ var. Artık bıçak altına yatmak istemeyen kadınlar, yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletleri kullanarak hayallerini süsleyen göğüslere kavuşabiliyor. Hormonlardan kaynaklanan kanserlere kaşı koruyucu özelliği bulunan, menopoz, ostropoz tedavilerinde kullanılan ve fito östrojen olarak bilinen bitkisel hormonlar, sadece bu hastalıklarla savaşmakla kalmıyor aynı zamanda göğüsleri de biçimlendiriyor. Fito östrojenlerin göğüsteki algılayıcılar tarafından algılandığını söyleyen Uzman Hekim Dr. Ahmet Günay, böylelikle göğüslerin hacminin büyümeye başladığını anlatıyor: “Vücut bu fito östrojenleri algılayarak, meme bezleri ve kanallarda sıvı tutulmasını sağlayıp memenin daha gergin ve daha büyük olmasını sağlıyor. Bu şekilde göğsü bir iki hacim kadar büyütüyor. Amerika’da satılan Allbres, Breast Success, Newcurves ve Erdic adlı tabletlerden Allbres artık Türkiye’de de satılıyor.” Aslında bu bitkisel hormonların gıdalarla alınmasını yeğlediklerini söyleyen Günay, daha diri göğüslere sahip olmak isteyenlerin tüketmeleri gereken besinleri ise şöyle sıralıyor: “Sarımsak ve fesleğen gibi lezzet vericiler; soya gibi kuru baklagiller; buğday ve pirinç gibi tahıllar; bezelye, havuç ve patates gibi sebzeler; hurma, nar, vişne ve elma gibi meyveler. İçecek olarak da kahve.”

Eczanelerde reçetesiz olarak satılan göğüs büyütücü bitkisel tabletlerin içinde ise şevket otu, karahindi bağı, melek otu, beş parmak otu gibi bitkiler bulunuyor. Dr. Günay, doğadan bulunabildiği takdirde bu otların yenerek tüketilmesinin de olumlu sonuç verebileceğini söylüyor. Sıkı ve biçimli göğüslere sahip olmak isteyenlerin kullandığı bitkisel tabletler üçüncü aydan itibaren etkisini göstermeye başlıyor. Dr. Günay tabletlerin kullanımı sırasında göğse yönelik egzersiz yapılmasını ve bahsedilen besinlerden bol bol tüketilmesini öneriyor. Bu göğüslerin ulaştığı hacmi ve sıkılığı daha uzun süre korumasını sağlıyor. Tabletlerin en fazla dokuz ay kullanılması yeterli oluyor. Çünkü dokuz aydan sonra fazla etki göstermiyor. Dr. Ahmet Günay tabletlerin başarı oranının yüzde 70-80 oranında, kalıcı iyileşmenin ise yüzde 30 civarında olduğunu söylüyor. Bahsedilen gıdalar düzenli olarak tüketildiğinde, egzersizler ihmal edilmediğinde ve tablet kürleri yılda bir kez tekrarlandığında göğüslerin sıkılığı ve şekli korunabiliyor. Günay, tabletlerin tek yan etkisinin ise, iyi mi kötü mü olduğu tartışma götürse de, libidoyu artırması olduğunu söylüyor.

Yorum Yapın

Güzel göğüsler için

Estetik ameliyat olmak istemeyen kadınlar artık yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletlerle iri göğüslere kavuşabiliyor. Kısa süre öncesine kadar yalnızca yurtdışında satılan bu tabletler, şimdi Türkiye’de…
Sarımsak, fesleğen, hurma, havuç ise kadınların ‘hizmetinde’ olan lezzetler arasında…
Diri göğüslerin sırrı doğada Güzel ve sıkı göğüslere sahip olmak isteyen kadınlar fesleğen, nar, patates ve hurma gibi besinleri yemeli.
Her kadın diri ve biçimli göğüslere sahip olmak ister. Genetik olarak ‘güzel’ göğüslere sahip olmayan ya da hızlı kilo alıp vermekten kaynaklanan deformasyondan şikayet eden kadınlar ise ya kozmetik sektöründe ya da estetik kliniklerinde çare arar. Şimdi ise kadınlar için yepyeni bir ‘buluş’ var. Artık bıçak altına yatmak istemeyen kadınlar, yüzde yüz bitkilerden yapılan tabletleri kullanarak hayallerini süsleyen göğüslere kavuşabiliyor.
Hormonlardan kaynaklanan kanserlere kaşı koruyucu özelliği bulunan, menopoz, ostropoz tedavilerinde kullanılan ve fito östrojen olarak bilinen bitkisel hormonlar, sadece bu hastalıklarla savaşmakla kalmıyor aynı zamanda göğüsleri de biçimlendiriyor. Fito östrojenlerin göğüsteki algılayıcılar tarafından algılandığını söyleyen Uzman Hekim Dr. Ahmet Günay, böylelikle göğüslerin hacminin büyümeye başladığını anlatıyor:
“Vücut bu fito östrojenleri algılayarak, meme bezleri ve kanallarda sıvı tutulmasını sağlayıp memenin daha gergin ve daha büyük olmasını sağlıyor. Bu şekilde göğsü bir iki hacim kadar büyütüyor. Amerika’da satılan Allbres, Breast Success, Newcurves ve Erdic adlı tabletlerden Allbres artık Türkiye’de de satılıyor.”
Aslında bu bitkisel hormonların gıdalarla alınmasını yeğlediklerini söyleyen Günay, daha diri göğüslere sahip olmak isteyenlerin tüketmeleri gereken besinleri ise şöyle sıralıyor:
“Sarımsak ve fesleğen gibi lezzet vericiler; soya gibi kuru baklagiller; buğday ve pirinç gibi tahıllar; bezelye, havuç ve patates gibi sebzeler; hurma, nar, vişne ve elma gibi meyveler. İçecek olarak da kahve.” Eczanelerde reçetesiz olarak satılan göğüs büyütücü bitkisel tabletlerin içinde ise şevket otu, karahindi bağı, melek otu, beş parmak otu gibi bitkiler bulunuyor.
Dr. Günay, doğadan bulunabildiği takdirde bu otların yenerek tüketilmesinin de olumlu sonuç verebileceğini söylüyor. Sıkı ve biçimli göğüslere sahip olmak isteyenlerin kullandığı bitkisel tabletler üçüncü aydan itibaren etkisini göstermeye başlıyor.
Dr. Günay tabletlerin kullanımı sırasında göğse yönelik egzersiz yapılmasını ve bahsedilen besinlerden bol bol tüketilmesini öneriyor. Bu göğüslerin ulaştığı hacmi ve sıkılığı daha uzun süre korumasını sağlıyor. Tabletlerin en fazla dokuz ay kullanılması yeterli oluyor. Çünkü dokuz aydan sonra fazla etki göstermiyor.
Dr. Ahmet Günay tabletlerin başarı oranının yüzde 70-80 oranında, kalıcı iyileşmenin ise yüzde 30 civarında olduğunu söylüyor. Bahsedilen gıdalar düzenli olarak tüketildiğinde, egzersizler ihmal edilmediğinde ve tablet kürleri yılda bir kez tekrarlandığında göğüslerin sıkılığı ve şekli korunabiliyor. Günay, tabletlerin tek yan etkisinin ise, iyi mi kötü mü olduğu tartışma götürse de, libidoyu artırması olduğunu söylüyor.

Kaynak : http://www.buldun.com/bayanlara/

Yorum Yapın

Daha Güzel Görünmek İçin Bazı Öneriler

Saçlarınızı düzenleyinEliniz için kullandığınız, nemlendiricilerden biraz saçınıza sürerseniz uçuşan ve elektiriklenen saçlarınızı yatıştırmış olursunuz. Nemlendiriciyi banyo sırasında sürerseniz saçlarınızı kuruladıktan sonra daha parlak ve canlı olduğunu görürsünüz.
Güne zinde başlamakSabahları yorgun kalıyorsanız vücudunuzu toksinlerden arındırmak için bir bardak limonlu ılık su içebilir, cildinize de maden suyu ile masaj yaparsanız canlandırmış olursunuz.
Diş sağlığı Diş etlerinizi kuvvetlendirmeniz için küçük taneli tuzları diş fırçanızın üzerine koyun. Daha sonra da diş etlerinize kadar dişlerinizi fırçalayın.
Susuz ciltler için Vücudunuzda su eksikliği varsa badem özlü bakım kremleri kullanmalı ve yeşil çay içmelisiniz.
Buzlu dudak kremi Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız.Ellere süt banyosu Manikür yapılırken su yerine artık süt kullanılıyor. Ellerinizi en az beş dakika ılık sütün içinde dinlendiriseniz elleriniz ve özellikle tırnaklarınızın güçleneceklerini göreceksiniz.Farların kullanımı Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlarda bu konuda çok kullanışlı. Çünkü içeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.Mat dudaklar için Mat rujları seviyorsanız dudak kalemi kullanmalısınız. Böylece dudaklarınız parlamayacak ve çerçeveyi çok fazla taşırmadığınız sürece dudaklarınıza ayrı bir dolgunluk kazandıracaktır. Sadece dudak kalemi ile de dudaklarınıza renk verebilirsiniz. Ama burada dikkat etmeniz gereken bir nokta var; kalemi dudağınıza dik hareketlerle sürdükten sonra parmağınızla iyice dağıtmalısınız.Göz makyajı temizliği Göz makyajınızı temizlerken göz kapağı ve çeversini ovuşturmamalısınız. Bunun için kullandığınız ürünü göz kapağınıza sürdükten sonra bir parça pamukla göz pınarından dışarıya doğru hafif dairesel hareketlerle silin.Cildiniz parlıyorsa Cildinizi kurutmadan matlaştırmanız gerekir. Fondöteninizi sürmeden önce matlaştırıcı kremler kullanmalısınız. Ve günlük kremler kullanırken bunların jel olmalarına özen gösterin.Rejim yaparken göğüsleriniz sarkarsa Kadınların sıkı bir rejime girdiklerinde kilo vermekten göğüslerinin sarktığı görülür. Bu durumda proteini zengin rejimler yapmalısınız. Böylece elastin ve kolajen lifleri esnekliğini kaybetmemiş olur.

Yorum Yapın