Arşiv Haziran, 2007

Göğüsleri dikleştirmenin yolları…

Yapısında hiç kas olmayan tamamen yağ ve süt bezlerinden oluşan göğüsler zamanla yer çekimi, yaşlanma, sık kilo alıp verme, doğum, emzirme, yanlış sutyen kullanımı gibi nedenlerle eski diri ve dik görünümlerini yitirirler. Estetik açıdan huzursuzluk yaratan bu durumdan kurtulmak için birkaç masaj tekniği ve alınacak önlemle estetik operasyona gerek kalmadan göğüslerinizi istediğiniz forma sokabilirsiniz.

Göğüs bakımı için yapmanız gerekenler

” Güneşe çıkmadan önce mutlaka koruyucu ürünler kullanın.
” Göğsünüzde oluşan küçük sivilceleri dikkate alın ve gerekirse bir uzmana görünün.
” Göğüslerinize de yüzünüze verdiğiniz önemi verin ve bakım yapın.
” Göğüs bölgenizi sık sık nemlendirin. Düzenli olarak nemlendirici bir krem ile masaj yapın.
” Sutyen alırken sıkı olmamasına dikkat edin ve alttan destekli olanları tercih edin.
” Çok sıcak su ile duş almayın çünkü sıcak su ile duş almak göğüslerin sarkmasına neden olur.
” Her banyodan sonra göğüslerinize soğuk su ile masaj yapın.
” Göğüslerinize sert hareketler yapmaktan kaçınmalısınız özellikle de bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyorsa, sert masajlar yapmaktan kaçının.
” Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.
” Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyumayı tercih edin ve sürekli yüz üstü yatmamaya çalışın.
” Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.
” Çok sık kilo alıp vermeyin. Düzensiz bir şekilde kilo alıp vermek, bir süre sonra göğüslerde elastikiyet kaybına yol açıyor. Ayrıca dokular zayıflar ve göze hoş görünmeyen çatlaklar oluşur.
” Özellikle günde yarım saat boyun, omuz ve kolları çalıştırıcı egzersizler yapın.
” Sigara içmemeye özen gösterin çünkü sigara vücudunuzdaki hücre yenilenmesini olumsuz etkilediği gibi göğüslerinize de zarar verir.

Göğüs kanseri Kendi kendine muayene

Kadınlarda çok sık görülen meme kanserine erken teşhisin yapılması ve kanserin önlenmesi için 20 yaşından itibaren evde kendi kendinize kontrol yapmaya başlamalısınız.

” Göğüsleriniz çıplak şekilde ayna karşısına geçin. Her iki kolunuzu yanlara doğru serbest bırakın, omuzlar dik olacak durun. Önden ve her iki yana dönerek memelerin büyüklüğüne, simetrisine, derinin rengine, şekline, meme başlarına meme altı bölgelere, koltuk altlarına bakın. Meme büyüklüğünün aynı olmaması normaldir. Aynı gözlemi kollarınızı yukarı kaldırdıktan sonra veya her iki kolunuz başınızın arkasındayken tekrarlayın. Bu sırada memeler, meme başları ve koltuk altı bölgelerine bakın. Kabarıklık olup olmadığına dikkat edin. Ellerinizi belinize, leğen kemiklerinin üzerine kuvvetle bastırın.

Omuzlarınızı hafifçe çıkararak öne doğru eğilin. Önden ve her iki yandan göğüslerinize bakın. Deride, çekinti, çökme olup olmadığına dikkat edin. Meme derisinde çekinti, deride portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, memelerden birinde büyüme, meme başlarında çökme ve kepekli lezyonlar olup olmadığına dikkat edin.

” Elinizin üç orta parmağının yastık bölümleriyle, küçük dairesel hareketler çizerek baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru artırarak muayeneye başlayın. Sağ meme için sol, sol meme için sağ elinizi kullanın. Göğsünüzün tümünü yoklayarak muayene edin. Aynı muayeneleri diğer göğsünüzde tekrarlayın. Parmaklarınıza vücut losyonu veya sabun sürerek kayganlığı artırarak, daha rahat muayene edebilirsiniz. Köprücük kemiğinin altından başlayarak, tüm meme bölgesini muayene edin.

Elinizi kaldırmadan kaydırarak birbirine paralel dikey çizgiler çizerek veya köprücük kemiğinin altından başlayarak saat ibresi yönünde giderek iç içe geçen daireler çizerek veya meme başında sonlanan şekilde tüm memenizi muayene edin. Elinizin başparmak ve işaret parmakları arasında meme başlarını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin.

” Yatarak muayene edeceğiniz taraftaki omuz altına küçük bir yastık veya katlanmış bir havlu yerleştirin. Aynı taraftaki kolunuzu başınızın üstüne koyun. Diğer elinizin 3 orta parmağın yastık bölümleriyle dairesel hareketler çizerek ve baskı şiddetini hafiften kuvvetliye doğru arttırarak muayeneye başlayın. Kolunuzu yana koyun, diğer elinizle koltukaltı bölgesini muayene edin. Diğer elinizin baş ve işaret parmakları arasında meme başını sıkarak akıntı olup olmadığını kontrol edin. Diğer göğsünüzü de aynı şekilde muayene edin.

” Muayene için en uygun dönemler adet gören kadınlarda adetin bitimini takiben 5. ve 7. gün arası, menopozdaki kadınlarda her ayın aynı günü, emziren kadınlarda emzirmeyi takiben, göğüslerdeki sütü boşalttıktan sonra, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, her yeni ilaç kutusuna başlamadan önceki gün yapılmalıdır.

Hürriyet
Yayın Tarihi : 23 Haziran 2007 Cumartesi

Yorumlar (23)

bebeğim çocığ

çılgın iş .

çılgın girintili .

oynatmayıbenş kardeş .

her şılgın , iş çocuk bebe yavru . araştırıyom. Bu benler beni ilgilendiriyor. o ben uyumlu oluyoruz.

çok şeker çocklar zeki , hızlı atik , sağlıklı , maybe karanlık konu. fazla öttüm.
o 2 benli kızı bulavağım. biri göz altında yakın diğeri çapraz yanak burun simetri. kız kayboldu. karanlık konu çok. gelin olsa yakacam dünyayı.

kızın beyni çok özel. çocuğumuz çok delirtir. ( Yahudi ) benden kalırsa :)
Çok karanlık biirisi . Arıyorum bulacağım . evde var .

çok bebeksi .

evcil hayvan yetiştritoyuz

Yorumlar (1)

CHP’nin ikiyüzlülüğü Bakan’ı şaşırttı

CHP’nin Pusula ‘07 adlı seçim bildirgesindeki bir madde şaşkınlığa neden oldu. CHP’nin şiddetli muhalefet ettiği maddeyi bildirgede gören Bakan Pepe şaşkına döndü.

CHP, karşı çıktığı 2B’ye sarıldı – 21 / 06 / 2007 16:26

CHP, şiddetli muhalefet ettiği 2-B’yi seçim vaadi arasına aldı. Bu durum en çok Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’yi şaşırttı.

Samanyoluhaber’in bildirdiğine göre, CHP’nin Pusula ‘07 adını verdiği seçim bildirgesinde yer alan bir madde hayret uyandırdı.

Seçim bildirgesinin 9. maddesi olan Tarım başlığında “Orman köylümüzün, yaşadığı yerde işi, aşı ve huzuru olacak.” denirken ilginç bir madde yer aldı. ,

CHP iktidara gelirlerse seçmene 2/B arazilerinin sorunun çözeceğini vaat ediyor.

İşte CHP’nin seçmene taahhüdü: “2/B olarak adlandırılan, orman sınırları dışına çıkartılmış olan yerlerle ilgili sorun, toplum yapımıza ve ormancılık tekniğine uygun bir biçimde adil bir şekilde çözümlenecektir.”

Bu maddeye en çok Çevre Bakanı Osman Pepe şaşırdı. Çünkü AK Parti bu problemi çözmek için Anayasa değişikliği hazırlamış ancak CHP ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer karşı çıkmıştı.

Samanyolu Haber’e özel açıklamalarda bulunan Çevre Bakanı Osman Pepe CHP’yi iki yüzlülükle suçladı. 2/B ‘nin geçmemesi için CHP’nin elinden geleni yaptığını vurgulayan Pepe Ak Parti’nin CHP’ye ‘2/b ile ilgili bütün önerilerini ve tekliflerini dinlemeye hazır olduğunu ‘ söylediğini açıkladı. Bunun seçim öncesi üç beş fazla oy almak için yapılmış bir vaat olduğunu söyleyen Pepe CHP’yi etik davranmamakla suçladı.

Samanyoluhaber

/Mustafa kemal ne dmiş. Amına koduğumun başkanı şakıyor

Yorumlar (1)

Her saat size 60 dolar kazandırabilir

Her saat size 60 dolar kazandırabilir

Zengin olmak mı istiyorsunuz? Hemen herkesin cevabı belli… Öyleyse, zihinsel sürecinizin hayali değerini belirlemek için, basit bir zihinsel monopoly oyunu oynayalım.

Zihninizle zengin olun! – 21 / 06 / 2007 16:46

Diyelim ki sahip olduğunuz her düşünce için bir dolar kazanıyor ya da kaybediyorsunuz. Dakika başına bir düşünceniz olduğunu farz edersek, bu durumda her saat, potansiyel olarak 60 dolar kazandırabilir ya da kaybettirebilir.

Her başarılı 16 saatlik gün, bu hesaba göre, 960 dolarlık potansiyel kazanç demektir. Ama öte yandan, Unut gitsin, asla başaramam türü tek bir olumsuz düşünce, dört saati çöpe atarak zihinsel bilançonuzda 240 dolarlık kayba neden olabilir.

Şimdi, tek bir düşüncenin bile zengin olmak isteyen kişi açısından ne kadar önemli olabileceğini görebiliyor musunuz?

Düşüncenin Gücü

Yaşamınız, aklınızdan geçen düşüncelerin sonucu değildir. Aslında, düşünceleriniz yaşamınızı yaratır.

Peki bu nasıl olabilir?

Diyelim, işinize son verildi. Bu gelişmeye neden olan zayıf ekonomiyi sizin yaratmadığınız ortada. Ama, buna nasıl tepki vereceğinizi kontrol etmek tamamen elinizde.

Moralinizin çok bozulduğunu ve pes ettiğinizi düşünelim. Tepkiniz, yaşamınızda hiç şüphesiz olumsuz bir gerçeklik yaratacaktır.

Oysa bunun yerine, ipin ucunu bırakmayıp yeni bir iş aramaya ne dersiniz? Bu durumda, aynı gelişmeye tepki olarak tümüyle farklı bir gerçeklik yaratmış olacaksınız.

Yaşam, öylesine başımıza gelmez. Olup bitenlere verdiğimiz tepki, kişisel gerçekliğimizi oluşturur! Bunu bir an düşünün. Gerçekten de kendi yaşamınızı yaratmaktan sorumlusunuz.

Düşüncenin Akışı

Pek çok insan, kendi aktif düşünce sürecine çok az dikkat ederek ya da hiç dikkat etmeden yaşamını sürdürür. Bu kişiler, zihinlerinin nasıl çalıştığından büyük ölçüde habersizdirler. Zihnin neye dikkat ettiğini, neden korktuğunu, kendine ne dediğini ve neyi göz ardı ediverdiğini bilmezler.

Genel olarak yemek yer, uyur, çalışır, oyun oynar, güler, endişelenir, umut eder, planlar, sever, nefret eder, yemek pişirir, araba kullanır ve çalışırız. Bunların hepsini nasıl ya da ne düşündüğümüzü pek dikkate almadan yaparız.

Bu, her zaman kötü bir şey değildir.

Neredeyse her bir hareket ya da davranışımız üzerinde kafa yorsaydık, beynimizi önemsiz kararlarla aşırı yüklerdik.

Ama, yoğun ve odaklı bir biçimde dikkat etmemiz gereken bir başka düşünce düzeyi daha vardır: yaşam gerçekliğimizi yaratan düşünceler!

Düşünce Akışının Odağı

Başarılı insanların başarıya odaklı düşünce akışları vardır. Zengin insanların zenginliğe odaklı düşünce akışları vardır. Güçlü liderlerin liderliğe odaklı düşünce akışları vardır.

Şimdikinden daha zengin bir yaşam mı sürmek istiyorsunuz? Öyleyse, zenginliğe odaklı bir düşünce akışı geliştirmeniz ve bunu tüm saflığıyla korumanız gerekir.

Bunu söylemek kolay diye düşünebilirsiniz. Başarılı olduğunuzda, başarıyı düşünmek kolay ya da zengin olduğunuzda zenginliği düşünmek kolay. Ama ben ne zenginliğin ne de başarının kıyısından geçiyorum! Yaşam şartlarım, gelişme kaydetmemi engelliyor.

Pek öyle sayılmaz! Herhangi birimizi başarılı olmaktan alıkoyan tek bir şey vardır: düşüncelerimiz.

Düşünceleriniz, sizi bugün olduğunuz yere getirdi; daha olumlu ve güçlü bir şeyle yer değiştirmedikçe de sizi o noktada tutacak!

Ama, arzuladığınız yaşam biçimini yaratmak üzere zihninizi yönlendirmeyi öğrenebilirsiniz.

Tek gerçek ihtiyaç, harekete geçmenizdir! Bir şeyin değişmesini dilemekle yetinmenin hiçbir etkisi yoktur! Harekete geçmez; düşüncelerinizin odak ve içeriğini değiştirmezseniz, olduğunuz yerde sayarsınız.

Bir Gerçeklik Değişimi Yaratmak

Daha fazla zenginlik istediğinizi farz edersek, başlangıç noktanız, zenginliğe odaklı somut bir düşünce akışı oluşturmaktır.

Mevcut düşüncelerinizi gözden geçirerek işe başlayın!

Finansal açıdan bolluk içinde olmak istiyor, ama sürekli olarak parasızlığınızı düşünüyorsanız, düşünce akışınızı bolluk çubuğunun yanlış ucuna odaklıyorsunuz. Bilinçaltınızın verdiği içsel mesajları dikkate almanız gerekir.

Dikkat edememek, bilinçaltınızı kontrol altında tutar. Daha sonra bilinçaltınız, bugün sahip olduğunuz gerçekliği yaratan düşüncelerin aynısını güçlendirmeye devam edecektir.

Kendinizi zengin hissetmeye odaklanın. Zihninizdeki yoksunluk düşüncelerini kaale almayın. Bunları hemen zenginlik düşünceleriyle değiştirin!

Bu çok basit mi görünüyor? Doğru, bunu yapmak için özel becerilere, zekaya ya da yeteneğe ihtiyaç yok. Gereken tek şey, düşüncelerinizi kontrol altına almaya kararlı olmak. Bu kadar!

Geçmişteki ya da şimdiki durumunuzun ne olduğu ya da hedeflerinize ulaşma konusunda ne kadar sık başarısız olduğunuz hiç önemli değil; yalnızca aklınızdan geçen düşüncelere dikkat ederek yaşam koşullarınızı değiştirebilirsiniz.

Deneyin ve kendi gerçeğinizin nasıl değiştiğini görün!

Yaşam biçiminiz, bir ayna gibi, düşünce şeklinizin tıpatıp aynını yansıtır. Zenginlik bilinci öyle gerçekleşivermez. Onu siz yaratırsınız. Ya da yaşamın önünüze attığı kırıntıları kabullenmeye devam edersiniz.

Düşünce şeklinizi değiştirin; böylece yaşamınızı da değiştireceksiniz

imedya.com

/ Bustafa kamalı ne demiş. Akiş şok basit bir idam .

Bu konu şok .

Maddi olunca daha iyi mi düşünüyoruz.

Şimdi gelecek önemli.

Geleceğiniz düşünceleriniz de gizz.

Ama sizin geleceğinizi görmeniz iş.

az ilan.

oku sen.

örnek siz daha yarıklıysanız görürsünüz bir jal buraya gider gör.

mustafa kemal ne diyor cok zabani var buralarda gör sen bu ilişkileri. İngiliz kemal diyor ak çakal dede. Vahdettn be dedi üryaannnnn .

Yorumlar (1)

Eğitimli gençlerin %23.4′ü işsiz

“Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasında, eğitimli gençlerin yüzde 23.4′ünün işsiz olduğu görüldü.Araştırmada işsiz gençlerin yüzde 40′ını, ilk kez iş arayanlar oluşturmakta.

Gençlerin yarısı umutsuz – 21 / 06 / 2007 16:47

“Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasında eğitimli gençlerin yüzde 23.4’ünün işsiz olduğu görüldü. İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iş arayanlardan oluştuğu ifade edilen araştırmada, 15-24 yaş grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en şansız kesim olduğu kaydedildi.

Araştırmada, gençlerin istihdamındaki başlıca sorunun eğitimden, çalışma hayatına geçişte yaşandığına işaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceğinin altı çizildi. / Genel itibar , girişimci tarağı , ilim irfan itikat, çok sebep, taranacak birileri /

ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Hakan Ercan tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlerin İstihdamı” araştırmasına göre, gençler için iş imkanının yaratılmasının Türkiye’nin uzun dönemli ekonomik istikrarı ve büyümesinin önemli bir bileşenini oluşturuyor. / alan yaratın. Ser best ekonomi , iş kurulum kolay , patent kolay. örnek şahsiyet fazla göster. Seminer yol . Derin görüş . emin aadım /

İstihdamda 2005-2006 döneminde yaşanan olumlu gelişme, gençler arasındaki işsizlik oranlarına yansımadı. Gençler arasındaki işsizlik oranı, son iki yıl içinde yaklaşık yüzde 18 oldu. Araştırmada, bu oranın Türkiye’nin AB ile aynı düzeyde olduğu tek işgücü piyasası göstergesi olduğuna dikkat çekildi. / Silkelerim aB yi /

2050 YILINDA TÜRKİYE’NİN NÜFUSU 98.5 MİLYON OLACAK

Türkiye’nin yakın dönemdeki yıllık nüfus artışı yüzde 1.4 seviyelerinde gerçekleşirken, nüfus momentumu nedeniyle 15 yaş ve üzerindeki çalışma çağındaki nüfusun ise yılda yüzde 1.88 oranında arttığı görüldü. Nüfusun, 2025 yılında 88 milyona, 2050 yılında da 98.5 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. / Yok ben üreticem bu konuda şüphem yok diyor aksakallı dede :) / sırıtarak kaç çatıyor :) /

Kentsel nüfus oranının ise 2025 yılında yüzde 85’e ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de nüfus artış hızının düşmesine karşın çekirdek ailelerin, geleneksel aile modelinin yerini alması nedeniyle hane sayısındaki artışın devam etmesi bekleniliyor. Buna bağlı olarak da dayanıklı tüketim mallarının tüketimi ve konut talebi artacak.

2020 YILINDA NÜFUSUN YÜZDE 70’İ ÇALIŞMA ÇAĞINDA OLACAK

0-14 yaş grubunun yaklaşık 20 milyon düzeyinde sabit bir seyir izlediği dikkat çekilirken, bunun eğitimin kalitesine olumlu etki yapacağı vurgulandı. 15-44 yaş grubundaki artışın geçmiş yıllara oranla düştüğü gözlendi. 2020’den sonra bu yaş grubunun 40 milyon civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Araştırmada, nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin, 2020 yılında çalışma çağında olacağının altı çizildi. Kadınının, gelecekteki iş gücüne katılma oranının artması nedeniyle kentlerdeki işsizlik oranı giderek artacak.

İŞ ARAMADA 15-24 YAŞ GRUBU EN ŞANSIZ KESİM

İşsiz gençlerin yüzde 40’ının, ilk kez iş arayanlardan oluştuğu ifade edilen araştırmada, 15-24 yaş grubundaki gençlerin ise, nüfusun geri kalan bölümüne göre en şansız kesim olduğuna işaret edildi.

Bu yaş grubundaki gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 18.7 olduğu görülürken, eğitimli gençlerin arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 23.4 olduğu kaydedildi. Lise ve meslek okulu mezunlarının yüzde 24.8’inin işsiz olduğu belirtilen araştırmada, en düşük oranların bir okuldan mezun olmayanlardan ve ortaokul mezunlarından oluştuğu vurgulandı.

Bunun nedenin ise eğitimli gençlerin yüksek ücret istemesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Araştırmada, gençlerin istihdamındaki başlıca sorunun eğitimden, çalışma hayatına geçişte yaşandığına işaret edilirken, gelecek dönemlerde geçlerin istihdamının Türkiye’de daha acil bir sorun haline geleceğinin altı çizildi.

(ANKA)

çok şeker bırı ilak , kayalık bir korun kabarıkım , kitap , kalın , kamaştım , kitap , korut , karkut , kitab , alim bir kaza son

Yorum Yapın

32 bin KOBİ ile üretim üssü oluyor

32 bin KOBİ ile üretim üssü oluyor

Türkiye ile ilgili darbe senaryoları konuşuladursun, 32 bin KOBİ ile özellikle otomotiv devlerine üretim yapan Konya, bu alanda dünyanın üretim üssü olma yolunda…

Konya’nın yıldızı parlıyor – 21 / 06 / 2007 16:50

Türkiye’de 32 bin küçük ve orta boy işletme (KOBİ) ile özellikle otomotiv yan sanayiinde dünya devlerine üretim yapan Konya, bu alanda dünyanın üretim üssü olmayı hedefliyor.
Sektörel teşvik verilmesi, ulaştırma sorunlarının çözülmesi ve serbest bölge kurulması halinde bu hedefin hayal olmadığını söyleyen Konyalı sanayiciler, küresel ısınma yüzünden yaşanan kuraklık tehlikesine karşı ise sulama projelerinin bir an önce bitirilmesini istedi. Konyalı sanayicilerin hedefi ise dünyada yıldız şehir olmak.

Referans gazetesi ve Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) birlikte düzenlediği “Türkiye’nin Yıldız Şehirleri Konferansı”nın 8′incisi dün Konya’da yapıldı.

Toplantının açılışında konuşan Konya Valisi Osman Aydın, Konya denilince akla ilk olarak tarımın geldiğini, ama son 15 yılda kentin sanayide de büyük atılım yaptığını söyledi.

Aydın, kentin 32 bin civarında KOBİ’ye sahip olduğunu, 39 değişik kolda imalat yapıldığını kaydederek, “Sanayici son zamanlarda ihracata yönelerek, 1 milyar 200 milyon dolarlık ihracat yapmıştır. Ama Konya’nın en büyük sorunu küresel ısınmadan kaynaklanan kuraklık tehlikesidir” dedi.

Türkiye’de hububatın yüzde 10′dan fazlasının Konya’da üretildiğini vurgulayan Aydın, ” Şeker pancarında da öyledir. Konya’da 2.5 milyon hektar tarım arazisi vardır. Yüzde 13’ünü sulayabiliyoruz. Mavi Tünel’i gerçekleştirebilirsek ve ondan sonra 650 bin hektara çıkarma imkanı var. Bir an önce bu hayata geçmeli. Hızlı tren de bir an önce bitirilmeli. Turizmi de ihmal edemeyiz. Mevlana gibi büyük bir filozofun burada olması büyük bir fırsattır. Bu yıl Konya’ya 2.5 milyon turist bekliyoruz. Tanıtıma ağrılık vermemiz gerekecek” diye konuştu.

32 bin KOBİ faaliyette

Konya Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (KOSGİAD) Başkanı Mehmet Atsan da, Konya’nın Türkiye’nin yıldız şehirlerinden biri olduğunu belirtti. Bunda en önemli faktörün Mevlana olduğunu kaydeden Atsan, “Konya, 32 bin adet KOBİ statüsündeki kuruluşu ile Türkiye’de en çok KOBİ bulunduran illerindendir. Otomotiv yan sanayii dünya devlerine yedek parça üretmektedir. Konya’nın hedefi bu konuda dünyada üretim üssü olmaktır” dedi.

KOSGİAD Genel Sekreteri Yılmaz Sandıkcı ise Konyalı işadamının, bir çantası bir de pasaportu ile dünyayı fethettiğine belirterek, “Tarım, gıda, ambalaj, ayakkabı, makine, imalat, otomotiv yan sanayii ve makine imalat sanayiileri sektörel teşvik kapsamına alınarak Konya’nın avantajlı durumu değerlendirilebilir” dedi.

Referans Gazetesi Yazarı, Ekonomist Faruk Türkoğlu, ekonomik olarak sürekli komplo teorileri üretilerek, Türkiye’nin gücünün sürekli küçültüldüğünü söyledi.

Mevlana değerlendirilemiyo

SAdece maddi düşün. yok ortada tavuk . Kitapları öğret önce. Yorumla önce. ilimini al önce. Sonra dünya ne yaraklandın sen. ürünler mistik na papaz. Na bok . No bp . Yarıklısınız. Yarılırsınız. Yararız. Çok ilim /

Bu komplo teorileri ile kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz” diyen Türkoğlu, Türkiye’nin gücünü fark ederek, potansiyelini değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Referans Gazetesi Yazarı Dr. Bumin Doğrusöz de vergi konusundaki uygulamalara değindi. Doğrusöz, “Örneğin araba satın alıyorsunuz, ertesi gün teslim alacağınız araba ile ilgili sabah gazeteyi açtığınızda ÖTV’sinin arttığını görüyorsunuz. Bu önemli bir ihlal” dedi.

Konferansın moderatörlüğünü yapan Referans Gazetesi Genel Koordinatörü Sefer Levent ise, amaçlarının kamuoyunun dikkatini daha çok Konya’ya çekmek ve ilgi görmesini sağlamak olduğun söyledi.

Levent, “Bu şehir için en önemli marka Mevlana’dır. Ama Mevlana ile ilgili turistlere satılabilecek bir şey yok. Konya, bu konuda önemli bir markayı değerlendiremiyor. Gerek özel girişimciler gerekse devlet, zaten Mevlana sayesinde marka olan Konya’yı farklı aktivitelerle daha iyi pazarlalı” dedi.

Felaket senaryolarından tedirginiz

Türkiye’nin Yıldız Şehirler Konferansı’nda konuşan TÜGİK Genel Başkanı Hazim Sesli, Türkiye’nin, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında adeta karmaşık günler yaşadığını belirterek, “Anlamlandırmakta bile güçlük çektiğimiz gelişmeler, artık bizleri de tedirgin etmeye başlamıştır. Ülkemizin geleceği üzerinde oluşturulan felaket senaryoları da, bu endişelerimizi üst seviyelere çıkarmaktadır” dedi. Türkiye üzerinde bu tür senaryoların yazılıyor olmasının genç işadamları olarak kendilerini üzdüğünü söyleyen Sesli, “TÜGİK camiası olarak, bu tip senaryoları üretenleri ve yayanları şiddetle kınıyoruz” diye konuştu. Sesli, huzurunu bozacak felaket senaryolarına verilecek en güzel cevabın ise daha çok çalışmak, üretmek ve her alanda kendimizi bir kez daha ispatlamaktan geçtiğini kaydetti. Sesli, “Genç işadamları olarak bu mücadeleye şimdiden hazırız. Aynı kararlılığın ülkemizdeki tüm kurumlarca da gösterileceğine inancımız tamdır” dedi.

Referans

Honilerim arasında papaz sikmek , Domaltmak. Karanlık. Uğraşılarım arasında yalakalarım arttım. Çok yamak. Yahudi dediğin amcık. Parmakla . Bill clinton ne demiş, parmaklanıyorsanız kahkayı vurun . Klinton cok parmaklandı . Mastika mastika oynayoz . Çok tedirgin ilah

Yorumlar (1)

Tatile değil geçmişe yolculuk

Tatile değil geçmişe yolculuk

Günümüzde milyonlarca insanın büyük mutluluklar yaşadığı, ayrıldıktan sonra unutamadığı, sonraki seneler bir daha gitmeyi istediği ender mekanlardan biridir Olympos.

Olympos’a giden dönemez – 21 / 06 / 2007 16:52

Kaynak: Tourismtoday Tatil eki

Çam ormanları, hiç sönmeyen ateşi, ağaç evleri ve mükemmel jeolojik oluşumlarıyla görenleri kendine hayran bırakan Olympos, sıradanlığın dışında heyecan, macera, bol muhabbet, temiz hava ve aşk isteyen tatilciler için bulunmaz bir mekan. Eşsiz doğası ve tarihi ile farklı bir tatil sunan Olympos, yılın 12 ayı özellikle genç kuşağa hizmet veriyor.

Doğa ve tarih
Helenistik dönemde kurulan ve Likya’nın önemli liman kentlerinden olan ayrıca tarih boyunca mitolojide yer alan Olympos, alternatif tatil geçirmek isteyenlerin başkenti haline geldi. Özellikle yaz aylarında kendisini farklı hissedenlerin ziyaret ettiği Olympos, elverişli konumu nedeniyle zamanında korsanların da bir zamanlar barınağı olmuş. Olympos, şimdi Türk turizmi için hizmet veriyor. Yaz aylarında alternatif tatil geçirmek isteyenlerin mekanı olan antik kent, doğası ve teknolojiye uzaklığı ile kışın da ilgi çekiyor.

Alternatif tatil geçirmek isteyenlerin kış aylarında da uğradığı gizemli kent, daha çok genç tatilcilerin uğrak yeri durumunda. Ağaç evlerde kalarak, doğanın tarih ile birleştiği bu antik kente yabancı basın da büyük bir ilgi gösteriyor.

Gençlerin uğrak yeri
Yaz aylarının vazgeçilmez mekanı olan, çoğunlukla genç ve üniversiteli öğrencilerin tercih ettiği Olympos, doğal hayatın birebir yaşandığı farklı bir tatil mekanı olarak çıkıyor karşımıza.

Gündüz saatlerinde iki ağaç arasına gerdiğiniz hamak ile tembellik sınırlarını zorladığınız Olympos’da denize girerek ve doğa gezintileri yaparak vakit geçirebilirsiniz. Akşamlan ise gitar eşliğinde yudumladığınız içkinizle doyasıya tatil yapabilirsiniz.

Tarih ve doğayı sevenlerin tek adresi durumundaki Olympos, sadece yaz aylarında gidilebilecek bir mekan değil. Kış aylarında da kapıları misafirlerine açık olan antik kent, yaz aylan kadar olmasa da kış aylarında da alternatif tatil yapmak isteyenlerin tercihine açık durumda.

Kışın daha sakin
Sıra dışı yaşayanların mekanı olarak da tanınan Olympos, kış aylarında yaz aylarının verdiği yorgunluğu üzerinden atarcasına sakin bir atmosfer çiziyor. Yaz aylarına oranla daha sakin olan tatil cenneti, yine vazgeçilmeyenler arasındaki yerini koruyor.

Yanlarında getirdikleri kışlık kıyafetleri ile Olympos’un keyfini sürenler azımsanmayacak kadar çok. Kış aylarında daha sakin bir ortamın bulunduğu Olympos, sakin bir tatil için yine tercih listesinin-üst kısmında yer edinmiş. Beton binalar arasında sıkışmış hayatlara nazaran ağaç evlerde konakladığınız Olympos’da akşamları yakılan ateş etrafında söylenen şarkılar ile içiniz ısınıyor.

Evinize dönemeyeceksiniz
Bu antik kente teknoloji çok yakın değil hatta cep telefonunuz bile bazen burada yetersiz kalıyor. Ağaç evlerde konakladığınız zaman beton yapılarda geçen hayata dönmek istemeyeceksiniz.

Akşamları yattığınızda Ağustos Böceği’nin ninni gibi gelen sesi ile bünyeniz huzur dolacak, “iyi ki Olmypos’a gelmişim” dedirten antik kente ulaşım ise oldukça kolay. Antalya’dan ya da Kumluca’dan bineceğiniz bir minibüs sizi Olympos durağına kadar getirecektir. Durakta yiyeceğiniz bir gözleme ve yudumlayacağınız ayran sonrasında yarım saatte bir kalkan Olympos minibüsleri ile gizemli şehre yolculuğa çıkacaksınız.

Eski bir korsan yatağı
Olympos Antik Kenti M.Ö. 100′de Lykia birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi durumuna gelmiştir. Bölgede Roma ve Bizans kalıntıları da bulunmaktadır. Tarihçilere göre, M.Ö. 80 yılında Zenniketes isimli Kilikyalı bir korsan tarafından ele geçirilen kent, korunaklı yapısı ile korsanların yatağı olmuştur. Daha sonra Olympos, M.Ö. yS’de Roma komutanı Servilius Isaurieus, tarafından korsanlardan temizleyerek şehir Roma topraklarına katılmıştır. Roma döneminde parlak bir dönem geçiren Olympos, M.S. 3. yüzyıldan itibaren tekrar korsanların saldırısına maruz kalır ve önemini yitirmeye başlar.

Birçok medeniyete tanıklık etli

Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz’deki üstünlükleri Orta Çağ’da şehri biraz hareketlendirmiş ise de Osmanlıların deniz üstünlüğünü kurmalarından sonra iyice önemini kaybetmiş ve 75. yüzyılda terk edilmiştir. Haçlı seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin istilasına uğrayan Olympos, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı imparatorluğu ‘na katılmıştır. Orta Çağdan sonra Türk yerleşimin olmadığı kent sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmıştır. Olympos, içinden geçtiği derenin iki yanına yayılmıştır. Kumsaldan da görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe Olympos’un akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları ise Orta Çağ’da bir kale şekline sokulan surlara aittir.

Bir kere mutlaka görün
Olympos’da yazları sıcak, kışları ise ılık geçiyor. Uzun bir yaz sezonu geçiren Olympos, akşamları biraz serin olabiliyor. Bu nedenle kışın bu bölgeye

geliyorsanız sıkı giyinmenizi tavsiye ederiz. Temiz havasını ciğerlerinizde hissedeceğiniz Olympos’dan dediğimiz gibi ayrılmak istemeyeceksiniz. Burada yaşamın tadına vararak doyasıya bir tatil yapacaksınız. Eğer keşfetmeyi seven ve tatil için biraz olsun zahmete katlanan bir insan iseniz bu antik kenti hayatınız boyunca mutlaka bir kere görün. Sportmen bir yapınız mı var? Burası j inanın tam size göre bir yer. Dağcılık, yüzme, trekking yapabileceğiniz çok müsait ortamları görebilirsiniz.

kullan
Sönmeyen ateş
Olympos’a gelip de Olimpos Dağı’nda (Tahtalı Dağı) yüzyıllardan beri hiç sönmeden yanan ateşi görmeden buradan ayrılmayın. Biraz yorulacaksınız ama yapacağınız yürüyüş size zevk verecektir. Burada yeni arkadaşlıklar da kurmak çok zor değil. Gündüz saatlerinde yüzdüğünüz veya gezdikten sonra yiyeceğiniz yemek ve yapacağınız sohbet farklı insanları tanımanıza neden olacak. Olympos’da farklı ırklardan farklı ülkelerden birçok insanı görebilirsiniz. Burası Alman ya da Rus yoğunluğu değil farklı ülkelerdeki farklı insanların uğradığı bir mekan. Ayrıca tırmanışa meraklı bir insansanız burada bu aktiviteyi de rahat bir şekilde yapabileceğiniz olanaklar bulunuyor. Dik yamaçlara tırmandığınız zaman Olympos’u yukarıdan görme imkanı da buluyorsunuz. Daha ne duruyorsunuz daha fazla anlatmaya gerek yok gelip görün.

/ ilim , akıl . Çok yabaniyim. geçmiş var. Görülür. Kaydedilir. Gidilir ama müdahale az. O az da nerden gelfi bir bakmam lazım . Çok karanlığım var ./ Nano teknoloji üretin. ama az.

/ Kanınızda evren kayıtlı. Geçmişiniz giz. Evrende başka yaratıklar.

Geçmiş bilmek kolay. Giz. Götveren leyla . Bakın amerikada araştırmalar oluyor.

Ben bir ara takılacam onlara . bilen için bir anda cok anlam var. Gören için çok taktım yabaniye.

takılıcam ben bu konuya diyen oluyor. ilim çok. Takarım takılmayan olur . çok kabayım. Ayı diyen hak .

Yorumlar (1)

Önceki Yazılar»