Arşiv Nisan, 2007

[WASHINGTON] 27 Nisan sürecinin dış uzantıları . Kısaca Amc?k Ağızlılar

Önceki hafta bir grup Türk meslektaşla Amerikan Yahudi Komitesi’nin (AJC) organizesiyle İsrail’i ziyaret ettik. Büyük misafirperverlik gördük, çok şey öğrendik ( Misafirperverlik gördük devamı güzel ve anlamlı çok şey öğrendik. Kısaca Biz ne yaraklıyız görün de korkun ona göre yazın , uyarın birbirinizi . Ulan Giden Hödükler. Uyarınızı düzgün yapın. Deyin Bu amcıklara bu amcıklar gibi cevap vermek gerek . – yalan , korkutma , baskı , tehdit , şantaj dahil – ). Dünya Yahudi ‘network’ünün en hayati ‘proje’si olan İsrail’i yerinde gözlemledik. ( Can Damarlarından da sikmek lazım bi ibneleri , varmı yürekli milliyetçi , var mı yürekli türk-islamcı , varmı yarrak ?)

Türkiye’ye ve Türklere gösterilen yakın alaka bizi hassaten mutlu etti. ( Hadi canım Sende , skerim onların göstereceği yakınlığı da , o yakınlıktan mutlu olanları da)Ancak özellikle Türkiye’yi takip eden İsrail elitindeki Türk sevgisinin daha çok ‘laikçi’lere endeksli olduğunu hissettim ( Biliyosunuz yahudiler domuz , bahsettiğin laikçiler de onların bir varyanti zaten ). Bizdeki bir kısım İslamofobik elitle güçlü bağları olduğu ve onlar gibi aşırı laikçi reflekslerle hareket ettikleri anlaşılıyordu. ( Biz de bizi tehdit eden her harekete karşı tedbirimiz var , isterseniz buna aşırı milliyetçi deyin , isterseniz aşırı zeki deyin , isterseniz anımızın amını görücez deyin; size kalmış )

İç işlerimizi iyi bilen İsrailli uzmanlarla da görüştük. Mesela bir emekli İsrailli büyükelçi ile akşam yemeğindeyken Abdullah Gül’e sıcak bakmadığını açıkça ifade edenler oldu. ( Biz de kendisine iyi bakmıyoruz o zaman ) Şaşırmadım; çünkü Amerikan Musevi cemaatinin bir ayağı İsrail’deki bazı etkili liderlerinin AK Parti yönetimini ‘özde laik’ görmediğini ve Filistin meselesine yaklaşımlarını beğenmediğini biliyordum (delirten var , Deliler de filistin yönetimine hiç iyi bakmıyorlardı). Başbakan Erdoğan’ın işi İsrail’e terörist demeye kadar götüren beyanlarından zaten yaka silkiyorlardı. ( Siktiğimin ibneleri) Gül’ü ise sinsi bir ‘İslamcı’ buluyor, cumhurbaşkanlığı makamında çok daha etkili bir dış siyaset aktörü haline gelmesinden çekiniyorlardı.( Sinsi diyen yılanlara bak, Kafanızı keseriz pis maymunlar )

Haddizatında Yahudi milliyetçiliğine dayalı Siyonizm ile aşırı Amerikan milliyetçiliğinin bileşkesinden oluşan neocon ideolojisi de aynı çizgide. Dindar Müslümanlara öteden beri potansiyel stratejik tehdit nazarıyla bakıyorlardı ( Onların bildiklerinden ve dile getirdiklerinden değilim öyleyse ben bu ibnelere dostmuyum. Yok öyle görüyorlarsa bilelim . Çok amerikalı da bize dostuz stratejik dostuz , dedi dedi gerekeni becerdiler. Ben de güzel amerikalı beceririm. Çok klasik ama tesbih gibi dizip dizip Clinton u da imame diye başlarına koymak lazım diye düşünüyorum, Chirac ibnesini de püskül etmeyi canı gönülden istiyorum ) . 11 Eylül saldırılarından sonra tehdit algılaması akutlaştı. Sözde laikliği koruma adı altında yapılan İslam karşıtı toplum ve siyaset mühendisliği projelerini destekliyorlar. ( Çok sıkıcı yazacak birşey bulamıyorum )

27 Nisan postmodern darbe süreci, aynen 28 Şubat süreci gibi, en büyük uluslararası dayanağını güçlü Siyonist-neocon ‘network’ünden (şebeke) alıyor. Her iki süreçteki resmi ve gayri resmi aktörlerinin temas trafiğine şöyle bir bakılması bu kanaate varmak için yeterli. Hele bir profesyonel darbe kotarıcısı var ki, sırf onun koordinatlarından bu ‘network’ün nasıl çalıştığı, hangi karanlıklar prenslerinin müdahil olduğu ayan beyan görülür. ( Ne güzel listeye yazın puştların isimlerini , tüm dünyayı kana bulayan bu ibnelerin yaptıkları yanına mı kalır . Amerikayı da karanlıklaştırıcaz tabi , Etme bulma dünyası :) ) alırız ifadelerini de ölçeriz ciğerlerini de, Bırakmayız yanlarına ) Türkiye-İsrail-Amerika üçgeninde faaliyet gösteren bu bayan provokatör, 28 Şubat sürecinde oynadığı kilit rolün benzerini 27 Nisan sürecinde de oynuyor. Washington’da bazı düşünce kuruluşlarında ona yardım ve yataklık eden Türkiye uzmanları da, finansörleri de belli. Ama her seferinde Türkiye’yi onlarca yıl geriye götüren, ülkemizin âlî menfaatlerine büyük zarar veren anti-demokratik müdahalelere dış destek zeminini hazırlayan bu tipler, muayyen güç odaklarınca el üstünde tutuluyor. ( tutsunlar tutsunlar aman kendi ecelleriyle ölmesinler )

Bu işi nasıl mı kotarıyorlar? Çok basit. Washington’a gelip etkili kontakları aracılığıyla ulaştıklarına Türkiye’nin şeriat rejimine kaydığını anlatıyorlar. Bu martavallara inanmaya dünden razı birçok adam buluyorlar. Sonra Ankara’ya dönüp, Washington’da da aynı kaygıların paylaşıldığı, askerî müdahaleye yeşil ışık yakıldığı yolunda dezenformasyon yapıyorlar. Tabii Ankara, duymak istediğini dinleyen adam kaynıyor. ( Çok sıkıcı , Bu adamlar tam anlamıyla gerizekalı , zekalarını sikeyim hepsinin ayrı ayrı )

Peki bütün bu oyunlar oynanırken, Amerikan yönetimi uyuyor mu? Yönetimin bir kanadı zaten o kafada. Mesela Başkan Yardımcısı Richard Cheney’nin orkestra şefliğini yaptığı Siyonist-neocon çizginin Amerikan devletindeki ve entelijansiyasındaki uzantıları eminim ki 27 Nisan sürecinden çok mutlu. Çünkü onlar için Türkiye ve diğer İslam ülkelerinde demokrasi öncelik taşımıyor. Hatta neo-faşist idare taktiklerine bakılırsa, Amerika’ya bile demokrasiyi lüks gördükleri söylenebilir. İslam dininin motivasyon kabiliyetini, neo-koloniyalist emellerinin önündeki en büyük engel görüyorlar. Dolayısıyla İslam ülkelerine reva gördükleri ideal rejim, totaliter laiklik. İran ve Suriye’yle savaşa ve yeni savunma ihalelerine imza atabilecek laikçi Müslüman diktatörler hoşlarına gider.

Amerikan devletinde başını Dışişleri bürokrasisi ve kısmen CIA’in çektiği makul kanat ise bu ‘network’ün oldukça organize çalışmaları karşısında aciz. 27 Nisan muhtırasına karşı Brüksel’in sağlam demokratik duruşuna rağmen Amerikalı yetkililerden gelen ürkek açıklamalar bu tablonun sonucu. Muhtıra gecesi Bush yönetiminin resmi görüşünü almaya çalışırken yaşadıklarım çok ilginçti. Aradığım Dışişleri basın sözcüsü, ilk olarak bana ‘Türkiye’de demokratik süreci destekliyoruz’ dedi. Daha sonra telefon ederek açıklamasını ‘laik demokrasiyi destekliyoruz’ diye değiştirdi. Bir süre sonra tekrar düzeltme yaparak açıklamayı şu hale getirdi: ‘ABD, Türkiye’deki laik demokrasinin anayasal süreçlerini tam olarak desteklemektedir.’

Belli ki farklı mercilerden gelen beslemelerle ABD’nin resmi görüşü muhtıracıları fazla rahatsız etmeyecek şekle tekamül ettirilmiş, Dışişleri Bakanlığı’ndaki ilk demokratik refleks bastırılmıştı. Ne de olsa Türkiye’den beklentilerinin büyük kısmı hâlâ askeri nitelik taşıdığından orduyu kızdırmaya gelmezdi. Belki iç işlerimizde taraf seçiyor görüntüsü vermemek de istemişlerdi. Ama böylesine kritik bir eşikte ABD’nin demokrasiye daha net taraf olması gerekirdi.

27 Nisan postmodern askerî müdahale süreci de benzerleri gibi tarihe tüm vatanperver güdülere rağmen neticede Türkiye’ye değil, bir kısım iç ve dış çıkar gruplarına yarayan bir eylem olarak geçecek. Çok yazık.

Kısaca Sinsi amerikanın Sinsi yılanları , Oyunlarınız devam edemiyecek fazla. Kına yakın.

Yorum Yapın

2003′den sonra yargıtay hakimi bana ‘biz bunlara göz açtırmayız’ dedi

Siyaset Bilimci Prof. Metin Heper, 2003 seçimlerinden sonra Yargıtay üyesi eski bir hakimin kendisine ‘Biz bunlara göz açtırmayacağız’ dediğini söyledi,

Bilkent Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi üyesi hukukçu ve siyaset bilimci Prof. Metin Heper, 2003 seçimlerinden sonra Yargıtay üyesi bir hâkimin kendisine, ‘Biz bunlara göz açtırmayacağız’ dediğini söyledi.

Bir hâkimin insanlara ne göz açtırma ne de açtırmama yetkisine sahip olmadığını ifade eden Heper, ‘O, önündeki dosyaya bakacak. ( Olmaz öyle şey! Onlar Derin , Laik , komünist , ve tabibi ki kalın kafalılar . İlimden, Bilimden , gerçeklerden , halktan uzaktırlar ) Bakın… Türkiye’de ilk kez, İslamcı olarak bilinen bir parti tek başına iktidara geldi. ( AB diye bağırınmaktan başka bir lüksleri yok. Türk Özgürdür. Ben AB yi de Mahkemelerini de sokarım AB ye. Y?raklı hakim olsunda yorsunlar dünyayı , yorsunlar olanı biteni . Sağlasınlar Adaleti de , Avrupalı bize başvursun . Var mı Yürekli Atatürkçü , Var mı Laik. Kıçımızın Laikleri bunlar, Bi yaraktanda anlamazlar ) 1923′ten beri bürokrasi hiç böyle bir partiyle çalışmadı. İş yapabilmek için bürokraside değişiklikler yapmanız gerekir. ( Sezer var , laiklik var neyine gerek değişiklik ) AB sürecine , ekonomiye, yabancı sermaye girişine, dış politikaya baktığınızda, bu yeni atananlar başarılılar. İşler iyi gidiyor. Demek ki, dindar da olsalar bu insanlar ehliyetliler.’ dedi.

Metin Heper, kendisinin ve bazı başka sosyal bilimcilerin de AK Parti’nin zannedildiği gibi İslamcı olmadığını düşündüğünü söyledi. ( Bence de her ne kadar islami geçmişleri de olsa Düzen partisi olduklarını kanıtlayacak cok adımları var. Gerci onlarda birtakım zorunluluklardan belki )

AK Parti’lilerin yollarına devam ederek cumhurbaşkanını seçtirmeye çalışacaklarını da sözlerine ekleyep Heper, şimdiye kadar laiklik konusunda yanlış bir adım atılmadığını bundan sonra da atmayacaklarını ifade etti.

Sezer’in CHP’li olduğunu belirten Heper, Cumhurbaşkanının övüldüğü gibi bütün toplumu kucaklamadığını da sözlerine ekledi. ( Skerim …)

Yorum Yapın

KADIN CİNSELLİĞİNİN MERKEZİ: KLİTORİS

Klitoris kadın cinselliğinde orgazm oluşumunda merkezi öneme sahip bir yapıdır. Klitoris kelimesinin kökenini yunanca’da “küçük tepe” anlamına gelen kleitoris kelimesi oluşturur.

Kadın Dış Genital Bölgesinin Genel Yapısı

Çoğu kadın ve çoğu erkek, kadınların dış genital bölgelerinin yalnızca vajinadan ibaret olduğunu sanırlar. Gerçekte kadın dış genital bölgesinde iki ayrı anatomik yapı daha vardır: vulva ve klitoris

Vulvanın Yapısı

Kadının dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne topluca vulva adı verilir. Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte mons pubis, (“Venüs tepesi”; Venüs=aşk tanrısı), altta anüs ve yanlarda dış dudaklar tarafından sınırlanan bölgedir.

Kadın Anatomisi>>

Mons pubis, leğen kemiklerinin önde birleştiği bölgenin üzerinde bulunan yağ dokusu, cilt ve genital kıllardan oluşan kısımdır.

Dış dudaklar sağlı sollu olarak mons pubisten anüse doğru uzanırlar. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar ve bu yapılar da kıllarla kaplıdırlar.

İç dudaklar ise sağlı sollu dış dudakların iç kısımlarında yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır.

Bazı kadınlarda dış dudaklar iç dudaklardan daha büyük yapıda olup “dışarı taşabilirler”.

Klitorisin yapısı

Klitoris hemen mons pubis altında yer alan bir yapıdır. Bu yapı üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir ve hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitoris dıştan görünen bir baş (glans), ve vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu olan gövde kısmından oluşur.

İç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde klitorisin dıştan görünen kısmı daha bariz hale gelir.

Gövde kısmı dışarıdan görülmediğinden çoğu kişi klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı sanır. Ancak klitoris glans ve yanlara uzanan kollarıyla adeta bir “ters V” şeklinde bir yapıdır.

Klitorisin gövdesinde yer alan kollar içerisinde aynen penisteki gibi cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen süngerimsi yapılar vardır.

* Klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve bu anlamda penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Lakin klitorisin peniste olduğu gibi ejakulasyon (“boşalma”) ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.

* Klitoris damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Ortalama büyüklükte bir klitoriste yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır ve vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.

* Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir. Baş ve gövde toplam uzunluğu ortalama 3 santimetre olmakla beraber 7 santimetreye kadar varan uzunlukta olabilir. Klitorisin baş kısmının büyüklüğü de oldukça değişkendir ve 3-8 milimetre arasında olabilir. Klitoris büyüklüğü ile orgazmın nitelikleri arasında herhangi bir ilişki saptanabilmiş değildir.

* Klitorisin büyüklüğü kan testosteron (“erkeklik hormonu”) seviyeleriyle ilişkilidir. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilgi olmaması nedeniyle menopoz sonrası kan östrojen seviyeleri düştüğünde genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi (gerileme) olurken bu yapının büyüklüğü değişmez. Gebelik döneminde klitoris mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak kalıcı bir büyüme gösterebilir.

* Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde içi kan dolarak sertleşen bir yapıdır. Bu, erkekteki ereksiyonun (sertleşmenin) tam karşılığıdır. Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Büyüyen baş kısmı dışarıdan daha bariz görülebilir hale gelir.

* Klitorisin bilinen en önemli işlevi kadının orgazm olmasını sağlamaktır. Gebe kalabilmeyle, idrar yapma işleviyle, adet kanamasıyla bilinen hiçbir ilgisi yoktur. Klitorisin tam olarak kanıtlanmamış diğer bir işlevi de cinsel ilişkide sertleştiğinde idrar deliğini kapatmak ve bakterilerin mesaneye girişini engellemektir. Muhtemelen kolların şişerek sertleşmesi de vajina kanalının nispeten gerilmesini sağlayarak penisin girmesini kolaylaştırır.

Cinsel ilişkide klitorisin işlevleri ve orgazmdaki rolü

Sigmund Freud “vajinal yoldan” yani cinsel ilişkiyle orgazm olamayan kadınların infantil (“çocuksu”) olduklarını ima etmiştir. Yani Freud’a göre yetişkin kadın “vajinal orgazm” olamıyorsa, bunun nedeni o kadının çocukluğun belli bir gelişim döneminde “takılmış” olmasıdır. Bu teori günümüzde ve özellikle de Masters ve Johnson’un 60′lı yıllarda cinsellik alanındaki kapsamlı çalışmalarında ortaya çıkan bilgilerle geçerliliğini yitirmiştir.

Kadında orgazm çok uzun zamandan beri klasik olarak vajinal orgazm ve klitoral orgazm olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu tanımlamada klitoral orgazmdan kasıt klitoris uyarısıyla oluşan orgazm (örnek: mastürbasyon), vajinal orgazm ise direkt vajina uyarısıyla (örnek: cinsel ilişki) oluşan orgazmdır.

Gerçekte, cinsel ilişkide oluşan “vajinal orgazm” kadınların büyük çoğunluğunda yine klitorisin uyarılmasıyla oluşur.

Cinsel ilişkide kadında orgazm, penisin direkt klitorise ritmik olarak temas etmesi, erkeğin pubis kemiğinin klitorise ritmik olarak temas etmesi ve yine penisin hareketleriyle ritmik olarak hareket eden iç dudakların klitorisi uyarmasıyla oluşur. Hiç bir klitoris uyarısı olmadan “saf vajinal orgazm” oluşması mümkün olmakla beraber olağan değildir.

Klitorisin kadında penisin tam karşılığı olduğu ve erkekte orgazm olma mekanizmasının penis başının direkt veya dolaylı yoldan uyarısı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak yukarıdaki bilgi daha anlaşılır hale gelir. Erkekte penis başı uyarısı olmadan orgazm ne kadar mümkünse, kadında da klitoris uyarısı olmadan yalnızca vajina uyarısıyla orgazm oluşması da ancak o kadar mümkündür.

“Vajinal orgazmın” çoğu kadın için yanlızca belli ilişki pozisyonlarında gerçekleşmesi ve bazı pozisyonlarda kadının “uyarılmadığını” ifade etmesi o pozisyonda klitorisin mekanik olarak daha az uyarılmasıyla ilgilidir.

Klitoris ile penis eşdeğer olmalarına karşın aralarında önemli bir fark daha bulunur: Penis serbest bir yapı olmasına karşın klitoris etraf dokulara sıkı sıkıya tutunan hareketsiz bir yapıdır. Bu bir dezavantaj gibi görünmesine karşın, ilişkide penisin ritmik hareketlerine bağlı olarak iç dudakların pasif olarak hareket etmesi, etraf dokuya sıkıca tutunmuş olan klitorisin bu hareketlerle daha yoğun olarak uyarılmasına önemli katkılarda bulunur.

Ek Bilgi: “Kadın Sünneti”, Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler ve Klitoris Takıları

Kadın Sünneti

Klitoris binlerce yıldır insanoğlunun ilgisini çekmiş ve bazı din, töre ve geleneklerin ve çeşitli inanışların hedefi olmuştur ve halen hedef olmaya devam etmektedir. Buna bağlı olarak bazı ilkel ve gelişmiş toplumlarda halen klitoris “kadın sünneti” adı altında çeşitli cerrahi müdahalelere tabi tutulmaktadır. Bu müdahaleler kadının cinsel yaşamını derinden etkilemektedir.

Bu cerrahi müdahalelerden en vahşi olanı klitorisin tümüyle çıkarılması ve dış dudakların birbirine dikilmesinden ibaret olanıdır. Firavun veya Peygamber Sünneti adı verilen bu müdahale sonunda kadın genital bölgesinde yalnızca adet kanaması ve idrar çıkışı için ufak bir delik kalır.

Yukarıda bahsedilen “kadın sünnetinin” daha hafif şekilleri de mevcuttur ve bazı toplumlarda halen yaygın olarak uygulanmaktadır. Bu müdahalelerde de klitorisin ya baş kısmı tümüyle veya kısmen kesilip atılmakta, veya baş kısmının çevresini saran “sünnet derisi” (bu yapı kadınlarda iç dudaklara karşılık gelir) kesilir.

Klitorise Uygulanan Cerrahi Girişimler

Klitoris cerrahisi hormonal nedenlere bağlı olarak büyümüş olan klitorisin (erkeklik hormonunun aşırı salgılanmasıyla seyreden bazı doğumsal hastalıklarda klitoris adeta bir erişkin penisi büyüklüğüne ulaşabilir!) kısmen kesilerek ufaltılması şeklinde uygulanan bir müdahaledir.

Orgazm olamama şikayeti nedeniyle başvuran kadınlarda bazı doktorlar klitorisi dışarıdan saran derinin kısaltılması yani “klitorisin soyulması” şeklinde bir operasyon önermektedirler. Burada amaç klitorisin cinsel ilişki esnasında penisle direkt temasının sağlanmaya çalışılmasıdır. Orgazm oluşumunda klitoris üzerinedeki derinin ilişki esnasında klitorisi direkt uyarmasının önemi göz önüne alındığında bu operasyonun yalnızca çok dikkatli bir değerlendirme sonrasında yapılması gerektiği anlaşılabilir.

Klitoris Takıları

Günümüzün modası olan ve buruna, göbek deliğine ve diğer bölgelere süs amacıyla takılan takıların klitorise takılmasına gelişmiş ülkelerde rastlanabilmektedir.

Yorumlar (2)

KADININ ANATOMİK YAPISI

Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (latince pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Üstteki resimde kadın genital organları önden bakışta şematik olarak görülmektedir.

Kemik Çatı

Kadın doğası gebe kalmaya, rahim içinde gelişmekte olan bebeği büyütmeye ve nihayet olgunlaşmış bebeği dünyaya getirmeye göre düzenlenmiştir. Bu görevleri yerine getirmek amacına yönelik olarak kadının kemik çatısı erkeğin kemik çatısına göre belirgin farklılıklar gösterir:

Yukarıdaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır.

Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır.

Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur.

Dış Genital Organlar

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu “doğum kanalından” çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.

Resim: dış genital organların karşıdan bakıldığında görüntüsü

Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı

Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte “çatıyı” oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük (dış) dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir.

Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Dış (büyük) dudaklar

Dölyolu (vajina) girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler.

İç (küçük) dudaklar

Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler.

Vajina girişi

İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir.

Kızlık zarı

Latince’de hymen (“himen” okunur) olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdır.

Klitoris

Erkekteki penis başının kadındaki karşılığıdır. Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur.

Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır.

Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.

İdrar Deliği (uretra ağzı)

Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.

Perine

Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler.

Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi (doğum kesisi) adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.

Vulvada bulunan salgı bezleri

Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin (“bartolin” okunur) bezleridir.

Makat (anüs)

Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.

Bu yapının vajinaya ne kadar yakın olduğuna dikkat edin. Bu anatomik yakınlık nedeniyle kalın bağırsaktan dışkılama esnasında gelen bakteriler vajinayla yakın temasta olurlar ve enfeksiyon tehlikesi oluştururlar.

Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır:

Temizlik arkadan öne (anüsten vajinaya) doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir.

Kızınıza tuvalet eğitimi verirken de bu kuralı öğretmeyi ihmal etmeyin.

İç genital organlar

İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzıyla , bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

Vajina

Vajina, vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahimağzının yer aldığı boru şeklinde ve yaklaşık 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki esnasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar.

Normalde ön-arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

Uretra

İdrarın depolandığı mesanenin devamında yer alan bu boru şeklindeki yapı idrar boşaltım sisteminin son basamağını teşkil eder.

Uretra kadında erkekten çok daha kısadır. Bu kısalık ve genital sistemin vajina ve anüse yakınlığı, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık yaşanmasına neden olur. Yine ilk cinsel deneyimlerini yaşayan kadınlarda ilişkinin verdiği “tahriş”, ilişki sonrasında sık idrara çıkma, idrarı zor yapma, idrarı boşaltamamış olma hissinin yaşanmasına neden olabilir.

Rahimağzı

Rahimağzı spermler için rahim içine giriş ve doğumda bebek için rahimden çıkış kapısıdır. Vajinanın devamında yer alır. Rahimağzı kanalında yer alan salgı bezleri gebeliğe elverişli günlerde spermlerin geçişini kolaylaştıran, gebeliğe elverişli olmayan günlerde bu geçişi zorlaştıran salgılar üretir. Rahimağzı salgıları ayrıca vajinadan rahim içine bakterilerin girişini engeller.

Normal şartlarda sert bir koni biçiminde ve birkaç milimetre açıklığında olan bu yapı doğum eylemi esnasında yumuşar, incelir (bu incelmeye “silinme” denir) ve yaklaşık 10 santimetre açılarak bebeğin çıkmasına izin verir.

Rahim

Rahim (uterus), ucunda rahimağzı bulunan, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop tüpleri yer alan, kasılma yeteneği güçlü kaslardan oluşan armut şeklinde bir yapıdır. Rahim içindeki boşlukta rahim iç tabakası (endometrium) yer alır.

Rahim gebe olunmayan dönemde mandalina büyüklüğünde sert bir yapıdır ve ağırlığı yaklaşık 60 gramdır. Gebelikte rahim yaklaşık 3 kilogramlık bir bebeği içinde taşıyacak şekilde büyür ve doğum eylemi başladığında güçlü kaslarının kasılmasıyla, rahimağzının da gevşeyerek açılmasıyla bebeğin doğması sağlanır.

Rahimin bilinen tek işlevi doğmamış bebeğin gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturmak, bebeği dıştan gelebilecek darbelerden korumak (bu işlevi amniyos sıvısıyla elele yürütür) ve doğum eyleminde kasılarak bebeği dış dünyaya çıkarmak için anne adayının ıkınmalarıyla birlikte gerekli itici gücü oluşturmaktır. Menopoza giren bir kadında rahimin görevi de tamamlanmıştır ve boyutları giderek ufalır.

Rahim boşluğu ve rahim iç tabakası (endometrium)

Rahimin içinde yer alan boşluk rahim iç tabakasıyla kaplanmış durumdadır. Döllenmiş yumurta hücresi Fallop tüplerinden geçerek endometriuma ulaştığında burada en “verimli” bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya ve gelişmeye başlar.

Rahim iç tabakası her adet döngüsünde yenilenir ve gebelik oluştuğunda embriyo rahim boşluğunda gelişimini sürdürür. Gebelik gerçekleşmediğinde bu tabaka yeniden oluşturulmak üzere rahimağzı yoluyla vajinaya, buradan da dış ortama atılır. Kanamayla beraber olan bu sürece adet kanaması adı verilir.

Hücresel farklılıklar

Rahim iç tabakası, rahimağzı kanalı ve vajina yakın komşulukta olmalarına rağmen mikroskopik özellikleri belirgin olarak birbirinden farklı yapılardır.

Rahim iç tabakası ve rahimağzı kanalı hücreleri daha çok salgı yapıcı özellikler taşırlarken, vajina hücreleri daha çok sağlamlık ve travmalara dayanıklılık açısından gelişmiş ve çok katlı yapıya sahip hücrele

Yorumlar (1)

ERKEK OLMAK ;,

ERKEK OLMAK;

Hayatına bir sürü kadın girmesi değildir. Önemli olan; kaç kadını
gerçekten sevdiği ve onlara ne kadar dürüst olabildiğidir…

ERKEK OLMAK;

Geniş omuzlara sahip olmak değildir. Önemli olan; kaç kadına o omuzlara
yaslanacak kadar güven verdiğidir…

ERKEK OLMAK;

Kalın bir sese sahip olmak değil. Önemli olan; nazik ve duygulu
cümleler kurabilmektir.

ERKEK OLMAK;

Romantik bir ortamda güzel sözler fısıldamak değildir. Önemli olan; her
sözünün kalbinden gelmesidir.

ERKEK OLMAK;

Vurdu mu oturtmak değildir. Önemli olan dokunuşundaki yumuşaklıktır.

ERKEK OLMAK;

Büyük ve ağır eşyaları kolay kaldırmak değildir. Önemli olan; hayatın
yükünü cesurca taşıyabilmektir…

ERKEK OLMAK;

Kıllı bir vücuda sahip olmak değildir. Önemli olan; o vücutta nasıl
bir kalp taşıdığıdır…..

ERKEK OLMAK;

Yatakta iyi olmak değildir. Önemli olan; sevilmenin sevişmeden öte bir
şey olduğunu bilmektir…

Yorumlar (1)

Emekli Orgeneral Tolon: Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir

Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay Başkanlığı’nın dün gece yaptığı açıklamayı çok önemli ( orospu çocuğu önem vereceği şeyleri biliyor ) bulduğunu belirterek, “Nush ile uslanmayana tekdir verilmiştir” dedi. ( Bu onun bunu çocuğu geçmişte görev yaptığı sürelerde başka hangi önemli gördüğü olaylarda tekdir yapılmasını istemiştir . Açıklasa da bilsek )

Türkiye Gençlik Birliği’nin (TGB) Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Cğrafya Fakültesi bahçesinde düzenlediği ‘Atatürk Gençliği Buluşması’ eylemine katılan Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamayı değerlendirdi. ( Türklerin atası 100 yıllara dayanır . Türklerin atasını 80 yıla görenlerin anasını sikicem, demek lazım, dediğini de yapmak lazım. Nerde o gençlik çıkarsınlar da görelim. Pislik dinazorlar )

Hurriyet

Yorum Yapın

"Büyükanıt istifa edecekti!" Öyleyse S?ktirsin Gitsin

Genulkarmay Başkanlığından dün gece yapılan laiklik çıkışı farklı iddiaları da gündeme getirdi. Vatan gazetesi yazarı Mehmet Tezkan’a göre Gül Cumhurbaşkanı seçilseydi Büyükanıt istifa edecekti.

Mehmet Tezkan’ın köşe yazısı

Söylenen şu: Abdullah Gül seçilirse Genelkurmay Başkanı Büyükanıt istifa edecekti

Bunu beklemiyordum..
Neyi?

Gece yarısı gelen Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasını..

İçeriği kadar yayınlanış tarzı da önemli!

Bildiriyi Genelkurmay sitesine koymuş..

Okuyan, okusun mu?

Hayır.. El altından gazeteciler uyarılıyor..

Beş dakika sonra sitemize bakın diye uyarı notları geçiyorlar..

Bildirinin altında imza da yok..

Niye?

Bilmem..

Yanlış mı?

Evet..

En azından altında imza olsaydı..

Ankara’da söylenen şuydu: Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Erdoğan veya Abdullah Gül veya Bülent Arınç Cumhurbaşkanı olursa istifa edecekler diye..

Peşinden Kara Kuvetleri Komutanı..

Olur mu?

Olmaz dedim..

Ama gece gelen bildiriden sonra inandım..

Askerler çok sert..

Son kale olarak görüyorlar..

Son kale düşemez diyorlar..

Peki, buna.. Yani bu açıklamaya gerek var mıydı?

Hayır..

Niye?

Olay yargıda..

En yüksek makamda..

Anayasa Mahkemesi’nde..

Sonuç beklenmeliydi..

Sonra yapsınlar anlamında söylemiyorum.. Keşke hiç yapmasalardı.. Tavır alsalardı, istifa mekanizmasını çalıştırsalardı.. Bu demokratik bir tavır olurdu.. Türkiye anlardı..

Hata yaptılar..

Ne yazık ki demokrasiye yine müdahale oldu.

***

Gelelim gündüze..

Aslında yine tiyatro oynadık..

Neden mi?

Çünkü..

367 gerekli mi, gereksiz mi iddialarını değil.. Genel Kurul’da 367 vekil var mıydı, yok muydu?

Bunu tartışıyoruz.. Yeni konumuz bu..

Vardı.. Yoktu..

Nasıl olur demeyin..

Oldu..

Bunu da başardık..

Nasıl mı?

Şöyle: 361 milletvekili oy kullandı.. Demek ki salonda 361 vekil vardı..

Hayır..

Tutanaklara göre 368 vardı.. 6 CHP’li milletvekili herhalde yolunu şaşırmış olacaklar ki salona daldı..

Veya bilerek girdiler..

Veya bilgisizlikten..

Her neyse..

Meclis Başkanı Arınç durur mu?

Balık gibi avladı..

Sobeledi..

Gördüm sizi dedi tutanaklara isim isim geçirdi..

361 artı 7 eder: 368..

Peki ne olacak?

Kararı Anayasa Mahkemesi verecek..

Artık çifte karar verecek.. Mahkeme üyelerinin işi gerçekten zor.. Oylama öncesi bir konuda karar vereceklerdi.. 367 gerekli mi, değil mi?.

Şimdi iki konuda karar verecekler..

Hem 367 için..

Hem de ilk turda 367 var mıydı, yok muydu..

Tutanaklara geçen 368’i mi dikkate alacak.. Oy kullanma sayısı olan 361 mi?

***

Sizin de kafanız karıştı değil mi?

Anlatayım..

Önümüzde üç olasılık var..

Bir: Anayasa Mahkemesi 367 gerekli değil derse.. AKP güle oynaya turlara devam edecek.. Gül Cumhurbaşkanı olacak..

İki: 367 gerekli.. İlk turda da 367 değil, 361 oy kullanılmıştır, esas olan budur.. İlk tur geçersizdir derse Türkiye seçime gidecek..

Üç: 367 gerekli.. İlk turda 368 kişinin olduğu tutanaklarla saptanmıştır, oylama geçerlidir kararı verirse döneceğiz başa..

Yine pazarlıklar başlayacak..

Adam adama markaj..

AKP ikinci turda da 367’yi bulmak zorunda..

Yoksa yine seçim..

Vatan

Orospu çocukları , yaşamayı bilmezler , Millete musallat olmaya çalışıyorlar hala. Adamın aklını alırız biz. Adam olanın bundan da haberi olur.

Yorumlar (1)

Önceki Yazılar»