ESLER ARASI KAVGALARIN COCUKLARA ETKISI NASIL OLUR?

EŞLER ARASI KAVGALAR:

Nasıl Başedilebilir, Çocuklara Etkisi Nasıl Olur,

Artarsa Ne Yapmalı ?

Evlilik iki farklı insanın ortak bir yaşantıda buluşması olduğu için bu farklılıklardan anlaşmazlıkların çıkması çok doğaldır. Eşler arasındaki bu tartışmalar aslında iki insanın da bireyselliklerini kaybetmediklerinin ve fikirlerini özgürce ifade edebildiklerinin göstergesidir. Ancak tartışmalar sıklaştığında, sözel (alay etme, aşağılama, vb.) veya fiziksel (dövme, vurma, eşya fırlatma, vb.) olarak karşılıklı incitmeye dönüştüğünde, ailenin diğer üyelerini de fiziksel (vurma, dövme, vb.) veya psikolojik (korku, kaygı, mutsuzluk, vb.) olarak etkilemeye başladığında ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

Eşlerin farklı sebeplerle birbirlerine karşı birikmiş öfkelerinin açığa çıkması, bireysel olarak iş veya arkadaş ortamlarında yaşanan olumsuz duyguların yer değiştirip eşlere yansıması, bu koşulların kişinin eşiyle yaşadığı sıkıntıları tolere etmesini zorlaştırması veya ilişkideki hoşnutsuzlukların ifade edilemeyip bastırılması tartışmaların artmasına ve şiddetli kavgalara dönüşmesine sebep olabilir.

Eşler Arası Kavgaların Çocuklara Etkisi

Eşler arasında yaşanan kavgalar çocukları fiziksel ve psikolojik olarak etkileyebilir.

· Kavgalar sırasında eşlerin yüksek sesle bağırması çocukların kaygı düzeyini artırır.

· Çocuklarda anne ve babalarının ayrılacağına dair yoğun bir korku oluşur.

· Çocuklar karşılarında kavga edenleri karı-koca olarak değil, anne ve babaları olarak algıladıkları için kavga konusunun da anne ve babalıkla ilgili olduğunu düşünürler. Kendileri ile ilgiliymişcesine endişelenir ve suçluluk hissederler. Kendilerini sorumlu hissettikleri için problemin çözümü ile ilgili birşeyler yapmaları gerektiğine inanırlar. Sorunu çözemediklerinde ise çaresizlik hisleri artar.

· Kavgalar şiddet içermeye başlarsa, çocuklar fiziksel bütünlüklerine zarar geleceğinden endişelenir, güvensiz hisseder, psikosomatik belirtiler (mide bulantısı, baş ağrısı, karın ağrısı, uykusuzluk, vb.) gösterebilir.

· Kavgalarda eşlerin birbirlerine alaycı, hakaret dolu, aşağılayıcı davranması çocukların bu tür davranışları model almalarına sebep olur. Onlar da kendi yaşamlarında benzer durumlarda benzer tepkiler gösterirler. Eğer sürekli olarak aynı kişi aşağılanmaya maruz kalıyorsa, çocuklar ya aşağılanan ebeveyn ile özdeşim kurar ve onun duygularını yaşamaya başlarlar ya da diğer ebeveyn ile özdeşleşerek aşağılanan ebeveyne benzer tepkiler verirler.

· Eşler kavgaların psikolojik etkisi ile anne ve babalık görevlerini tam olarak yerine getiremezler. Çocuklarına yeterli ilgi, sevgi ve sabrı gösteremezler.

· Ebeveynlerin depresif ruh halleri çocuklarına da yansır, çocuklarda yoğun üzüntü, mutsuzluk, hiçbir şeyden zevk alamama gibi depresif belirtiler gösterirler.

· Kavgaların etkisiyle ebeveynlerin duyguları inişli çıkışlı olacağı için çocuklarına tutarlı davranamazlar. Çocuklar da bu tutarsız davranışlar sonucu birçok davranış problemi gösterebilirler.

Eşler arasında tartışmalar yaşanıyorsa, bu durumun çocuklara etkisinin en az olabilmesi için;

· tartışmaları sözel veya fiziksel şiddete dönüştürmemeli,

· tartışmanın probleme çözüm getirmek için yapıldığını unutmamalı, tartışmayı güç savaşına dönüştürmemeli,

· tartışmaların anne ve babalık görevlerini engellemesine izin vermemeli,

· çocuklara tartışmaların annelik ve babalıkla bir ilgisi olmadığını, karı koca arasında yaşanan bir durum olduğunu ve bu duruma müdahale etmelerini istemediğinizi belirtmeli,

· ve çocukların duygusal olarak çok fazla etkilendiği durumlarda bir uzmana başvurmalısınız.

Tartışmaların Sağlıklı Olabilmesi İçin Ne Yapılabilir?

· Eşler tartışmanın sevgiyle alakası olmadığını ve tartıştıkları zaman ilişkiye zarar vermediklerini bilmelidirler.

· Herşeyde olduğu gibi ilişkilerde de zamanla bir değişim olduğu kabul edilmeli. Bu değişimin her zaman olumsuz olmadığı bilinmelidir.

· Tartışmaların sıklıkla görünür sebebinin gerçek sebep olmadığını bilmeli, iki taraf da gerçek sebebi bulmaya ve konuşmaya açık olmalıdır.

· Tartışırken “ben” dili kullanılmalı. .” …..yaptığında ben … hissettim”.

· Kişiler kendilerini eşlerinin yerine koymaya çalışabilir, kendilerine “aynı durumda ben ne hissederdim?” sorusunu sorabilirler.

· Tartışmalar sırasında hissedilen öfkenin altında yatan diğer duyguların neler olduğuna odaklaşılabilir ve bu duygular karşılıklı olarak paylaşılabilir. Çoğu zaman ihmal edilmişlik hisleri, daha fazla ilgi isteği kişide kızgınlığa yol açabilmektedir.

· Olumsuz duygular hissedildiği zaman konuşulmalıdır, içe atılmamalıdır.

· Tartışırken amaç ortak bir çözüme varmak olmalıdır, karşıdakini ikna etmeye çalışmak ve “kazanmak” değil.

· Tartışmalarda suçun kimde olduğunu araştırmamalı, tartışma olabilmesi için iki kişinin olması gerektiği unutulmamalıdır.

· Zaman zaman kişiler iş veya sosyal yaşantılarında yaşadıkları kişisel sıkıntılarının ilişkilerine yansıdığını farketmezler. Bu gibi yaşanan sıkıntıların eşlerle paylaşılması ve hissedilenlerin konuşulması, karşılıklı anlayışı arttıracaktır.

Eşler İlişkilerini Daha Olumlu Yaşamak İçin:

· birbirlerine duygularını daha fazla ifade edebilir,

· birbirlerine olan sevgiyi sıklıkla sözel olarak ve dokunarak gösterebilir,

· beraber vakit geçirmeye özen gösterebilir,

· birbirlerini yorum yapmadan dinleyebilir,

· birbirlerinin hislerini anlamaya çalışabilir,

· ve ilişkileri dışında kendilerini mutlu edecek başka uğraşlar, arkadaş çevreleri edinebilirler.

Gülbin ÖZTÜRK TÜTER

Uzman Klinik Psikolog http://www.dokudanismanlik.com/

Yorum Yapın

COCUK VE KUFUR

ÇOCUĞUNUZ KÜFÜR ETMEYİ BIRAKMIYORSA..

Çocuğunuzu teneffüste söylediği bir küfürden (“salak” ya da çok daha ağır olanları)ötürü suçluyorsunuz.Eğer böyle davranıyorsa biliyorsunuz ki bu, biraz da sizin suçunuz.Sonuçta küfür koleksiyonu iyice artıyor ve sizi takmıyor artık.Nasıl tepki vermeli?

HABİRE SÖVÜP DURUYOR MU?BU NORMAL

3-4 yaşına doğru, küfür etmek kendisini ifade etmesinin bir işaretidir.Çocuk, koyulmuş limitlerde yetişkinin ne kadar toleranslı davranacağını test eder.Üstelik çocuğunuz çok zekidir.O, sizin bütün tutarsızlıklarınızı, özellikle de yasakladığınız küfürleri bazen sizin ettiğinizi görecek ve en küçük bir kızgınlığında bu küfürlerden bir kaçını savuruverecektir.

BU DAVRANIŞ NASIL ENGELLENEBİLİR?

-UYGULAMA KURALLARI KOYUN.

-KESİNLİKLE YASAK: İnsanlara bu şekilde hitap etmek hakaret etmek anlamına gelir ve bu da çok kötü sonuçlar doğurur.

-DAHA AZ CİDDİ: Üzücü bir olayın ardından (örneğin; bir bardağın kırılması) söylenen kötü söz ya da sövgü, kimi zaman kendi kendine ağızdan çıkabilir ama kulağa hoş gelmez ve güzel değildir.

-İZİN VERİLEBİLİR: Eğer kesinlikle söylenecekse, odasında tek başına söylemesine izin verilebilir.Size, Oktay’ın evinde her zaman küfrettiğini söyleyerek itiraz mı ediyor?Katı bir şekilde cevap verin: ” Oktay küfredebilir ama bizim evimizde böyle değil.Üstelik sana daha önce de söyledim; her ailenin kendine ait kuralları vardır”.

-RAHATLATICI: Baba ya da anne ile sadece birkaç dakika için, kapalı bir yerde ve özel durumlarda başkasına hitap edilmeden, rahatlamak için “oyun oynarken kötü sözler söylemek”…Ona yeni sözler öğretmek gereksizdir ama ayna karşısında yüzünü gözünü buruşturmasına izin verin

SİZİ SUÇÜSTÜ YAKALADIĞINDA TEPKİSİZ KALMAYIN.

-Sanki hiçbirşey olmamış gibi davranmayın: Bu ona aptal muamelesi yapmanız anlamına gelir.

-Siz böyle bir eğitim almış olsanız bile,sadece yetişkinlerin kötü sözler söylemeye hakkı olduğu düşüncesini kafanızdan silin.Bu tip adaletsizlikler çocuğu saldırgan olmaya, kendisini suçlu hissetmesine ve herşeyi içine atmasına sebep olur.Psikanalist Alice Miller tarafından savunulan “kara pedagoji” yi devam ettirir.

-Hatalı olduğunuzu ve bir dahaki sefere daha dikkatli olacağınızı onunla birlikte kabul edin.Korkmayın: Bu durumlarda hatalarınızı kabul etmek çocuğunuzun, sizi öfkelendiren bu olayı daha iyi değerlendirmesine yardımcı olacaktır.Bundan dolayı onun gözündeki inandırıcılığınızı kaybetmeyeceksiniz.Çocuğunuza, “kimi zaman ağzımdan gerçek fikirlerime ve duygularıma ait olmayan bazı kelimeler çıkıveriyor” diyebilirsiniz.

GELECEKTE DİLİNİZİ TUTMAYA ÇALIŞIN

-Diğerlerinin yerini alacak, kabul edilebilir kelime ve tabirlerin listesini hazırlamak için kafanızı yorun (Hay Allah, Kahretsin, Tüh be!…).Ve kendinizi bunları söylemeye alıştırın.

-Kendinize, başkalarına kötü söz söylemeyi yasaklayın.Veye hakaretlerinize “ne kötü birisi…” ya da ” bu gerçekten kötü birisi …” yerine, “ben onu kötü buluyorum…”ile başlayın.Bu şekilde, çocuğunuz göreceleştirmeyi öğprenecek ve başka insanlar üzerinde kesin değerlendirmelerde bulunmayacak, siz de ona daha hoşgörülü olduğunuzu göstermiş olacaksınız.

KAYNAK KİTAP: 1-7 YAŞ ARASI ÇOCUĞUN EĞİTİMİ

Christine Brunet/ Anné-Cécile Sarfati

Yorum Yapın

COCUGUNUZ GAF USTUNE GAF YAPIYOR

GAF ÜSTÜNE GAF YAPIYOR

“Anne , neden bu adam ruj sürmüş?” Sözü geçen kişi aslında otobüste tam karşınızda oturan “bıyıklı” yaşlı bir bayan…Çocuğunuzun bu muhteşem doğallığını öldürmeden nasıl tepki vermeli?

GAF YAŞI: Mecburi bir geçiş

3-4 yaşına doğru çocuk, dilini geliştirerek başkalarına açılmaya başlar.Deri rengi, özürlüler, yaşlılar ve boy üzerine kendi kendine sorular sorar…Ve bunları hiç çekinmeden açıkça belirtir.Bu sadece normal değil, aynı zamanda meraklı ve doğal olması için gereklidir.Diğer taraftan, çocuğunuz toplum kurallarını hemen tanımaz.Bunları öğrenmektedir.Ona örnek vermek de sizin işinizdir.

BAŞINIZA GELDİĞİ ZAMAN NE YAPMALI?

-KENDİNİZİ SUÇLAMAYIN.

-Kendi fantezilerinizi korumayı bırakarak ” eğer bu bana söylenseydi beni çok yaralardı”: “Kurbanlar” yetişkinin eşlik ettiği çocukların sürekli bakışlarındansa açık açık söylemelerini tercih eder.

-Çocuğunuzun size verdiği utanç duygusunu bir yana bırakarak, öncelikle bu gafı yapan ilk çocuğun sizinki olmadığını ve bu kişiyi bir daha hiçbir zaman göremeyeceğinizi düşünerek…

-ÖZÜRLERİNİZİ SUNUN.

Ama çocuğunuzu bunu yapması için zorlamayın, kendini küçük düşmüş hissedecek ve zaten bunu anlamayacaktır.Bunun sadece bir etkisi olur; rahatsızlığını ve utangaçlığını arttırmak.Bunun aksine, onun bu talihsiz sözü için sizin ondan sorumlu olduğunuzu ve onun yerine özür dileyeceğinizi anlaması tercih edilir.Ana baba olarak bunu sağlamak size düşer.

-ONA SİTEMDE BULUNMAYIN.

Emin olabilirsiniz ki siz ne kadar alınırsanız alının, çocuğunuz gelecek sefere bir gaf daha yapacaktır.Hemen yapacağınız bir açıklama da onun canını sıkmaktan başka bir işe yaramadığı için gereksiz olur.Buna karşılık , daha sonra tekrar uygun bir zamanda olay üzerinde durun.Ona: “Biraz önce şunu söylediğini duydum, bizim bu konuda konuşmamız gerekiyor.Hepimizin birbirimize göre farklı olduğumuzu ve hepimizin kendimize ait özelliklerinin olduğunu sana açıklamak istiyorum.Sokakta, okulda, otobüste birbirinden farklı insanlar görüyoruz: Şişman olanları, küçük olanları, siyah olanları, beyaz olanları var…Hayat böyle işte.Eğer bir şey seni tedirgin ederse bunu benimle gizlice, sessizce ya da daha sonra evde başbaşayken konuşabilirsin. Ama, tanımadığın insanlar üzerinde doğrudan yorumlar yapamazsın”.

-ONUNLA ALAY ETMEYİN.

Onu küçük düşürme ve kendisine olan saygısını kaybettirme riskiniz var.

GELECEKTEKİ GAFLARA HAZIRLANIN

-Onu ufak ufak bilgilendirin…

…değişik fizikteki insanları: Kitapçıların çocuk reyonlarını dolduran, karşıtlıklar üzerine hazırlanmış birçok kitapla( zayıf/şişman, beyaz/zenci, sarışın/esmer…);

…isimleri:” Herkes değişik bir isim taşır, kendi babasının sahip olduğu soyadı onun babasından kalmıştır.Soyadını kendi kendimize seçemeyiz.İnsanların soyadları ile alay edilmez”. Bu ona her adın, kolayca deforme olanların bile, saygı duyulmaya değer olduğunu öğretmek içindir;

…özürlüleri: 4-5 yaşına doğru, gelişimine göre çocuğunuza, özürlülerin doğuştan böyle olduklarını ya da daha sonra bir kazadan ötürü bu acıyı çektiklerini ve böyle yaşamanın çok zor olduğunu açıklayın.Ama daha fazlasını eklemek gereksiz olur: ” Sen , normal olduğun için sanslısın” .Çocuğunuzun özürlülere yönelik gaflarında hiçbir suçu yok. Bu dünyanın tüm adaletsizliklerinin yükünü üzerinde taşıyamaz.Ona günümüzde kollektif yaşam sayesinde ve sizin verdiğiniz vergilerle özürlülerin toplumda daha iyi bir yer alabildiğini söyleyin.

-ONA ÖĞRETİN…

…toplum hayatının bir kuralı olarak, tanımadığımız insanlara herşeyi söyleyemeyiz ve onların bütün duygularını açığa çıkaramayız.Sadece evde özel olarak, birlikte konuşabileceğimiz şeyler vardır.Çocuğunuzun kulağına fısıldayarak gafı önceden önceden tahmin etmekten çekinin: ” Karşıdaki kadın şişman, değil mi, ama bunu ona söyleyemeyiz, çünkü bu onu üzer”. Bu çocuğunuzu tahrik etmek ve diğer insanların farklılıklarına saygı duymayı öğretmemek anlamına gelir.

Yorum Yapın

COCUGUNUZ LAF TASIYOR,ARKADASLARINI ISPIYONLUYORSA

SÜREKLİ LAF TAŞIYOR.

“Tolga, Cenk’in saçını çekti…” , “Anne, anne , Sinem ve Ayşe sürekli küfür ediyorlar!”…Bunları söyleyen sizin çocuğunuz. O kendini “ispiyonlamaktan” alamıyor. O böyle çabaladıkça, siz de sinirlenmeye başlıyorsunuz.

DRAMATİKLEŞTİRMEYİN

Yapacaklarınızdan ilki bu olsun. Sürekli laf taşımaya ihtiyacı olan bir çocuğu kesinlikle ileride işbirlikçi “jurnalci” bir hayat beklemiyor tabii ki.

SEBEPLERİNİ ANLAYIN

Aşağıdaki sebeplerden biri, ya da birileri için laf taşır:

-Kendine fazla güveni yoktur.Mağdur durumuna konulmak (“Yüzümü tırmaladı” bunun altında yatan: “yakınmak zorundayım”) ya da başkalarının değerini düşürerek değer kazanmak (” o bir aptallık yaptı” bunun altında yatan: “ben yapmadım”)için laf taşır. Belki de çocuğunuz kırılgan, çok alıngan çocuk kategorisine giriyor.Bilgi taşımak kendisine önem verilmesinin ve yetişkinin gözünde değerli hissetmesinin bir yoludur.

-Tam tersine, kendine olan bu aşırı güvenden zarar görür. O laf taşır, çünkü herkese bir ders vermek ister. Ama bu görüntüye karşın, kendisini büyük bir olasılıkla slilk biri olarak hisseder.

-Siz belki de her şeye ” burnunu soka” birisiniz. Her şeyi

öğrenmek ve hayatında geçen bütün olayları kontrol etmek istiyorsunuz. Başka çocukların ona saldırmasına- her anlamda tahammül edemiyorsunz Çocuğınuz belki de sizin sorularınızdan önce davranmak ve sizin merakınızı tatmin etmek için laf taşıyor.

-Aslında, çocuğunuz gerçekten laf taşımıyor.Size, onun ya da başkaları için olmuş veya olmak üzere olan tehlikeli olayları bildiriyor (örneğin;başka bir çocuk onu teneffüste dövdü). Böyle bir durumda, yetişkini uyarmak gerçekten doğrudur. Ama yetişkin kimi zaman bu övgüye değer davranışla , jurnalciliği karıştırır. O halde siz, bu ikisini ayırmaya dikkat edin.

ONA BU İKİ ÇEŞİT OLAYIN FARKLILIĞINI ÖĞRETİN.

*Sizinle daima konuşmak zorunda olduğu olaylar.

Yani tehlike, şiddet, çocuğun kötü davranış ya da sözü (onun ve diğer çocukların) ile ilgili olan bütün olaylar. Çocuk bunlardan bahsettiğinde sanki laf taşıyormuş gibi hissetmez.Böylece gerekirse komşusunun balkondan atladığını bir yetişkine uyarmayı, teneffüslerde sürekli hor görülen ve suçlanan birisi olduğunu ya da 8 yaşındaki bir ” büyüğün” kazağını almak istemesini size anlatmayı bilecektir…Aynı şekilde, size gördüğünü (örnek; sokaktaki kavga) ve ona koruyuculuğunuzu gösterebilmeniz için tehlike anında hissettiklerini söyleyebilmelidir.Siz ana baba olarak, onun sizinle bu tip şeyleri açık açık konuşmasına izin vermelisiniz.

*Çok önemli olmayan olaylar.

Çocuğunuzun size, başkalarını kötüleyerek kendi değerini arttırmak amacıyla taşıdığı laflar.

SİZE LAF TAŞIDIĞI ANDA NASIL TEPKİ VERMELİ?

-Sizin tanık olmadığınız, kardeşinin bir hatasını mı koşup size yetiştiriyor?Ona hemen cevap verin:”Olabilir, sana inanmak istiyorum.Ama ben orada değildim, görmedim.Üstelik ne olursa olsun, yokluğumda kardeşinin yaptığını öğrenmem için bana söylemek senin görevin değil.

-Kendisinden daha küçük bir çocuğun aptallığını mı size yetiştiriyor?Hatırlatın:”Bu küçük çocuk birçok şeyi daha yeni öğreniyor.Sen şimdiden, bütün bunların böyle yapılmadığını biliyorsun”.

-Ona “ispiyoncu” muamelesi yaparak amacına ulaştırmayın.Ama onu, laf taşıdığı bu olayın gerçek ciddiyetini kendi kendine sorgulamaya zorlayın: ” Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Daha ciddi ve enteresan şeylerden bahsedebiliriz, değil mi?”.

-Son noktayı koyun: ” Böyle hiç durmadan laf taşınmaz.Yasak değil ama hiçbir ilginç yanı, üstelik sana da hiçbir yararı yok.İşte hepsi bu”.

-Ona güven verin:” Biliyorsun ki ben seninle çok daha fazla ilgileniyorum.Sürekli laf taşımaya zorunlu olduğunu hissetmene gerek yok”.

GELECEKTE

Ona değer verin.Kendisine güvenmesine ve bunu başkalarının aleyhine işler yapmayı bırakarak kazanmasına yardımcı olun.Onu kendisini geliştirdiğinde ve başarılarında tebrik etmeyi kesinlikle unutmayın.

Yorum Yapın

ACABA KUCUK BIR PASA MI YETISTIRIYORUM?

Kirli çorapları ve iç çamaşırları yerlerde geziniyor…Yemekten sonra bulaşık makinesine koyabileceği halde,tabağı hala masanın üzerinde bırakılmış bir şekilde duruyor…Bu gayet açık, çocuğunuzun durumu tehlike çanları çalıyor.Herşeyi “daha çabuk” ve “daha iyi” yaptığından, annesine ya da hizmetçi kıza bırakmaya alışan küçük bir Hint prensinin durumu bu.Peki bunun değişmesi için ne yapmalı?

“ONUN İÇİN HERŞEYİ YAPMAK” NE ANLAMA GELİYOR?

Kendi kendinizi kandırıyorsunuz: O “sizin” hala, size bütünüyle bağlı olan yavrunuz.

“Onu bununla sıkmayı” istememenin maskesi altında,belki de başka bir şeyi telafi ediyorsunuz(Örnek; işe gitmenin sizde yarattığı suçluluk).Ya da tam tersi, örneğin çalışmamayı tercih ederek(başkalarının gözünde ama özellikle kendi içinizde) vicdanınızı rahatlatıyorsunuz.

NEDEN ONU İŞTİRAK ETTİRMELİ?

Masayı hazırlamaya, tabağını bulaşık makinesine, çoraplarını kirli çamaşır sepetine koymaya alıştırmak onun, ailesine yardımcı olmasını, eşyaların yerini, ağırlığını ve hassasiyetini keşfetmesini sağlar.Bu organizasyon onun ve yaşadığı yerle ilişkisinin gelişmesi için idealdir.

Aile hayatına iştirak etmek, en kötü sakarların bile gözünü açar.Bu güçlü bir “sosyal hayat kılavuzudur” .Aynı zamanda çocuğunuzun, kafasında oyun ve günlük hayat arasındaki çok büyük uçurumu yaratmasına engel olur.

Ondan küçük isteklerde bulunmak onu “külkedisi”ne dönüştürmez.Tam tersi, kendisine güven duymasını ve kendi becerileri ile ailesine yardım etme bilinci kazanmasını sağlar.Bundan başka hiçbir şey de kendisiyle bu kadar övünmesini sağlayamaz.

ONU NASIL İŞTİRAK ETTİRMELİ?

Çok küçükken: Evin işleri ile ilgili sözcük dağarcığını geliştirmesini sağlayın.Yaptığınız işi açıklama alışkanlığını kazanın ve günlük işleri daha çok lafa dökün. Örnek: “Burda gördüğün gibi şimdi bulaşık makinesini boşaltıyorum,ileride sende bana yardımcı olacaksın”.

3 yaşından itibaren:Ondan, “yardım için” masadan hafif eşyaları taşımasını isteyin.Daha sonra derece derece arttırın bunları.Sabırlı olun ve kesinlikle, bir kaza durumunda bağırıp çağırmayın. Onu tebrik etmeyi, size yardım ettiğinden onunla gurur duyduğunuzu göstermeyi sakın unutmayın.

Kaynak kitap:1-7 yaş arası çocuğun eğitimi

Christine Brunet,Anné-Cécile Sarfati

Yorum Yapın

ODASINI TOPLAMASI ICIN COCUK ZORLANMALI MI?

ONU ODASINI TOPLAMAYA ZORLAMAK GEREKİR Mİ?

Zorro’nun şapkası, korsan maskesi, oyuncak dolabında sakin sakin yerleştirilmiş bir şekilde durabilirlerdi.Oysa şimdi hepsi darmadığın yerlerde. Hiç kimsenin kutularına koymadığı legolar,oyuncak arabalar ve silahlar…Odasını biraz olsun toplaması öğretilemez mi?

Çok düzenli bir oda tavsiye edilmez

Çocuğunuza, odasında bütün oyuncakları ile oynamasına izin vermek önemlidir.Siz oyuncaklarına verdiği yöne karışamazsınız.Küçük arabalarını yokuştan aşağı kaydırmak yerine direkt yukarıdan aşağıya mı bırakıyor?Bu onun seçimidir.Aynı şekilde, oyuncak bebeğini küçük plastik mutfağındaki fırının içine koyarsa da…Ya da bir çadır yapmak için yataklarını bozup çarşaflarını kullanırlarsa.Çocuğun yeni oyunlar, yeni hikayeler icat etmesine, yani yaratıcılığını geliştirmesine bütünüyle izin verilmeli.

Buna karşılık, eğer bu sizi rahatsız ediyorsa, oyuncaklarının bütün odalarda gezinmemesini istemekte özgürsünüz.Eviniz büyük bir ihtimalle çocuk bahçesine dönüşmeye elverişli değildir.Akşam yemeğini yaptığınız sırada sizinle birlikte mutfakta kalması durumunda, oyun kilini ya da pastel boyalarını getirmesine izin verin.Eğer değerli oyuncakların ayak altında dolaşması sizi rahatsız ediyorsa çocuğunuza bunların kullanım şekillerinden bahsedebilirsiniz.Böylece,örneğin, maskeli balo kıyafetini özel bir dolaba düzenli bir şekilde yerleştirmiş olursunuz.Ama bunun gibi kuralları odasındaki bütün oyuncakları için uygulamayın.Çocuğunuzun özgürce oynamaya ihtiyacı var.

ODASINI NASIL TOPLAMALI?

Bu işi kılı kırk yararak, titizce yapmayın:Akşam yatma saatinde bütün oyuncaklar kutularına…Bu,çocuğun hayal dünyasını “bozar”.Çocuğunuzun uyuyacağı anda, yanında gündüzki yaratıcılıklarından bir bölümünü görmeye ihtiyacı vardır.Eğer yine biraz daha düzenli bir oda olmasını arzu ederseniz ona şunu önerin: “Bu akşam neyi yanına almak istersin?”.Ve yaptığı şeyleri olduğu gibi bırakmaya özen gösterin.

Oyuncaklarını toplamasının onun işine yarayacağını açıklayın:”Oyuncaklarını istediğin zaman bulabilirsin ve playstation’un kasetini saatlerce aramazsın”.Bu arada , temizlik yapmak ve yapana saygı göstermek için de gerekli olduğunu ekleyin.

Ondan, kendi fikirlerine saygı duyması için iştirak etmesini isteyin.Sizin düzenleme tarzınızı ona, otoriter bir şekilde zorla kabul ettirmeye çalışmayın.Çocuğunuz belki de başka bir tarzda düzenlemek istiyor olabilir.Yani korsan gemisinin kesinlikle şu ya da bu rafa konması gerekmiyor.Öyle değil mi?

Onunla birlikte toplayın ama minimumu, yani herşeyi ezip geçmeden odasında biraz olsun ilerleyebilmek için yeterli olan kadarını toplayın.

Arada sırada (örneğin, ayda bir kez ya da her iki ayda bir) çocuğunuza kırılmış, kullanılamaz hale gelmiş oyuncakları atmak ve oraya buraya saçılmış olanları bulmasına yarayan bir seçme- ayırma işlemi yapmak üzere zaman ayırın.Yalnız bunu çocuğunuz olmadığı zaman gizlice yapmayın.Bu şekilde onun düşmanlığını ve güvensizliğini kazanabilirsiniz.O, bunu adaletsiz bir davranış olarak bulacaktır.Atmak ya da başkasına vermek durumunda onun fikrini alın ve ona saygı gösterin.

Bu sırada, hiç boş hayallere kapılmayın:Bir haftaya kalmadan çocuğunuzun odası yine bir pazar yerine dönüşecektir…Ama yine de çocuğunuz için bu seçme-ayırma işi gerekli olacaktı zaten.

Yorum Yapın

COCUGA PARADAN SOZ ETMEK GEREKIR MI

ONA GERÇEKTEN PARADAN SÖZ ETMEK GEREKİR Mİ?

Bir oyuncağı satın almayı reddetmek için cüzdanınızın boş olmasının arkasına sığındığınızda, size hemen cevap veriyor: “Hiç paran kalmadı mı? Bankadan satın alsana”.Para ile ilgili soruları nasıl ele almalı?

NEDEN ONA PARADAN BAHSETMEK GEREKİR?

Çocuğuyla paradan konuşmak tabii ki çok özel, kişisel ve her ailenin para ile olan ilişkisine bağlı bir durumdur.Birçok defa, paranın konuşulması yasak olan ailelerde bile çocuk paradan bahsedildiğini çok erken anlar, özellikle okulda.Ayrıca çocukların yaşadıkları bu tüketici toplum onların ana babalarını birer milyarder gibi görmelerine sebep olur.Sonunda, parayı bir tabu yapmak modern hayatın gerekleri ile çok az bağdaşır.

ONA BUNDAN NASIL BAHSETMELİ?

Kiranın ne kadar olduğunu, arabanın vergilerini ya da maaşınızı açıklamaktan sakının.Bu, onun için hiçbir şey ifade etmez ve ilgilendirmez.Önemli konuları çocuğunuzla konuşmak herşeyi söylemek anlamına gelmez ve onun için çok ayrıntılı bir açıklama denizinde onu boğmayı kapsamaz.

Aşağıdaki noktaları anlatmak için çocuğunuzun yaklaşık 5 yaşına gelmesini bekleyin:

-“Hayatta zorunlu olan şeyler vardır” (ev,elektrik, telefon, yemek…).Ve hayatı daha iyi kılmak, zevk almak için diğer şeyler(tatiller, lunapark, sinema…)

-“Bütün bu şeylerin bir fiyatı vardır, onlara sahip olabilmek için bunları ödemek gerekir.Ve ödemek için de para gerekir”.

-“Para gidip bankadan satın alınamz, çalışarak kazanılır.Sevdiğimiz ve seçtiğimiz bir işi yapmak bize mutluluk verir, aynı zamanda para kazanmak için de çalışılır”.

-Sonuçta, çocuğunuza bulduğunuz(mesela yolda) ya da gördüğünüz ( gece masanın üzerinde…)paraya sahip çıkılamayacağını açıklamak gereklidir.Böyle bir durumda, paranın sahibini bulmaya ya da ihtiyacı olan birine vermeye onu teşvik etmek önemlidir.Bu konularda çok ciddi olarak, onun şu gerçeği daha iyi anlamasına yardımcı olabilirsiniz: Para, kazanılır, ağaç dibinde yetişmez.

HANGİ ANLARDA KONUŞMALI?

-Bir ıvır zıvırı süpermarkette reddettiğiniz ve oyuncak reyonunun önünde krizi tuttuğu zamanlarda para konusuna girmemeye özen gösterin.

-Ama bu tip bir olayı daha sonra çocuğunuz tamamen sakinleştiği zaman, paradan bahsederken kullanın.

Anahtar sözcükler mi?

“Az önce, süpermarkette istediğin oyuncak bebeğin biberonunu almayı reddettim.Seninle bu konuyu tekrar konuşmak istiyordum.Gayet iyi biliyorsun: Arzu ettiğimiz her şeye sahip olamayız.Bu, hayatta herkes için geçerlidir.Ben, baban bile istediğimiz her şeyi alamıyoruz, almak istediklerimizi seçmek zorundayız”.

Ve onu detaylar içinde boğmadan çocuğunuza hayatınızda yaptığınız tercihlerden bahsetmekten çekinmeyin ( Örnek, salona badana yapmak için alışılmışın aksine, tatilde daha yakın bir yere gitmek…)

ZOR BİR DÖNEM VE SİZ BAZI MASRAFLARI KISMAK MI ZORUNDASINIZ?

-Çocuğunuzu korumak amacı ile sanki hiçbir şey yokmuş gibi yapmayın. Gerçek sebeplerini bilmeden sizin sıkıntılı olduğunuzu anlayacaktır, kendini sorumlu hissedecek ve sıkıntıya girecektir. Tam tersine cömertliğinizi neşenizin yerinde olduğu anlarda gösterdiğinizi sanma riski olduğu gibi, asıl nedenin para olmadığına inanacaktır.

-Bir çocuk, şöyle basit bir açıklamayı çok rahat anlayabilir: “Şu sıralar, her zamankinden daha az paramız var.O zaman bu kış kayak yapmaya gitmek yerine anneannenin kırdaki evine gideceğiz.Bu bize daha ucuza mal olucak.Ama yine de harika bir tatil geçireceğiz…” Onun, güvenini sağlamak için varınızı yoğunuzu harcamanız gereksizdir. Çabalar, ailenin bütün fertleri arasında paylaşılmalıdır. Çocuklar da seçim yapabilirler( Örneğin, yeni bisiklet ya da pazarları futbol okulu).

Yorum Yapın

« Newer Posts · Older Posts »
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.