Archive for Allah

Alkolün Zararları

Aşırı alkol kullanımı önemli bir sosyal ve tıbbi sorundur. Bir çok toplumda orta düzeyde alkol kullanımı kabul edilebilir. Ancak aşırı alkol kullanımı karaciğer,pankreas,beyin ve dolaşım sistemine büyük hasarlar verir.

Beyin ve Sinir Sistemi

Aşırı alkol kullanımının beyin ve sinir sistemi üzerine önemli etkileri vardır. Alkol geçici bir bellek kaybına da neden olabilir. Gerek yeni içmeye başlayanlarda gerekse aşırı kullananlarda içtikleri dönemin tümünü ya da bir bölümünü unutmak sık görülen bir durumdur. Aşırı alkol kullananlarda,içki bırakıldıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları da görülebilir. Ancak alkolden uzak durulduğunda bellek sorunları ortadan kalkabilir.

Aşırı alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bit-km kalkmaya neden olabilir. Beynimizin etkinliğiyle hafif veya orta uyku derinliği dönemlerinden,rüya gördüğümüz uyku dönemine geçeriz. Bu döneme hızlı göz hareketleri (REM) dönemi denir ki fiziksel ve ruhsal sağlığımız bu döneme bağlıdır. Ne yazık ki alkolün anestezik (narkoz benzeri) etkisi beynin yeterince REM uyku dönemi oluşturma yeteneğini etkiler ve bu durum aşırı alkol kullananlarda görülen sabah yorgunluğunun sebebidir.

Bazı kronik alkoliklerde Wernicke-Korsakoff Sendromu denen bir nörolojik bozukluk bulunabilir. Bu bozukluk özellikle kötü beslenen (özellikle yetersiz tiamin[B1 vitamini] )alkoliklerde görülür.

Hastalığın ilk belirtisi göz kaslarında ani güçsüzlük ve felce bağlı çift görmedir. Zamanla hasta yardımsız ayakta duramaz veya yürüyemez. Wernicke-Korsakoff Sendromu nda hasta özellikle yakın geçmişe ait olayları unutur,ayrıca çok ileri derecede bellek kayıpları da ortaya çıkabilir; dönem dönem kim olduğunu bile unutur. Ayrıca bu kişilerde kendi kendine konuşma, bulunduğu yerin ve zamanın farkında olmama ve halüsinasyonlar (gerçek olduğu düşünülen hayaller) görülebilir.

Wernicke-Korsakoff Sendromunun tedavisi bellidir:alkolden uzak durmak ve vitamin yetersizliği belirtilerini geriletmek için tiamin (B1 vitamini) kullanmak. Ancak bu bozukluğun yol açtığı şikayetler genellikle tam olarak ortadan kalkmaz.

Sindirim Sistemi

Alkol midenizin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açarak midenin üst bölümü ve yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara neden olabilir; Mallory-Weiss Yırtıkları denen bu küçük yırtıklardan kanama olabilir. Uzun süre alkol kullanımı özellikle B vitaminlerinin (özellikle folik asit ve tiamin) ve diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Alkol kullanımını kestiğinizde bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte, yağlanmış veya büyümüş karaciğer, alkol hepatiti veya yemek borusu varisleri gibi sorunlar acil tıbbi müdahale gerektirir.

Dolaşıma katılan alkol karaciğere gelir ve orada enzimler tarafından parçalanır. Sağlıklı bir karaciğer alkolü saatte 50 kalori oluşturacak bir hızla parçalar. Bu 30ml. viskiye eşittir. Eğer karaciğere gelen alkol bu miktardan fazla olursa, parçalanana kadar kanda kalacaktır.

Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).

Alkoliklerde akut veya kronik pankreas iltihabı da görülebilir.

Dolaşım Sistemi

Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir.

Sürekli ve aşırı alkol kullananlarda kardiyomiyopati denilen, kalp kasını harabeden ve aritmiden (kalp atışları ritminde düzensizlik) kalp yetmezliğine kadar çeşitli önemli sorunlara yol açan bir hastalık da sık olarak görülür. Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırır.

Cinsel İşlevler

Alkol alışkanlığı erkeklerde empotansa (sertleşme kaybı) neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.

Kanser

Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri).

Yorum Yapın

Adet Bozuklukları

Ortalama olarak kadınlar her dört haftada bir adet görürler ve kanama 3-5 gün sürer. Ancak her kadın bu ortalamaya girmez. Bazı kadınlarda kanama 3 haftada bir ve bazı kadınlarda da 35 günde bir meydana gelir. Bunlar da normaldir.

Adet kanaması nedir ?

kadın rahmi her ay sanki gebe kalacakmış gibi hazırlığa girişir. Rahimin içi bir yavrunun büyümesini sağlayacak biçimde kan ve dokularla astarlanır. Ancak gebelik meydana gelmez ise rahim artık bir işe yaramayacak olan bu astarı dışarı atar. Adet kanaması işte bu dışarı atim olayıdır.

Adet kanaması her zaman sancılı mı olur ?

Adet kanaması sırasında bir miktar sancı ve kramp normal olabilir, ancak aşırı sancı normal değildir. Yataktan çıkamayacak, okula veya işe gidemeyecek kadar sancınız varsa doktora gidin. Sancılı ve ağır kanamalı adet gören, cinsel ilişki sırasında veya büyük aptes yaparken sancılanan kadınlarda çok yaygın bir hastalık olan endometriosis olabilir. Bu; rahim zari veya adet kanından gelen parçaların karin boşluğuna kaçarak başka organlar üzerinde bulunmasıdır. hastalık genç kızlarda veya her yaştaki bayanlarda görülebilir. Bu hastalık ayrıca kısırlığın da yaygın bir nedenidir.

Adet görmemek ne demektir ?

Gebelik ilk akla gelen nedendir, ancak başka nedenler de olabilir. Yeni adet görmeye başlayan ergenlik çağındaki kızların adetleri düzensiz olabilir. Bazen stres veya seyahat nedeni ile meydana gelen hormonal dengesizlik normal adet devresini geçici olarak etkiler. Doğum kontrol hapını bırakmak da 1-2 ay adet görmemeye neden olabilir. 3-5 ay adet görmeyen kadınlarda yumurta üretimi durmuş demektir ve kısırlık sorunları olabilir. Tanı için doktora gidin.

Kanama neden normalden daha fazla olur ?

Tampon veya pedinizi her iki saatte bir değiştirmek zorunda kalıyorsanız, ağır kanamalı bir adet görüyorsunuz demektir. Nedeler arasında endometriosis, kanser olmayan tümörler veya doğum kontrol için takılan rahim içi araç sayılabilir. Gününden geç gelen ağır kanamalı bir adet, çocuk düşürme belirtisi olabilir. aşırı kanama verdiği sıkıntı yanında kansızlığa da neden olabilir.

Tampon kullanmak Toksik Şok Sendromuna (TSS) neden olabilir mi ?

TSS çok nadir görülen bir hastalıktır (100.000 de 1), ancak ciddi bir enfeksiyondur ve gerekli önlemler bilinmelidir. TSS ye tampon kullanmak neden olmaz, ancak kullanılan tamponda bulunabilen bir mikrop neden olur. Tampon kullanıyorsanız uzun sure kullanmayın ve 3-4 saatte bir değiştirin ve geceleri kullanmayın. TSS riski süper veya kuvvetli emici tamponları kullanmakla artar. En az emici yani normal reguler veya mini tamponlar yeterlidir. TSS belirtileri arasında ani ateşlenme, kas ağrısı, baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilerin yani sıra baş dönmesi, kusma ve ishal bulunmaktadır. Bu belirtileri görür görmez hemen tamponu çıkarın ve doktora baş vurun. Bunların dışında her iki (2) yılda bir PAP Testi yaptırarak rahim ağzı kanserine karşı kendinizi koruyun.

Yorum Yapın

Kadınlar ve Dayak

Bu ne yazık ki erkeğin doğasında olan bir duygu: Erkekler attıkları dayağın ardından sevişmek istiyor. Her şeyi ‘oldu’, ‘bitti’ ve ‘kapandı’ diye düşünüyor. Ama bu arada kadın çok aşağılanıyor, erkekse bunu görmüyor. Kadının sevişince kendisiyle barıştığını zannediyor.
Balıklı Rum Hastanesi Psikiyatristi Doç. Dr. Özkan Pektaş, aile içi şiddetle ilgili sorularımızı yanıtladı.


Sizce dayak mutlaka boşanma nedeni midir?

– ‘Dayak boşanma nedenidir’ ya da ‘değildir’ diye kesin bir şey söylenemez ama dayak evliliklerde bir defa olmamalı. Çünkü dayak çok ağır bir davranıştır ve bu davranış kabul edildiğinde, buna göz yumulduğunda tamamen meşrulaşmaya başlar. Erkek bunu karşı tarafın kaldırdığını gördüğü zaman; sonrasında şiddet aile içinde devam ediyor. Burada en önemli nokta; şiddete neden olan yan etkenlerdir. Kişinin alkol, madde kullanımı, tepkilerini kontrol etme güçlüğü, bir hastalığı varsa bu da göz önüne alınmalı ve boşanmaya yönelik kararlar ona göre verilmelidir.

Ne tip evliliklerde dayak rutinleşiyor?

Şiddetin başlangıcı her zaman dayakla olmaz. Psikolojik bir baskıyla başlar, arkadan ekonomik şiddet gelir ve ondan sonra dayak başlar. Evlilik başladığı andan itibaren önce çiftler arasında birbirlerine uyguladıkları baskılar ortaya çıkar. Bunlar her zaman dayak olmuyor. Önce özgürlüğün kısıtlanmasına çalışılıyor. ‘Onunla görüşme, bununla görüşme, para harcama’ gibi… Bu tip durumlardan sonra şiddet, en son kademe olarak ortaya çıkıyor. O nedenle biz ‘şiddet’ denince ilk önce dayağı değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddeti görüyoruz. En sonunda, fiziki şiddet de zaten ne yazık ki geliyor. Alkol, madde ve şiddetin olduğu ailelerde dayağa çok sık rastlıyoruz.

Evlilikte ilk yıla dikkat!

Bir çift arasında, dayağın hazmedilip sonra evliliğin normal temposunda sürdürülmesi mümkün mü?

– Mümkün. Eğer bu dayak şiddet yanlı bir psikolojik probleme bağlıysa olabilir. Dayak atan kişi psikolojik problemini çözümleyebilir, kendini değiştirirse arkadan evliliklerin düşünülenin aksine iyi gittiğini görüyoruz. İnsanlar zannediyorlar ki dayak söz konusu olduysa boşanmaları gerekir. Ama öyle olmuyor, kişi yardım alıyor ya da almıyor, yaşadığı yalnızlıktan ciddi bir ders alıyor ama yine de dediğimiz bir kez olmalı. Tekrar söylemek istiyorum ki; dayak bir kez tolere edilebilir. Dayağı atan kişi, o andan sonra değişmesi gerektiğini kabullenip psikolojik yardım alırsa evlilikler sürebilir.

Dayak yiyen taraf, dayak atan tarafı teşvik etmiş olabilir mi?

– Olabilir. Karşındaki insanı suça teşvik etmek, açık vermesini sağlamak amacıyla da bazen istemli ya da istemsiz başvurulduğunu görüyoruz. Bunu bilerek yapanlar var. Kadın ya da erkek; karşısındakine o kadar dolu ailesine ispatlayabileceği bir kanıt yakalamak uğruna, karşısındakini buna zorlayabiliyor.

Boşanma dönemlerinde dayak olayı alalen ortaya çıkıyor sizce bunun nedeni nedir?

– Boşanma dönemi iki tarafın birbirine bağırıp çağırdığı dönemdir ve artık tamamen kontrolden çıkılan bir dönem…

Evliliğin dayak açısından en tehlikeli dönemleri ne zaman?

– Bunları da en yoğun evliliğin ilk birinci yılı ve çocuk olduktan sonra ilk iki yıl şiddet açısından en tehlikeli yıllar. İlk bir yıl çok şiddetlidir. Bebek bile kurtarmıyor, daha kötü olabiliyor. Çocuğun doğumuyla birlikte evin içinde çok farklı bir trafik başlıyor. Anneanneler, babaanneler, evin içindeki kadına karışmalar, kadının önceliği bebeği, erkek gereken önemin verilmediğini düşünüyor, cinsel soğumanın en yoğun olduğu dönem başlıyor. Bu sırada eve giren aile büyükleri, gece uykusuzlukları derken dayak daha çok ortaya çıkabiliyor.

Çok aşk ya da sevgi nedeniyle dayak atmak mümkün mü?

– Sevdiğin bir şeye zarar vermek tamamen aykırı bir durum. Böyle bir savunma; sadece çok kötü bir savunma mekanizması olabilir.

Cinsel şiddet de yaygın

Büyük aşklar; büyük kinler ve atılan yumruklarla nasıl bitiyor?

– Evin içindeki sevgi kolaylıkla şiddetli öfkeye dönüşebilir. Borderline kişilik bozuklukları ağır antisosyal kişilik bozuklukları burada çok önemli. Bu tip eşlerle yapılan evliliklerde her zaman bir tehlike vardır. Borderline’lar bir anda göklere çıkartırlar. ‘Sana taptım, senin gibi kadın görmedim’leri bir süre sonra ‘Allah belanı versin’e dönebilir.

Sizce kadınlar dayak yediklerini neden anlatmaya başladılar?

– Önceden dayağa karşı hassasiyet o kadar çok yoktu. Eskiden ‘o senin kocandır döver de sever de’ düşünceleri vardı. Ama insan kaderinin dayak yemek olmadığını artık öğrendik. Eskiden polis karakollarında aile mahkemeleri kurulur ‘olur böyle şeyler’ diye gönderirdi, şimdi kabullenmiyor.

Dayağın eğitimle ilgisi var mı, son dönemdeki haberlerden görüyoruz. Pek çok diploması bulunan insanlar da dayakçılar arasına katılıyor?

– Sosyoekonomik seviyesi yüksek ailelerde şiddet görülüyor, hiçbir şekilde dışarı yansımayacağını düşünüyorlar. ‘Bu nasılsa dışarıya yansımaz’ diyorlar. Diplomalar dayağı engellemiyor. Ancak son dönemde yaşananlar insanlara örnek oluyor. Aileler belki bunları deşifre ettikleri için acı çekiyorlar ama topluma son derece olumlu mesajlar veriyorlar. Kadınlar artık itiraf etmekten çekiniyor erkek de deşifre korkusuyla tepkilerine daha çok hakim olmaya başlayacaklar. Üzeri çok örtülüyor ama evliliklerde cinsel şiddet de son derece yaygın. Sosyokültürel seviye düşünce aile içinde cinsel şiddeti de görüyoruz.

Şiddet ortaya çıktığında ne yapmalı, ilk tokattan sonraki tepki ne olmalı, siz hastalarınıza neler öneriyorsunuz?

– Bulunduğunuz ortamı bir süreliğine ‘terk edin’ diyorum. Hayatınızı koruyun diyorum. Ölmemeye çalışın diyorum. Şiddetin nereye gideceği bilinemez. O an değil ama daha sonra orayı kesin terk etmelerini öneriyorum. O anda çok tehlikelidir. İlk şiddet anından sonra büyük tepkiler vermek doğru değildir, karşısındakinin sakinleşmesini beklemesi gerekli. Ertesi sabah güvendiği, tanıdığı, sevdiği kişilerin yanına gidip kendine süre tanımalıdır. Erkekler dayak olayının ardından sevişmek isteyebilirler. Maalesef o tip kişilik yapısı gösteren erkeğin doğasında olan bir şey. Her şeyi oldu, bitti ve kapandı diye düşünmeye çalışıyor. Ama kadın orada çok aşağılanıyor, erkek ise bunu görmüyor. Kadının da barıştığını zannediyor.

Tokattan sonra hemen evi terk mi etmeli?

– O an olmaz, o an çekip gitmek karşı tarafın daha çok hiddetlenmesine yol açabilir. Kadının o an ilk yapacağı hayatını korumaktır. Sonra mutlaka o ortamdan uzaklaşmalı. Ardından ne yapacağını oturup düşünmeli. O insanın alkol ya da madde sorunu varsa tedavi edilmeye yanaşması gerekir. Kadın şiddetten sonra ayrılmaya karar verirse zaten şiddet gösteren kişi tehdit eder, ki bu tehdit genellikle ‘çocuğu vermeyeceğim’ olur. Kadın bu durumda daha da ağır örseleniyor. Bu bir kadına verilebilecek en büyük acılardan biridir. Bir kadının canını koparırsan o da her şeyi yapabilir.

Dayak yiyen kadının şiddetle karşılık vermesi acaba karşı tarafı caydırır mı?

– Tam tersi. O psikoloji içinde dayak yiyen kadının tepki vermesi kavgayı çok daha inanılmaz yerlere götürebilir. Şiddet gösteren insana karşı, kadının durmasını istiyoruz. Doğal olarak kabul etmemiz gereken erkeğin kas gücüdür. O an gösterdiği tepki tamamen mantıksızdır. O anda mantıklı hareket etmesi beklenemez, yalnızca yatışmasını sağlamak için kadının mümkün olduğunda kendisini bir yere atması gerekir. En doğru olanı kaçmak ve yardım istemektir.

Alkol kullanımı ortalığı alevlendiriyor

Alkol kullanımı olduğunda neden dayak da artıyor. İnsanın doğasında olan saldırganlık mı açığa çıkıyor?

– Alkolle birlikte muhakeme yeteneği bozuluyor. Karşı tarafın bunu hak ettiği düşünülüyor. Kolay kolay ayık kafayla karısını dövemeyecek biri bile, o an rahatlıkla şiddet uyguluyor. Daha sonra da büyük bir pişmanlık duyuluyor ve alkolün etkisi geçince; duyduğu pişmanlık nedeniyle şiddet olayının kolay tamir edilebileceğine inanıyor. Kapanmadığını gördükçe daha garip, daha tuhaf yollara başvuruyor ve olaylar daha da alevleniyor.

Eşine dayak atan kadınlar da var

Peki hiç karısının dayağından yakınan bir adama rastladınız mı?

– Çok nadir olarak rastladım. Belki bin tanede bir tane çıkıyor. Ama bunların da çok ele alınıp incelenmesi doğru değil. Bilimsel olarak bir manası yok. Bu nadir ve özel bir durumdur.

Yorum Yapın

CHP’den "kitlesel reflekse" destek: Ordu feryat ediyor! / Orosbu ocağı

CHP’den “kitlesel reflekse” destek: Ordu feryat ediyor! / Siktiğimin ibneleri bi kerede bir karakterli olun. Fikriniz olsun. Onun bununla ayakta kaldığınızı gösterin .

CHP’liler, son aylarda tırmanan terör olaylarına karşı hükümeti sessiz kalmakla ve üzerine düşen görevi yapmamakla suçladı /Yanılanlarınız ne derse onları söyleyin ibneler /. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, “ordu feryat ediyor. Her gün gelen şehit haberleriyle bağrımız yanıyor” / Şehit subayların kaçı , sizlerdendi. Sizlerden olanlara bir teklif edin şirnağı , silopiyi kurmaylarınızı da yanınıza alın gezin atatürkçüler olarak. Görelim Göt delinizi / derken, milletvekilleri artan terör olayları karşısında AKP hükümetini suçladı. / O milletvekillerini de bekliyoruz. Bizden subaylar gitti. Sizleri de bekliyoruz. operasyona /

CHP'den CHP’liler, son aylarda tırmanan terör olaylarına karşı hükümeti sessiz kalmakla ve üzerine düşen görevi yapmamakla suçladı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, “ordu feryat ediyor. Her gün gelen şehit haberleriyle bağrımız yanıyor” derken, milletvekilleri artan terör olayları karşısında AKP hükümetini suçlarken / Bekliyoruz sizleri ırak topraklarına . Götünüzü görelim , konuşmakla olmadığınıbiliyorsunuz , /, Genelkurmay Başkanlığı’nın tek çareyi siyasi iradeden değil / Çare biziz , sizin gibileri de biliyoruz /, halkın desteğinde aramakla bulduğunu savundular. / Halkın asker ocağının nedemek olduğunu biliyorum . O Ocakta atatürkçülük atatürkçülük deyip adam olan vardır. Bir kerede geçmişten sözetseniz o ocaklarda. Türk halkının ve askeriyesinin üstünlüğünden bahsetseniz. Bir kere de O Adamlara neden orada olduklarını gelfiklerinde bir hoşgeldiniz deseniz. Ne yaptığınızı biliyormusunuz. siz askerler. Ben geldim Gördüm. Adam olun biraz. Üniverisite adamı otağa geldiğinde bir hoşgeldinizi hakeder. Burafa neden bulunduğunun acıklamasın ı ister. Ve mecbura yatar . /

CHP’liler, tırmanan terör olaylarına duydukları tepkiyi ANKA’ya değerlendirdiler. / Bekliyeceğiz onları / İşkemve suratlı ibneler. hic utanma duygusu varmı bu inbelerde

HALK YANIP TUTUŞUYOR

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol: “Terör aldı başını gidiyor. Her gün şehit haberleri alıyoruz. Halk şehit cenazelerinde yanıp tutuşuyor/ Siz de cok halkan yanasınız. Hep onların yanında görüyoruz sizleri sağolun. sizki inkitamımız acı olsun /. Hükümet hayret verici bir şekilde sessiz kalıyor, tavrını koyamıyor. / Koyacağım ben sıcaklığına bir tavır /. Ordumuz ise feryat ediyor.” / Anlayın sizparayla ısınırsınız. Üşütmek lazım sizleri Kaç kere titrediniz acaba? Şeref vardır o titremede sen merak etme

TERÖRÜN DİNİ İMANI ADRESİ YOK

CHP Van Milletvekili Mehmet Kartal:

“CHP önceki yıllarda da Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı. Her gün şehit haberleri geliyor. Başbakan’ın, ‘Kuzey Irak’ı muhatap almıyorum’ demesi çözüm değil. Orda 13 yıldan beri fiili bir otorite vardı. Hem Irak nezdinde hem de liderleri nezdinde PKK’yı önlemek lazım. Kuzey Irak’ta zaten 1996’dan beri 26 kilometrede askerlerimiz var. Peşmergeler de Türk ordusuyla birlikte PKK‘ya karşı direniyor. Birleşmiş Milletler nezdinde Irak devletine nota verilmeye çalışılıyor. Terörü lanetliyoruz dini imanı adresi yok. Bir sürü günahsız insanlarımız öldürülüyor. Kitlesel refleks nasıl etkili olur ülkemizde. Terörle problemleri olan diğer ülkeler de miting düzenliyor. Psikolojik destek alıyor. Bu ülkemizde nasıl etki yaratır ona bakmak lazım. Etki tepki yaratır. Kürdün ve Türkün problemi yok. Yoksulluk işsizlik had safhada. Herkesin, Genelkurmay Başkanlığı’nın çağrısına iyi niyetle yaklaşacağından endişe ediyorum. Bazı çevreler bunu provakasyon olarak kullanabilir. Bu yabancı ülkelerin, Türkiye’ye oynadığı bir oyun bir kışkırtmadır.” / Amcık ağızlılar siz ne anlarsınız refleksden hakdan , Hak hakkını almaya geliyor. Türban geçiricez basınıza dolarsınız konuyu ağzınıza /

SİYASİ LİDERLER KÜRTLER ÜZERİNDEN SİYASİ RANT SAĞLIYOR

CHP Mardin Milletvekili Mahmut Duyan:

“Bir ülkenin başbakanı ‘Kürt sorunu var’ diyorsa ve bunun ne olduğunu söylemiyorsa çok ciddi sorunlar var demektir. Bir kaç ‘oy alayım’ / Sikerimö sizin oylarınızı / diye Kürt sorunu var diyor ve çözmüyor /Amerikan uşağı /. Ben kürdüm aklıma bir sürü soru geliyor. Başbakan oluşan olaylar karşısında sesiz kalıyor / Ben oyun buyun de gel bana gör yağlı kazığı. Osmanlı tebasıyım de gel. Gör . Hallediz suyolun. Amerikayı kaşıyacağız sayenizde. Ne kadar cok sorun. O kadar cok amerikalı. Sorun çözümü bu. Biz osmanlıyız. O bölgede genişlememiz ve acıklanması kacınız /. Ve susuyor. Sorun nedir? Bu olaylarla ilgili Meclis iki kez toplandı ama ne karar aldı anlayamadım. / Amerikalıları anlıyorsun ama. Biz de anlatıyoruz acık secik anlıyacaksın artık. Eşşek değilsin umarım. Ayıyım biraz tavır öyle gelin ol sen /. Herkes konuştu ve sadece tutanaklara geçti. Herkes güneydoğudaki insanlar üzerinden siyasi hesap yapıyor./ Sen yapıyorsun /. Liderler güneydoğu insanları üzerinden bir çıkar elde etmeye çalışıyor./ Senin liderini tanıyormusun?, onun tanımlamalarından birkaç oy mu calsın /. Bu bölgenin sorunu nedir soran yok. Güneydoğu illerinde bir anket yapılsa, kimse bölünme istemediği sonucu ortaya çıkar/ Hadi yaa. Biz ni yaptık anketi. Amerikalı ajanlar mı? , Yakaladığımızı keseriz. Riskli bölge buralar. Cok para alın. Ajanlar burada hayat memat meselesi var. Eski fener yok karşınızda/. İsteyenler vardır elbet, ama yüzde 70 istemez. Genelkurmay her şeyi söyleyebilir. Çocuğu evladı ölüyor, tabii ki feryat edecek.” / Tabi bir kere sizin hırsızlıklarınıza yüzsüzlüklerinize hakdan uzak almanıza bir şey diyemez. Onlardan kapıyorsunuzx özelliklerinizi nnir de kemal ibnesinden almışınız. Hep öyle gidecek sanın. Avrupa da yanınızda. Gelin bakalım nasıl fünyeliyoruz sizleri /

GENELKURMAY HALKIN İRADESİNE İHTİYAÇ DUYUYOR

CHP Hatay Milletvekili Gökhan Durgun:

“Türkiye’nin terörle karşı karşıya kaldığı problemler 2002 yılında başladı. AKP, terörü sıfır noksanda aldı. Her gün art arda gelen terör en üst seviyeye ulaştı / Tamam oyum size cok akıllısınız /Ahmak mı var karşınızda /. Teröre karşı gereken önlemleri hükümet yapmıyor ve yapmamaya da devam ediyor/ Yapalım gel beraber /. Başbakan ve bakanlar çıkıp açıklama yapma cesaretlerin bulamıyorlar / Askerler kendi başlarına 29 eylülü yapıyorlar. Askeri konuda mı kendi başlarına cesaretleri yok. Hangisini kim yapıyor? /. Bu konuda hükümet siyasi irade koyamadığı için, Genelkurmay halkın iradesine ihtiyaç duyuyor/ Halkın iradesi başka neler istemiş araştırdılar mı anket isterrler onlar şimdi. En güvenilmez kurum olarak çıkabileceklerini biliyorlar mı? /. Çünkü ortada bir siyasi irade yok.”

Milliyet

/ Başlığından bu başbakanında ordu olmayanlarında ne makara olduğu belli bushu boshuna okuyoruz bu tür haberleri .

Yorum Yapın

Şeytandan Mektup.

Seni dün günlük islerini yaparken gördüm. Namaz kilmadan, dua
etmeden bir günü daha geçirdin. Hatta yemek yerken ve yatarken
bile dua etmek için vakit ayirmadin. Çok nankörsün! Seninle
gurur duyuyorum. Benimle oldugun için çok mutlu oldugumu
söyleyemem.Hatirliyormusun? Senelerdir beraberiz ama seni hala
sevmiyorum. Dogruyu söylemek gerekirse: Senden ALLAH’tan nefret
ettigim için nefret ediyorum.

ALLAH beni cennetten attigi için bende seni kullaniyorum. Seni
de ALLAH’in bana yaptiklarini ödetene kadar kullanacagim, ondan
sonra sende defolup gidebilirsin.

Biliyormusun aptal. ALLAH seni seviyor, ama sen hayatin boyunca
benim yanimdaydin. Bunun içinde seni ödüllendirecegim. Hayatinin
berbat olmasini saglayacagim. Biz ikimiz beraber kaldikça bu
ALLAH’i çok üzecek.Zaman senin hayatini kimin yönlendirdigini
O’na gösterecek. Ve bu senin sayende olacak.

Geçirdigimiz güzel günleri hatirla, insanlari nasil hor görüyorduk,
onlara küfür ediyorduk, çilgin partilere gidiyorduk, hirsizlik
yapiyorduk, nasil iki yüzlü davraniyorduk, sigara kullaniyorduk,
cami’ye gitmiyorduk, dedikodu yapiyorduk…..

Bunlarin hepsini kaybetmek istemezsin degil mi?
Hadi gel aptal! Sonsuza dek beraber yanalim! Senin için çok
seyler düsünüyorum.

Bu mektupu sana ne kadar deger verdigimi söylemek ve hayatinin
büyük bir parçasini kullanmama izin verdigine tesekkür etmek
için yaziyorum.

Aptal, bazen sana çok gülüyorum. Öyle salakliklar yapiyorsunki,
benim bile migdemi bulandiriyorsun. Sen böyle devam et. Yeni
nesile yalanciligi, aldatmayi, kumari ve cami yerine diskolara
gitmeyi ögret.

Sen bunlari onlarin yaninda yap ki onlarda seni örnek alsinlar.
Bir zaman sonra onlarda aynisini yapacaklardir. Çocuklar böyle iste.
Neyse, simdi gitmeliyim ama birkaç saniye sonra tekrar seni görmeye
gelecegim. Azicik aklin olsaydi tövbe etmek için
biryerlere giderdin ve yasayacak oldugun bir kaç seneyi de
ALLAH’la beraber geçirirdin.

Bir kimseyi uyarmak karakterimde yoktur aslinda, ama seni
taniyorum. Sen zaten benim yanimdan ayrilmazsin. Senin yasinda
olan bir insanin hala günah islemeye devam etmesi saçmalik
olsada. Sakin beni yalnis anlama, senden hala nefret ediyorum,
ve bu böyle devam edecek. Ölüm bizi bulusturana kadar…..

Comments (1)

Şeytan ve şerler niçin yaratıldı?


Aslında yaptıklarından ve yarattıklarından dolayı “kimse Allah’a hesap soramaz” (Enbiya, 21:23) Ancak bizler, insan olmanın gereği olarak her konuda olduğu gibi, bu konuda da Hz. İbrahim (as) gibi, “kalbimizin tatmin olmasını istiyoruz” (Bakara, 2:260) istiyoruz. İşte bu yüzden de aklımıza ister istemez şu soru geliyor:

Öyleyse neden, Allah şeytanı ve kötülükleri yaratmış da bize musallat etmiş? Kötülüğü yaratmak kötü, şerri yaratmak da şer değil mi?

Hemen ifade edelim ki, şerrin yaratılması şer değildir; şerri işlemek şerdir. Çünkü Allah bir şeyi şer olsun diye yaratmıyor. Hayır olsun diye yaratıyor. Allahın hayır olarak yarattığı şeyleri de bizler hakkımızda şerre çeviririz. Mesela, Şeytan ateşten yatılmıştır ve bu konuda en güzel örnek de ateştir. Ateşin yaratılması şer değildir, ancak ona dokunmak şerdir. İnsan ateşi muhafaza altına alırsa ondan faydalanır; aksi halde zarar görür.
Buna bir başka örnek de yağmurdur. Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Tedbirsizliği yüzünden bazıları yağmurdan zarar görseler, “Yağmurun yaratılması rahmet değildir” diyemezler ve “şerdir” diye hükmedemezler.

Allah’u teâla günah işleme kabiliyeti olmayan meleklerle, hiç sorumlu olmayan hayvanları yaratmıştır. Bu iki varlıktan başka, hem melekleri geçecek kadar mükemmel, hem de aklı olmayan hayvanlardan daha aşağı olacak kadar kötü olma özelliğindeki insanı yaratmıştır. Bu noktada insanın terakkisine yol açmak üzere şeytana fırsat tanınmış ve insana kötülüğü emreden bir nefis verilmiştir.

Dünya ahiretin tarlasıdır. Ahiretin iki menzili olan cennet de cehennem de insanların iminçlarından ve amellerinin meyvesi olacaktır. Bunun için insan nevi bir imtihana tabi tutulmuştur. Hayatını iman ve sahil amel üzere geçirip bütün işlerini istikamet üzere gören insanlar cennete layık bir kıymet alırlar. Aksi yolda gidenler ise cehennem ehli olurlar.

İnsan, nefsine uymaz ve şeytanı dinlemezse manen terakki eder ve meleklerden daha yüce bir makama erebilir. Aksini yaptığı taktirde de hayvanlardan daha aşağılara düşebilir.

Bilindiği gibi, elmasla kömürün aslı karbondur. Ancak diziliş farklılığından dolayı biri elmas diğeri kömür olmuştur. Aynı şekilde insanların da aslı birdir. Bütün insanlar aynı maddi ve manevi cihazlarla donatılmışlardır. Ancak, bunların doğru yahut yanlış kullanılmalarıyla insanlar arasındaki farklılık ortaya çıkmış ve toplumda elmas ruhlular yanında kömür ruhlular da ortaya çıkmıştır.

Meselenin bir başka boyutu da şudur. İnsan, şeytana uymakla kendini zarara soktuğu gibi, “Sebep olan işleyen gibidir.” kaidesine göre bu işte şeytan da büyük bir sorumluk altına girer ve cehennemdeki azabını artırmış olur. İnsanları yoldan çıkarmak üzere kendisine tanınmasını istediği fırsat, başına bela olacak ve istikametten saptırdığı kişilerin azaplarının bir katı da ona tattırılacaktır.

Cenab-ı Hak dileseydi şeytana bu fırsatı vermeyebilirdi. O zaman onun görevini de insan nefsi üstlenmiş olurdu. Sonuç değişmezdi. Kendisine insanları yoldan çıkarmak için çalışma fırsatının verilmesiyle şeytan büyük bir zarara uğramış, tabiri caizse, küstahlığının cezasını böylece görmüştür.

Yorum Yapın

Manyetik alanlar ve beynin gizli güçleri

İnsan beyni dünyanın manyetik alanı ile sürekli etkileşim içinde. Mesela yoğun manyetik alanlarının olduğu bölgelerde uyuyan bir kişi hayatında görmediği netlikte ve gerçeklikte düşler-rüyalar görebiliyor. Hz Yakup gibi…

İnsan beyni manyetik alanlar ile sürekli etkileşim içerisindedir ve hepimiz yeryüzünün manyetik alanı içerisinde hareket etmekteyiz. Bir pusulanın farklı yerlerde aynı yönü göstermesi de yeryüzünün manyetik alanının varlığını göstermektedir. Yeryüzünün manyetik alanı yer zemininden çıkıp gökyüzüne kadar devam etmektedir ve uzayda dünyamızı çevrelemektedir.

Manyetik alanlarla etkileşime en güzel örneklerden birisi kuşların manyetik alanı hissetmesidir. Örneğin bazı kuşlar göç ederken sadece güneş ve yıldızların konumuna göre değil aynı zamanda manyetik alanın yönüne göre de göç ederler. Bilim adamlarının yaptığı bazı deneylerde başının yan tarafına mıknatıs yerleştirilen bazı kuşların yollarını şaşırdıkları gözlemlenmiştir. Çünkü mıknatıs farklı bir manyetik alan oluşturur ve kuşun dünyadaki doğal manyetik alanı algılamasını zorlaştırır. Ayrıca uzay yolculuğu yapan astronotların da uzun süre dünya manyetik alanından uzak kalmaları sonucunda bazı fiziksel rahatsızlıklar yaşadıkları belirtilmektedir.

Manyetik alanların sadece şiddeti değil yönü de çok önemlidir. Yeryüzünün manyetik alanı az önce belirttiğimiz gibi dikey bileşeniyle atmosfere kadar devam etmektedir. Yapılan ölçümler bazı bölge veya şehirlerin manyetik alanlarının daha güçlü olduğunu göstermektedir. Mesela maden yataklarının olduğu bölgeler veya bazı dağlar bu güçlü bölgelere örnektir. Güçlü manyetik alanları tespit etmek için özel ölçüm cihazları kullanmalısınız veya jeofizikçilerin daha önce farklı bölgelerde yaptıkları manyetik ölçümleri incelemelisiniz. Ya da pusula türündeki aletlerin manyetik alandaki hareketlerine bakarak tahmini fikir edinebilirsiniz fakat bu son yöntemle doğru ölçümlere ulaşmak çok zordur. Manyetik alanların hangi bölgelerde daha yoğun olduğu hakkında hazırlanmış “Manyetik Alan Haritaları” vardır ve ayrıca “Maden Tetkik ve Arama” Genel Müdürlüğü’nün de hazırladığı haritalar bulunmaktadır.

Bazı bölgelerin yani mekânların beynimize ve ruhsal yapımıza daha güçlü tesirleri olduğuna dair dini metinlerde örnekler de vardır. Mesela Hz. Yakup bulunduğu yerden Haran’a doğru yola çıkar ve güneş batıp gece olunca oradaki bir alanda uyur. Başını o yerdeki taşlardan birisine yaslar ve uyur yani başının altına taş koyar. Hz. Yakup uykuya dalınca mucizevî rüyalar görmeye başlar fakat bunlar sıradan rüyalar değildirler. Hz. Yakup bu bölgede uyurken rüyasında yeryüzü üzerine bir merdiven dikildiğini ve başının göklere eriştiğini görmüştür ve onda meleklerin inip çıktığını görmüştür. Hz. Yakup uyandığında bu bölgenin çok özel olduğunu ve buranın göklerin bir kapısı olduğunu söylemiştir.

Aslında uyku ve rüya konuları ruhsal boyuta geçiş ile çok yakından ilgilidir. Mesela bir Kur’an ayetinde:

“Allah o canları öldükleri zaman alır; ölmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında ölüm kararı verdiklerini alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır.”(Zümer 42.ayet)

Gördüğünüz gibi ayette uykunun aynı zamanda ölüm hadisesi ile direkt bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla rüyalar sadece anlamsız görüntülerden ibaret değildir ruh boyutuyla da yakından ilgilidir.

Manyetik alanların uyku esnasında beyinle etkileşimine dair ilginç örnekler de mevcuttur. Mesela yoğun manyetik alanlarının olduğu bölgelerde uyuyan bir kişi hayatında görmediği netlikte ve gerçeklikte düşler-rüyalar görebilir. Hatta günahlardan arınmış insanlar bu rüyaları doğaüstü hallere kadar taşıyabilir.

Gerçekten de manyetik alanların fiziksel ve ruhsal yapımıza etkileri olup olmadığını denemek isteyenler uyku esnasında başlarına yakın bir yerde mıknatıs bulundursunlar. Çünkü mıknatısların da manyetik alanları vardır ve bu da beynimizi yakın mesafede etkiler. Büyük bir mıknatıs bulmak biraz zor olabilir. Fakat müzik hoparlörlerinin içinde yani teyplerde sesin geldiği kolonların içerisinde büyük mıknatıslar bulunur. Dolayısıyla uyku esnasında herhangi bir hoparlörü de başınıza yakın tutarak bunu deneyebilirsiniz. (Teyp veya hoparlörün elektriğe bağlı olmasına gerek yok kapalı olsun. Yani ses gelmesine gerek yok teyp çalışmasın) Ayrıca mıknatısın yani hoparlörün başa göre uzaklığı, yönü ve açısı da önemlidir (Sağ, sol, düz, ters, uzak, yakın v.s ) Farklı denemeler yaparak yani hoparlörün yönünü ve uzaklığını değiştirerek en uygun açıyı ve hoparlörün yerini farklı uyku denemeleri yaparak belirleyin. Fakat bunu sürekli denemek sağlığa zararlı olabilir o nedenle sadece birkaç defa deneme maksadıyla mıknatıs kullanabilirsiniz. (7-8 defa mıknatıs kullanmanın da bir zararı olmaz)

Nitekim asıl önemli olan yer zemininin yani Doğal Manyetik alanın yoğun olduğu alanları tespit edebilmenizdir. (Sağlık açısından mıknatısı sürekli kullanmayın) Başta da değindiğimiz gibi doğal manyetik alanlar yer zemininden çıkıp atmosfere kadar devam etmektedir yani uzaya kadar ulaşmaktadır. (Mıknatıs sadece deneme içindir fazla kullanmayınız zararlı olabilir)

Elektromanyetik alanlar manyetik alanlardan farklıdır. Mesela cep telefonlarından elektromanyetik dalgalar yayılır ve sağlığa zararlı olup olmadığı halen tartışılmaktadır. Fakat manyetik alanların (bizim başından beri bahsettiğimiz manyetik alanların) sağlığa zararlı olduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.(Bizim bahsettiğimiz manyetik alana statik yani durgun manyetik alan da denilir) Mesela birçok hastanede MR dediğimiz Manyetik Rezonans cihazları kullanılmaktadır ve bu cihazlarda çok güçlü manyetik alanlar bulunmaktadır. Sağlığa zararlı olsaydı bu cihazlar günümüz hastanelerinde kullanılmazdı. Fakat dediğimiz gibi diğeri yani elektromanyetik alanlar zararlı olabilir.

Ömer Çelakıl

Comments (1)

Older Posts »