Arşiv amcikerika

Yılma Durak: Beni idamdan Abdi İpekçi kurtardı

Milliyetçi camiada ‘Doğu’nun başbuğu’ olarak bilinen Yılma Durak, 1980 öncesinde kaçakçılığı önlediği için MHP’li Gün Sazak’ın hedef haline geldiğini belirtti: “O dönemde bir tek Abdi İpekçi gerçekleri yazdı, beni de idamdan o kurtardı.”

1977′de 2. MC Hükümeti kurulduğunda tarihler 22 Temmuz’u gösteriyordu. Türkiye’de ne olduysa o tarihten sonra oldu. 15 gün içinde çoğu MHP’li 25 vatandaş öldürüldü. Sonra listeye MHP’li bakan Gün Sazak, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler ve Abdi İpekçi eklendi. Daha sonra darbe oldu.

‘Doğu’nun Başbuğu’ olarak bilinen MHP’li Yılma Durak, İpekçi cinayeti ve Ağca’nın kaçırılmasıyla ilgili idamla yargılandı, beraat etti. Durak 30 yıl sonra, 22 Temmuz seçimleri için MHP’den milletvekili adayı olunca eski defterler yeniden açıldı. Herkesin merak ettiği soruları Yılma Durak’a yönelttik ve ilginç cevaplar aldık. Meğer MHP’li Durak’ı mahkemede idamdan gazeteci Abdi İpekçi kurtarmış! Durak, İpekçi’nin kendisini idamdan nasıl kurtardığını şöyle anlatıyor: “Türkiye’de kaçakçılığı holdingler yapıyordu. Gün Bey’in zamanında 20 bin TIR, Kapıkule’den Türkiye’ye giremedi. Türkiye’deki büyük zenginler vaziyet aldılar. İlk defa Abdi İpekçi, ülkücüler ve MHP hakkında beklenmedik bir yazı yazdı. Benim beraatimi sağlayan en önemli delillerden biri bu yazıdır. Biz Abdi İpekçi’nin korunması için çok gayret gösterdik. Abdi İpekçi’ye teşekkür ettik. Arkadaşlarımızı gönderdik. ” ‘Doğu’nun Başbuğu’ olarak tanınan Türkeş’in A takımından Yılma Durak, MHP’nin ve yakın tarihin içinde önemli roller oynadı. 12 Eylül darbesinden sonra tutuklandı. MHP ve ülkücü kuruluşlar davasından yargılandı. Türkiye’deki bütün büyük suikastlardan sorgulandı. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi ve DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler cinayetlerinde ismi geçti. Fakat hakkında açılan davalardan beraat etti. 6 yıl hapis yattı. 30 yıl sonra yeniden siyaset sahnesine döndü. MHP İstanbul 1. Bölge milletvekili adayı Yılma Durak’la geçmişin bilinmeyenlerini konuştuk.

Size neden ‘Doğu’nun başbuğu’ diyorlar?

Yıl 1974-75. O zamanlar Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi kesintisiz eğitim yapılan tek üniversiteydi. Anarşi ve terörü başlatmak isteyenler burada başarısızlığa uğradı. Ama bunlar Erzurum’un dışında çok menfi propagandalar yaptılar. ‘Biz Atatürk Üniversitesi’nde okuyamıyoruz. Faşistler Atatürk Üniversitesi’ne hakim’ gibi laflar etmeye başladılar. Tabii gazeteciler bununla ilgili bir tespit yapmak için geldiler. Görüşmeler neticesinde Atatürk Üniversitesi’nde kesintisiz eğitimi sağlayan kesimin ülkücüler olduğunu anladılar. Çevremizdeki vilayetlerle ilgili çok ciddi çalışmalar yaptık. Mesela Ermeni yayınlarının Avrupa’daki neşriyatlarının yüzde 70′ini derledim. Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Sarıkamış’ta Ermeni ve Kürt meselesini araştırdım. Prof. Fahrettin Terzioğlu hem Ermeni hem de Kürt meselesinin tarihî yapısını anlattı. 3. Ordu karargahlarına giderek Atatürk Üniversitesi adına sunumlar yaptık. Atatürk Üniversitesi’ni tercih eden hiçbir aşiret çocuğu Kürtçü olmamıştır. Bunu biz zorla, baskıyla falan da sağlamadık. Milliyet Gazetesi’nden Örsan Öymen de bize ‘Doğu’nun Başbuğu’ yakıştırmasını yaptı. Ve ondan sonra o yafta üzerimize yapıştı kaldı. Çok acısını da çektim. Türkiye’deki bütün büyük cinayetlerden sorguladılar.

[ZAMAN PAZAR] Röportajın tamamını okumak için yıklayınız

/ bunca karışıklığı çıkartıp , başlatıp , sonra da zamanı gelince hadi bir de zamı geldi değil , zamanın amerika çocuğu çok olup , yılanların ciğerini doğramak istemekteyim. Ben ilgilevi .anladınız siz ailevidir o oyunlar . yılanlık nasıl olur öğreteyim. kafalarınızı kırmak dahil her türlü cöz olayı. keser ve balya kullanımı da serbesttir bizlere . Kolluyoruz sizin gibileri . Nasıl vinayet işlenir , nasıl kerem , suikazma kadar olay olmaz işimiz . Amerikadaki adımlar da var . Zehirlenebilirler . Saddam mücahitleri , el kaide , pontus rumlar , çok kalabalık bir ort. /


Yorum Yapın

Yüzde 87 namaz kılıyor

Wallahi bu antet galiba cami önünde yapılmış deniyor, ama kadında pek yok o iş bilmiyorum ne olacak /

Eurofound, “Türkiye’de yaşam kalitesi”ne ilişkin bir anket yayınladı. Ankete göre Türk kadınının %87’si namaz kılıyor. İşte ilginç anket sonuçları…

AB’ye /amcıkerika mı? / bağlı olarak görev yapan, Avrupa’da yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin çalışmalar yapan ’Eurofound’ adlı ajansın, Türkiye’ye ilişkin ilk gerçekleştirdiği araştırma ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.

62 sayfa kalınlığındaki, ’Birinci Avrupa Yaşam Kalitesi Anketi’, Türkiye’nin ekonomik yapısından istihdama, aile yapısından dine birçok konuda Türkiye’nin fotoğrafını çekiyor.

Türk kadınının yüzde 87’sinin haftada en az bir kez namaz kıldığınının belirtildiği ankette şu analizler de yer alıyor:

Laiklik dine engel değil / Ne malaklar var , engelli beyinler onlar /

* Dini uygulamaların yaygınlığı, devletin laik olmasının Türk halkı açısından dini vecibeleri yerine getirmede engel olmadığını gösteriyor. / Kayarım anlayışınıza zaten , Biz gerekeni yaparızherşey derin , biz her şeyi hatırlarız. /

* Türklerin devletin laik özelliğine saygı gösterdiği evliliklerde de görülüyor. Ülkede evliliğin hukuki geçerliliği için resmi nikah gerekiyor.

Yüzde 39’u aç, parası yok /çüşşşş , /

Ve işte anketin ’Türkiye’deki yaşam kalitesine’ ilişkin diğer verileri…

* Türkiye’de çalışan nüfusun oranı yüzde 34. AB’de bu oran yüzde 49. / yok biz ilerde maddi sıkıntıları yönetimden kaldırmayı düşünüyoruz. eşlerimizi de verimli ve güzel alanlarda yararları olur. avrupadan da her eve cinsel istismara açık gönüllüler getirmeyi düşünüyoruz. Malaklar bunlara cariye der , bizim icin aileden biri :) /

* Çalıştığı işi ’sıkıcı’ bulanların oranı yüzde 42. AB’de ise yüzde 10. /düzenleriz bu konuları /

* Çalıştığı işin ’çok stresli’ olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 75. / oha /

* Sadece bir kişinin çalıştığı ailelerin oranı yüzde 62. /idare eder

* Son 12 ayda yiyecek almak için parası olmayanların oranı yüzde 39. / oha

LOS ANGELES TIMES BAĞCILAR’DA AKP’Yİ İZLEDİ

120 bin kadın kapı kapı dolaşıyor

Amerikan Los Angeles Times gazetesi seçimler öncesinde AKP’nin Bağcılar’a giderek izlenimlerini yazdı. Laura King, buraya 5 yıl önce yerleşen Meral Gürgün’ün sözlerine geniş yer verdi: “İlk geldiğimizde kiramızı ödeyemiyorduk, elektriğimiz kesiliyordu, çocuğumuzu okula gönderecek paramız yoktu. Bir gün bir kadın kapımızı çaldı. ’Size nasıl yardım edebilirim’ dedi. O olmasaydı hayatta bile kalamayabilirdik.” Gazete, Gürgün’ün bahsettiği kadının AKP’nin kadın kollarından Beyhan Avcı olduğunu kaydederek sadece İstanbul’da 120 bin AKP gönüllüsünün kapı kapı dolaştığını kaydetti. AKP’nin İstanbul İl Teşkilatı’ndan Özcan Ünlü “1 milyon kapı çalacağız. Sonra bir milyon daha. Sonra 1 milyon daha” diyerek hedeflerini açıkladı. Gazete, AKP döneminde bölgenin geliştiğini, ilk kez bir havuz inşa edildiğini, ama havuzun kadın erkek ayrı olduğunu yazdı.

bu amcıkerikalılarda iyi makara yaparız biz :)

Vatan

Yorumlar (1)

Amerika Özgürlük Anıtı

Heykel dünyaca ünlü heykeltıraş Bartholdi tarafından yapılmış ve çelik iskeleti de ünlü Eyfel kulesini yapan Gustave Eyfel tarafından meydana getirilmiştir. Bu iki isimde ünlü ve bilinen masonlardandır. Peki bu özgürlük heykeli neden kadın ve bu kadın kim. Bu kadın antik tanrıça İsis’dir. Romalılar bu tanrıçayı Juno olarak tanırlar. Bu tanrıça esas olarak Babil kökenli bir puttur daha sonra Mısır ve Roma’ya geçmiştir. Özelliği ise özgürlük tanrıçası olmasıdır zaten o yüzden Amerika’da ki heykele “Özgürlük Heykeli” denir. Buna göre Babilde bu tanrıçanın tapınaklarına giden herkes bu tapınaktaki kadın rahibe veya erkek rahiplere bir ödeme yapmak zorundaydı bu ödeme şekli ise cinsel ilişkiydi. O yüzden de bu Tanrıçaya “Fahişelerin Anası” lakabı takılmıştır. Heykelin başındaki taçta tam yedi sivri uç bulunur. Bunlar Illuminatinin yayılacağı yedi kıtayı simgelerler. Heykelin hemen giriş bölümündeki levhada ise taş bir levhaya bir şiir kazınmıştır. “Sürgünlerin annesi” temasının işlendiği bu şiir Emma Lazarus isimli Yahudi bir bayan şaire aittir ve kendisi Siyonizm’in kurulmasından on üç sene önce Filistin’de bir Yahudi ülkesi kurulmasını savunanlardandır.

Yorum Yapın

ABD’YE REST ÇEKEN PUTİN ORTADOĞU TURUNDA

www.sonsaniye.net Münih’teki güvenlik konferansında önceki gün ABD’ye ’sınırları aştı’ diyerek sert eleştiri yönelten Rusya lideri Vladimir Putin, üç günlük Ortadoğu turuna çıktı.

Ziyaretinin ilk ayağı olan Suudi Arabistan’a dün giden Putin, buradan da Katar ve Ürdün’e geçecek. ABD’nin müttefiki olan bu üç Arap ülkesini kapsayan ziyaret, bir Rus liderinin bu ülkelere gerçekleştirdiği ilk seyahat olması bakımından tarihî bir nitelik taşıyor. Rusya son yıllarda bölge ile ekonomik ilişkileri geliştirmek ve Ortadoğu barış sürecine katkı sağlamak amacıyla yoğun çaba sarf ediyor. Rusya’nın girişimleri, 2005′te İslam Konferansı Örgütü’ne gözlemci statüsü ile kabul edilmesi, 2006′da Rusya ve İslam Dünyası Vizyon Grubu’nun oluşturulması gibi güven artırıcı kurumsal yapılarla desteklendi. Rusya’da yaşayan 20 milyondan fazla Müslüman’la yönetim arasındaki iletişimi örnek gösteren Moskova, ABD’nin Afganistan ve Irak operasyonlarındaki başarısızlığı ve Filistin sorununa ciddi bir çözüm üretememesini de değerlendirerek bölgede ABD’ye karşı denge unsuru olmak istiyor. Moskova, petrol, doğalgaz ve boru hatlarında işbirliği başta olmak üzere, elektrik santralları, ulaşım, inşaat, teknoloji ve uzayı kapsayan onlarca projenin yanı sıra silah satışı konularını bölge ülkeleri ile paylaşacak. Rusya petrol üreticisi Lukoil, 2004′te Suudi Rub el Hali enerji bölgesinde 40 yıllık anlaşma imzalamıştı. Rus enerji devi Gazprom da bu ülkede yatırıma ilgi duyuyor.

Füzeler Türkiye’ye yerleştirilsin!

43. Münih Güvenlik Konferansı’nın dünkü kısmına da Rusya’nın ABD’ye yönelik eleştirileri damgasını vurdu. ABD’nin Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya füze sistemi yerleştirmesini eleştiren Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov, “Eğer Avrupa, İran’ın olası bir saldırısından endişe duyuyorsa, Amerikan füzelerinin Türkiye, Irak ya da Afganistan’a yerleştirilmesi daha doğru olur.” dedi. Rusya lideri Putin de NATO’nun genişlemesi ve ABD’nin bazı Doğu Avrupa ülkelerine füze konuşlandırmasını tehdit olarak algıladıklarını belirtmişti. Dün bir açıklama yapan ABD Savunma Bakanı Robert Gates ise kimsenin Rusya ile yeni bir Soğuk Savaş istemediğini ve dünyadaki sorunların çözümünde Rusya ile işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yorum Yapın

ABD FİLİSTİNE YARDIMI ENGELLEYEN KARAR ALDI

Amerikan Temsilciler Meclisi, Filistin Yönetimi’ne her türlü para yardımını yasaklayan bir kararı kabul etti.

Hamas hükümeti tarafından idare edilen Filistin Yönetimi’ne doğrudan ve dolaylı yardımı yasaklayan karar tasarısı, Temsilciler Meclisi’nin önde gelen cumhuriyetçi ve demokrat sorumlularının desteğiyle 361′e karşı 37 oyla kabul edildi. Oylamada 9 çekimser oy çıktı.
Oylamadan hemen sonra Beyaz Saray, bu kararı desteklemediklerini açıklayarak, bunun insani yardım konusunda Başkan’ın elini kolunu bağladığını bildirdi.
Öte yandan ABD Başkanı George W. Bush, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile ilk kez Beyaz Saray’da görüştü.
Bush, görüşmede, Filistin lideri Mahmud Abbas ile diyaloğun başlatılması ve her türlü tek yanlı girişimden kaçınılması isteğini dile getirdi.
Görüşmeye yakın kaynaklar, ABD Başkanı’nın görüşmede ayrıca Olmert’in Batı Şeria’daki izole Yahudi yerleşim birimlerinin kaldırılması konusundaki kararlılığını da sınama olanağı bulduğunu belirttiler.

Yorum Yapın

AMERİKAN İMPARATORLUĞU’ NUN SONU; IRAK BATAKLIĞI

Sitemizin en son yayımlanan başyazısında, ABD’ nin bütün ısrarına ve harcadığı onca çabaya rağmen Büyük Ortadoğu Projesi’ ni uygulamaya gücünün yetmeyeceği belirtilmişti. Bu öngörünün gerçekliği yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Boyalı basının köşelerini tutmuş hainler ne diyordu: “ABD’ i kızdırmamak lazım, derhal Amerika yanında Irak’ a girmeliyiz”, “Tezkerenin reddi Türkiye için felaket olmuştur”, “Amerikan ordusunun Irak’ da başarısız olması mümkün değildir, Türkiye dahil tüm bölge ülkeleri yeni bir dünya düzenine hazır olmalıdır” vs.

ALLAH’ a çok şükür bu kraldan fazla kralcıların umdukları gibi olmadı. Zorla demokrasi getirileceği söylenen bölge ülkelerinin de desteği ile mazlum bir millet, tarihte olduğu gibi yine kendisine biçilen kefeni yırttı. Ülkemiz de büyük bir tehlike atlattı; zira Irak’ a ABD ile birlikte girseydik, biz de aynı bataklığın içine sürüklenmiş olurduk.

Bugüne baktığımızda Irak hezimeti yüzünden Kongre seçimlerini kaybeden Bush yönetimi, Irak’ dan çekilmeyi nasıl başaracağının hesapları içinde. Harcanan onca para ve ABD şirketlerinin Irak’ da yaptığı yatırımların, olası ABD çekilmesi sonrası ne olacağı yönetimi en çok düşündüren konular arasında. En büyük sorun ise Irak’ ın ne olacağı. Özellikle kuzeydeki Kürt yönetimi, ABD birliklerinin kendilerine ait bölgede sorunsuz olarak kalabileceğini ifade etmekte. Biz olası çekilmenin gerçekleşmesi halinde ABD’ nin tüm Irak’ dan birliklerini çekeceğini; ancak sembolik olarak belki bazı özel kuvvet birimlerinin belli bölgelerde kalabileceği düşüncesindeyiz. Aksi halde ne Türkiye ne de kendileri ile çekilme konusunda pazarlık için masaya oturulacağı söylenen Suriye ve İran buna razı olacaktır.

Amerikan halkının bütün taleplerine rağmen Bush yönetimi, Irak’ daki yenilgiyi kolay kolay kabul etmeyecek gibi gözüküyor. Irak’ a cephedeki komutanların isteğine uyarak son defa ek asker sevkıyatı yapılacak. Sevk edilecek asker sayısının 15.000 kişi civarında olacağı söyleniyor.

Ne yapılırsa yapılsın Irak’ da artık ok yayından çıkmıştır. Hezimet, tüm aleyhte çabaya rağmen gizlenemeyecektir. Esas mesele, Amerikan halkının Vietnam Savaşı sonrası düştüğü bunalımın benzerini yaşayacak olması. Bu dünyanın süper gücünün, süperlik egosuna vurulmuş bir büyük darbe olacak.

Ancak bu durum dünya halkları ve medeniyet için sonuçları oldukça iyi olacak bir başlangıç. Zira sırf kendi menfaatleri uğruna dünyanın tamamını karşısına alan bir büyük gücün tükenme noktasına gelmesi, insanlık için büyük dersler içeren hazin bir öykü. Ancak olan zavallı, masum Irak halkına oldu; kayıplar 650.000’ i geçti. Bu bir soykırım değilse nedir.

Amerikan yönetimi kendisinin ardından Irak’ ın ne olacağı konusunda halihazırda bir karara varabilmiş değil. Bu da ordunun bir süre daha Irak’ da kalmasını kesin hale getiren konulardan. Irak şu anki yapısı itibariyle üçe bölünmüş bir görünüm sergiliyor. Ancak bu yanıltıcı olmasın; bölge ülkelerinin Irak’ ın şeklinde esas belirleyici unsur olacağı düşüncesindeyiz. Zira Şii güçlerin kendilerine tüm maddi ve manevi desteği sağlayan İran’ ın sözünden çıkabileceğini düşünmek saflık olur. Amerikan yayılmacılığı tüm bölgedeki İran etkisini arttırdı.

İran Şiiliğin kalesi olması itibariyle zaten manevi alanda liderlik konumunda. Ayrıca tüm bölge Şiilerine sağlamış olduğu parasal katkı da azımsanamayacak boyutta. Şiiler açısından kutsal sayılan bölgelerin şu an Irak’ ın güneyinde olduğu da düşünülürse, İran kesinlikle kendisine yakın olmayan bir devletin Irak’ da egemen olmasına izin vermeyecektir.

Türkiye, Suriye ve İran’ ın birlikte hareket etmesi, bölge için en sağlıklı çözümün doğmasına yol açacaktır. Son olarak gerçekleşen İran eski Cumhurbaşkanı Hatemi’ nin ülkemize yaptığı ziyaret ve Cumhurbaşkanımız Sezer ile yaptıkları görüşme, bu çabanın göstergesidir. Bu üç ülke Irak’ ın geleceği konusunda kilit anahtar rolündedir. Zira Irak’ ın diğer komşuları Ürdün ve Suudi Arabistan, Amerikan kuklası yönetimleri ile kendi halklarının bile güvenirliğini kaybetmiş durumdadırlar. Onlar kendi koltuklarını koruma telaşındadır.

ABD dünya siyasetinde bu hataları yapadursun, süper güç olma yarışındaki en büyük rakibi Çin; Afrika ülkelerine yönelik çok büyük bir yardım paketini açtı. Çin Mao döneminde büyük hayallerle başlattığı; ancak bir türlü başarıya ulaşamadığı dünyaya egemenliğinde ön sıralarda yer alma çabasını, bu sefer başarıyor gibi. Zira dünyanın en geri kalmış bölgesi Afrika’ daki devletler ile uzun vadeli ilişkiler kurması bunun en güzel örneği. Afrika’ ya bu ilgi özellikle Fransa’ nın bölgedeki tarihsel süreçten kalma etkisini zayıflatacak gibi görünüyor.

ABD oynadığı kumarı kaybetmiş gözüküyor. Çin’ in gelişmesini yavaşlatmak için daha etkili tedbirler düşünmek zorunda. 2010 yılı tarihsel dönemeç gibi gözüküyor; ancak ABD’ nin yapacağı daha büyük hatalar, bu dönüm noktasını daha yakına çekebilir. Amerikan ekonomisi üzerinde Irak Savaşı’ nın yarattığı tahribat, önümüzdeki yıllarda daha iyi görülecek.

Bol ve ucuz Irak petrolünün üzerine oturma emelinin boş bir sevda olduğu ortaya çıktı. Bakalım gelecek yıllar, petrolün kaygan zemininde daha ne kadar hülyanın kâbusa dönüştüğü kanlı sahne olacak.

Yorum Yapın

Amin

Üç Amerikan askeri ıraklı bir amcanın bakkal dükkanına girerler.alış veriş yaparken ‘kahrolsun amerika’diye bir ses duyarlar.Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.Bunun Üzerine ıraklı bakkal amcaya

‘bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’

derler.Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir.Derken aklına cami imamlarının papağanı gelir.Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve’Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim’der.Hoca kobul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak

-biz sana bunu yok edeceksin demedikmi?

deyinceBakkal amca bu papağan o değil desede inandıramaz.Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:kahrosun amerika!!ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:

-Kahrolsun amerika!(ses yok)
-Kahrolsun amerika!(ses yok)
-Kahrolsun amerika!papağan dile gelir

-Amin evlatlarım

Kaynak : http://www.fikrabul.com/

Yorum Yapın

Önceki Yazılar»