Archive for Fenerbahçe

DEHŞET NEŞET

İzmir’in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, “Doğru cevap ‘makara yere düşer’ olacaktı” demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.Dehşet Neşet müthiş bi Fenerbahçe fanatiğiymiş. Bi sınavda da, Galatasaray-Fenerbahçe maçıyla ilgili bi soru sormuş ve Fenerbahçe ceza sahası civarından atılan bir şutla ilgili; vuruş açısı, topa vuruş hızı, kalecinin yeri ve yapabileceği haraketler gibi bilgileri vermiş. Soru, bu topun gol olup olmayacağıymış. Öğrenciler yine uğraşmışlar soruyu çözmek için. Ama yine hepsi sıfır almış. Sorunun yanıtı şöyleymiş: “Rüştü ordan gol yemez!”

Dehşet’in bir de, kendinden 1 saniye sonra gelenlerden dahi geç kağıdı istemek gibi katı bi prensibi varmış. O lisesinin müdür yardımcısı da sertliğiyle efsaneleşmiş bi hocaymış. Geç kağıdı almak için gidenler genelde sopa yiyip çıkarmış. Bir gün bi öğrenci Dehşet Neşet’in dersine geç kalmış. Sınıfın bulunduğu koridora girince Dehşet’in sınıfa doğru geldiğini görmüş. Hemen koşmaya başlamış. Bi bakmış Neşet Hoca da depar atıyor. Yarışı Dehşet kazanmış ve “Git geç kağıdı al!” demiş.

Dehşet’tin dehşet sorusu
Dehşet Hoca hakkında burada anlatılanlar kesinlikle doğrudur. Neşet lakabıyla o kadar özdeşleşmiş bir insandır ki; çok az kişi onun soyadının ne olduğunu bilir. Ben hem ortaokulda hem lisede fizik dersini Neşet’ten alma şanssızlığına uğramış az sayıda insandan biriyim. Bir sınavda Kepler yasalarıyla ilgili bir soru sormuştu. Sınıfta bir tek baya inek bir arkadaş bu soruyu bilebilmişti. Bu sınavdan tek sıfır alan da o oldu. Çünkü o sorunun cevabı “Daha o dersi işlemedik hocam” olacaktı.

Yaşayan efsane
Dehşet Neşet’in eski bir öğrencisi olarak, onu efsane olarak lanse etmenizi şiddetle kınıyorum. O, olsa olsa “Yaşayan efsane” olarak nitelendirilebilir. Kendisi ayrıca sıkı bir Clint Eastwood hayranıdır. Tahtada elinde tebeşir, fukara İngilizcesi’yle birtakım garip hareketler eşliğinde “this is this, this goes this” diye ders anlatması hala kulaklarımda çınlıyor. Evrensel çekim konusunun ardından yaptığı sınavda, bir gezegenin dünyaya olan uzaklığını milimetre cinsinden sormuştu. Sorunun verileri de kilometre, feet, inch gibi aklına nasıl eserse öyle vermişti. Çevirmeleri yapacağız diye kafayı sıyırmıştık. Yanıt tabii ki “Bu verilerle bu soru çözülemez” gibi dehşetengiz bir şeydi.

Psikopat Neşet
Bir gün öğlen teneffüsünde G Blok’un önünde yemek yiyodum. Dehşet Neşet, 5 Mat B sınıfından çıktı ve beni göstererek, “Gel bakiyim buraya” dedi. Çekinerek yanına gittim. Elimde de tost ve kola vardi. Neşet Hoca, 5 Mat B sınıfını o öğlen cezalandırıp öğle teneffüsüne çıkarmamıştı. Bana, “Ye lan o tostu sınıfın önünde” dedi. Tostu 45 kişinin önünde yemeye başladım. Dehşet Neşet bir yandan da, “İç, kolayı da iç” diyodu. Ama esas olay sonraki cümlede patladı: “Ağzını da şapırdat lan, canlari çeksin!”

Pastadan köprü
Dehşet Neşet orta 2 ve orta 3’de fizik dersimize girmişti. Okul nöbetçisi onun dersinde sınıfa girmeye görsün, tahtadaki fizik problemini ona çözdürürdü. Çocukcağız konuyu bilmediği için çözemezdi. Dehşet’in gazabına uğrayıp genelde ağlayarak sınıftan kaçardı. Ağlattığı öğrencilerin arkasından da “Sümüklüüüü!” diye bağırırdı. Bir de sorduğu soruya doğru cevap veremeyen öğrenciye “Eylül’de gel!” şarkısınının nakaratını söylerdi. Bir keresinde, dönem ödevi olarak tahtadan köprü yapmamızı istemişti. Hepimiz tahtadan köprü yaptık. Ancak annesi yemek öğretmeni olan bir arkadaşımızla ailesi zengin bir diğer arkadaşımızdan pastadan bir köprü yaptırmalarını istemişti. Ödev teslim günü pastalardan birini öğretmenler odasına gönderdi, diğerini ise bizler afiyetle yemiştik.

Dehşet’in kravatı
Dehşet Neşet’in kulak çekiş stili de ilginçti. Elleri kirlenmesin diye, öğrencinin kravatıyla çocuğun kulağını tutar, öyle çekerdi.

Bu soru çözülmez
Ben lise 1’deyken Dehşet Neşet bizim fizik hocamızdı. Bir sınavda sorduğu sorunun cevabı “bu soru çözülemez” olduğu için sonraki sınavda çözemediğim sorulara “bu soru çözülemez” cevabını yazmıştım. E, haliyle fizikten geçebilmek için öbür sömestr bayaa bir çaba sarfetmem gerekmişti. Vektörlerle ilgili bir şeyleri anlatırken sarfettigi “a kar vit di zpidoff dördi kilomaytir peravir iz goink du fuaaaaaaaaaaaaaar” (a car with the speed of thirty km/h is going to fuar) (İzmir fuarı) cümlesi hala kulaklarimda yankılanıyor.

Dehşet’in diğer sorusu
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet’in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa bir sinek takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek cama ağ yapmaz)’dır.

Dehşet teknik direktör olursa
Dehşet Neşet, öğle tatilinde futbol oynayanları seyrediyormuş. Kalecilerden birine kızmış, kulağından yakalayıp bir kenara çekmiş. Maç yapanlar Dehşet’ten korktukları için maçı kesememiş, kalecisi olmayan takım 4 gol yemiş. Bir de hocamız Fenerbahçe’nin ancak kendisi takımın teknik direktörü olduğu zaman şampiyon olabileceğini iddia ederdi. Takıma uygulayacağı müthiş taktiğin devre arası kötü oynayanları odunla dövmek olduğunu söylerdi.

Dehşet’in görünmeyen yazısı
Dehşet Neşet’in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta – tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. “Bakın buraları iyi not edin”, “şekilde de görüldüğü gibi” gibi repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. “Şurayı iyi temizle” filan dedi. Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi soru sormuştu.

Balıklar neden aptaldır?
Dehşet Neşet’in bence en gırgır sınav sorusu “Balıklar neden aptaldır”dı. Dehşet’e göre bu sorunun doğru yanıtı şu olacakmış: Balıklar suyun içinden baktıklarından balıkçılar uzakta görünür. Balıkçı nasıl olsa uzakta diye rahat rahat dolanırken ağa yakalanırlar.

Dehşet’in garip huyları
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi. 2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi. 3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi. 4- Fenerbahçe’nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.

In Torki diziplin iz veri importinıt
Ben 89 mezunuyum. Orta ikideyken sınıfımıza bir yıllığına Amerika’dan bir arakadaşımız gelmişti. Amerika’da büyüdüğü için Türkçesi bozuktu. Birgün bu arkadaşımız Dehşet’e “Sayın hocam” diye hitap edeceğine karıştırıp “Hocacığım” demişti. Dehşet muhteşem İngilizcesiyle “In Torki, diziplin iz veri importinıt” diyip bu çocuğun kulağını (tabii kravatıyla ) çekmiş ve ceza olarak “Eylül de gel” şarkısını ezberlerleme ödevi vermişti.

Yazılı sonucu
Dehşet’in yaptığı yazılıların birinde, bizim sınıftan bir kişi kök üç, bir kişi de kök iki almıştı.

Kar yağarsa
Lise yılları boyunca Neşet Hoca’nın bir öğrencisi olarak anlatılanların tümünü doğruluyorum. Dehşet Neşet’in dersleri her zaman atraksyon dolu geçerdi. Bütün öğrencileri sınıfın en arkasına toplayıp tahtaya karınca duası gibi mini minnacık yazarak ders anlatırdı. Ders sonunda da “haftaya bu anlattıklarımdan sınav olacaksınız” der ve tahtayı sildirirdi. Derste bir tek kelime not alamayan bizler diğer haftayı merakla beklerdik. Bir de her ders yılı başında “Bu yıl kar yağarsa hepinizi fizikten geçiricem” derdi. Ama benim lise yıllarımda İzmir’e hiç kar yağmadı.

Tren, örümcek ve Dehşet
Neşet’ten “Dehşet” bir soru daha: Bir tren …m/s hızla gidiyor. Bu sırada bir örümcek …m/s hızla trenin camına tırmanıyor. Aynı zamanda hızı … m/s olan yağmur damlası trenin camına kaç derecelik bir acıyla gelmelidir ki; örümceğe göre hızı …m/s olsun? Buyrun burdan yakın.

Yangın kolunda integral sözlüsü
Ben Almanca bölümünde okuyordum ama iki sene eğitsel kollarda Dehşet Neşet bizim kollara gelmişti. Lise 2’de Yangın kolunda iken Dehşet, kendi öğrencisi olan Lise Son’lara integral soruları soruyordu. Bu arada sınıfa Orta 1’lerden nöbetçi bir çocuk geldi. Dehşet Neşet çocuğu yaklaşık 5 dakika kaale almadan beklettikten sonra (sınıfa giren nöbetçilerle hiç muhatap olmazdı nöbetçi bir süre bekler sonra sıkılıp dışarı çıkardı) çocuğa integral sorusu sordu. Çocuk tabii ki bilemedi. Dehşet çocuğa ” Lise sona gelince bana hatırlat sana sıfır veriyim” dedi.

Dehşet’ten hayat bilgisi
Dersin konusu elektriksel yüklerdi ve Dehşet sözlü yapıyordu. Tahtaya kimi kaldırsa problemi sorup, hemen akabinde “Nasılsa bilemeyeceksin. Otur yerine” diyordu. Sıra sınıfımızdaki okul ikincisi arkadaşa geldi. (Bu arkadaş bir yıl sonra ÖSS-ÖYS’de Türkiye ikincisi oldu.) Arkadaş rahat, Dehşet ne sorsa bilecek durumda. Ama Dehşet Neşet’in sorusu şuydu “Bir salata tarifi ver bakalım”. Tabii arkadaşımız ve bütün sınıf şoka girdi. Dehşet gayet sakin bir şekilde ünlü açıklamasını yaptı: “Arkadaşlar iyi salata yapmak, iyi fizik bilmekten daha yararlıdır”.

Yorum Yapın

iyiler her zaman kazanır

Yorum Yapın

Büyük Fenerbahçe taraftarı – Video –

Büyük Fenerbahçe Taraftarı

Yorum Yapın

Ya cepheye gidersin Ya Fener’den gidersin

Önce Birinci Dünya Savaşı, sonra Kurtuluş Savaşı derken, Fenerbahçe’nin formasını çıkarıp, askeri üniformasını giyen futbolcuları şehit ya da gazi olunca takım çökmüştü. Kadro erimiş, Fenerbahçe’nin elinde oynatabileceği sadece 3 futbolcu kalmıştı.. Kayıplar nedeniyle, 1916-17 sezonunda lig, 15-16 yaş grubundaki çocuklarla oynanabilmişti. Fenerbahçe’nin Arif, Kaptan Galip ve Sabri gibi futbolcuları; çoğu kez savaş alanlarından kopup gelerek sahaya çıkmış ve takımlarına destek vermişlerdi. Dünyada böylesine cepheden lig maçlarına koşmuş, tekrar savaşa dönmüş başka futbolcular yoktu.. Arif’in kaybı, Fenerbahçe’nin müthiş bir milliyetçilik duygusunun kabarmasına yol açmıştı. Bunun bir uzantısı olarak, işgal yıllarında, Kurtuluş Savaşı, için çok aktif bir rol oynamıştı. Evet, Türk futbolu topyekün savaşın içindeydi. Ancak, arada çatlak sesler çıkmıyor değildi. Herkes koşa koşa cepheye giderken, bazı futbolcular, silah altına girmemek için çaba sarf ediyordu. Bunlardan biri de Nuri’ydi.. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak şımartılmıştı Nuri… Askere gitmek istemiyordu. Fenerbahçe Yönetimi, “Nasıl herkes düşmanla savaşıyorsa, sen de eline silah alacaksın” diye çıkışmıştı bu yetenekli futbolcusuna.. Ancak Nuri, zoru görünce patlamıştı: “Üzerime gelmeyin, yoksa Altınordu’ya geçerim!…” Başkan Hamit Hüsnü’nün cevabı kesindi: “Ya cepheye gidersin, ya Fener’den gidersin…” Nuri, blöfünün sökmediğini görünce, daha da küstahlaşmıştı; “Başkan ben bu kulüpten gidersem, birçok futbolcu da peşimden gelir.” Hamit Hüsnü Bey’in Kuşdili’ndeki öfkesi, taa Kadıköy İskelesi’nden duyuluyordu: “Haddini bil, efendi… Fenerbahçe’de senin gibi başka bir vatan haini bulamazsın. Çabuk bu kulüpten defol..” Nuri’nin o andan itibaren, Fenerbahçe ile ilişkisi kesildi.. Ama, Nuri neden “Altınordu’ya geçerim” diyordu. Çünkü Altınordu, Osmanlı’nın güçlü isimlerinden Talat Paşa’nın başkanlığı, yani koruması altındaydı. Bünyesinde bulunan futbolcuları askere almıyordu. Herkes açlık ve yokluk çekerken, Altınordulu futbolcular bolluk içindeydi. Bazıları böyle çıkarını düşünürken, Fenerbahçe cephelerde şehit üstüne şehit veriyordu. Üstelik, sağ kalıp geri dönenlere de, hiçbir ayrıcalık yoktu. Onlar toplumdan ve kulüplerinden gördükleri saygıyı, en büyük nimet olarak bellemişlerdi. Vatan selamete çiksın, onlara yeterdi… Fenerbahçe, durup dururken, ya da kupası çok diye “Büyük kulüp” olmadı. Tarihi şerefle dolu olduğu için büyük kulüp oldu ve Türkiye’de milyonlar tarafından çok sevildi…

Kaynak : http://www.takvim.com.tr/

Comments (1)

Hitler’in kahrolduğu maç (Kahrolsun siyonizm :))

Fenerbahçe tarihi hem muhteşem, hem de ilginç maçlarla dolu.. İşte 1941-42 sezonu; Alman diktatör Hitler’in propaganda takımı Admira özel maç için Türkiye’ye geliyor ve Sarı- Lacivertli ekiple oynamaya karar veriyor. Papazın Çayırı’ndaki karşılaşmayı 2-0 kazanan Kanarya, Hitler’e de mesaj göndermeyi ihmal etmiyor; “F.Bahçe kimseye boyun eğmez..”
***Hitler’in kahrolduğu maç
Fenerbahçe tarihi hem muhteşem, hem de ilginç maçlarla dolu.. İşte 1941-42 sezonu; Alman diktatör Hitler’in propaganda takımı Admira özel maç için Türkiye’ye geliyor ve Sarı- Lacivertli ekiple oynamaya karar veriyor. Papazın Çayırı’ndaki karşılaşmayı 2-0 kazanan Kanarya, Hitler’e de mesaj göndermeyi ihmal etmiyor; “F.Bahçe kimseye boyun eğmez..”. 1941-42 sezonu… Aynı zamanda 2’nci Dünya Savaşı yılları. Türkiye Cumhuriyeti bir şekilde savaşın dışında kalmış.. Ancak Almanya’nın lideri Hitler her fırsatta Türkiye’yi, Birinci Dünya Savaşı’nda olduğu gibi yine yanlarına çekmek istiyor.. Ülke olarak henüz kendimizi yeni yeni toplamışız. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Almanlar’ın, dolayısıyla da Hitler’in baskısına ve restlerine boyun eğmeyerek Türkiye’yi savaşa sokmuyor.. Sonra Türkiye ile Almanya arasında bir saldırmazlık anlaşması imzalanıyor.. Ancak Almanlar Bulgaristan’ı ve Yunanistan’ı yutmuş.. Yani tam dibimize kadar gelmişler.. İşte tam o sıralar Hitler’in Avrupa’yı dolaşan propaganda takımı Admira Türkiye’ye de uğruyor.. Ve ”Saldırmazlık anlaşması” nın gereği olarak Admira ile bir maç ayarlanıyor.. Admira ile de oynamak, tabii ki kurulduğu günden bu yana önüne gelen Avrupalı’yı deviren Fenerbahçe’ye düşüyor.. Bu maçın Hitler açısından önemini anlatmak gereksiz.. Ünlü diktatör savaşın o çılgın günlerinde bile Admira’dan sık sık haber alıyor. Kısacası Hitler için Admira’nın Fenerbahçe ile oynayacağı maç önemli.. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ona boyun eğmemiş, hiç olmazsa bir Türk takımı eğsin düşüncesinde.. Ama o tarihlerde Dünya’yı sarsan bu diktatörün bilmediği bir şey var. Kurtuluş Savaşı’nda 7 cihanın kurduğu takımlara boyun eğmemiş Fenerbahçe.. Hitler’in takımına mı yenilecek? Papazın Çayırı’nda oynanan ve oldukça da sert geçen karşılaşmayı Fenerbahçe önce Taka Naci’nin, ardından da Halit Deringör’ün golleriyle 2-0 kazanıyor. Karşılaşma bitimi Sarı-Lacivertli taraftarlar, yöneticiler ve futbolcular, Papazın Çayırı’nda büyük bir sevinç gösterisi yaşarken, ortaya da ortak olarak şu görüş çıkıyor: -“O takımı yenmek Adolf Hitler’i yenmek gibiydi bizim için. Futbolu propaganda için kullandıklarından onları çok önemli bir mağlubiyete uğrattık.” Şimdi o gollerden ikincisini kaydeden Fenerbahçe’nin efsane isimlerinden Halit Deringör’e gidiyoruz ve ona kulak veriyoruz; -“Ya tıp, ya da yüksek felsefe okumak istiyordum. Edebiyat Fakültesi Akaretler’deydi. O zaman üniversite mezunu olmak çok önemliydi iş bulma imkanı çok daha fazla oluyordu. Coğrafya okuyordum. Bu bana yetmedi. 1949 yılında bir sınavla beş yıllık tütün eksperliğini kazandım. Fenerbahçe’deki futbolumuz tamamen amatörceydi. Bir şampiyonluktan sonra bize cüzdan hediye etmişlerdi. O zaman içi boştu. Hala saklarım.” Toplam 330 maç oynadı Halit Deringör Fenerbahçe’de ve 110 gole imzasını koydu. Giydiği milli formayla dört maça çıktı ve dört gol kazandırdı takımımıza. Yine kendi anlatıyor: “Bak neler yaşamışız; birkaç kuruş param var. Galata Köprüsü’nden Kadıköy vapuruna geliyorum Fenerbahçe’nin muhasibi çıktı karşıma telaş içinde. Kulübün su borcu vardı kesildi sularımız dedi. 400 lira para vardı ona verdim.” O sene Lefter, Selahattin, Erol parası bol transferlerle Adalet takımına gidecekler. Adaletli idareciler Halit’i de almak istiyorlar; “Seni alacağız dediler iki dokuma makinesi üç bin lira da para teklif ettiler. Dünyamı şaşırdım. Babam ‘Git aptallık etme’ dedi. Ben de ‘Sen ne biçim konuşuyorsun bu din değiştirmek gibi bir şey’ diyerek karşı çıktım. Bir ay beklediler beni, gidemeyeceğimi söyledim. Bir kongrede Rize Milletvekili Parlamento Başkanı Osman Kavrakoğlu bana kuru bir teşekkür etti kürsüden. Tabii cepte yine metelik yoktu.” 1943, 45, 46 ve 50 yıllarındaki şampiyon Fenerbahçe takımının sol açığıydı Halit Deringör. Üç yüz küsur maça yüz küsur gol sığdırmıştı. Dört kez milli formayı giymiş rakip ağları o formayla dört kez ziyaret etmişti. Moda Çayırı’ndan, Hitler’in takımına o tarihsel dersi verdiği maçtan, köylülerle kader birliği yaptığı on beş yıllık sürede gördüğü sevgi ve ülkeyi karanlıkta boğmak isteyenlerin eziyetine kadar biraz Cemil Sena, biraz Farabi, biraz Yaşar Kemal, biraz Aziz Nesin ama en çok da kendisiydi Halit Deringör; “Biz neysek oyuz!” diyordu! “Biz neysek oyuz!”
MERİÇ TUNCA

Kaynak : http://www.takvim.com.tr/

Yorum Yapın

Mp3 Fenerbahçe Marşları ve Şarkıları

Loving Paris – Loco ( Golden sonra stadımızda çalan Müzik…)
FB Marşı (1907 Derneği) – Fahir Atakoğlu

FB Marşı (Orijinal) – Nesrin Sipahi

Fenerbahçe Stad Mix – DJ Selçuk

FB Marşı (Rmx) – Ercan Saatçi

Fenerbahçe I Love You – Cenk&Erdem

FB Marşı (Rmx 2001) – Hande Yener

1907 Marsi – Ercan Saatçi

1907 Marşı (Rmx) – Ercan Saatçi

Fenerim Doğdu

Sarı Mavi – Ercan Saatçi

Futbolun Efendisi – Reyhan Karaca

Fenerbahçe Bayramı – Eda & Metin Özülkü

Seninle Olmak Var ya – Eda & Metin Özülkü

Fenerbahçe Cumhuriyeti – Ercan Saatçi

Şampiyon Fenerbahçe – Ercan Saatçi

Göklerde Bayraklar – Grup Düş / Ercan Saatçi

Efsane Dönüyor (Kasap) – Emirkan

Eller Havaya – Ercan Saatçi

Başkanın Fermanı – Şampiyon Fener

Fenerim Geliyor Deli Dolu – Şampiyon Fener

Şampiyonsun Fenerbahçem – Şampiyon Fener

Haydi Şimdi Eller Havaya – Şampiyon Fener

Şampiyon Fener Şampiyon – Şampiyon Fener

Fenerbahçe Mix – DJ Selçuk

Muazzez Ersoy – Samanyolu

Fenermix – Promedya

2000-2001 Şampiyonluk Mix

Ceddin Deden (Remix) – Ottoman Military Prj

10. Yıl Marşı (Remix)

Bir Gol Daha – M. Ali Erbil & R. El Roman

Türkiye – Destan

Herşeyimizsin – Emirkan

Holigan – Athena

Samanyolu – Berkant

Kızıldereli – Warchant Marşı

Tam Zamanı Şimdi – Athena

Umurumda Değil – Muazzez Abacı

Bu Gece Barda Gönlüm Hovarda

12 Dev Adam – Athena

12 Dev Adam (Remix) – Athena

Dj FH – Are You Ready-Fenerbahçe Mix

Dj FH – Brazil-Fenerbahçe Mix

Brazil – Vengaboys – Orijinal

Mohikan Marsi
Çocuklar İnanın-Edip AKBAYRAM
Büyük Fenerbahçe
Bu Yılın Şampiyonu
Benim Güzel Kanaryam
Fener Geliyor
İsmin Yazılacak Mücevher Taşa
Şampiyonsun Fenerim
Ateş Böceği Ercan
Gördünüz Mü?
Yenmek Sana Yakışıyor
Fenerbahçe Marşı (1989)
1 Kişi 1000 Kişi 100000 Kişiyiz – 1989 Asırlık Çınar – 1996
Put Your Hands Up For Pierre – Şarkı

www.antu.com
www.1907unifeb.org

Comments (2)

Temiz Bir Lig Istiyoruz

Yorum Yapın

Older Posts »