Arşiv ali hikmet

Zinde Bir Beyin İçin Yapabilecekleriniz

İngiliz The Times gazetesi, Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamlarının �beyni genç tutmak� üzerine yaptığı araştırmaları yayınladı. İşte zinde bir beyin için yapmanız gerekenler:

Terleyin:

Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.

Balık yiyin:

Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.

Lavanta koklayın:

Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında, çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.

Mola verin:

Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür. Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.

İyi bir uyku çekin:

Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır. Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.

Sakız çiğneyin:

Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.

Su için:

Yüzde 80�i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten susadıkça su içmek gerekiyor.

Kırmızıya bakmayın:

Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.

Seks yapın:

Orgazmla sonuçlanan bir seks veya hamilelik süreci, kadınların beyinlerindeki prolaktin hormonunun ve beyin hücrelerinin artmasını sağlıyor.

Sıcak çikolata için:

Yatmadan önce içilecek bir bardak sıcak çikolata zekayı arırıyor. Kakao özellikle yaşlıların zihnini açıyor.

Rock dinleyin:

Araştırmalar rock müziğin de, klasik müzik kadar öğrenmeyi ve konsantrasyonu artırdığını gösterdi.

Rahatlayın:

Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapayın ve ayaklarınızdan boynunuza kadar tek tek kaslarınızın gevşediğini hissedin. Gerginliği atmak, sınavdaki başarınızı yükseltecektir.

Yetenek geliştirin:

6 yaş grubu üzerinde yapılan araştırmalara göre müzik ve resim gibi konularda eğitim gören çocukların IQ�ları daha yüksek oluyor.

Sınırlı teknoloji:

SMS ve e-mail�i fazla kullanmak ve çok televizyon seyretmek zeka seviyesini düşürüyor.

Beyin jimnastiği yapın:

Akıl oyunları oynayarak, bulmaca ve zeka testleri çözerek beyninizi zinde tutabilirsiniz.

Alkol almayın:

Alkol beyin hücrelerini öldürerek, öğrenme ve hafıza bölgesine zarar verir.

Yazar: NY Times

Yorum Yapın

Çikolata Kisti

Rahim (uterus) içerisinde yer alan; her ay gebeliğe ev sahipliği yapacak şekilde hazırlanan ve gebelik olmadığı zaman yeterli hormon desteğinden yoksun kalması nedeniyle adet (menstruasyon) kanaması halinde dökülen özel hücre tabakası “endometrium” olarak adlandırılmaktadır. Bu hücre tabakası vücutta sadece rahim içerisinde yer almaktadır. Bu hücrelerin vücutta rahim dışında başka bir alanda yer alması “endometriozis” hastalığı olarak adlandırılır. Bu durum en sık olarak yumurtalıklarda, rahim arkası boşlukta (Douglas boşluğu), vajen ile barsağın son bölümü arasında, barsakların yüzeyinde, tüplerin üzerinde veya çevresinde, rahmi tutan bağların ve mesanenin üzerinde veya karın zarı yüzeylerinde, cerrahi yaralarda, dikişli doğum esnasında açılan kesilerde, çok nadir olarak da göbek deliği ,burun zarı gibi uzak organlarda görülür. En sık görüldüğü yer %75 oranıyla yumurtalıklardır.

Rahim iç tabakası adet döngüsünün seyrinde her ay kalınlaşan ve belli bir süre sonucunda kanamasıyla vücut dışına atılan bir dokudur. Rahim iç tabakası rahim yüzeyi dışında bir yere yerleştiğinde yine adet döngüsüyle birlikte kalınlaşma gerçekleşir ve yine kanamayla bu doku uzaklaştırılmaya çalışılır. Endometriozis hastalığının yerleştiği dokular vajinayla dış ortama açılan rahimin aksine kapalı sistemlerdir ve kanama bu kapalı sitemin içine (genellikle karın boşluğuna olur veya yumurtalık dokusu içine olur ki bu ilerleyen süre içinde burada endometrioma diğer adıyla çikolata kisti adı verilen yumurtalık kistlerine neden olur.) olur. Bu oluşan iç kanamalar iç bölgelerde yapışıklıklara neden olur ve buna bağlı belirtiler meydana gelir. Bu iç kanama miktarı çok az miktarda oluştuğundan hayati tehlike taşımaz.

Kimlerde sık görülür?

Endometriozis üreme çağındaki kadınların hastalığı olarak kabul edilir. Hiç şikayeti olmayan ve başka bir nedenle değerlendirilen bir kadında saptanabilir. Tüm kadınların %3-5′inde, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerin %40′ında saptanmaktadır. Birinci derece akrabalarından birinde endometriozis saptanmış bir kadında hastalığın görülme olasılığı yaklaşık 7 kat daha fazladır. Endometriozis çok nadir olarak menopozdaki kadınlardan ve çok geç hastalarında görülmektedir. Hatta literatürde erkelerde de görülebildiği bildirilmiştir.

Neden oluşur?

Hangi faktörlere sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Nedeni açıklamaya yönelik çeşitli teoriler öne sürülmektedir. En fazla kabul gören iki görüş genetik olarak yatkınlığı bulunan kadınlarda, karın içerisinde yer alan belirli yüzeylerde veya dokularda hücrelerin yapısal değişikliği uğraması ve rahim iç tabakası gibi davranmasıdır; diğer ise rahim iç tabakasının (endometrium) fallop tüplerinden karın içine taşınmasıyla oluşur ki bu teoriye retrograd mesturasyon teorisi denir. (olabilmesi daha mümkün ve mantıklı olan teoridir.)

Nasıl belirti verir?

Endometriozis hastalarında en sık karşılaşılan şikayet adetlerin aşırı derecede ağrılı olmasıdır. Ağrının şiddetinde giderek artan bir düzen izlenir. Ağrının nedeni endometriozis odaklarında salgılanan prostoglandin adı verilen bazı maddelerin etkisiyle rahimde ortaya çıkan kasılmalardır. Ancak ağrının şiddeti ile hastalığın derecesi arasında bir ilişki yoktur. Hafif derecede bir endometriozis şiddeti ağrılara neden olabileceği gibi ileri derecede bir endometriozis olgusunda çok hafif adet sancısı görülebilir hatta hiç bir ağrı olmayabilir. Bununla beraber sancıların daha erken başlaması ve daha uzun sürmesi hastalığın evresinin ilerlediğine işaret edebilir. Ağrı tipik olarak adetten birkaç gün önce başlar ve adet kanaması ile birlikte en üst düzeye ulaşır ve kanama boyunca devam eder. Hatta zaman zaman bu ağrılar ağrı kesici ilaçlara cevap vermeyebilir. Adet sancısı dışında endometriozisde kronik kasık ağrıları ve bel ağrıları da olabilir. Bu ağrılar bacaklara doğru da yayılım gösterebilir.

Endometriozis, cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir. Bu duruma endometriozis hastaların çoğunda kanama bozukluğuna rastlanmaz. Ancak adet öncesi görülen kahverengi lekelenme şeklinde kanamalar endometriozis için tipiktir.

Endometriozis hastaların büyük kısmı çocuk sahibi olamama nedeni ile doktora müracaat ederler. Genel olarak kısırlık şikayeti bulunan kadınların yaklaşık %10-20 sinde değişik düzeylerde endometriozis bulunmaktadır. Endometriozis ve kısırlık arasındaki ilişki tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Özellikle hafif ve orta derecede endometriozisin kısırlığa neden olup olmadığı tartışmalıdır. Bununla beraber en sık kabul gören teori endometriozisin pelvis boşluğu içinde bir tür inflamasyona neden olarak bazı maddelerin salınımına yol açtığı ve bu maddelerin ve follikül ve yumurta gelişimi üzerinde olumsuz etkilerin olduğudur. Karın zarında salgılanan bu maddelerin yumurta ve sperm bilerleşmesi, tubal fonksiyon ve hatta döllenmiş yumurtanın endometriuma implante olması üzerinde de olumsuz etkilerinin olabileceği ileri sürülmektedir. Bir başka düşünceye göre ise hafif derecede endometriozis kısırlığa neden olmamaktadır. Bu hastalarda kısırlığın ana nedeni kötü sperm kalitesi ovülasyon bozukluğu gibi bilinen başka bir patoloji ya da açıklanamayan infertilite (kısırlık) olgularında olduğu gibi bilinmeyen nedenleridir. Endometriozis sadece tabloya eşlik eden ek bir patolojidir.

Öte yandan şiddetli endometriozis kısırlığın bilinen bir nedenidir. Ortaya çıkan yapışıklıklar ve anatomik bozukluklar üreme sisteminin normal fonksiyonunu bozarak fertilizasyon problemlerine neden olurlar. Yapışıklık olmasa bile çikolata kistleri normal ovülasyonu bozarak kısırlığa yol açabilir.

Neden çikolata kisti: Birikmiş kan kalıntılarının rengi zaman geçtikçe kırmızıdan kahverengine ve siyaha doğru değişim gösterir. Endometrioma yumurtalık dokusu içinde bu eski kanın birikmesiyle oluşur ve bu kistin içinde bulunan görünüm olarak sıvın çikolatayı andırır.

Endometriozis ile birlikte görünebilen yakınma ve bulgular

- Kronik pelvik ağrı
- Adetlerin sancılı olması (dismenore)
- Kısırlık
- Dış gebelik
- Ağrılı cinsel ilişki (disparonia)
- Bel ağrısı
- Sırt ağrısı
- Bacaklarda ağrı
- Bulantı-kusma
- Karın ağrısı
- Kabızlık ya da ishal
- Makata vuran ağrı
- Kanlı dışkı
- Makadi kanama
- Kuyruk sokumuna doğru ağrı
- İdrarda kan
- İdrar yaparken yanma
- Yan ağrısı
- Sık idrara çıkma
- Adet kanamasıyla eş zamanlı burun kanamaları ya da vücudun çeşitli yerlerinde kanama ve morarmalar.

Nasıl tanı konur ?

Endometriozisin tanısı lezyonların direk olarak görülmesi ve patolojik olarak incelenmesi ile konur. Yani kesin tanı için cerrahi şarttır. Öyküde endometriozisden kuşku duyulan hastalarda kısırlık problemi de varsa mutlaka tanısal laparoskopi yapılmalıdır. Laparoskopi sırasında karın zarı, rahim, douglas boşluğu, tüpler gibi tüm pelvis içi oluşumlar gözlenerek küçük endometriozis odaklarının varlığı araştırılırken şiddetli olgularda yapışıklıklar izlenir.

Endometriozis tanısında en önemli tanısal testlerin başında ultrasonografi gelir. Ancak ultrasonografi yumurtalıklarda yerleşmiş çikolata kistlerinin tanınmasında yararlıyken pelvik endometriozis hakkında bilgi vermede yetersizdir. Yumurtalık içinde derinde yerleşmiş endometriomalar laparoskopide gözden kaçabilir ancak bu kitleler dikkatli bir ultrasonografik inceleme ile kolaylıkla fark edilebilir.

Ultrasonografi incelemesinde endometriomalardan kuşku duyulan olgularda kanda Ca-125 adı verilen bir markerın bakılması sonucu tanının desteklenmesi açısından önemlidir. Yumurtalıktan köken alan bazı kanserlerde salgılanan bu tümör belirteci endometriozis varlığında da artmaktadır ancak kan düzeyi habis hastalıklarda olduğu kadar yükselmemektedir.

Evreleri

Endometriozis hastalığının yerleştiği bölge, yayılımı, derinliği ve büyüklüğüne göre evrelendirilir. Evre 1 minimal hastalığı, evre 2 hafif, evre 3 orta ve evre 4 ise şiddetli endometriozisi ifade eder. Hastalığın evresi ile yarattığı şikayetler arasında direkt bağlantı yoktur.

Nasıl tedavi edilir?

Endometriozisin kesin kalıcı tedavisi yoktur. Uygulanan tedavilerin amacı ağrıyı gidermek ve kısırlığı ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla tıbbi ve cerrahi tedaviler uygulanabilir. Tıbbi tedaviler endometriozisin östrojene bağımlı bir hastalık olması prensibine dayanır. Hamilelik ve menopoz endometriozis oluşumunu engelleyen iki doğal durumdur. Hormonal tedavilerde amaç bu iki doğal durumu taklit etmektir. Her iki durumda da endometrium üzerindeki östrojen etkisi ortadan kalkacağından yanlış yerde yerleşmiş olan endometrial dokunun da baskılanması beklenir.

Gebelikte görülen hormonal durumu taklit etmek için doğum kontrol hapları kullanılırken, menepozu taklit etmek amacıyla danazol ya da GnRH analoğu adı verilen ilaçlar kullanılmaktadır. 3-6 ay süren bu tedavide kan östrojen düzeyi doğal menopozda olduğu gibi düşük seviyelere inmektedir. Genellikle ayda bir kez yapılan enjeksiyonlar şeklinde uygulanan GnRH analog tedavisi oldukça pahalı bir tedavi şeklidir. GnRH anaolgları uzun süreli kullanımda kemik erimesi, ateş basması gibi menopoz sonrası görülen yakınmalara neden olabileceğinden östrojen içeren ilaçlar ile birlikte verilebilir. Add-back tedavi adı verilen bu durun tezat gibi görülebilir. Ancak amaç kan östrojen düzeyini endometriozisi baskılayacak kadar düşük ve kemik erimesine neden olmayacak kadar yüksek bir aralıkta tutmaktır.

Yapılan çalışmalar endometriozisde uygulanan tıbbi tedavilerin ağrıyı gidermede etkili olduğu ancak infertilite üzerinde olumlu bir etkisinin olmadığının göstermektedir. Bu nedenle kısırlık nedeni ile başvuran hastalarda tıbbi tedavi önerilmez.

Şiddetli endometriozis olgularında tercih edilmesi gereken tedavi yaklaşımı cerrahidir. Özellikle laparoskopik cerrahi tekniklerde yaşanan gelişmeler bu hastaların etkili bir şeklide tedavi edilmelerine olanak sağlamaktadır. Örneğin; çikolata kisti çıkartılan hastaların %50’si 6 ay içinde tedaviye gerek kalmadan hamile kalmaktadır. Anatomik düzenin yeniden sağlanması hem ağrının giderilmesinde hem de üreme potansiyelinin arttırılmasında son derece önemlidir.

Yardımcı üreme teknikleri:

Kısırlık nedeniyle tedavi edilen bir kadın cerrahi sonrası 6 ay içinde kendiliğinde hamile kalamamış ise bir sonraki seçenek yardımcı üreme teknikleridir. Eğer tüpler açık ise aşılama denenebilir. Aşılamanın da başarısız olduğu durumlarda ise son alternatif tüp bebek uygulanmadır. Bu grup hastalarda özellikle büyük çikolata kisti çıkarılmış ise yumurtalıkların rezervinde bir azalma beklenebilir. Ayrıca bilinmeyen bazı nedenlerden dolayı bu endometriozis olgularında döllenme oranlarında düşüklük görülebilmektedir.

Yorum Yapın

Sivilcelerinizi ellemeyin

Öncelikle ilgi alakanıza teşekür ederim mail adresime birçok sorular geliyor verdiğim tarifleri yapmış mutlu olduğunuz için bende mutluyum sevgiyle kalın…

Soruların bir kısmını cevabını bulacaksınız.

DİLEK KALMAZ

Kitabım bir aksilik olmasa 15 gün içinde piyasada bulacaksınız.

TUBA KUTLUCA / ANKARA

Sivilcenizi ellemeyin kuruyemiş ve asitli içecekler, çikolata yemeyin.

Sivilceli cildin genelikle E vitaminine, demire gereksinimi vardır.

Dengeli beslenin, stresten uzak durun.

Bir tatlı kaşığı öğütülmüş bira mayası

Bir kapsül herhangi anitibiyotik tozu

Alabildiği kadar limon suyu

Temiz cilde 5 gün sürüp 30 dakika bekletin.

ANTALYALI

Yağlı cildiniz ve saç deriniz olduğunu yazmışsınız

Her şeyden önce besine önem vermelisiniz hayvansal yağ, şeker, pastayı, kızartmaları kaldırmalı, taze meyve ve sebze yemelisiniz. Cildin yağını azaltarak asit dengesini sağlar. Yağlı saçı yıkadıktan sonra biberiye, kekikli, losyonla ovabilirsiniz, ara sıra bir limon suyu ile saç diplerini firiksiyon yapın bir saat bekletin.

YASEMİN AYDIN (Elerinin lekeli olduğunu yazmışsın)

Taze portakalın dış kabuğunu hafif kazıyıp lekelere sürüp ovun

YILDIZ TOPÇU / İSTANBUL (Tırnaklarınızın çatladığını yazmışsınız)

A-Vitamini eksikliği, kansızlık olabilir doktorunuza görünmenizi tavsiye ederim.

SERKAN / ESKİŞEHİR

(Sedef hastalığını ve bitkilerle tedavi var mı?)

Doktora çok gitiğinizi yazmışsınız sedef hastalığının kolay iyileşen bir hastalık olmadığını biliyorum bende geçirdim yine sıkıldığım zaman yine sivilce gibi çıkıyor bu yüzden dost olmak lazım bu şekilde iyileşme şansınız olur.

Size tavsiyem önce hamama gidin kese yapın. Vücüdunuza iki limon suyunu sıkınca çıkan su kadar susam yağı sürün. Cildizi asla kuru bırakmayın doktorun verdiği pomadı sürün pozitif olun dengeli beslenin asla kilo almayın.

SÜKRAN / İSTANBUL

Uykusuzluk çektiğinizi yazmışsınız göz altı morlukları var.

Bir tutam melisa

Bir tutam papatya

Bir tutam safran

Üç adet kakule

Kaynamış küçük çaydanlıktaki suda demleyin içebildiğiniz kadar için.

Kivi soyun göz çevresinde bekletin çok faydalı olur.

EMEL / ANKARA

Sinirsel yüz ağrısı

Isırganla papatyayı kaynamış suda demleyin. Temiz tülbentle kompres yapın, susam yağı ile masaj yapın.

FİGEN ÖZ / SAMSUN

Zayılama çayı bitkilerle

Birer tutam biberiye (yağ yakar)

Funda yaprağı vücuttaki suyu atar

Sinameki otu bağırsak çalıştırır

Anason sinir sistemine iyi gelir

Papatya yumuşatır.

Bunları harmanlayın bir tutamını kaynamış bir su bardağı ölçüsündeki suda demleyin. Her yemekten önce için tabii rejim yapılırsa çok etkili olur .

Sorularınızı bekliyorum sağlıcakla kalın

Suna Dumankaya

Yorumlar (2)

Saçlarım Dökülüyor

Herbalist Suna Dumankaya sizlerden gelen soruları yanıtlamaya devam ediyor!

Suna Hanım, ben 22 yaşındayım ve saçlarımın dökülmesinden şikayetçiyim. Yeniden gürleşmesi, bir daha dökülmemesi için ne yapmalıyım?

Bir kahve fincanı iyi zeytinyağına bir çorba kaşığı bira mayası, bir çay kaşığı biberiye yağı, yarım çay kaşığı kekik yağı karıştırıp bunu saç diplerinize sürün. En az iki saat bekletip yıkayın. Uygulamayı haftada bir tekrarlayın. Ayrıca bir su bardağı kaynar suda tere otunu demleyip, bununla her gün saç diplerinize masaj yapmanın da yararını görürsünüz.

Suna Hanım, 32 yaşındayım ve önceki yıllara göre cildimde ciddi bir elastikiyet kaybı, sarkma söz konusu… Bir arkadaşım yumurta akı ile şekeri çırpıp sürmemi önerdi. Siz ne tavsiye edersiniz?

Adaçayını demleyip yüzünüzü bu suyla silin. Yuvarlak hareketlerle yukarı doğru masaj yapın. Maden suyuna yarım limon sıkıp buzlukta dondurun. Bu buz küplerinden birini her gün yüzünüzde dolaştırın. Bir elma suyu, yarım yumurta akı, bir tatlı kaşığı bal, çeyrek limon suyunu karıştırıp cildinize sürün, kurudukça yenileyerek akşamları bir saat kadar bekletin.

Ben 33 yaşında, Hollanda’da yaşayan bir kadınım. Aşırı derecede saç dökülme problemim var. Sorunum geçen mayıs ayında başladı. Doktora gittim. Doktor, bunun o dönemlerde normal olduğunu söyledi, fakat maalesef dökülme durmadı. Banyoda tutam tutam saç geliyor elime. Bir de ayaklarım çok sert, parmak aralarım da çatlıyor. Bunun yanı sıra kaşıntı da oluyor. Geçen yılın sonlarında başparmağımın tırnağında da kireç gibi beyazlıklar belirdi, tırnağım kalınlaştı. Önerebileceğiniz bir çözüm yolu var mı?

Eşit miktarda zeytinyağı, ardıç yağı, ısırgan yağı, papatya yağı ve bir tatlı kaşığı öğütülmüş mayayı karıştırıp saç diplerine sürün. Ardından saçlarınızı streç filmle sarın. Üzerine de sıcak havlu sarıp iki saat bekletin ve yıkayın. Ayaklarınızda egzama veya mantar olabilir. Evde ise şunu uygulayabilirsiniz: Önce ayaklarınızı deniz suyunda bekletin. İki diş sarımsağı ezin, bir çay kaşığı zeytinyağı ile karıştırıp parmaklarınızın arasına sürün. Ayağınızı sarın ve bir gece bekletin. Ertesi gün yıkayın, kurulayıp doktorunuzun verdiği kremi sürün.

Yorumlar (26)

Porno, evli erkeğe yaramıyor!


Üniversitede yapılan araştırma sonuçlarına göre haftada bir saat porno film izleyen evli erkekler, eşlerini artık çekici bulmamaya başlıyor. Ve buna dikkat, pornogrofi normal ilişkilerde yozlaşma ve bozulmaya neden oluyor…

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Erdal Dağtaş, haftada bir saat pornografi izleyen erkeklerin eşlerini çekici bulmadıklarını savundu.
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Araştırma Görevlisi Erdal Dağtaş RTÜK İletişim Dergisi’nde yer alan yazısında pornonun normal ilişkilerde yozlaşma ve bozulmaya neden olduğu belirtti.
Dağtaş, pornografinin dünya ölçeğinde hızla büyüyüp yayıldığını kaydederek, bu yayınların çok kolay bulunabildiğine de işaret etti. Şiddet pornografilerinin kendi içinde giderek olağanlaştığını belirten Dağtaş, 1970 yılındaki pornografik filmlerde şiddet ögesinin sadece yüzde 1 olduğunu, 1982′de ise bu oranın yüzde 19′a yükseldiğini anlattı.
PORNO İZLEYEN ERKEK EŞİNİ ÇEKİCİ BULMUYOR
Erdal Dağtaş, araştırmalar sonucunda erkeklerin pornografik yayınları alma alışkanlığı edinmelerinden veya 9 hafta süreyle haftada birer saat pornografik film izlemelerinden sonra eşlerini çekici bulmamaya başladıklarını savundu. Dağtaş, rahatlıkla alınabilen pornografik yayınlar sonucunda sevecen, sevgi dolu cinsel ilişkilerin bozulmaya başladığını iddia etti. Türk toplumunun giderek şiddetten zevk almaya başladığını kaydeden Dağtaş, “Türk toplumu, her geçen gün Amerika’ya daha çok benzemiştir” görüşüne yer verdi.

Yorumlar (24)

Cinsel Güçsüzlük

Ereksiyon sorunu olan orta yaş ve sonrası erkeklerin sayısında, günümüzde büyük artış var.Bu soruna çare bulan ilaçların sayısında da artış var. Günlük dilde ‘mavi mucize’ diye anılan bu ilaçları, kimlerin, nasıl kullanacağı konusunda ise pek çok kişinin bilgisi yok. Bu yazımızı dikkatle okuyun.

Ereksiyon sorunu olan orta yaş ve sonrası erkeklerin sayısında, günümüzde büyük artış var.Bu soruna çare bulan ilaçların sayısında da artış var. Günlük dilde ‘mavi mucize’ diye anılan bu ilaçları, kimlerin, nasıl kullanacağı konusunda ise pek çok kişinin bilgisi yok. Bu yazımızı dikkatle okuyun.

Orta yaş ve sonrasında cinsel güçsüzlük sorunu yaşayan erkeklerin sayısı artmaktadır. Sigara kullanımının artması, kilo fazlalığı probleminin yaygınlaşması, altışmışlı yaşlarla birlikte hipertansiyon, şeker hastalığı ya da kolesterol yüksekliği ile uğraşanların çoğalması bunun başlıca nedenleridir. Güncel sağlık sorunları haline gelen depresyon, stres ve duygu durum bozuklukları gibi psikolojik sorunların çoğalmasının da payı olmalıdır. İlaç kullanımındaki yaygınlaşmanın özellikle reçeteli bazı ilaçları (antihipertansif, antidepresan, antihistaminik, antipskotik ilaçlar) bilgisiz kullanmanın da bu durumdan sorumlu olabileceğini belirtelim.

Kalbi olanlar dikkat

1990′lı yıllarda ‘impotans’ sorunu yaşayan erkekler için bir umut doğmuştur: ‘Sildenafil.’ Güncel dilde ‘mavi mucize’ diye tanımlanan bu yuvarlak ve elmas biçimindeki tabletler, erkek yaşlanmasının vazgeçilmez yol arkadaşları haline gelmişlerdir.

Bu grup ilaçların orta yaşlı ve yaşlı erkekler tarafından çok sık kullanıldığı doğrudur. Cinsel güçsüzlük sorununun hızla yaygınlaştığı günümüzde bu normal bir sonuçtur. Koroner kalp hastalığının hızla yayılması orta yaş ve sonrasının en sık görülen sağlık sorunu olması doğru ise, aynı nedenle gelişen cinsel güç kaybının da sık görülmesi normaldir.

Bu ilaçları kalp hastası erkeklerin kullanması halinde ortaya çıkabilecek sorunlar, baştan beri merak ve korku nedenidir. Cinsel güçsüzlüğün ve kalp damar hastalıklarının nedenlerinin ortak kökenli (damar sertliği-ateroskleroz) olması ve her iki sorunun çözümünde kullanılan ilaçların aynı anda alınmasının yaşamı tehdit edici yan etkiler yaratabilmesi tam bir şanssızlıktır.

Özellikle nitratlar veya amil nitril gibi birdenbire ve bol miktarda nitrit oksit (NO) salımına yol açan ve kalp damarları yanında vücudun diğer damarlarında da ani ve ciddi genişlemelere yol açan kalp ilaçlarını kullananların her ne koşulda olursa -doktorundan özel izin almadıkça- bu ilaçları kullanmamaları gerekmektedir. Bu ilaçların ’sildenafil’ ve benzerileri ile birlikte kullanımları halinde kan basıncında yaşamı tehdit edici düşmeler oluşabilmektedir. Bizim önerimiz özellikle yukarıda belirtilen ilaçları kullanan biri iseniz, doktorlarına danışmadan ve onun onayını almadan bu ilaçlara başlamamanızdır.

Kimler risk altında?

Düzensiz, gayri muntazam aralıklarla ve ciddi bir çaba göstermeden oluşan, eskisinden uzun ve daha şiddetli seyreden, nerde ve ne zaman geleceği, ne kadar süreceği kestirilemeyen bir göğüs ağrısı sorununuz varsa bu ilaçları kullanmaya başlamadan evvel doktorunuzla konuşmalısınız. Özellikle kullandığınız ilaçlara ve dil altı tabletlerine bile yanıt vermeyen göğüs ağrılarınız varsa bu grup ilaçları denemeyi aklınızdan bile geçirmemelisiniz. Eğer fazla cesaretli davranıp da bu grup ilaçları kullanmış, ama cinsel birleşme veya sonrasında göğüs ağrısı sorunu ile karşılaşmışsanız nitrat içeren bir dil altı ilacını kullananmayacağınızı da bilmeniz gerekiyor.

Aklınızda olsun

Bir şanssızlık yaşar da bu arada acil bakıma alınmak zorunda kalırsanız -kolunuza takılacak ilk serumun içine nitrat içeren bir ilaç konulabileceğinden- bu tür bir ilacı kullandığınızı hemşire veya doktorunuza -utanıp sıkılmadan- belirtmelisiniz. Aksi takdirde hayatı tehdit edici hipotansif bir şokla bile karşılaşabilirsiniz.

Eğer hemofili gibi bir kanama bozukluğunuz, mide-oniki parmak bağırsağı ülseriniz, orak hücre anemisi, lösemi, myeloma gibi önemli bir sağlık probleminiz varsa bu ilaçlara başlamadan önce doktorunuzla konuşun. 65 yaş ve üzerinde olanların bu grup ilaçları kullanmasında herhangi bir sakınca söz konusu değildir.

‘Mavi mucizeleri’ kimler kullanamaz?

- Kısa bir süre önce kalp krizi geçirenler

- İlaçlara rağmen durdurulamayan göğüs ağrısı veya kararsız angina pektoris sorunu olanlar

- Yakın bir zamanda felç-inme, beyin kanaması geçirenler

- Kısa bir süre önce geçici beyin iskemisi sorunu yaşayanlar

- Ağır derecede düşük tansiyonu olanlar

- Hipertansiyon sorununu çoklu ilaç tedavileri ile bile güçlükle çözenler

- Ağır kalp yetmezliği nedeniyle tedavi görenler

- Karaciğer ve böbrek yetmezliği bulunanlar

- Retinitis pigmentoza hastaları bu grup ilaçları kullanmamalıdır

Yorum Yapın

"Vecdi Gönül’ü uçuracaklardı!"

İzmir’de otoyoldaki köprü altına uzaktan kumandalı bomba yerleştiren üniversite öğrencisi iki kişi yakalandı. Saldırganların Bakan Gönül’ün konvoyunu hedef seçtiği öğrenildi.

İzmir’de Buca-Balçova arasındaki otoyolda bulunan köprü altına uzaktan kumandayla patlatılmak üzere bomba yerleştiren üniversite öğrencileri Burak D. (21) ve İleri K. (21) yakalandı. Zanlıların bomba düzeneğini önceki akşam AKP seçim bürosunun açılışına katılacak olan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün bulunduğu konvoyu havaya uçurmak için kurduğu belirlendi.

KABLO ÇEKMİŞLER

Önceki gece normal uygulama yapan Buca İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı asayiş ekipleri, otoyola bağlantı yolu üzerindeki köprüye yaklaştıkları sırada şüpheli iki kişiyi fark etti. Polislerin araçlarından inmesi üzerine kaçan zanlılar, kısa bir takibin sonunda yakalandı. Zanlılarla olay yerine giden polis, bir poşetin içinden köprünün çıkış bölümüne kadar kablo uzatıldığını fark etti. Bomba imha uzmanları, ilk incelemede uzaktan kumandalı bomba düzeneği tespit etti. Etkisiz hale getirilen bombanın konserve kutu içerisinde bulunduğu ve el yapımı parça tesirli olduğu belirlendi. Gözaltına alınan ve DHKP-C üyesi olduğu belirlenen zanlılardan Burak D.’nin Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü, İleri K.’nin ise Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisi oldukları öğrenildi. Polis, daha önce yaptıkları eylemlerden dolayı sabıkalı oldukları belirlenen zanlıların iş birliği içerisinde bulunduğu Bornova Gençlik Derneği ile Buca Temel Hak ve Özgürlükler Derneği’ne baskın düzenledi. Baskınlarda 2 kilo el yapımı patlayıcı ve bomba yapımında kullanılan malzeme ele geçirildi.

Akşam

/Birilerini görmek için bu yaylım ateş gerekiyor. Düzenleyecez birilerini .

Yorumlar (1)

Önceki Yazılar»