Archive for kadın

Kadınların sırları

Kadinlarin seks için önce kalbini ve beynini kazanmak ardindan takdir, ilgi, sevgi ve sefkati üzerlerinden eksik etmemek gerekiyor

PSIKOLOG Barbara De Angelis’e göre erkekler stresle bas etmek ve gerilimden kurtulmak için seks yapiyorlar. Kadinlarinsa seks yapmalari için gerilimden ve stresten uzaklasmalari sart. Durum böyle olunca kadinlarin cinsel hayatta istedikleri aslinda normal hayatlarinda sakli.

DE ANGELIS , kadinlarin cinsel hayatlariyla ilgili bilinmesi gerekenleri 4 maddede topluyor ve kadinin seksüel sirlarini ortaya çikariyor:

1- Kadinlar önce beyin ve kalplerinden uyarilirlar.

2- Kadinlarin seks arzusu duymalari için, kendilerini rahatlamis ve tüm problemlerden arinmis hissetmeleri gerekir. Bu çok önemlidir.

3- Kadinlar tahrik edilmekten çok hoslanirlar.

4- Kadinlar seks konusunda aceleye getirilmekten nefret ederler.

Erkeklere öneriler

Psikolog De Angelis, iyi bir seks hayati için erkeklerin atmasi gereken üç küçük adimi da söyle özetliyor:

SEVGI VE SEFKAT: Onun kalbini takdir, ilgi ve sefkatle doldurun yeter. Önce sevdiginiz kadini, sevginize muhtaç kilin. O zaman, sizinle seks yapmaya muhtaç kaldigini göreceksiniz.

YATAK DISI ILISKI: Sevismek için yataga girmeyi beklemeyin. Unutmayin, bir kadinin yataktaki arzusunun miktarini belirleyen onunla yatak disindaki iliskinizde olup biten her seydir.

ÖN SEVISME: Usta bir duygusal ön sevismeci olun. Onu rahatlatmak için ne yapabileceginizi sorun. Onu neyin seksi ve feminen hissettirdigini bulun. Mum mu, iç çamasiri mi, içi köpüklü bir banyo mu, masaj yaglari mi?

Yorum Yapın

Cinsellik ve Orgazm

Cinselliğin yaşı var mı?

Branşım gereği bana yöneltilen bazı sorulardan insanların bir kısmının “kadınların cinselliğin sınırlı bir yaşa kadar devam ettiği, menopoza girilince cinselliğin de bittiği” gibi yanlış bir hisse kapıldıklarını anladım. Bu nedenle bu yazıda cinselliğin yaşı konusundaki bazı yanlış bilinenleri düzeltmek istedim.

Öncelikle cinselliğin kaynağından başlamak gerek:
Libido adı verilen cinsellik dürtüsü insanı cinsel eylem arayışına iten ve aynen açlık, susuzluk, kendini koruma dürtüleri gibi çalışan bir “itici güçtür”. Açlık, insanı gıda aramaya ve yemek yemeye yöneltir ve amacı bedenin yaşamı devam ettirmek için ihtiyaç duyduğu maddeleri almasını sağlamaktır. İşte libido da canlının ait olduğu neslin devamını sağlamaya yönelik olarak onu karşı cinsten biriyle yeni bir canlı dünyaya getirmeye yöneltir.

Cinselliğin tarifi elbette bu kadar basit değildir. Zira “libidonun” başka kaynakları da vardır: Cinsellik, kendini tatmin, gevşeme ihtiyacı, zafer kazanma ihtiyacı, ait olma ihtiyacı, beğenilme ihtiyacı, hayran olunma ihtiyacı, karşı tarafı fethetmiş olma duygusu yaşamak amacına yönelik olarak başlatılabileceği gibi çok ileri durumlarda sadizm ve mazoşizm gibi eğilimlerin eyleme dönüştürülmesine yönelik de çalışabilir.

Sağlıklı bir erişkin 30-40 yaşları arasında haftada ortalama 1-4 kez ilişkide bulunur. Yaş ilerledikçe sıklık azalır. Bu ilişki sıklığını belirleyen, kişide cinsellik dürtüsünün doyurulma ihtiyacıdır. Sıklık azalmasına rağmen, cinsellik arzusunu doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak ihtiyaç duyma sıklığı azalır.

Kadında cinsellik:

Libido kadında 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit kalır ve çok ileri yaşlara kadar gücünü korumaya devam eder. Kadın sağlıklı olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini korur. Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu, çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir.

Gebelikte ise kadında gebeliğin farklı dönemlerinde libidoda önemli değişiklikler ortaya çıkar. Bunları özetlemek gerekirse gebeliğin ilk üç ayında gebeliğe henüz adaptasyonun sağlanılmaya çalışılıdığı dönemlerde kadınların önemli bir kısmında libidoda ve cinsel ilişki sıklığında azalma gözlenir. İkinci üç aylık dönem genellikle kadının gebeliğe iyice adapte olduğu, erken gebelikte görülen bulantı, kusma, halsizlik gibi şikayetlerinin azaldığı ve genel olarak anne adayının kendini en iyi hissetiği dönem olduğundan libido geri döner, hatta artar. Son üç aylık dönemde ise büyüyen uterusun yarattığı mekanik etkiye bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli rahatsızlıklar, yaklaşan doğumun özellikle ilk defa anne olacak kadında yarattığı endişe gibi etkenler libidonun tekrar azalmasına neden olur.

Kadın menopoza girdiği andan itibaren kanda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kadın genital organlarında atrofi dediğimiz değişiklikler meydana gelir. Vajina dokusu “incelir”, elastikiyetini kaybeder, kadın uyarılsa da genital bölgenin salgılarının artarak ilişkiye hazır hale gelmesi daha uzun sürer. Genital bölgedeki bu değişiklikler ve “kuruluk” kadında ilişki esnasında ağrıya, ilişki sırasında ve sonrasında idrar yaparken yanma gibi şikayetlere neden olabileceğinden bu dönemde kadında libidoda azalma görülebilir ve bu doğaldır. Ancak bu sorunu yaşayan kadınlarda sistemik (haplar ya da flasterlerle) ya da lokal (krem, fitil) östrojen tedavisinin bu sorunları etkili bir şekilde ortadan kaldırabileceği unutulmamalıdır.

Erkekte cinsellik:

Erkekte ise libido 20-30 yaşlar arasında doruğa çıkmıştır. Erkek de sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm olabilme özelliklerini koruyabilir. Ancak yaş ilerledikçe (burada bahsettiğim yaş, 70 ve üstüdür) doğal olarak ortaya çıkan değişiklikler ereksiyonun etkinliğinin azalmasına neden olabilir.

Erkeğin eşinin gebe olduğu dönemlerde libidosunda genellikle bir değişiklik gözlenmez ve bu durum anlayışsız baba adayı ile eişi arasında zaman zaman sürtüşmelere neden olabilir. Her baba adayının gebelik döneminde eşinde ortaya çıkabilecek değişiklikleri iyi bilmesi ve eşine daha anlayışlı davranması bu sorunların minimal yaşanmasını sağlar.

Özet olarak söylemek gerekirse kadının menopoza girdiğinde cinsel yaşamının bittiği doğru değildir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler.

Cinselliğin Püf Noktaları:

Her insan kendisinde var olan potansiyel zevkin tadını olabildiğince çıkarmak ister. Ancak bunun da kendine göre bazı püf noktaları vardır. Herşeyden önce bir ilişkiye hazırlanırken sakin olmak, bunun bir güç göstergesi ya da mücadele olmadığını kabul etmek ve insanın kendisiyle ve eşiyle barışık olması çok önemlidir. Bir de bunlara ek olarak aşağıdaki noktalara göz atarsanız mutlu olmamanız için hiçbir sebep yok!

-Cinsel ilişkiden önce tüm kızgınlıklarınızı unutun. Sakinleşin. Siz rahatlarsanız eşiniz de rahatlayacaktır.

-Önsevişme, siz birbirinize dokunmadan önce başlar. Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik her ikinizin de enerjisini artırır.

-Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Vücut enerjisinin başka bir rakibi olmamalı. Dolu mideyle cinsel ilişki spermi azaltır ve hazımsızlığa neden olur. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Aksi takdirde vücut bunları ısıtmaya çalışarak cinsel enerjiyi de harcar.

-Yorgun, aç ve kızgınken cinsel ilişkiden kaçının.Harcanan enerji dengesizliğe neden olabilir.

-Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir.

-Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir.

-Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır.

-Cinselliği teşvik edici ek ilaç ya da maddeler kullanmayın. Kendi silahlarınızı kullanın.

-Vajinaya çok güçlü yüklenmeyin. Bu beraberinde bitkinlik, vajinada duygusuzluk ve ağrı getirebilir.

– En iyi sevişme zamanı bahardır. Spermin en fazla olduğu dönemdir.
Mekanik seksten kaçının. Cinsel ilişki bir şölen olmalıdır. Kadının masturbasyon aracı olarak kullanılması cinsel enerjinizin geri dönüşümünü engeller.

-Hareketleri planlamaktan kaçının. Sürpriz ve doğaçlama olmasına fırsat verin.

Orgazm nasıl gerçekleşir?

Orgazm sırasında hissedilenler

Kadının orgazmını daha iyi anlayabilmek için orgazmı dört aşamada incelemek uygun olur.

İlk aşama “uyarım”, sonraki “gerilim” ve en önemlisi de “doyum”. Bu olaylar sırasında üç önemli fizyolojik olay görülür. Genital organlarda kan toplanması, kaygan sıvı salgılanması ve adale kasılmaları.

Orgazm, cinselliğin güncelleşmesinden beri belki de üzerinde en çok konuşulan ve yazılan konulardan biri. Kadında ve erkekte orgazmın yaşanması, hissedilmesi durumdan duruma değişiklik gösterir. Kadın ve erkek bazen olağanüstü diye niteleyeceği bir orgazm yaşayabilir.
İnsan, ne yaparsa ne kadar doyumlu bir orgazma ulaşacağını hiçbir zaman önceden kestiremez. İyi bir orgazm için çiftin arasında yakınlık olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir.

Orgazmla ilgili en önemli bilgi orgazmın öğrenilebilir olduğudur. Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar da bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Daha doğru bir deyimle, bu istemli bir reflekstir, aynı idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenilebilen bir reflekstir.

Özellikle kadınlarda klitoris sinir yapısı bakımından çok zengindir. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabilir. Burada çiftler arasında genelde veya o birleşme sırasındaki dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa sadece jenital organların bir şeyler yapması, bir yerlere dokunması yetmemektedir. Eşler bütün bedensel ve cinsel benliklerini sonuna kadar karşılıklı verip alabilmelidirler.

Kadının yaşadığı orgazm

Kadının orgazmını daha iyi anlayabilmek için orgazmı dört aşamada incelemek uygun olur. Bunlar sırasıyla;
1- Uyarım, 2- Gerilim, 3- Doyum, 4- Gevşeme.
Bu olaylar sırasında üç önemli fizyolojik olay görülür. Genital organlarda kan toplanması, kaygan sıvı salgılanması ve adale kasılmaları.

1 Uyarım: Uyarım beyne gider. Beyinden kalkan ve omurilikten çıkan uyarı sonucu iç ve dış dudaklara kan gelir. Ve bu kısımların şişip renk değiştirmesine neden olur. Dış dudaklar yanlara doğru çekilerek dölyoluna girişi kolaylaştırır. Bu organlar dokunmaya,
cinsel uyarıma artık çok duyarlı bir hale gelmiştir. Memelerin uçları sertleşir ve memeler tümüyle büyür. Dölyolu duvarlarından kayganlaştırıcı bir sıvı salgılanır. Uyarımın arttığı bir sırada dölyatağı dikilir ve çadır fenomeni dediğimiz dölyolunun üst kısmının genişlemesi görülür.

2 Gerilim: Cinsel doyumdan başka bir şeyle artık kişinin pek ilgilenmediği, cinsel hazza ulaşmak için uğraşılan bir devredir gerilim. Çeşitli aşk oyunları ile fiziksel ve duygusal bütünleşmeye yönelinir. Dölyolunun 1/3’lük giriş kısmı gerilim sırasında penisi kavrayıcı bir şekilde daralır. Adaleler orgazm kasılmasına geçişe hazırdırlar. Eğer gerilim süresi ve niteliği kadının gereksinmesine uygun değilse kadın orgazma ulaşamayacaktır. Bu nedenle orgazma ulaşmak için kadının çaba göstermesi kendini tutup kasmaması gerekir.

3 Doyum (Orgazm): Gerilimin sonunda, kadın denetleyemediği ve denetlemek istemediği gerilimin kendini aştığını hisseder. Orta dereceli bir orgazmda kadın 3-5, kuvvetli bir orgazmda 8-12 kere kasılma hisseder. Başta karın bölgesi kasları olmak üzere hepsi kasılır. Makat çevresi adalelerinde de şiddetli kasılmalar olur. Bu kasılmalarda beyinden salgılanan oksitosin (oxytocin) ve prolaktin hormonunun etkisi olduğu son yıllarda ortaya konmuştur.

4 Gevşeme: Cinsel dürtü ve istekle doyuma ulaştıktan sonra bir gevşeme, rahatlama görülür.

Genital bölgelerdeki kasların ritmik bir şekilde kasılarak oluşturduğu yüksek basıncın ve gerilimin şiddetli ve hızlı bir şekilde boşalmasıdır.

Kadınlarda orgazm, klitorisin ya da diğer duyarlı bölgelerdeki basıncın, vücut gerilimini artırıp vajina, uteris ve rectumda kasılmalar yaratması, bu kasılmalar sırasında kalp ve kan basıncını artırmasıyla oluşur.

Orgazmın süresi gibi şiddeti de kişiden kişiye değişir. Kimilerinde aksırma, hıçkırık, ufak dalgalanma gibi hafif kimilerinde ise tüm vücudun ısınması ya da kişinin kendini kaybetmesine neden olacak şekilde şiddetli yaşanır. Aslında orgazmın kelimelerle anlatımı bayağı zordur. İşte size kadınların ağzından orgazma ait itiraflar:

“Tam orgazmdan önce, klitorisimde yanma, karıncalanma ve titreme duyarım. Vajinamda ani orgazmik bir alevlenme ve yanma olur. Sonra da kasılmalar hissederim…” P.K 28 yaşında

“Vajinamda ve klitoral bölgemde dayanılmaz bir karıncalanma, acı ve zevk olur. Aşırı derecede sıcak basar. Tüm kontrolümü kaybederim ve daha sonra müthiş bir rahatlama ve mutluluk duyarım.” S.Ö 29 yaşında

Orgazm cinsel birleşme sırasında ya da masturbasyon sırasında, penisle, parmakla, vibratörle ya da sadece sürtünmeyle oluşabilir. Ya da farklı zamanlarda aynı kişiyle yaşanılan orgazmlar da birbirinden farklı olabilir. Ancak bunların yanı sıra renkli bir cinsel yaşamı olmasına rağmen hayatlarında hiç orgazm olmamış kişiler de vardır.

“Kocam ön sevişmeyi çok kısa sürdürüp penetrasyona geçtiği için onunla sevişmekten hiç zevk almıyorum. Ancak bunu ona söylediğimde beni frijit olmakla suçlayıp başka birine ilgi duymasından korkuyorum. Evliliğimiz boyunca ona oyun oynadım ve onun kasıldığı anlarda ben de kasılıyormuşum gibi yaptım. Oysa bugüne kadar orgazmı hiç yaşamadım.” S.Ş. 46 yaşında

Orgazm olamayan ve bunu hiç yaşamamış kişilerin çoğu orgazm olamama sebebini eşlerinin kendilerini yeterince tatmin edememesine bağlıyor. Oysa bu kanı bir bakımdan doğruluk payı taşısa bile bir açıdan da yanlış. Çünkü kendi vücudunu tanımayan kadının, partnerinin istediği yerlere dokunmasına yardımcı olmadığı ihtimali çok yüksek.

Bunun için, kişinin kendi vücudu tanıması, masturbasyon yaparak hassas noktalarını öğrenmesi, bu konuda yazılmış kitapları okuması, cinsel sorunlarını paylaşan kadın gruplarına katılması farklı çözüm önerileridir.

Orgazm sonrası hissedilenler

Erkekler cinsel birleşmeden sonra uykulu ve sakin olup, fiziksel ve ruhsal açıdan uyarılma öncesindeki gibi durgunluk hisseder. Oysa bunun aksine orgazmdan sonra kadının uyarılma öncesi haline dönmesi çok daha fazla zaman alır. Orgazm olmuş bir kadın bu yatışma devresinde uzun ve derin bir zevk süresi geçirebilir. Hatta bu zevk süresinde yeniden sevişmek isteyen kadınların sayısı çok fazladır.

Düzenli olarak orgazm olabilen bir kadın ilk orgazmından sonra tekrar uyarılırsa, doyuma ulaşana kadar birçok defa orgazm olabilir. Erkeklerin kısa süre içinde ikinci bir orgazmı yaşayamamasına karşın kadın, klitorisi uyarıldığı takdirde birkaç dakika içinde 4-5 defa orgazm olabilir.

Dolayısıyla kadın ne kadar orgazm olursa, orgazmları da o kadar şiddetli olur ve bir o kadar daha orgazm olabilir. Kısacası fizyolojik olarak böyle bir olanağa sahip olan kadın, bu açıdan erkeği göre daha doyumsuzdur.

Kadınların orgazmdan sonraki yatışma süresinde hissettiklerine dair yaptıkları açıklamalar iki ana duygu halini ön plana çıkarıyor. Bazı kadınlar orgazmdan sonra sevecen, sevgi dolu olup sevgililerine daha fazla sokulmak ve yaklaşmak istiyor. Bu sebeple de saçlarının ya da bedenlerinin partnerleri tarafından okşanmasından büyük keyif alıyorlar.

“Yakınlaşma, rahatlama ve partnerime karşı aşırı bir sevgiyle doluyorum. Hatta bazen o kadar duygusal oluyorum ki ağlayacakmışım gibi hissediyorum kendimi.” T.K yaşında 33

“Orgazm olduktan sonra kendimi tıpkı bir çocuk gibi hissederim. Sevgilimin kollarının arasında yatar saçlarımı okşamasını beklerim. Sevgilimse benim orgazm sonrası duygusallaştığımı bildiğinden bana çok fazla ilgi gösterir. Her tarafımı okşayıp koklar. Bu yüzden ben içimdeki bu duygusallığı tatmin edebiliyorum.” S.Ö 22 yaşında

Kendilerini durgun ve duygusal hisseden kadınların yanı sıra kimileri de orgazm sonrası enerjik, canlı ve tamamen uyanmış hissediyor. Bu durumda da orgazmın ardından huzurlu bir uykuya dalmak isteyen erkekle kadın arasında uyumsuzluk ortaya çıkabiliyor.

“Orgazmdan hemen sonra kendimi müthiş enerji dolu, sağlıklı ve zinde hissederim. Şarkı söylemek, zıplamak, dans etmek gelir içimden. Ayrıca orgazmdan sonra dışarı çıktığımda çok daha güler yüzlü ve pozitif oluyorum.” T.Ç 29 yaşında

Uzmanlar, orgazm sonrası kadınlar arasındaki bu duygusal farklılığın nedenlerinin, cinsel ilişki sırasında kadının hareketliliğine ve cinselliğin yaşandığı sıklığa bağlıyor.

Kadınlarda orgazm olamama

Kadınlarda sık rastlanan bir durum ve sebepleri. Peki çözüm var mı?

Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma, direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadınlarda orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir.

Orgazm olamayan bir kadın, ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama, problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler söz konusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Kadının orgazm olabilmesi için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir?

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan
fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm yaşayabilir.

Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:

-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: Erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

-Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.

-“Önsevişme döneminin” uzun tutulması: Kadınlar için “önsevişme dönemi” çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek de bu mesajı alabilmelidir.

Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.

-Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın, eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek de bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

-Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

-“Penis boyu nevrozu (takıntısı)” terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3’lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3’lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3’lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3’lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3’lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının “tatmin olmasıyla” hiçbir ilişkisi olamayacağının da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3’lük kımını uyarmaktadır.

Bazı okuyucular “erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı,” gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da, kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.

SAHTE ORGAZM

İtalyan seks uzmanı Maurizio Bossi, kadınların yüzde 40\’ının \”sık sık\” ya da \”her zaman\” orgazm numarası yaparak eşini kandırdığını ortaya çıkardı ve sahte orgazmın nasıl tespit edileceğini açıkladı.

Araştırmasında, seks sırasındaki 5 bin kadını inceleyen Bossi, \”gerçek\” orgazmı sahtesinden ayırt etmenin mümkün olduğunu söyledi. Bossi, gerçek orgazmda görülen ve hiçbir kadın tarafından taklit edilemeyen bu uyarı sinyallerini şöyle sıraladı:

* Seks esnasında kadın, yüzü, göbeği, göğüs ve ayakları erkek tarafından görülebilecek şekilde yatış pozisyonu almalı.

* Orgazmdan kısa bir süre önce burnu hafiften sulanmaya başlar.

* Sonra göğüs uçları sertleşmeye başlar.

* Orgazmdan hemen önce, boğazı kuruduğu için yutkunma gereksinimi duyar.

* Göğüsleri arasındaki deri hafif kızarır.

* Nihayetinde de göz bebekleri büyür.

* En önemlisi, orgazm esnasında, kadının ayakları da oynar. Özellikle başparmağı dik duruma geçer…

ZİNCİRLEME ORGAZM

\”Bir kere yetmez\” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Elbette ki, bunu sağlamanın bazı yolları var; ilk şartı da uyum. Kimi kadına göre, en mükemmel orgazm ilkidir. Bir başkası, asıl yoğun hazzı sonrakilerde bulabilir. Kimisi de, zincirleme orgazmın her halkasının birbirinden farklı olduğunu söyler.

Zircirleme orgazm bir hayli karmaşık bir konudur. Çünkü erkek ve kadın arasında ciddi fizyolojik farklılıklar bulunur. Erkek genelde çabuk uyarılmakta ve orgazm olduktan sonra da en azından bir süre için cinsel ilgisini yitirmektedir. Oysa kadın, daha yavaş uyarılmasına ve orgazma daha uzun bir süreçten geçerek ulaşmasına karşın, birbiri ardına birkaç kez orgazm olabilme potansiyeline sahiptir.

Bilimsel kanıtlar

Bu olgunun mekanizması henüz tam olarak açıklanmasa da, hiç olmazsa varlığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Çünkü kadınlarda orgazm sırasında gerçekleşen fizyolojik değişiklikleri kaydeden laboratuar cihazları, bazı kadınların belirli durumlarda bu değişimleri kısa aralıklarla tekrar tekrar gösterebildiğini belgelemektedir.

Herkeste aynı yetenek var ama…

Yani kadınlar zincirleme orgazm olgusu biyolojik bir gerçektir. Hatta kimi uzmanlar aslında bütün kadınların zincirleme orngazm yeteneğine sahip olduğunu, fakat cinselliğe olumsuz bakan kültürümüzün verdiği tutuklukla çoğu kadının bu şans hiç kullanmadığını iddia etmektedir. Bu iddianın geçerliliği tartışılabilir. Ama, bazı kadınların masturbasyon veya cinsel ilişki sırasında tekrar tekrar doruğa ulaşabildiği artık kesinleşmiştir.

Farklı görüşler

Bu orgazmların yoğunluğuysa, kadın kadına değişiklik gösterir. Kimi kadınlar ardı ardına kaç kez orgazm olurlarsa olsunlar, her zaman ilişkinin en iyisi olduğu görüşündedir. Kimilerindeyse tam tersine ilk orgazm bir hayli sönük geçmekte ve asıl yoğun hazzı daha sonrakiler sağlamaktadır. Öte yandan kadınların bir kısmı da zincirleme orgazmın her halkasının çok farklı olduğu, klitoral orgazm, G-noktası orgazmı ve penisin vajina içindeki hareketlerinden doğan orgazm arasında bir karşılaştırma yapmanın tamamen anlamsız olacağı kanısındadır.

En çok masturbasyonlar

Seks araştırma laboratuarlarında sürdürülen deneyler genellikle en uzun zincirleme orgazmların masturbasyon sırasında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Hatta, vibratörle mastürbasyon yapan kimi kadınlar, kısa bir süre içinde 10-15 kez doruğa ulaşabilmektedir. Genelde bu orgazmlar bir iki dakikalık aralarla gerçekleşir. Fakat az sayıda kadın, bir orgazmdan diğerine hemen hiç ara vermeksizin geçebilmektedir. Çok küçük bir azınlıktaysa; zincirleme orgazm hiç kesintisiz orgazm dalgaları halinde yükselip ancak kadının bitkin düşmesiyle sona ermektedir.

Uç uca eklemek…

Zincirleme orgazm konusunda yaygın uygulamalardan biri, masturbasyonla cinsel ilişkiyi uç uca eklemektir. Yani, önce kadın kendi kendine ya da sevgilisinin yardımıyla mastürbasyon yaparak birkaç kez doruğa ulaşır, sonra da cinsel ilişki partneriyle birlikte bir kez daha boşalır.

Çabaların karşlığı

Zincirleme orgazm için bu kadar çaba harcamaya değer mi? Bu konuda kararı sadece kadın verebilir elbette. Fakat kimi erkekler sevgililerine daha çok haz verebilmenin her türlü çabaya değeceği görüşünde. Gene de, bir kısım erkekle tıpkı kendileri gibi tek bir kez ama yoğun bir şekilde boşalan bir kadınla sevişmeyi tercih etmekte ve zincirleme orgazmı sevişmeyi bir gösteri haline getiren bir tür başarı testi gibi algılanmaktadır. Öte yandan bazı erkekler de kadının zincirleme boşalmasını kendi erkeklik güçlerinin bir kanıtı gibi görüp gurur duyma eğilimindendir. Tabii, bu pek haklı bir gurur sayılmaz, çünkü böyle bir kadın büyük ihtimalle mastürbasyonla da zincirleme orgazma ulaşabilecektir. Yani erkeğin \”sihirli anahtarı\”na pek de muhtaç değildir. Gene de, çoğu erkek cinselliği başarı göstergesi olarak gördüğü müddetçe, zincirleme boşalabilen kadınların rağbette olacağını tahmin edebiliriz.

Doğu teknikleri

Aslında zincirleme orgazm yalnızca kadınlara mahsus bir şey değildir. Erkekler de üst üstte orgazma ulaşabilir. Erkeğin boşalmasıyla orgazmın aynı şey olmadığı çok eskiden beri bilenen bir şeydir. Nitekim, genç erkeklere boşalmadan doruğa ulaşma yöntemlerini anlatan eski tantra metinleri bile vardır. Bu yöntemlerle erkeğin bir gün içinde birkaç kez, hem de isterse üst üstte orgazma ulaşması ve hiç boşalmaması ya da boşalmayı en son birleşmeye kadar geciktirmesi mümkündür. Fakat böyle bir disiplinle yetiştirilemeyen ve \”kuru\” orgazmın varlığından bile bi haber olan Batılı erkekler için bu tür tecrübeler pek söz konusu olamaz.

Erkeğin gücü, 25 yaşına kadar dorukta…

Gene de, pek çok erkek aşağı yukarı 25 yaşına kadar ardı ardına birkaç kez bildiğimiz anlamda orgazm olma potansiyeline sahiptir. Fakat erkek yaşlandıkça, her orgazmın arkasından \”kendisini toparlaması\” için gereken süre de uzar. Yani orta yaşlarda bir erkeğin kısa aralıklarla tekrar tekrar boşalması pek mümkün değildir. Kısacası, zincirleme orgazm hemen hemen yalnızca genç erkeklerin işidir. Fakat uygun bir ortamda ve yeterli uyarılma düzeyiyle, orta yaşlı bir erkek de pekala fazla orgazm yaşayabilir.

Bir kere yeter

Bizim kültürümüzde erkekler kendileri için zincirleme orgazmı öğrenmeye pek ihtiyaç duymazlar. Özellikle de boşalmayı içermeyen\”kuru\” orgazm onların gözünde hiç bir anlam ifade etmez. Çünkü çoğu erkek için cinsel birleşme \”duhül ve boşalma\”dan ibarettir ve bu kadarı onları tatmin etmeye, \”erkekliklerini kanıtlamaya\” yeter. Öte yandan, partnerlerinin zincirleme boşalmasını sağlamak, kendi cinsel güçlerini bir kat daha vurguluması açısından cazip gelebilir.

Önemli olan kontrol

Genellikle cinsel gücün gençlerin tekelinde olduğu düşünülür. Oysa orta yaşlı hatta daha ileri yaşlardaki erkeklerin de tekniklerini geliştirerek partnerlerine daha çok haz vermeleri mümkündür. Gerçekten de, öyle çiftler vardır ki, ilk zamanlarda erkeğin çabuk boşalması veya özel çaba harcamaya gerek görmemesi yüzünden tek orgazmla yetinmek zorunda kalan kadın, yıllar geçip erkek boşalmasını kontrol etmeyi öğrenince zincirleme orgazma ulaşmaya başlar. Kadının kırk yılda bir zincirleme orgazma ulaştığı, erkeğinse kendisi için de böyle bir ihtimal bulunduğunu aklına bile getirmediği çiftlere bu konu bir hayli gereksiz görünebilir. Gene de, biraz çabayla zincirleme orgazmı öğrenebileceğinizi unutmayırn. Böyle bir deneyim size cazip geliyor, hatta yalnızca merak ediyor bile olsanız, orgazm yoğunlaştırma yöntemleri size çok şey kazandıracaktır.

Comments (1)

KADIN CİNSEL ORGANLARI

A- DIŞ CİNSEL ORGANLAR

Dgenital.jpg (15863 bytes)a- PERİNE denilen makat ile vajen arasında kalan kısım

b- küçük dudakların iç kısmı,burada ilişkide kayganlık sağlayacak sıvıyı hazırlayan bezlerin ağzı bulunmaktadır

c- İdrar deliğini çevreleyen doku

d- Vajina girişini oluşturan küçük dudaklar arasındaki boşluk

e- Büyük dudaklar

f- Klitorisin üstünü örten doku g- KLİTORİS (Bızır)

h- Klitoristen gelen ve küçük dudakların kenarınıoluşturan doku

i- Küçük dudaklar j- İdrar deliği k- vajen (döl yolu)

l- KIZLIK ZARI (Hymen) m- makat

(Kaiser)

Büyük dudaklar, sağlı ve sollu altları yağ dokusu ile dolu uzunlamasına iki deri çıkıntısıdır. Genç kızlarda ve doğum yapmamış kadınlarda iç yüzleri birbirine değmekte ve klitorisi, küçük dudakları ve vajen girişini örtmektedirler. Dış yüzeyleri kıllıdır. İç yüzeyleri kılsız, yağ ve ter bezlerinden zengin bir yapıya sahiptir.

Küçük dudaklar, büyük dudakların arasında iki ince deri kıvrımı halinde uzanırlar. Öne doğru ikiye ayrılır, orta çizgide birleşerek üstte klitorisi bir kılıf gibi örterler. İç yüzlerinde; vajen girişindeki ıslaklığı sağlayan, Bartholini denilen bezlerdeki salgının akış noktası bulunmaktadır. Bu bezlerin ağzı çok kolay mikrop kapabilmekte ve abse oluşturabilmektedir.

Klitoris, küçük dudakların oluşturduğu kukuleta içerisinde ufak, erektil (cinsel uyarı ile şişip içi kan dolan) bir organdır. Yapısı sünger gibi olup, cinsel uyarıda içi kanla dolarak şişer ve daha hassas bir hale gelir.

Hymen (kızlık zarı), adet görünceye kadar vajeni ve iç cinsel organları dışarıdan gelebilecek mikrop ve diğer etkenlerden korumak için vardır. Vajen girişinden 1-2 cm. içeridedir. Genelde ilk ilişkiden sonra yırtılır. Yapısı, mukoza dediğimiz ağız içi yapısında benzemektedir. Yapısı, kadından kadına değişebilmektedir. Nadiren, bazı hanımlarımızda doğuştan olmayabilir. Bazı tipleri ise ilk ilişkide yırtılamayacak bir yapıya sahiptir. Bunlar ancak doğumda yırtılır. Halk arasında buna esnek kızlık zarı denilir. Yırtılmış bir kızlık zarı hiç bir zaman iyileşmez,ama tamiri (dikilmesi ) yani tekrar ilkişkide kanayacak hale getirilmesi mümkündür.

Kadındaki ve erkekteki organlar aynı kaynaktan köken alırlar. Mesela klitoris ve penis başı, küçük dudaklarla penis üstünü örten doku büyük dudaklarla testis torbasının üstündeki deri birbirlerinin karşılığıdır.

B-İÇ CİNSEL ORGANLAR

Uterus.jpg (139033 bytes)A- Vajen (Döl Yolu)

B- Vajenin içini saran adele tabakası

C-Rahim Ağzı (serviks)

D- Rahim (Uterus)

E- Endometrium (adet kanamasında yenilenerek atılan doku-işte burası dökülüyor ve adet kanı dediğimiz şeyi oluşturuyor )

F- Tüpün ağzındaki saçak doku

G-Tüp

H-Yumurtalık (ovaryum) I- Yumurta

Vajen (Döl Yolu) ; İlişkide penisin(erkeklik organı) girdiği yerdir.Adeleden oluşan bir yapısı vardır.Adele tabakası dairesel bir şekilde(şekilde B) vajeni sarar.Uzunluğu yaklaşık 7-8 santimetredir.Bir erkeklik organının boyunun (11-18 cm arası normali)bu boydan uzun olduğunu düşünürsek hemen aklımıza penisin geri kalanı nereye giriyor sorusu gelebilir.Vajen çok esnek bir yapıya sahiptir genişleyebildiği gibi boyunada uzayabilme kabiliyetine sahiptir,ayrıca rahim ağzının arkasında kalan kısımda ilişki sırasında kullanılır.Vajina normalde hafif ıslak bir dokudur.Cinsel uyarı sırasında vajina duvarlarından kayganlaştırıcı sıvılar salgılanır,böylece penisin vajene girişi kolaylaşır.Gene cinsel uyaryla beraber vajina duvarları kanla dolup şişer ve sanki çocukların kollarına takılan şişme can simidi gibi penisi sarmaya hazırlanır.Çok kilolu bebek doğumlarından veya fazla doğum sayısından sonra vajendeki adeleler gevşeyebilir ve vajen bollaşabilir,böyle oluncada eşler arasında cinsel problemler çıkabilir,ama basit ve ufak bir opersayonla bu düzeltilebilir.

Rahim ağzı (serviks) ; Çok hassas bir yapıya sahip olup,kısa sürede yara oluşabilir,bir çok bayanın hayatı boyunca iki-üç kez karşılaştığı rahim ağzı yarası burada oluşmaktadır.Hissiz bir dokuya sahip olduğu için bu yara yakma -dondurma işlemi sırasında acı hissedilmez.kadın vücudundaki kanserleşmeye en müsait yerlerden biri olduğundan her kadın altı ayda bir Pap Smear testi denilen tanı amaçlı testi yaptırmalıdır.

Rahim (Uterus) ; Armut biçimli,önden arkaya yası,kalın duvarlı,içi boş bir organdır.Yaklaşık 50 gr ağırlığında ve bir bayan yumruğu büyüklüğünde veya daha ufaktır.Gebelik bu organın içinde yerleşir ve burada büyür.

Endometrium ; Döllenmiş yumurtanın gelip yapıştığı ve beslenmesini sağlamada aracı olan dokudur.Eğer gebelik oluşmassa her ay dışarı atılarak yerine yenisi yapılırki biz bunun dışarı atılmasına adet kanaması – mensturasyon diyoruz.üstteki tabaka atılırken alttan yeni tabaka oluşmaya başlamıştır bile.Ve adet dönemi dediğimiz dönemin sonuna doğru gebelik yoksa yapısı bozulur ,çalamaya başlar ve rahimin kasılma hareketi ile ( bu hareket adet sancısı dediğimiz ağrıyı oluşturur ) dökülür.Kadının üretken çağı boyunca her ay bu hareket tekrarlanır.

Tüpler ; Erkeğin boşalması ile vajene atılan sperm rahim ağzından içeri girer ve bu tüpler vasıtası ile yumurtaya ulaşır.Ve yumurtayı dölledikten sonra döllenmiş yumurtada bu tüpler vasıtası ile rahim içine taşınarak oraya yerleşir.Çok ince ve hassas bir yapısı vardır,uzun süren iltabi olaylar bu tüplerde tıkanma meydana getirerek gebe kalmaya mani olabilir.10-20 santimetre boyundadırlar,rahmin sağında ve solunda iki adet bulunurlar,içlerine titreyici tüycükler bulunur ve bunların hareketi ile döllenmiş yumurta taşınır.Uçlarında şaçaklı dokuları döllenmiş yumurtanın tüpten içeri alınması içindir.Tüp bağlanması denilen doğum kontrol yöntemide bu hatta bir yerin kesilip bağlanması ile gerçekleştirilir ,böylece sperm yumurtaya ulaşamaz.

Yumurtalıklar ; rahmin her iki yanında yer alan iki adet ceviz büyüklüğünde bir organdır.İki görevi vardır:birincisi spermin döllemesi için gerekli olan yumurtayı üretir.İkinci görevi ise kadınlık hormonlarını üretmektir.

Comments (2)

Cinsel Roller

Cinsellik bir içgüdüdür, biyolojik bir dürtüdür; ama bu dürtü belirli toplumsal roller çerçevesi içinde etkinlik gösterir. Cinsiyetin biyolojik yanını tanımlamak için “kadın” ve “erkek” sözcükleri kullanılır. Penis, erbezi, kıllı vücut gibi bazı biyolojik özelliklere sahip olan bireylere “erkek”, dölyolu, şişkin göğüs gibi biyolojik özelliklere sahip olanlara da “kadın” denir. Buna karşılık cinsel rolleri tanımlamak için “kadınca” ve “erkekçe” sözcüklerine başvurulur. Bu terimler, belirli davranış ve düşünüş biçimlerinin kadınlara, başka bazı davranış türlerinin de erkeklere özgü olduğunu anlatır. Kadın veya erkek, kendi cinsiyetine yüklenen ya da yakıştırılan davranış biçimlerinin dışına çıktıkları zaman da, kadına “erkeksi” erkeğe de “kadınsı” sıfatları uygun görülür.
Cinsel rollerin en eskisi ve çok geniş toplum kesimlerinde hala geçerliliğini koruyanı, “zayıf ve korunmaya muhtaç kadın” ile “güçlü ve koruyan erkek” rolleridir. İçinde yaşanılan toplumun özelliklerine göre, kadının bu rolüne öğeler de eklenebilir: erkeğin kendisine kapıyı açıp yol vermesi, sigarasını çantasından çıkardıktan sonra yakılmasını beklemesi, lokantalarda ve yolculuk sırasında hesabın erkek tarafindan ödenmesi gibi. Kadının bu “aciz”, “zayıf” ve “yardıma muhtaç” toplumsal rolü, giydiği elbise ve ayakkabılar tarafindan da vurgulanmaktadır: yürümeyi zorlaştıran, çevik hareketleri önleyen yüksek topuklu ayakkabılar, rahat davranışları engelleyen süslü , fırfırlı etekler … Buna karşılık, erkek de rahat giyimi içinde, pratik, hesabı ödeyen ve yanındaki kadının “güçsüzlüğünü” büyük bir hazla kabullenmiş bir aktördür. Oryantal toplumlarda “güçlü erkek -aciz kadın” rolleri, Batı’da görülen erkeğin kadına karşı “nazik” davranması boyutunu genellikle pek taşımaz. Burada, kadının aczini belirleyen şey, erkekler konuşurken kadının söze karışmaması, bir geyşa gibi erkeklerin ruhsal ve bedensel gereksinimlerini karşıladıktan sonra sessizce çekilmeyi bilmesidir. “Güçlü erkek – aciz kadın” ikilisinin dışında, başka cinsel roller de vardır. Bunlardan biri “dırdırcı kadın”dır. Bu rolde kadın sürekli olarak kocasına “ben bütün gün evde çalışıyorum, sen şu bozulan sigortayı bile tamir etmedin, çok tembelsin, yarabbim ne kadar çok sigara veya içki içiyorsun veya yemek yiyorsun , ilaçlarını aldın mı, anneme niye böyle ilgisiz davranıyorsun türünden soru ve iğnelemelerle işkence yapar. Bunun karşısındaki tamamlayıcı erkek rolü de, “azap çeken koca”dır. Bu, kadının sürekli “dırdırına” karşılık susmayı yeğleyen ve içinden konuşan birisidir:”benim de sana söyleyeceğim çok şey var ama konuşmuyorum” veya “bu eve parayı kim getiriyor”, “yıllardır sana ve çocuklarına baktım, karşılığı da bu işte”, “bu kadın beni hiç bir zaman anlayamayacak”.

Şüphesiz cinsel roller sadece birer oyun veya geçmişten kalmış davranış kalıpları olarak görülemez. Her ailede yerine getirilmesi gereken bazı görev ve işlevler vardır: eve gelir sağlanmalı, alışveriş, temizlik ve yemek yapılmalı, çocuklara bakılmalıdır. Bütün bunlar ailedeki yetişkinler tarafından yerine getirilecek görevlerdir. Sorun bu görev ve işlevlerin varlığı değil, bunların hangilerinin kimler tarafından yapılacağıdır.

Çünkü, aile içinde de iktidar sorunu diye bir şey vardır: parayı kazanan, evin geçimini sağlayan kişi hemen her zaman ev içi iktidarı elinde tutacaktır. Bunu da yüzyıllardan beri erkek yaptığı için, kadına temizlik, çocuk bakımı gibi ev içi işler ve roller düşmektedir. Erkek, ev dışı dünyanın ve toplumsal hayatın karmaşık sorunlarıyla uğraştıkça doğal olarak daha zeki, daha geniş bir hayalgücüne sahip ve daha becerikli olacak, kadınsa ev hayatının darlığı içinde sıkışıp kalacak ve sınırlı bir düşünsel yeteneğe sahip olacaktır.

Bir toplumsal grup bir kez iktidarı ele geçirince onu bırakmamanın yollarını arar, bu iktidarı haklı gösterecek gerekçeler ileri sürer. Erkekler de, kadınlara olan üstünlüklerinin sadece fıziksel bakımdan daha güçlü olmalarına değil, doğuştan daha yetenekli olmalarına bağlamışlardır, “Tanrı ya da tabiat öyle istediği için erkek efendidir”.
Buna uygun olarak kadınlara da belirli karakter özellikleri yakıştırılmıştır: kadınlar doğuştan saf, iyi, nazik, basit kafalı…dır. Bu yüzden korunmaları gerekir. Bu saf ve temiz kadın düşüncesine uyum göstermeye çalışan kadınlar da içlerindeki çeşitli eğilimleri bastırmak, cinselliklerini boğmak, birçok şeyi anladıkları halde anlamazlıktan gelerek iki yüzlü bir kişilik kazanmak zorunda kalmışlardır.

Kadınlarla ilgili bir başka görüş de, “temiz ve saf kadın” düşüncesine ters düşmesine rağmen, aynı şekilde onları belirli bir rol içinde kısıtlamaya yöneliktir. Bu, kadının yine doğuştan kirli, kötü, tehlikeli, baştan çıkarıcı, zeki değil ama kurnaz, içten hesaplı olduğunu ileri süren görüştür. Bu yüzden kadınların kendi içlerindeki kötülüklerden korunmaları gerekir. Eğer kadın aşırı bir cinsel istek gösterirse, ona derhal “kadınca olmayan” damgası yapıştırılır. Çocuk bakmaktan yorulduğunu itiraf ettiğinde, “annece olmayan” bir tutum içine girdiği söylenir. Cinsel rollerin bunaltıcı yükünü daha çok kadınlar çeker ama, erkekler de bu yükten paylarını alırlar. Kadını da erkeği de aynı ölçüde etkileyen, rahatsız eden bir durumla karşılaşıldığında, örneğin üst kattaki komşu sabah saat beşe kadar daktilo yazdığında ya da otel odasında fare görüldüğünde, yukarı çıkıp komşuya dersini vermek veya otel müdürünü azarlamak görevi erkeğin üstüne kalacaktır. Oysa erkek böyle bir görevi hiç de üstlenmek istemiyor olabilir.

Kuşkusuz, insan yaşamında rollerden bütünüyle kurtulmak çok güçtür; üstelik her zaman gerekli de olmayabiir. Bazı toplumsal roller, insani ilişkilerin kurulmasını ve kişiler arası iletişimi kolaylaştırırlar. Ne var ki, insanı kısıtlayan, kendi içindeki olanak ve yetenekleri sonuna kadar kullanmasını ve geliştirmesini önleyen roller yararlı değil zararlıdır. Bu tür kısıtlılılıklar, bir noktadan sonra ruhsal ve hatta bedensel rahatsızlıklara neden olabilir. Kadınlarda cinsel soğukluk ve histen, erkeklerde de iktidarsızlık ve erken boşalma, bunların en sık rastlanılanlarıdır.

kaynak:ailehekimi

Comments (1)

Vücudunuzun daha güzel görünmesi için yapmanız gerekenler..


Vücut güzelliği cilt güzelliğiyle orantılıdır.

Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir.

Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.

Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur.Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.

Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.Cilt bakımı için önce arındırma yani keselemenin cilt bakımı için önemi inkar edilemez. Haftada bir kez cildi ölü hücrelerden korumak için keseleme yapılmalıdır. Bedenin üst kısımlarına doğru dairesel hareketlerle yapılır. Ardından cilt mutlaka nemlendirilir. Göğüsler, boyun el ve bacaklar dış etkilere daha açıktır, her gün bakım ister. Cildin temel esnekliğini korumak ve ileriki yaşlarda sarkma ve çizgileri azaltmak için genç yaşlarda koruyucu ve nemlendiricileri kullanmak gerekir. Cilt hem sıcak hem soğuktan etkilenir. Nemini yitirir, hassaslaşır ve kurur. Cildi sağlıklı tutmak için yıl boyunca nemlendirici kullanmak yararlıdır. Cildin gerilmesiyle kuruduğunu anında anlayabiliriz.

Vücudun en büyük düşmanı selülitlerdir. Genç yaşlı, şişman zayıf fark etmez. Her kadında oluşur. Selülit, kısaca, derideki yapının bozulup, yağ dokularının su, tuz ve metabolizma atığı maddelerle dolarak şişmesi anlamına geliyor. Bu durum, lenf ve hücrelerarası sıvının birikmesine yol açıyor ve deriyi “portakal kabuğu” görünümüne büründürüyor. Dolaşım bozukluğu, kalıtım, yaş, cinsiyet, hormonal düzensizlik, hareketsizlik, iklim koşulları, psikolojik etkenler gibi pek çok oluşum nedeni var. Sağlıklı beslenme, spor yapma, gerekirse koruyucu kremlerle selülitle savaşılır. Selülit sağlıkla orantılıdır.

Yeterli uyuyun : Uyku sırasında enerji yenilenir, zehirli maddeler vücuttan atılır, dokuların beslenmesi düzelir ve hücre metabolizması normale döner.Stresli olmayınStresliyken vücut insulin salgılar. Bu durum vücutta yağ ve şeker birikimine yol açar.

Kilonuzu sabit tutun : Sık aralıklarla yüksek miktarda kilo alıp vermek deride esneklik kaybına neden olur. Bu durum deri yapısını bozar ve selülit oluşumuna zemin hazırlar.

Gelişigüzel ilaç kullanmayın : Özellikle idrar söktürücü ve müshil ilaçlarını doktor tavsiyesi ile kullanın. Selülit, vücuttaki su-tuz dengesi değişikliklerine son derece duyarlıdır. İlaçların kötü kullanımı bu dengeyi bozabilir.Güneşlenirken dikkatli olun.Fazla güneşlenmek cildin yaşlanmasına ve direncinin azalmasına neden olur. Sıcak saatlerde (12-16 arası) güneşlenmeyin ve mutlaka güneşten koruyucu bir ürün kullanın.Kan dolaşımını engelleyen nedenlerden uzak durun.Kan dolaşımındaki yavaşlamalar ve düzen bozuklukları selülitin oluşmasında çok etkilidir. Bu yüzden:

– Vücudunuzu çok sıkan giysiler giymeyin.
– Sürekli yüksek topuk kullanmayın.
– Kambur durmayın.
– Kabızlık sorununuz varsa tedavi olun.

İyi soluk alıp verin: Göğsünüzü iyice şişirerek burnunuzdan derin ve yavaşça soluk alın ve yine burnunuzdan yavaşça geri verin. Dokuların bol oksijenle dolması, yanma işlemini hızlandırarak zehirli maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırır, selüliti engeller.

Aromaterapi yapın : Selüliti engellemeye yarayacak en etkili yağ özleri greyfurt, portakal ve limon yağlarıdır. Çok konsantre oldukları için sadece 2 ya da 3 damla uygulayın.Haftada 1 kez, vücudun üst kısımlarına doğru ve dairesel hareketlerle yapılmalıdır. Dirsek, diz, kol, kalçaların üst kısımları gibi vücudun pürtüklü bölümlerinde ısrarcı olunması, buna karşın göğüsler, boyun gibi hassas bölümlerine uygulanmaması gerekir.

Günde en az 1,5 litre su için : Su, hem vücudu zehirli atıklardan temizler hem de selülitli dokulardaki tuzu atarak bu dokuları temizler.

Tuzu azaltın : Tuz ve sucuk, sosis gibi tuzlu yiyecekler dokularda su tutulmasına neden olur.

Proteinli gıdaları tercih edin : Protein yönünden zengin yiyecekleri sindirme sırasında vücut fazla enerji harcar. Bu da sağladıkları kaloriyi azaltır.

Bol bol meyve ve yeşil sebze yiyin : Meyve ve yeşil sebzeler dokulardaki zehirli artıkların atılmasında son derece etkilidir.

Patates, pirinç gibi nişastalı yiyeceklerle yağlı yiyecekleri bir arada yemeyin.Nişasta fazla miktarda insulin salgılanmasına neden olur bu da yağların organizma içine iyice yerleşmesine yol açar….Ve tahmin edeceğiniz gibi,

Yemek aralarında atıştırmayın.

Sigara, kahve, alkol, gazlı ve kolalı içecekler içmeyin.

Çikolata, kuruyemiş, muz, yağlı, bol salçalı ve baharatlı yiyecekler yemeyin.

Selülitle savaşmakta kararlıysanız mutlaka düzenli spor yapmalısınız. Haftada bir kez 2 saat yürümek yerine, her gün 45 dakika yürümek çok daha faydalıdır.

Selülite karşı en etkili sporlar, yürüyüş, yüzme, jimnastik gibi kan dolaşımını artıracak, bacak ve kalçalarınızı kuvvetlendirecek özellikte olanlardır.

Eğer spor yapmaya hiç vaktim yok diyorsanız, işte size akşamları evinizde uygulayabileceğiniz iki egzersiz:

– Yan yatın, kolunuzu başınızın altına koyun, dizlerinizi vücudunuza dik açı yapacak şekilde bükün ve bacaklarınızla dairesel hareketler yapın.
– Sırt üstü yatın, dizlerinizi bükün, karnınızı içinize çekin, bedeninizin üst kısmını kaldırarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın.

Spordan sonra mutlaka banyo yapın ya da duş alın : Banyoda 37°C den fazla su sıcaklığı kullanmamaya gayret edin. Spor sonrası vaktiniz varsa, banyonuzu ılık suyla doldurun ve ayaklarınızı uzatacak şekilde oturup kalçalarınızdan baldırlarınıza doğru soğuk duş tutun.

Arındırma (keseleme) vücut bakımının önemli bir etabıdır Cilt bakımı öncelikle güneş ışınlarından korumayla başlar. Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız. UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın. Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu
dönemlerde de sürdürün .

Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınızYanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olduğunu unutmayınız.

Yorum Yapın

KADIN İÇİN "İLK GECE"

Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.

İlk Deneyimin Önemi

Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?

Kızlık zarı kadınların %90’ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?

İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?

Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.

Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.

Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?

Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.

Yapılması Gerekenler

Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.

Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.

İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.

Kaynak : http://www.jinekoloji.net/

Comments (1)

Ona Sizi Tatmin Etmesini Öğretin

Keşke partneriniz sizi her seferinde zevkin doruklarına ulaştarsaydı değil mi? Bu hiç de zor değil, ona yol gösterin yeter!Onunla her seks yaptığınızda orgazm olduğunuzu hayal edin. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Fakat gerçek şu ki bir çoğumuz her zaman orgazma ulaşamıyoruz. Amerikan Cosmopolitan’ının geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği seks araştırmasına göre; araştırmaya katılanlardan sadece yüzde 18’i her zaman orgazm olabildiklerini söylüyorlar. Ancak zevkin doruklarına çıkabilme şansınızı arttırmanın kolay bir yolu var.Tek yapacağınız erkek arkadaşınıza ne yapması gerektiği konusunda yardım etmek. Sizi zevkin doruklarına çıkarmak erkekler için çok büyük bir heyecan kaynağıdır; fakat çoğu, kadınların neye ihtiyaç duyduğundan emin değildirler. Partnerinize nerede, nasıl ve ne zaman size dokunacağını göstererek ve söyleyerek, sizi doruklara çıkaracak ve yüzde 100 tatmin sağlayacak anahtar bilgileri verebilirsiniz.Dersleri şehvetli hale getirmeyi ve egosuna karşı duyarlı olmayı unutmayın. Böylece kendini çömez bir delikanlı gibi hissetmeyecektir. Onu baştan çıkarıcı bir şekilde eğitmek için önerilerimizi izleyin ve daha öncekilere göre daha fazla zevk alın. Onu Eğitme Tavsiyeleri El Becerisini Geliştirin: Elle uyarma, kıvılcımları ateşlemenin harika bir yoludur, tabii erkek arkadaşınız doğru yapabildiği sürece. Bir dahaki sefere birlikte eğlenirken, utangaç bir edayla elini bacaklarınızın arasına yönlendirin ve bunun harika hissettirdiğini fısıldayın. “İçten kelimelerle ödüllendirme çok önemlidir” diyor “Big Massive Orgasm” (Büyük Orgazm) adlı kitabın yazarlarından Steve Bodansky. Onu harekete geçirmek için her zaman kullanmaya alışkın olduğu eli yerine (Bu elini sonraki daha cambazlık isteyen oyunlarda kullanacak.) diğer elini vajinanızın üst çıkıntısı üzerine yerleştirin. Sonra yalnızca “Buraya dokunman harika” deyin ve avuç içinizi elinin üzerine bastırarak klitorisiniz üzerinde ve onu çevreleyen bölgede yavaş, sürekli daire hareketleri yapın. Sonra onu, başka bir şehvetli istekte bulunmadan önce hareketi birkaç dakika da kendisi yapabilmesi için bırakın. (Bu sırada iniltileriniz onu cesaretlendirecektir.) Tam uyarılmış hissettiğinizde ve daha yoğun bir etkiye hazır olduğunuzda ona klitorisinizi uyarmaya devam etmesini söyleyerek diğer elinin bir ya da iki parmağını yavaşça vajinanızın iç ön duvarına yönlendirin. Eğer onu tatlı bir dille yönlendirirsiniz, sözlerinizi eğitici bir ders şeklinde algılamayacaktır. Tatlı iniltiler ve tutkunuzun ateşlendiği anlarda kalçalarınızın hareketiyle seksi havayı koruyun. “Biriyle birlikte olurken daima ona, dokunduğu yerlerin hoşuma gittiğini söylerim, bu her zaman doğru olmasa da. Sonra kendine güveni tam olarak oluştuğunda dokunmasını istediğim yere ulaşması için ‘işte burası’ ya da ‘biraz daha yukarısı’ şeklinde yol gösteririm” diyor 25 yaşındaki Filiz ve ekliyor: “Dokunuşları tam hedefe ulaştığında ise ‘Evet, işte bu!’ diyerek baskıyı ve hızı azaltmadan devam etmesini sağlarım.” Buradaki püf noktası, partnerinizi, sizi inanılmaz hissettirdiğine inandırmaktır. Dilini Kullanmasını Sağlayın: Partneriniz üzerinizde aşağılara doğru inmeye başladığında iniltinin ötesindeki herhangi bir mesajınızı yorumlamasının çok zor olduğu açıktır. Bacaklarınız kulakları için ses geçirmez olacaktır ve istediğiniz son şey de yukarı bakıp “Ne dedin?” diye sormasıdır. O yüzden sizi en iyi şekilde tatmin edebilmesini sağlamanın en iyi yolu vücut dilini kulanmanız olacaktır. Daha fazla ya da daha az basınç isteğinize göre başını yönlendirebilirsiniz. Eğer bu, onun için anlaşılması güç olursa, daha basit bir yolla parmaklarınızı onun ağzıyla vücudunuz arasına koyabilirsiniz. 31 yaşındaki Ceyda bu tekniği uyguladığından bahsediyor: “işaret parmağım ve orta parmağımla bir V şekli oluşturuyorum ve o da içgüdüsel olarak parmaklarım arasındaki bölgeye yoğunlaşıyor. Sonra yine bu şekilde onu tam istediğim yere yönlendiriyorum” diyor.İşte partnerinize ekstradan itibar kazandıracak az bilinen bir bilgi: Klitorisinizin bir yanı, diğerine oranla daha duyarlıdır ve sizi doyuma ulaştırmaya daha yatkındır. Hangi tarafın daha iyi hissettirdiğini keşfetmek için sağ bacağınızı vücudunuzun hizasında uzatırken, sol bacağınızı dizinizden kırık ve dışarıya doğru açı yapacak şekilde tutarak bu küçük ve sizi ürpertmeye programlı noktayı onun için daha ulaşılabilir hale getirin. Sonra bacaklarınızı değiştirin. Hangisinin ateşleyici taraf olduğunu bulduktan sonra ellerinizi partnerinizin başının arkasına koyun ve uygulamasını istediğiniz ritmde kalçalarınızı hareket ettirin. Zevk almaya başlamanız zaman alırsa, boynunun dinlenebilmesi için uzatmış olduğunuz bacağınız üzerine doğru, diğeri kıvrık olarak (Bir omzundan destek alın ki başı sandviç olmasın.) yatın. Böylece en zevkli bölgelerle temasını koruyarak başını bacağınızın üzerinde dinlenebilir.Yavaş Olmayı Öğretin: Erkekler gördükleri şeylerden çok kolay tahrik olduklarından, partneriniz sizi çıplak gördüğü anda işi hemen bitirmek isteyebilir. Bu yüzden sizin tam bir cinsel ilişki moduna girmenizin daha uzun sürebileceğini anlamayabilir. “Bazı zamanlar erkek arkadaşım, ben seksi düşünmüyorken ya da daha ısınmamışken inanılmaz bir istekle hemen ikinci hamleye geçmek istiyor” diyor 23 yaşındaki Derya. “Tek istediğim bacak aramda bir şeyler denemeden önce vücudumun diğer yerleriyle de ilgilenmesi” diye ekliyor. Eğer erkek arkadaşınız kısa bir önsevişmeden sonra ilişkiye balıklama dalıyorsa yapmanız gereken biraz ara vermesini, yavaşlamasını sağlamak. Peki ya bunun basit ama şehvetli yolu? Partneriniz sırtüstü yatarken bacaklarınızı açarak üzerine oturun, böylece cinsel organı içerde değil ancak altınızda olacak. Bu pozisyon, siz seksi bir yerde tünemiş otururken, onun cinsel organının kontrolünüz altında köşeye sıkışmış olarak kalmasını sağlayacak ve ikiniz de harika hissedeceksiniz. Bu pozisyonda ona doğru eğilebilir, onu okşayabilirsiniz. O da sizi öpebilmek için harekete geçecektir ya da onu oturur pozisyona gelmesi için teşvik edip, boynunuzu, omuzlarınızı ve göğüslerinizi öpebilmesini sağlayabilirsiniz. Bu sırada klitorisinizi ona yavaşça sürtebilirsiniz. Büyük hamleye hazır olduğunuzda “Seni hissetmek için yanıp tutuşuyorum” gibi bir cümle söyleyebilirsiniz. Birkaç kere bu taktikleri tekrarladıktan sonra ya da çabuk öğreniyorsa bir defadan sonra, tam bir ilişkiden önce önsevişmeye ihtiyaç duyduğunuzu anlayacaktır. Hızlandırılmış Kapsamlı Kurs İkiniz de tam havanızdayken ona nasıl daha ileri gideceğini ve klitorise ya da G noktasına nasıl daha iyi temas edebileceğini, egosunu incitmeden göstermek, sizin doruğa ulaşabilmeniz için çok önemli. “Erkek arkadaşım beni doruğa ulaştıracak yerleri keşfetmek için bir saat uğraşır ancak yine de başaramaz” diye itiraf ediyor 25 yaşındaki bir bayan ve “Nasıl yapması gerektiğini ona söylemek istiyorum, ama onu incitmekten korkuyorum” diyor.Niçin bazı hareketlerin diğerlerinden daha iyi hissettirdiğini açıklamak, sizi tatmin etmek için gereken taktikleri geliştirmesine yardımcı olacaktır. Üstteki kadın rolünü oynarken klitorisinizi onun pelvis bölgesine sizi en çok uyaran şekilde bastırın. Sonra neden bu hareketin işe yaradığını anlatın. Düşündüğünüzün tersine, bunun anatomik bir konferansı andırması gerekmiyor. “Teması hissediyor musun? İşte hoşlandığım tarzda sürtünme bu” gibi bir cümle sizi orgazma götürecek şeyin genital can damarına dokunma olduğu mesajını ona ulaştıracaktır.G noktasına ulaşabilen bir pozisyonda aynı şeyi tekrarlayın. Hedefi tam onikiden vurduğunda “işte bu! Harika!” diyerek bunu belirtin. G noktasına ulaşan köpek pozisyonu da çok tatmin edicidir. Sizinle ilişkiye arkadan ve aşağıya doğru bir açıyla girerse, cinsel organı vajinanızın G noktasınınbulunduğu ön duvarı ile temas edebilecektir. Daha yavaş ya da daha hızlı gidip gelmeler mi istiyosunuz? Ellerinizi kalçanızda tam onun gidip geldiği yerin üstüne koyun. Bu onu yavaşlatacaktır. Eğer onu daha derinlerde hissetmek istiyorsanız kalçanızı ona doğru itebilirsiniz. Zevkinize göre ince ayar yapabilirsiniz. Üzerinizdeki omuzlan yukarı doğru itip “Altında hareket edebildiğim zaman daha iyi hissedebiliyorum” diyebilirsiniz. Vücudunu üzerinizden çektiğinde bu size kalçanızı rahatça hareket ettirebilme veserbest kalan ellerinizle kendinizi uyarabilme olanağı sağlayacak. Üstü kapalı şekilde, yanlışlarını doğrulara dönüştürme yoluyla neyin işe yaradığını kavrayacak ve bunu bir dahaki sefere uygulayacak.
BU KADAR.
Kaynak : http://www.buldun.com/Buyuklericin/

Yorum Yapın

« Newer Posts
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.